google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Başkanı olduğum ve 28 yıldır Türk Müziği’ne önemli hizmetler yapmış olan  MÜZDAK Tarafından düzenlenen Çalgı Eğitim  Çalıştayı 27-28 Şubat 2021 tarihlerinde, yaklaşık 190 katılımcı ve alanında uzman, liyakatlı 31 konuşmacı ile  çevrimiçi olarak yapıldı.

Konuşmacılar: Göktan Ay,Lale Akay Umul, Erdal Erzincan, Cenk Güray, Erdoğan Eskimez, Bilen Işıktaş,  Birol Yayla,  Nermin Kaygusuz, Gülsin Onay, Ömer Öcal,
Cenk Öztürk,  Kadir Verim,  M. İhsan  Özer,Tahir Aydoğdu, Haydar Tanrıverdi,  Yaşar Taner,  Süleyman Erguner,  Fatih Dengiz,  Sami Dural,  Ali  Tan, Hasan Esen,  Ali Tüfekçi, Serdar Kastelli,  Mehmet E.Bitmez,  Ferhat.Erdem, Sonat Coşkuner, Hakan Güngör, Fahrettin Yarkın , Sami  Dural, Emre Düzenli, Uğur Kaya..

Öne çıkan konuları maddeler halinde veriyoruz..

1/ Türk müziği eğitimi veren Konservatuvarlarda “koro şefliği” bölümü maalesef yok..Şefler;  kendi yetenekleri ve çalışmaları ile koroları/toplulukları yönetmektedir. Şef/Yöneten, mutlaka; “donanımlı, psikolog, sosyolog, THM ise yöre tavırlarını bilen, bir çalgıyı iyi derecede icra edebilen, orkestradaki çalgılar hakkında “derinlemesine bilgi” sahibi olan,sahne ve kayıt/mikrofon teknikleri hakkında” bilgi sahibi olan kişi olmalıdır.

2/  Müzikte ve çalgı eğitiminde “ritim” çok önemlidir. Metronom’suz çalgı eğitimi olmaz. İcracı, “doğru bir metronoma” sahip olmalıdır. Eserin nüanslarına, eserin kalıplarına hakim olunmalıdır. Konservatuvarlarda, her türlü  “ritim çalgısı” öğretilmelidir.Kendi özümüze sahip çıkılmalı, ülkemizin dört bir yanına dağılmış ve halk arasında kullanılan “ritim çalgıları”, eğitimde yerini almalı ve  sahne üzerinde de kullanılmalıdır.

3/ “Çalgı çalmak” ciddi bir iştir. Önce “çalgı eğitimini” verecek öğretici, “donanımlı” olmalıdır. Bağlama icrasına, Bağlama Düzeni ile başlanarak, daha sonra Bozuk Düzen’e geçilebilir.  Geleneksel icraya bağlı teknikler geliştirmek zor değil. Çalgı icrasında, birinin kopyası  olmak yerine, arayışlar içinde olmak daha geçerlidir. Teori kısmı, dizilerle anlatılmalı.  Eser çaldırmaktan ziyade; “temrinler, araştırmalar, çalınacak ezginin içinden çıkarılan  özel yazımlar” öğrenimde çok yardımcı olmaktadır. Öğrenci önce; “çalgıya hakim olmalı”, sonra “çalgıyı yenmeli” ve nihayet “ezgiyi iyi icra edebilmelidir.”

4/ Çalgı eğitiminde gelenek ile akademik anlayış “ortak noktada” buluşmalıdır. Sınıfta bulunan “öğrencilerin seviyesi” aynı değil ise başarı mümkün değildir. Çalgı eğitiminde, başlarken “varılacak nokta” da çok önemlidir. Çalgıda, değişik renkler aranması fikrini de vermek gerekir. Ne için öğrenmek istiyorsun? sorusunun cevabı sonucu belirler. Egzersizler, temrinler olmadan gelişme olmaz. “Uşşak ve Hicaz Makamı’nı bilen, iyi icra eden Türk Müziği’ni biliyor demektir.”

5/ Akademik eğitim de olsa; usta-çırak ilişkisi kesinlikle olmalıdır. Öğretim metotları benzerlik gösterebilir. Öğrenci, öğretici ile birlikte çalmalı, onun hissiyatını görmelidir. Öğrenci iyi durumda ise, onu durdurmamak, “acele ediyorsun” demek yerine, “ileri pozisyonlarla-programlarla  teşvik edilmelidir.

