google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın  “Ordu satıldı” sözleri muhalefet ile iktidar arasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemiş oldu.

Bu kişi milletvekili dokunulmazlığına sığınarak, gerçekten ordumuzun manevi şahsiyetini hedef alarak hakaret etmişse elle tutulur masum tarafı asla olamaz.

Altını böylece çizmiş olalım…

Ancak, eskiden beri siyasetin genlerinden kaynaklanan bir gelenek var.

Hasmını yargıya havale ederek intikam almak geleneği.

Ayrım yapmadan söylüyorum…

Bu iştiyak, ithal siyasetten geçinenlerin her birisinde az çok var.

Hem de başından beri…

Askeri vesayetin olduğu dönemlerde başçavuşa söveni “Ordunun manevi şahsiyetine hakaretten” sorgu suale alırlardı.

Hâkime savcıya , “ulan senin adaletinin…” diye giydirse yargının manevi şahsiyeti sayılmıyordu. Sayıldığını da hiç görmedim.

Hele de CHP’ye hakaret doğrudan cumhuriyete gider.

Malum, rahmetli İskilipli Atıf efendi de, “kasket Frenk taklitçiliğidir”  dediği için o günkü siyasetin kahrına uğrayarak ipe çekildi.

Neydi o günler!

Birkaç kişi İslam’ı eser okumak için evlerde toplandıklarında gece yarılarında baskına uğrayıp kelepçeleniyordu. Şimdi ki “Bekâr evlerine” tanınan özel hayat dokunulmazlığı o evlerde yoktu.

TCK 163. Madde, müslüman halkın istikbalinde yıllarca giyotin gibi çalıştı.

Kesti attı…

Yakın zamanda Ergenekon ve FETÖ soruşturmaları geçti üzerimizden.

Hepsinin aşağı yukarı yanılmada ki sebepleri dışarıdan ithal ettiğimiz siyaset kurnazlığı ile cambazlığıdır. Bu işlerden kazanmadık hep kaybettik.

Âlimler, “siyaset şeytan işidir” demişlerdir.

Bediüzzaman, “şeytanı siyasetten Allah’a sığınırım” diye dua etmişti.

Olaylara baktığımızda hakikaten işin içeriğinde adaletten ziyade popülist şeytan parmağının üstün geldiğini görürüz.

Saadet partisinin Genel Başkanı da, “biz laikliğe karşı değiliz” açıklamasını yaparak camiaya soğuk düş yaptırarak titretiyor.

Siyaset değil mi efendim her şey olur…

Yazar Abdürrahman Dilipak, AK parti içindeki papatya gurubunu kastederek, “Bu fahişeler onların türevleri” deyince, sanki tümüne söyleniyormuş gibi AK parti Kadın kolları ayağa kalktı.   

Başçavuş hesabı dava açtılar…

Şimdi de Ali Mahir Başarır’ın, “ Öyle bir noktadayız ki;Cumhuriyet tarihinde ilk kez devletin ordusu Katar’a satılmış. 20 milyon dolara satıldığı söyleniyor, 50 milyon dolara satılmış” şeklindeki konuşması siyaseti karıştırdı.

Kimseler de “orduya mı, iktidara mı hakaret etti?” şeklinde ne bir yorum ne de açıklama yapmadan havalesi,  “Orduya hakaretten”  yazıldı çizildi.

Hani dese ki, “avukat hâkimi sattı, veya hâkim satıldı”.

Hakime mi avukata mı hakaret edilmiş olur?

Ordu sattı” demiyor, “satıldı” diyor.

Anlamları farklı…

Adalet terazisi şaşırmamalı…

Fakat araya “ithal siyaset” girince dün de bu gün de yerine göre şaşırıyor, yerine göre de yanlış tartıyor. Olmasın istiyoruz.

Elbette ki ordumuzu zan altında bırakmak veya “satılmış” diye hakaret etmek hoş görülecek bir olay değildir. Ancak, 45 yıllık cezacı olarak benim görebildiğim, Ali Mahir, ordunun manevi şahsiyetinden ziyade “satıldı” diyerek iktidara suç isnadında bulunmuştur. Ama görüyoruz ki kim dinler.

Derler ya ne ektiysen onu biçersin.

Bu sitil CHP’nin tarihi ekiş biçimidir, ektiğini biçiyor.

Her şeye rağmen…

Açık ve net olan adalettir, diğerleri ise siyasete kaçar.

Kim olursa olsun vur abalıya olmaz.

Hele de hâkim ve savcılarımızın siyasetin rüzgârından ziyade vicdanlarının sesini dinleyerek, olayı iyice kavradıktan sonra karar vermeleri hem insanlık ve hem de vatan borcudur. Diyenler değil, olayın hukuki unsurları önemlidir.

Varsa var yoksa yok…  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.