google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Nisan demek biraz yorgunluk demek

İnsan pek çok yönden ilginç bir hayvan. İnsanlar, hem hiçbir işle uğraşmadan durmayı beceremezler hem de bu işlerin yoğunluğu arttıkça şikayet ederler. Kendi payıma; hiçbir zaman şikayet etmesem de bazen yorgunluğumun arttığı olmuyor değil. Yine yoğunluğumun arttığı aralıkların birindeyim. Yeni yıl geldi geliyor derken, 2021’nin ilkbaharını karşıladık, nisan ayını yarıladık. Nisan ayı demek de biraz yorgunluk demek sanırım ya da en azından benim için öyle. Kuruluşuna gün saydığımız topluluğumuz, haber sitemiz, programlara dönmemi bekleyen Enpolitik TV’miz, çalışmalarına devam ettiğim yeni kitabım, iki üniversitenin dersleri, haftada iki kez çıkan yazılarım…

Kendimi şanslı sayıyorum

Böyle yazınca bunlardan memnun olmadığım düşünülsün istemem çünkü ben tamamen boş durmayı pek beceremem. Bazen bu yoğunluk çok arttığı zaman yakın dostlarıma dert yanarım ama tanımışlar tabii beni. ‘’Bazılarına Ara ver biraz diyeceğim ama sen en fazla üç gün boş oturabilirsin, sıkılırsın.’’ diyorlar. Haklılar, bu hayatta en başarısız olduğum konulardan biri hiçbir şey yapmadan öyle durmak. Çünkü bazen ufaktan daralsam da yaptıklarımı isteyerek, bundan da öte severek yapıyorum. Her insanın sahip olduğu bir imkan değil, hayatta keyif aldığı işlerle uğraşabilecek bir alan bulabilmek. Bu yüzden şanslı sayıyorum kendimi, mutluyum. Ama diyorum ya nisan biraz da yorgunluk demek galiba.

Yanmadan pişilmiyor

Bir Celine Dion şarkısı, ABBA şarkısı, Sia şarkısı dinlediğimde, camdan bakarak bir kahve içtiğimde ve  şöyle keyifli bir kitap ya da makale bulduğumda zihnen çok yorulmamışsam deşarj oluyorum. Deşarj olunca da hemen geri dönüyorum. Beden yorulduğunda dinlenmesi daha kolay oluyor tabii ama zihin yorulduysa ve sürekli kendini hatırlatıyorsa bu yorgunluğu atmak birazcık daha zaman istiyor. Yorulmadan yanılmıyor, yanılmadan pişilmiyor, pişilmeden de olunmuyor. Bu arada nisan yoğun geçse de son zamanlarda özellikle kuracağımız topluluktaki kurucu arkadaşlarımızla keyifli ve bu toplumun geleceği için değerli olduğuna inandığım sohbetler gerçekleştiriyoruz. Kimi zaman tanrının varlığını ontolojik zeminde tartışırken buluyoruz kendimizi kimi zaman da Türkiye için uygun yönetim sistemini.

Farklı pencereler, farklı çiçekler

Topluluğa dair meseleleri değerlendirdiğimiz bir toplantıdan sonra kalan arkadaşlarla inancı ve tanrıyı konuştuk. İnanç, bilim ve felsefenin birbirine etkisini konuştuk, tanrının varlığını masaya yatırdık. Bunun en özel yanıysa o arkadaşların içinde deist, müslüman, ateist, agnostik arkadaşların bulunmasıydı. Hepimiz verilerle, araştırmalarla destekleyerek söyledik düşündüklerimizi. Ne müslüman olanlar, diğerlerini yargıladı; ne de tam tersi oldu. Çünkü kimsenin kimseyi baskılayıp, düşüncesini değiştirme gibi bir derdi yoktu. Hiçbirimizin yoktu, biz meselelere farklı pencerelerden bakıp bu pencerelerin gördüğü bahçelerden farklı çiçekler toplamanın peşindeyiz çünkü. Bir bahçede ne kadar çiçek varsa, ne kadar farklı çiçek varsa o bahçe o kadar güzel görünür göze. Bizimki de bu hesaptı. Sonra konu değişti, değişti ve daha popüler bir mevzuya geldi.

İddiaya göre diye başlayan tümcelerden pek haz etmiyorum

Nereye geldi biliyor musunuz ? Muhalefetin 2023 stratejisine geldi. Arkadaşlara ulaşabildiğim kulisleri, değerlendirmeleri paylaştım ve bunların ışığında da kendi yorumlarımı ekledim. Bu zamana kadar dikkatinizi çekerim bu köşeden öyle fısıltılar veya iddialar duymadınız. Farklı farklı siyasi partilerden, farklı farklı üst düzey siyasetçilerle görüşüyor olmama rağmen o sohbetlerde konuşulanları buraya öyle sık sık taşımıyorum, böyle bir adetim yok. İddiaya göre diye başlayan tümcelerden, isimsiz muhbirlerden de pek haz etmiyorum. Farklı görüşlerden, farklı köşe yazarlarını ilgiyle takip ederken bu kulisçileri de genellikle es geçiyorum. Bu bana clickbait yapmanın bir başka türlüsüymüş gibi geliyor ama tabii ki ben de kimi genel başkanlarla, genel başkan yardımcılarıyla, vekillerle, kamuoyu araştırmacılarıyla, eski vekillerle, bakanlarla, bürokratlarla iletişim kuruyor ve farklı sohbetler gerçekleştiriyorum.

