28 yıldır, Türk  Müziği’ne hizmet eden, “İstanbul Türk Müziği Dernek ve Vakıfları Dayanışma Konseyi” (MÜZDAK); 13 Haziran 2021  Pazar günü, Saat 13.00-15.00 arasında sanatçıların ve uzmanların katılımı

Müzisyenlere Destek de Sorunlar Yayını

düzenlemiştir.

Konuşmacılar: Göktan AY (Müzdak), Turgay Erdener (Bestekar), Handan Toprak Benli (DSP Gen.Başk.Yard.), Erdoğan Eskimez (Sanatçı Öğr.Elemanı), Murat Türedi (Öğretmen), Ayten Kaplan (Öğretim Üyesi), Vedat Çakır (EMV Başk.Vek.), Can Koray (Öğretmen), Gülcay T.Kaymak (İTÜ TMDK Öğrenci)

Dile getirilen konuları başlıklar halinde sunuyoruz:

1/

“Müzik, yaşamın bir parçası değil kendisidir. ...

Müzik; hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından birisi kopmuş demektir'' (MKemalAtatürk)

Müzik, hayatımızda ilk 5’te olmalıdır.

Müzik; eğlencelik değil; bir kültür, hayat felsefesinin seslerle/notalarla yansımasıdır.

Rahmetli neyzen Niyazi Sayın hocamızın dediği gibi;  “ruh, müziğin gıdasıdır”

Müzik, ancak hissedebiliyorsam gerçektir.

2/ Müzik Kurumları arasında pandemi döneminde müzisyenler için birlik, ortak  proje sağlanamamıştır.

3/ Müzik Dernek ve Vakıfları –özellikle binası olmayan, kira ödeyen- çok zor durumda kalmış. Müziğin yaygınlaşmasını sağlama işi durdu. Birçok kişinin (koro şefi-korist-çalgı-öğretmen)aylık geliri durdu. Bir bestekarımızın söylediği gibi, “pandemi öncesi çok koşturuyor ve zamanı yetiştiremiyorduk. Yaptığımız işlerden zevk alıyor, moral buluyorduk Şimdi zevk alma ve koşuşturma da bitti; zaman mefhumu-moral-konsantrasyon kalmadı.”

Çoğu kişi, müzisyenin/bestecinin; seyirci için çaldığını/söylediğini zanneder, oysa müzisyen, önce kendi için çalar, zevk alır, sonra seyirciye sunar.

4/ Bazı özel orkestralarda, program başı telif ücreti verilmekteydi, onlar da kesildi. Ancak, çevrimiçi bağlantılarla konser düzenleyip, müzisyenlere destek veren kuruluşlara da teşekkür ediyoruz.

Bu arada, başta  İstanbul-Ankara-İzmir Büyük Şehir Belediyesi Başkanları v.b. olmak üzere, müzisyenlere verdikleri destekler için de teşekkür ediyoruz. Star TV’nin haftada iki gün müzik programı yaparak müzisyenlere destek olması çok güzel. Diğer TV’lara da örnek olmasını diliyoruz.

4/ Müzisyenlerin bir meslek grubuna bağlı olmamaları, sigortalı olmamaları her şey normalken işi ciddiye almamaları, pandemi de olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Birçok müzisyen intihar etmiş, çalgısını satmış, faturalarını ödeyemez duruma düşmüştür. Müzisyenleri demoralize olmaktan kurtarmak gereklidir.

5/ Devletimiz, her yasak döneminde müziğin olduğu yerleri kapatmış ve 1,5 yıldır bir çalışma ortamı sağlamamıştır. Son yasaklarla, sokağa çıkmanın saat 22.00’ye çekilmesi (24.00 bekleniyordu), canlı müzik yapmanın yasak olması müzisyenleri derin bir hayal kırıklığına uğratmıştır.

6/ Müzisyenler, Devletimizden bir kereye mahsus 3.000 TL yerine (teşekkür ederiz), kendilerini geçindirecek parayı kazanacakları yerlerin açılmasını, canlı yayınlara izin verilmesini, pandemi  kurallarına uyarak  açık hava konserlerinin serbest bırakılmasını beklemektedir. Haziran beklentisi olmamış, Temmuz’da geç kalınmıştır.

En azından; acilen gece sokağa çıkma saatinin 24.00’e çekilmesi ve  canlı müzik yapma yasağının kalkması bir çözümdür. Mahalli müzisyenlerin para kazandığı yerler; düğün-nişan-gelin alma v.b. uygulamalarıdır. Ancak, düğün yasağı, müzik yasağı onları da perişan etmiştir.

7/ Yine, pandeminin; “gündüz ya da gece 22.00’ye kadar bir zararının olmamasının” bilimsel bir açıklaması yoktur.  En azından 2021Temmuz-Ağustos-Eylül ayları yoğun bir müzik açılımına sahne olmalıdır.

Otellerdeki canlı müzik yayını ve Türk Gecesi yasağı acilen kaldırılmalıdır. Bu yanlış kararlar, iktidarın; insanların yaşamlarına müdahale, ederek başka amaçları için kullandığı kuşkularını artırmaktadır. Bu seçmende de olumsuz etki yapmaktadır.

8/ Müzik Kurumlarının akademide, Kültür Bakanlığı’nın Kabine’de en son sırada olması, Müzisyenleri ve Müzik insanlarını üzmektedir. Elbette bu durumda, müziğin gücünü üst makamlara, rektörlere, Bakanlar’a öğretemeyen Müzik Kurumları yöneticilerimizin de sorumluluğu vardır.

Örneğin, pandemi döneminde (1,5 yıldır), elinde 48 Konservatuvar, 85 GSF, 25 Eğt Fak. GSE Bölümü bulunan ÜAK Sanat Dalları Eğitim Konseyi’nin tek faaliyeti olmamıştır.

9/ Meslek Birlikleri görevlerini tam olarak yapamamış, “ben-sen tartışmasında” boğulmuşlardır. Yunus Emre Enstitüsü ve Bakan ile ortak yaptıkları toplantıyı bile, sadece kendileri yapmış gibi göstermeleri ve tweet atmaları doğru olmamıştır.

MEGESEN Başk. Candan Erçetin, iki gün sonra Bakan ile görüşmüş ve Bakan’dan sokağa çıkma yasağının 24.00’e çekilmesini istediği” tweetleri atılmıştır. Bütün Meslek Birlikleri’nin katıldığı toplantıda bu önemli konunun dile getirilmemiş olması ilginç bulunmuştur. Meslek Birlikler, Devlet’in peşine düşmekle beraber, müzisyenlere yardım için “özgün projeler de” geliştirebilirlerdi.

10/ Müzisyenler; önce “birey olmayı”, sonra “güçlerinin farkını” bilmeyi ve “örgütlenmeyi” öğrenmelidirler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.