Yakın zamanda Prof. Dr. Ahat Andican’ın Emir Timur adlı kitabı yayınlandı. Ahat Hoca’nın kaleme aldığı birbirinden değerli eserleri okumuş birisi olarak,Emir Timur konulu kitabın yayınlandığını duyunca büyük bir heyecana kapıldım. Hocanın araştırmacı kişiliği, konuları detaylı ve objektif bir şekilde değerlendirmesi, bende çok farklı bir Emir Timur eseri ile karşı karşıya kalacağım kanaati uyandırmıştı. Yaklaşık dokuz yüz sayfalık kitabı alıp okuduğumda hakikaten kanaatimde yanılmadığımı, hatta umduğumun çok üstünde mükemmel bir eserin ortaya konulduğunu gördüm. Emir Timur hakkında bu güne kadar Türkiye’de ve dünyada yazılan eserlerin çoğunluğu objektiflikten uzak, ülkelerin siyasi politikalarına göre şekillenen, bazen Emir Timur’u yücelten bazen hakaretlere varan bir görüntü sergiliyordu. Bu bakımdan tarafsız bir gözle, ayrıntılı bir şekilde Timur ve dönemi konusunda yazılmış bir esere çok şiddetli ihtiyaç duyuluyordu. Dolayısıyla Ahat Hoca’nın bu kitabı büyük bir boşluğu doldurmuş oldu.
 Dünya’da Emir Timur hakkında yazılmış ana kaynakların tamamına, diğer eserlerin ise neredeyse büyük bir kısmına ulaşan ve onları detaylı bir şekilde değerlendiren Hoca, kaynakların da doğruluğunu sorgulamış, çapraz sorgulama sistemiyle birçok eserin kaynak olarak kullanılamayacağını ortaya koymuştur. Nitekim Hoca,  çoğu yazarın ana kaynak olarak kullandığı, Emir Timur tarafından yazıldığı veya yazdırıldığına inanılan Timur’un Tüzükleri adlı eserin, Emir Timur tarafından yazılmadığını, Timur döneminden yaklaşık iki yüz yıl sonra yazıldığını ve Babûrlü Devleti Sultanı Şah Cihan’a 1637 yılında takdim edildiğini şüphe götürmeyecek bir şekilde ispatlamıştır. Bu tespitten sonra Tüzükât- ı Timuri’yi ana kaynak olarak ele alıp, Timur hakkında kitap ve makale yazan yüzlerce yazarın eseri bir noktada anlamsızlaşmıştır.
Malûmunuz olduğu gibi, Timur’un Yıldırım Bayezid’i Ankara savaşında mağlup etmesinden sonra, Türkiye’de Timur hakkında çok olumsuz bir hava oluşturulmuş; Timur’un Bayezid’i esir ederek demir kafese koydurduğu, atına binerken onu basamak olarak kullandığı, Beyazıt’ın hanımı Despina Hatun’a edep yerleri görünecek şekilde elbiseler giydirip sakilik yaptırdığı, bu nedenle Bayezid’insöz konusu zulümlere dayanamayarak yüzüğünde taşıdığı zehri yalayarak intihar ettiğini iddia eden ve bunu yayınladıkları eserlerde dile getiren yazarlar olmuştur. Bu yazarların başında da meşhur tarihçi ve fikir adamı Fuat Köprülü gelmektedir. Ahat Hoca bu iddiaların hepsini hem Timurlu, hem Osmanlı, hem de Avrupa’da o dönemde yazılan ana kaynaklardan hareket ederek, derin tahlil ve çapraz sorgulama usulüyle bir bir çürütmüştür. Ahat Hoca’ya göre; Timur Bayezid’i esir alınca ona büyük hürmet göstermiş, onu teselli etmiş, kendi otağının karşısına padişah otağı kurdurtup orada tutmuştur. Bırakın Timur’un Despina Hatun’a sakilik yaptırmayı onun kızını torunuyla evlendirmiştir. Beyazıt’ın rahatsızlanması ile birlikte kendi özel doktorlarından ikisini, Bayezid’i tedavi ettirmek için görevlendirmiştir. Bayezid’in vefatını işitince de oldukça üzülmüştür. Çünkü Timur’un niyeti Semerkant’a dönerken Bayezid’i serbest bırakmaktı.
Türkiye ve Dünya’da Emir Timur hakkında bu derece detaylı, derinlemesine tahlil yapılan ve sorgulayıcı ikinci bir eser yoktur. Bu iddiamı abartılı bulanların eseri okuduklarında bana hak vereceklerinden eminim. Söz konusu eser; Timur’u sadece askeri başarılarıyla veya seferleri ile değil, şahsıyla, düşünceleriyle, stratejileriyle değerlendiren; romanlarda, hikâyelerde, opera ve tiyatral oyunlarda ortaya konulan algıları dahi titizlikle inceleyen bir eser olması bakımından da hayli ilginçtir. Ayrıca bu eser yazım tekniği, kıyaslama usulü, derin analizler ve sorgulamaları ile klasik kronolojik tarih anlayışının çok ötesinde, yeni yetişen tarihçilerin ufkunu da açacak bir eser olması bakımdan da ayrı bir değere sahiptir.
Timur, kurduğu devleti Türk devleti olarak tanımlayan nadir sultanlardan birisidir. Timurlu devletini kurduktan sonra tek bir yenilgi dahi görmemiş, bütün seferlerinde ordunun başında olmuş büyük bir komutandır. Nitekim İzmir’i yedi yıla yakın kuşatma altında tutup, bir türlü fethedemeyen Yıldırım Bayezid’e karşılık, Timur’un deniz gücü kullanmadan on beş günde Rodos şövalyelerinden İzmir’i almış olması, onun ne derece dâhi bir komutan olduğunu açıkça göstermektedir.
Ahat Andican’ın Türk ve Dünya tarihinde derin izler bırakan büyük Türk hakanı Emir Timur ve dönemini, en ince ayrıntılarına kadar araştırıp, inceleyerek tarafsız bir şekilde derinlemesine tahlil etmesi, yüz yıllardır süre gelen yanlış kanaatleri ve peşin hükümleri ilmi delillerle çürütmesi ve mükemmel bir eseri Türk ve Dünya kamuoyuna kazandırması, her türlü takdire şayandır. Dolayısıyla Ahat Hoca’yı bir kez daha gönülden tebrik ediyor, yeni çalışmalarını sabırsızlıkla bekliyoruz.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.