Bir tuhaflık yok mu ?

Hatta bazıları bunları yazsana vesaire diyorlar ama ben yine de yazılarımda kendi değinmek istediklerime değiniyorum. Bugünlük bir istisna yaparak arkadaşlarıma aktardığım bilgileri sizlere de aktaracağım. AKP’de önemli görevler yapmış, bugün de bir partinin genel başkan yardımcılığını yapan değerli bir siyasetçiyle sohbet ediyorduk ve ben bu işin nereye varacağını sordum. Bir genç olarak bunu sorma ihtiyacı hissettim çünkü muhalefetin fevkalade hantal davrandığını düşünüyorum. Seçime kala kala iki yıl kaldı ve önümüzdeki süreçte bir baskın seçime maruz kalıp kalmayacağımızın da garantisi yok. Cumhurbaşkanı adayı kim olacak, ittifaklar nasıl şekillenecek ? Bu sorular halen yanıtlarını bulabilmiş değil. Bu yanıtların verilmesi için seçim döneminin beklendiği aşikar ama siyasette bir fotoğrafın dahi anlamı vardır. Topluma verilecek mesajlar vardır, muhalefette bu temel hazırlıkları da göremiyoruz. Bir tuhaflık yok mu bunda sizce de ?

Bir sohbetten kesitler ve görgüler

İşte tüm bu konuları o sohbetlerin neredeyse tamamında masaya yatırıyoruz ama köşeye taşımaya değer gördüğüm ve önemli bulduğum bir sohbetten kesitleri sizlere aynen aktarmak istiyorum;

  • Efendim, muhalefet hantal davranmıyor mu ?

  • Ne yönden hantal ?

  • Muhalefetin halen nasıl bir yol izleyeceğini bilmiyoruz ?

  • Sence yol belli değil mi ?

  • Bence belli, tüm muhalefet partileri partisiz bir aday üzerinde anlaşmalı ve geniş tabanlı bu ittifak bu aday için çalışmalı.

  • Sen zaten olacağı söylüyorsun işte.

  • Ama halen bazı partilerin onunla, bununla yan yana gelemeyeceğiz diye söylemleri sürüyor.

  • Şimdi Canboray şöyle söyleyeyim sana; çalışmalar ve simülasyonlar yapılıyor. Basınla paylaşılmayan özel kamuoyu çalışmaları yaptırıyoruz. En doğru ittifak modelinin ne olacağını öngörmeye çalışıyoruz. CHP’nin meclis seçimlerine tek yanına küçük sol partileri alarak girmesi, İYİ Parti, DEVA, Gelecek, Demokrat ve Saadet’in alternatif bir sağ ittifakı oluşturması ve HDP’nin de kendi başına seçime girmesi bir senaryo olarak değerlendirildi. Aynı şekilde bu senaryoda CHP’nin kendi adayını çıkarması, bizim sağ ittifak olarak bir aday çıkarmamız, HDP’nin bir aday çıkarması gündeme ve ikinci tura her kim kalırsa koşulsuz şartsız onu destekleme fikri de geldi. Ama çalışmaların çoğunda muhalefet olarak bölündüğümüz takdirde sorun yaşayacağımız görüldü.

  • O halde muhalefet hep birlikte uzlaşı ittifakını yapıyor diyebilir miyiz ?

  • Çok büyük olasılıkla deriz ama daha seçim dönemi gelmedi, seçim atmosferi ve yetkili kurulların yapacağı son değerlendirmeler kesin karar için belirleyici ama çok büyük olasılıkla deriz. Siyasette dengeler bir saatte bile değişiyor yoksa.

  • Muhalefetin halen bu kadar tutuk olması sizce de yersiz değil mi ?

  • Çok farklı partiler, çok farklı görüşler. Bu partileri birleştirenler ortak değerler ve bu tek adamlıktan kurtulmak hedefi. Bu yüzden anlayışlı olmak lazım, dengeyi kurmak o kadar kolay olmuyor.

  • Peki efendim, sizce bu ittifakın adayı kim olur ?

  • Tüm partiler tarafından etrafında uzlaşılan birkaç ilke var, bu ilkelere uyum sağlayacak adayı tespit etmek için çalışmalar devam ediyor.

  • Bana da mı politik cevap yani ?

  • Yaşından mahirsin Canboray. Peki madem, Genel Başkanlar, seçimin 2023’ten önce yapılması durumunda Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerini riske atmamak için Mansur Bey’i de Ekrem Bey’i de aday göstermeyecek gibi öngörüyorum ama bu konuda da bir netlik yok. Ama eğer bu seçim zamanında olursa %80 Mansur Bey’e hayırlı olsun diyebiliriz.