6/ Her müziğin olduğu gibi, “her çalgının da bir kültürü” vardır. Her döneminde kendine ait bir “ruhu” vardır. Önce uygulama, sonra teori gelir. Bunun tersi mümkün değildir. Ama, “metotsuz”  eğitim olmaz. Öğrenciye, “çalgı kültürü” ve bu “ruh “anlatılmalı, “içselleştirmesi” sağlanmalıdır.

7/ Çalgılarımızda maalesef fazla eser/metot çalışması yoktur. Az sayıda metot olmasına rağmen, öğrenciler bunları almakta istekli değiller. Öğrenci, bir an önce eserler çalmak istiyor, sabırsızlar. Örneğin Yaylı Çalgılar için; “yay tekniği” vazgeçilemez, ama öğrenci sıkılıyor. Eğitimde, çalgıda “yeni tekniklere” ihtiyaç vardır.

8/ HEM’lerde ve STK’larda, özel kurslarda yetkin olmayan kişiler, çalgı eğitimi dersi veriyor. Bunu önleyecek bir uygulama da yapılmıyor. Müzik akademisyenlerinin sesi çıkmıyor. Popülerlik akademisyenlerin gücünü bastırıyor. Çalgılarda olduğu gibi,öğretimde de “ standart” mutlaka yakalanmalıdır.

9/ Günümüzde “müzik eğitiminde” yer verilmeyen “Sipsi”, Anadolu’nun en eski,  Yörüklerin en küçük çalgısıdır. Akordu, melodik ezgiye göre yapılır.Karar sesi, en alt perdenin boş kalmasıdır. “Nefes çevirme” tekniği çok önemlidir. Eğitim için, HEM’lerde modül programlar yapılabilir. Yörede bulunan Konservatuvarların  mutlaka üzerine eğilmesi, araştırması ve programa girmesi gereken özel bir çalgıdır.

10/ Her çalgıda geçerlidir ama, mesela; Kanun’u iyi icra etmek için; makam, solfej, ritim” bilgisine sahip olunmalıdır. “Çalgının yapımı, klavye bilgisi, ses sahası” hakkında bilgilenmek gerekir. İyi bir icracı için önemli olan diğer önemli noktalar; “refakat etmek” ve “doğru baskı” yaparak, “temiz ses” çıkarabilmektir. İcracı “dikte” de yapabilmelidir.

11/  MEB, Müzik Öğretmenli ile “Çalgı Eğitimi Kitapları” yazdırıyor. Her ilde komisyonlar çalışıyor. Mesela; İstanbul MEB’te 48 öğretmen görevli ve 10 çalgının eğitim  kitabı hazırlanıyor. Güzel Sanatlar Liseleri’ndeki, “sanat derslerinin azlığı sorunu” hala giderilemedi. Ders kitapları “öğretim programına” göre, disiplinler arası anlayışla yazılıyor.

12/ “’Ney üfleyen’ öğrenci, ‘bütün kainatı’ bir seste duyandır” denmiş. İyi bir müzisyen perdeden değil; telden ve dudaktan çıktığında güzeldir. Ney’e başlayan öğrenci, önce Hz.Mevlana’nın öğretilerini bilmelidir.Çünkü; yazılı kültüre önem verilmiş, Allah’ın 99 ismi ile bağlantı kurulmuştur.

13/ Türk Müziği, genellikle “söze” dayalı gelişmişti, ama son yıllarda “çalgıya dayalı” eserlerin de ön plana aldığı görülmektedir.  Bir eseri hiç dinlemeyen; algılayamaz, iyi icra edemez…Ekollerin çalışmaları dinlenmelidir. Elbette, yapılan işe bir talep yoksa, o da bir sorundur.

14/ Müzikte “doğaçlama” çok önemlidir. Bazı icracılar yaptıkları “taksim” ile değerlendirilir. Müzikte öğrenmede bir başka yer “sahne”dir. Sahne çalışması ile; kendine güven artar, çalgı daha sevilir, orkestra ile paylaşım-uyuşum sağlanır, refakat etme pekiştirilir. Yine, çalgı icra eden kişinin eseri okumasının, öğrenmede yararı vardır.

15/ Çalgı Öğretiminde; “eğitim-öğretim-devamlılık” bir arada yürütülmelidir. Popüler kültürün medya tarafından çok yer verilmesi ile, son yıllarda Türk Müziği Çalgıları’na olan talep azalmaktadır. MEB’in,  Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, YÖK’ün,  Konservatuvarlar’ın, GSF/Sanat Tasarım Fak. Müzik Bölümleri’nin, Eğitim Fak. GSE Bölümü Müzik Eğitimi ABD’lerin, Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri’nin bir potada/anlayışta hareket etmemesi, her kurumun başına buyruk karar almasının önüne geçilmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.