google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

MÜZDAK Tarafından düzenlenen Müzik Çalıştayı 13-14 Şubat 2021 tarihlerinde, yaklaşık 82 katılımcı ve alanında uzman, liyakatlı 20  konuşmacı ile  çevrimiçi olarak yapıldı.

Panelistler; Göktan Ay, Ferruh Gençer, Murat Meriç, Güldeniz Ekmen, Seyhan Canyakan, Yaşar Taner, Şefik Kahramankaptan, Tahir Aydoğdu, Cafer Vayni, M.Hakan Cevher, Hikmet Özkahraman, İlksen Kodal, Murat Karabulut,  Mustafa Uslu,  Vural Yıldırım, Emre Ünal, Şenel Önaldı, Hüseyin Yükrük, Ercan Kılkıl, Erdal Şahin

Her alanda olduğu gibi, müzik alanında da sorunların giderilmediği, üniversitelere bağlanmanın çözüm getirmediği, MEB ile YÖK arasında ortak bir çalışma olmadığı bir kez daha belirtildi.

Öne çıkan konuları başlıklar altında veriyoruz..

1/  Türk müziği yayıncılığı iyi yürümüyor. Bunun sebebi müzik akademisyenlerinin okumaması ve öğrencilerine tavsiye etmemesi olarak görülüyor. Ayrıca, yayınların fotokopilerinin verilmesi emeklerin boşa harcanmasına ve telif hakkına zarar veriyor.

2/ Türk müziği alanında dergi de yaşamıyor. Dergilere yayın bulmada sıkıntı yaşanıyor. Müzik akademisyenleri, sadece unvan kriterlerine yönelik çalışma yaptıklarından alana destek olmuyorlar.

3/ Öğretmenlerin öğrencilerine kitap tavsiye etmesi yasaklanmış durumda. Daha önceleri nahoş olaylar olunca, kestirme yola gidilmiş ve kesip atılmış. Bu durumda öğrenciye kaynak verilemiyor. MEB tarafından bu duruma  mutlaka bir çözüm bulunmalıdır.

4/  Telif konusu sadece kaset,CD v.b. değil, yayınlarda da geçerli. Ama, akademisyenler buna önem vermiyor. Açılan youtube kanalları şimdilik telifin dışında çalışıyor. Oysa, Devlet telif hakları konusunda birçok kanun çıkarmış. Fakat, Meslek Birlikleri’nin çok olması, sanatçıların bir yere bağlı olmaması bu konuda sorun çıkarıyor.

5/ Arşivcilik çok önemli ve hep şahısların özel merakları ile kurtarılan belge, CD, kaset, kitap v.b. bahsediliyor. Bakanlığın  bu konuda desteği yok, amacı da yok.

5/ İlkokuldan itibaren, çocuklarımızın yeteneklerine göre değerlendirilmesi hala yapılamadı. “Çocuklarımız yeteneksiz gibi” bir çalgı öğretilemiyor. Cumhuriyetimizin kuruluşu sırasında verilen müzik eğitimi, 2021’de maalesef yok!...

6/ Besteler, ritimler, aranjeler birbirinin kopyası olmaya başladı. Canlı müzik en çok gelir getiren mecra, ama salgın nedeniyle 10 aydır bu tür çalışmalar sıfırlanmış durumda.

7/ Müzik Eleştirmeni yetiştiremiyoruz. Oysa, çalgısında çok iyi olamayanlar bu konuya yönlendirilebilir. Konser dinleyicisiz olmaz. Ama, “eleştiriye açık olmak için de           kendine güvenin olması gerekir. Ülkemizde      “olumsuz yazarsan” düşman, “olumlu yazarsan” dost kazanırsın görüşü hala devam ediyor. Bu şekilde müzik te, başka  alanlarda yürümez..

8/ Öğretmenler, kendilerine sunulan müfredatları yetiştirmenin peşinde koşuyor. Programları ile en çok oynana “müzik alanı” Buna bir de “çok sesli müzik-Türk müziği” arasında ki ağırlığı eklemek lazım. Şu andaki programlarda %50-%50 olarak öngörüldü. Eskiden Türk müziği %10’du. Ancak. YÖK’ün, eğitim programını yapma görevini Eğitim Fakültelerine vermesi ile, her Müzik Eğitimi ABD, kendi kadrosuna ve anlayışına göre programları değiştirme, ders koyma hakkına sahip oldu.

