google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Özür dilemek erdemdir. Erdem ise; ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik, ölçülülük gibi niteliklerin ortak adıdır. Küçükken iki şeyi en başta öğrendiğimi hatırlıyorum: Birincisi teşekkür etmek; ikincisi özür dilemek. Kızıma geçen ay teşekkür etmeyi öğretmiştim. Aynı hafta içinde hem Sağlık Bakanımız hem de Milli Eğitim Bakanımız özür dileyince hafta sonu özür dilemeyi de öğretmeyi düşünüyorum.

Özür dilemeyi öğretirken özür dilemeyi gerektirecek davranış içerisinde bulunmamanın özür dileme eyleminden daha önemli olduğunu vurgulayacağım. Kızıma özür dilemesini gerektirecek hareketin unutulmayacağını fakat özür dilemesinin çok da dikkate alınamayabileceğini söyleyeceğim.

Sağlık Bakanlarımızın adını çok iyi hatırlamayız. 1992 yılındaki sağlık bakanımızın adını sorsalar çoğumuz öyle pat diye söyleyemez. 2020 yılında Sağlık Bakanı kimdi diye 2050 yılında soru sorsalar hemen Fahrettin Koca deriz. Pandemi sürecinin başladığı Mart ayında her akşam saat yedide ana haber bülteni başlar başlamaz ağzından ne çıkacak diye tüm memleket pür dikkat kesilir; sosyal medyada hemen her akşam gündemin zirvesinde onu takip ederdik. Parti farketmezsizin her kesimin takdirini kazanmış bir politikacıydı. Öyle ki anketlerde adı bir sonraki Cumhurbaşkanlığı için geçmeye başlamıştı.

Yıllar geçmedi, aylar geçti… Bu süreçte maske, mesafe, hijyen üçlüsünden mesafe kurallarının aksadığına kamuoyunca malum olduk. Basın mensuplarının ısrarlı sorularına karşılık Sayın Bakanımızın dolaylı yoldan açıklamalar yapması vatandaşta güven sarsılmalarına sebebiyet veriyordu. Hadi kısıtlamalar devlet politikası olarak kaldırıldığı için o zaman dilimindeki hareketler çok göze batmıyor olsa da parti kongreleri artı kalabalık cenaze töreni akabinde vatandaşların tepkisi zirveye çıkınca Sayın Koca özür diledi. Özür dileme sonrası oluşan kulis dedikodularına girmeyeceğim fakat özür dileme anının bir dönüşüme neden olacağına inanıyorum.

Milli Eğitim Bakanlığına yapılan atamada Ziya Selçuk adını görünce ben de toplumun çoğunluğu gibi ciddi anlamda sevinmiştim. Kendisi eğitim camiasında olumlu anlamda tanınan, sevilen biriydi. Eğitimde yapacağı hamlelerin ülkenin ufkunu açacağına inanıyordum. Şartlar mı müsait değildi yoksa içeride bizim bilmediğimiz farklı bir durum mu oluştu bilemeyeceğim lakin pandemi sürecinde okulların ilk açılma sonrası artan vaka sayısı Sayın Selçuk’un hanesine büyük bir eksi yazdırdı. Özel okulların ekonomik sıkıntısı olabilir, kabul. Bunu gidermenin yolu milyonlarca vatandaşın sağlığını hiçe saymak olmamalıydı. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi artırılıp özel okulların desteklenmesi sağlanabilir yahut bir takım muafiyetler getirilip sektörel bunalmanın önüne geçilebilirdi.

Mart ayının biri sonrası normalleşmeye geçileceği zaten bilinen bir gerçekti. Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yasakların kaldırılmasına yönelik kararların Cumhurbaşkanı tarafından açıklanmasına odaklanılmışken 1 Mart tarihinde okulları açıyoruz demek ve Pazar günü bunu iptal edip Bakanlar Kurulunu işaret etmek maalesef hoş olmadı. Ha tabi Bakan Bey özür diledi, bunu atlamak olmaz.

Umarım normalleşme sürecinde hata yapmayız. Bana kalsa Mayıs ayında normalleşmeye geçilmeliydi. Önümüz Ramazan ayı. Ramazan ayında eda ettiğimiz toplu iftar sofralarını çok özledim, bir yıl daha özlemeye devam edeceğim. Size de tavsiyem Kurban Bayramı’na sağlıklı bir şekilde erişmek için mümkün mertebe bireysel bazda tedbirlere uymanız.

***

Barış Pehlivanoğlu ve Barış Terkoğlu... Cesur kalemler, Metastaz 2: Cendere kitabında yine yazmışlar. Bu arkadaşların devlete olan sadakatinden şüphem yok. Bu kitapları yazmalarındaki en önemli gerekçe de devletin bekasını düşünmeleridir. Okumamamızın ve okutmamızın bize en büyük faydası 15 Temmuzları bir daha yaşamamak için yol haritası sunuyor olmaları. Okuyun...

***

Yazdıklarımda bir hata varsa özür diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.