  • Neredeyse kesine yakın ?

  • Evet, Mansur Bey tüm aktörlerin güvendiği bir isim ve tabii yaş olarak da bu parlamenter sisteme yeniden geçiş dönemi Cumhurbaşkanlığı görevine daha uygun. Anketlerde ciddi performans gösteriyor, eğer seçim zamanında olursa en azından bugüne kadar ki görüşmelerden söyleyebileceğim; Mansur Bey gibi görünüyor.

  • Peki ya seçim önceden olursa ?

  • Doğmamış çocuğa don biçilmez, uzlaşılan ilkeler etrafında aday çalışmaları sürüyor. Aday yapılması durumunda başkanlık koltuğunun muhalefette kalacağı belediye başkanları, siyasi partilerin genel başkanları da doğal adaylar. Seçim atmosferi, o dönemki siyasi zemin ve ittifak konusundaki son karar etkili olacak değerli kardeşim.

Kamuoyu haklı olarak muhalefetin adayını epey merak ediyor, insanlar haklı da. Ben bu sohbeti aynen aktardıktan sonra bu sohbetten ve bu sohbete benzer sohbetlerden şahsen çıkardıklarımı da madde madde bir yazmak istiyorum.

  1. Muhalefet liderleri arasındaki trafik birlikte fotoğraf vermenin ötesine geçmiş vaziyette.

  1. Muhalefet için bu ittifak aslında göründüğünden karmaşık bir denklem bu tablo.

  1. Muhalefet için ilkeler lafta değil özde; bu ilkeler ittifak için de aday için de çok önemli.

  1. Karmaşık bir denklem olsa da 2018’deki gibi farklı farklı çıkışlar yapmak tercih edilmeyecek ve geniş zeminli ittifak için çabalanacak gibi görünüyor.

  1. HDP’nin konumu ve tavrı, Gelecek ve DEVA Partilerinin de CHP’ye olan yaklaşımı ittifaklara son şeklini verecek. CHP’nin gönlünden geçense; tüm partilerin bir arada olacağı geniş zeminli ittifak.

  1.  İYİ Parti ve Demokrat Parti, HDP’yle birlikte resmi bir ittifakta bulunmak istemiyor. CHP, Gelecek, DEVA, Saadet Partilerinin kurumsal olarak bu konuda öyle büyük bir tepkisi yok.

  1. Tüm partilerin içinde, üst düzey yetkililer de dahil olmak üzere ittifaklara yönelik farklı yaklaşımlar var. Son sözü liderler söyleyecek gibi görünüyor.

  1. Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, etrafında uzlaşı sağlanan iki doğal aday konumunda ama liderler belediyelerin elden gitmesini istemiyor. Bu yüzden daha detaylı araştırmalar, derinlemesine analizler yapılacak ve bu konuda karar verilecektir diye düşünüyorum. Belki de verilecek en önemli karar bu olacaktır diye de ekliyorum.

  1. Aslında asıl mesele Mansur Bey’in de Ekrem Bey’in de aday yapılmadığı senaryo bence. Bu durumda ortak adaylık için şu isimlere dikkat etmek lazım diyorum; Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Ali Babacan, Abdullah Gül, Lütfü Savaş, İlhan Kesici ve Yılmaz Büyükerşen.

  1. Hakikaten henüz ittifakların son şekli de, ortak aday da belirlenmiş değil. En azından bilebildiğimiz kadarıyla, belki de liderlerin arasında tüm detaylar belirlenmiştir. Henüz zihin okuyamıyoruz.

Hasılı iktidar cephesinde tüm bu sorular net yanıtları bulmuşken, muhalefet tarafında halen temaslar, istişareler sürüyor.

Muhalefet partileri ve muhalefet partilerinin liderleri yeni strateji için kılı kırk yarıyor, zira bu seçimi son çıkış olarak görüyorlar.

Kılı kırk yarmak zorundalar çünkü bu toplum bir hatayı daha kaldıramaz, feci sonuçları olur.

Ben de boş atmak yerine önemli gördüğüm bir sohbeti ve muhalefetin stratejisi konusunda görgülerimi paylaşmak istedim sizinle.

Sandık öyle ya da böyle gelecek, tüm bu sorular yanıtını er ya da geç bulacak.

Bu yanıtlar olgunlaşırken bizler gerçekleri konuşmaya, gerçekleri anlatmaya ve suni gündemlerin peşine takılmadan konuşmaya devam edelim.

Unutmayınız her soru da her yanıt da insanı ileriye götürmez.

İnsana doğru yanıtı; doğru sorular getirir.

Biz doğru soruları soralım, doğru yanıtları arayalım.

Biz birlikte başaracağız, birlikte ilerleyeceğiz.

Bu toplumu birlikte ileriye taşıyacağız.

Yeter ki doğru soruları soralım, doğru yanıtları arayalım.

Doğru soruları soralım, doğru soruları…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.