9/ Türk müziği tanıtı çok önemli. Kişilik, çalgıya hakimlik, yeterli  yabancı dil bilgisi (birkaç dil), anlatım v.b. çok önemlidir. Çalgısını çok iyi çalıp/eserini çok iyi okuyup, “iki kelime edemeyen” kişilerle tanıtım çok zor. Çoğu sanatçı, Devlet desteği ile değil de, kişisel ilişkileriyle yurtdışına gidebiliyor. Avrupa’da programlar en az 6 ay öncesinden ilan ediliyor, salonlar tahsis ediliyor. Kültür/sanat kurumlarımız var, ama peşine düşmeniz lazım. Onlar sizi takip edip bulmuyorlar. Sanatçı adıyla, ilgisiz/çapsız kişiler yurt dışına konser veriyor. Buna çözüm bulunması gerek…

10/ Terminolojik birlik yok…Konservatuvar isimlerinde birleşemiyoruz…Neden “Devlet” kelimesinin kullanıldığını bilmiyoruz. Bazı üniversiteler sadece “Konservatuvar” kullanıyor. Konservatuvarlar üniversite yönetim kurullarında temsil edilemiyor. Fakülte olması zor mu? Ya da Konservatuvarlara, Yüksekokul değil de “Fakülte statüsü” verilemez mi? Müzik alanında ortak bir platform kurulamıyor…

11/ İstanbul İl MEM İstanbul Müzik Akademileri; öğretmenlerin bilgilerini, yeteneklerini geliştirmek için yoğun çalışıyor. Burada İl Müdürü Levent Yazıcı’nın katkısı görülüyor. Bugüne kadar 7000 öğretmen eğitimden geçti. Bu iyi bir yöntem olarak görülüyor. Özel yeteneği olan öğretmenler, öğretici olarak arkadaşlarına destek oluyorlar.

12/ Türk müziğinde “koro” tabiri uluslar arası anlamıyla, tam olarak uygulanamıyor. Seslere göre gruplar oluşturulmuyor. Çocuk koroları çok önemli, eğitim kurumlarımızın eğilmesinde yarar görülüyor.

13/ Özellikle Okul Öncesi Eğitim’de, müzik en yararlı alan. Ama, öğretmenlere yeterli bilgi verilmediği için, çocuklarda gelişemiyor. Bir çalgı öğretilemiyor. Oysa, müzik ve sanat  küçükten itibaren öğretilmelidir.

14/ “Müzikte” yorum, icra, tavır çok önemlidir. Eser, sadece notayla okunmamalı, ona a, çok icra ederek, yorum ve üslup kazandırılmalıdır. Her sanatçı, kendi hocasının/öğreticisinin bir tekrarıdır ve geleneğin yürütücüsüdür. Gelenekle-modern/çağdaşlık arasındaki çizgi, iyi korunmalıdır.

15/ THM’de yöresel tavırlar kaybedilmemeli, öğretim ona göre yapılmalıdır. Aynı diyez ve bemolün, yerleşim yerlerine (yöre) göre farklı koma basılması doğaldır. Bunu iyi bilmeyen kişi o yöreyi doğru seslendiremez. Türkülerin ritim notası yazılmamıştır, her kişi isteğine göre çalmaktadır. TRT notalarındaki yanlış yazımlar da düzeltilmelidir, ancak bu TRT’nin değil, artık Konservatuvarların işi olmalıdır.

16/ STK’larda ve Belediyeler’de müzik hizmeti veren arkadaşlarımız zorluklarla karşılaşıyor. Karşılarına konu ile ilgisi olmayan Kültür Müdürleri çıkıyor. Ve, çok fazla değişiklik oluyor. Belediyeler arasında ortak bir müzik/sanat çizgisi birliği yok.  Program yapmak için mutlaka Belediyeyi kazanan partiden olmak/gözükmek gerekiyor.

17/ Cumhurbaşkanlığı ve Belediye etkinliklerinde, sadece “popüler isimlere” yer veriliyor. Kültür yöneticileri “bu isimleri ben getirdim” diye üstlere gösteri yapıyor. Oysa, ücretlerini Belediye vergilerimizden veriyor.

18/ “Müzikoloji” özel bir alan. Acaba Konservatuvarlarda bir Bölüm mü, yoksa Fen-Edebiyat Fakülteleri Sosyoloji Bölümü gibi mi olmalı? diye hala  tartışılıyor. Oysa, yeri Konservatuvarlardır.

19/ Müzik, sadece bilim mi, sanat mı? tartışması yersizdir. Müzik; hem sanat hem bilimdir. Teori olmadan uygulama, uygulama olmadan teori olmaz. Ki, ikincisi doğal olanıdır.

20/  Müzik, insanları; “doğumdan ölüme kadar etkileyen, onunla birlikte her yaşa göre yanında  yürüyen” bir olgudur. Mesleği ne olursa olsun, kişileri; sosyalleştirir, sakinleştirir, düzenler, programlaştırır, üretken yapar, paylaşıma sevk eder v.b.

Ne mutlu müzikle ilgilenen ve çocuklarını yönlendirenlere!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.