Gecenin sessizliğinde koltuğunun altına aldığı seccadesiyle Yesevi Türbesi'ne doğru bir gölge gibi süzüldü. Gün ağarıncaya kadar huşu içerisinde orada kaldı.
Gözyaşları içinde Rabbine yalvardı...Yalvardı... Ahmed Yesevi'nin şahsında tüm aleme nizam verecek o büyük mefkureyi düşündü muhtemelen... İşaret parmağını göğe doğru kaldırarak bir kez daha Rabbine söz verdi... Doğruluktan ayrılmayacak, Hak ve hakikat en büyük şiarı olacaktı. Minarelerden okunan ezanlar bu sözüne şahitlik etti... Tekbirler yeri göğü inletirken, O hala ağlıyor ve başını secdeden kaldırmıyordu...
Onun adı Muhsin'di, Allah muhsinleri severdi...

Köy çocuğuydu... Başakların nazlı nazlı salınışını, baharda açan sümbülleri, çiğdemleri, harman zamanı terleyen alınları, buzlu ayranı, pınardan su içmeyi severdi... Bir de atlara binmeyi... İçinden kopup gelen tarifi imkansız coşkunun tezahürüydü belki de atların rüzgar gibi koşması. Köyün az aşağısından geçen tren yoluna gider ve oradan geçen trenlerle yarışırdı...Önde olmayı ve öne atılmayı severdi... "Kim var?" dendiğinde sağına soluna bakmadan "ben varım" diyenlerdendi...
Onun adı Muhsin'di, Allah muhsinleri severdi...

Zor şartlar altında ilkokul ve liseyi okudu,üniversite eğitimi için Ankara'ya gitti... Anadolu'nun ücra köşelerinden gelen taşralı gençlere burada da kol kanat gerdi. Varlıklı bir ailenin çocuğu değildi. Kendi durumu iyi olmamasına rağmen ihtiyacı olanlara cebindeki son kuruşu çıkartıp vermekten imtina etmeyecek kadar cömert ve eli açıktı. Üniversite yılları, memleketin de en karmaşık yıllarıydı... Dış mihrakların, içteki işbirlikçileriyle memlekete kan kusturduğu, fidan gibi gençleri kıyıma uğrattığı,her gün tuzak üstüne tuzak kurulduğu zor zamanlardı. Sözde, siyaset adı altında üniversiteler anarşi yuvası haline gelmiş, her gün onlarca genç sebepsiz yere can veriyordu. Tehlikenin farkına varan bu yiğit delikanlı, gençlere sahip çıkıyor, sürekli onlara aklı ve itidali tavsiye ediyordu. Fakülteye yeni gelen gençler, sınıflarına ilk geldiklerinde tahtada şu notu görüyorlardı : " Ben Muhsin, Veterinerlik Fakültesi'ndeyim... Başı sıkışan beni bulsun." Evet, başı sıkışan ilk onu buluyordu...
Çünkü Onun adı Muhsin'di, Allah muhsinleri severdi...

12 Eylül, tüm acımasızlığıyla başta gençler olmak üzere tüm herkesin üzerinden silindir gibi geçti. En acımasız yüzünü de gençlerin sevgisini kazanmış, onlara abilik yapmış bu cefakar Anadolu evladına gösterecekti.Hakkında hiçbir dava, iddia yokken kendini Mamak Cezaevi'nde buldu. İşkenceler, hakaretler, tek kişilik hücre ve yalnızlık... Hayatının en güzel yıllarını, karanlık hücrelerde geçirdi. Bu kadar işkenceye nasıl dayandın diyen eşine " Rabbime sığındım, ve O'nu düşündüm... Böylece hiçbir şeyi duymuyor ve hissetmiyordum..." diye cevap verecekti.Gelen her şeyin Rabbinden geldiğini biliyordu... Sabretti... Kendilerine bir musibet geldiğinde " Allah'tan geldik ve tekrar O'na döndürüleceğiz..." diyenlerdendi.
Onun adı Muhsin'di ve Allah muhsinleri severdi...

28 Şubat'ın en soğuk günlerini, kaderin bir tecellisi olarak yine o yaşadı. Kurulan hain tuzaklara 7 kişilik küçük bir zümreyle direndi. Cesurdu, mertti." Bu oyunu biz bozarız." diyerek inananlara moral verdi. " Türkiye, İran olmaz; Cezayir'de olmaz. Ama Suriye yapılmasına da biz müsade etmeyeceğiz." diyerek o karanlık günlerde inanan yüreklere su serpti.
Onun adı Muhsin'di ve Allah muhsinleri severdi...

Baharı çok seviyordu. Dağların karı henüz erimemişken, sümbüller güneşe daha gülümsememişken, Rabbinin davetine icabet ederek aramızdan ayrıldı... Geriye müslümanca bir yaşam ve numunelik bir hayat bırakarak... Güzellikten ve güzelden taraf olarak... Sonsuz rahmet ve mağfiret sahibine sığınarak... Adı Muhsin'di...

Aydınlık sabahı düşün ve durgun, karanlık geceyi . Rabbin seni unuttu ne de darıldı; öteki dünya senin için ( hayatının ) bu ilk bölümünden daha iyi olacak! Ve zamanı geldiğinde Rabbin sana ( kalbinden geçeni ) bağışlayacak ve seni hoşnut kılacak... ( Duha 1/5 )
(Alıntı)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.