Terörle, ayrılıkçılıkla mücadele akılla olur. Bilhassa liderlerin konuştukları her söze dikkat etmeleri gerekir.

Söz var savaş çıkarır, söz var savaş bitirir.

Bazen bazı bilgiler vardır ki, kendi içinizde tutmanız gerekir.

Her bilgiyi ifşa etmek doğru değildir.

Geçen hafta İzmir HDP'ye yapılan saldırıda Deniz Poyraz isimli genç bir kız öldürüldü.

İktidarı muhalefeti ile her kesim olaya tepki gösterdi. Doğru olan da buydu. Ancak MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin açıklamaları cinayete başka bir boyut getirdi.

Bahçeli, Deniz Poyraz için milis iş birlikçisi, terörist dedi.

Öyle midir, değil midir bilemiyorum. Eğer gerçekten öyleyse bugüne kadar kolluk da, yargı da görevini yapmamış demektir.

Diyelim ki öyle, bu genç kız eylem yaparken öldürülmedi, bir parti binasında kahvaltı yaparken öldürüldü.

Milis iş birlikçisi olmak öldürmeyi meşru kılar mı? Devlet, şiddet kullanma tekelini elinde bulundurduğu için devlettir. Cezalandırma yetkisi fert fert kişilere ait değil, devlete aittir. Önüne gelen kendini cezalandırma mevkiinde görürse bu ülke nereye gider? Teröristti, milis iş birlikçisiydi demek, öldürme eylemini meşrulaştırmak demektir.Bu, en az cinayetin kendisi kadar vahim bir durumdur.

Milliyetçilik, bir bütünleştirme doktrinidir. Acısı olan insanların üzerine benzinle gitmek terör mücadelesine katkı sunmaz, yeni militanlar devşirilmesine neden olur.  Bizi bize kırdırmak isteyenlerin eline malzeme verir. Şimdi sormak istiyorum Bahçeli'nin bu beyanının kime ne faydası oldu? Milliyetçilik önüne geleni sözle sopalamak, nutukla dövmek değildir. Milli bütünlük toplumda duygusal çatlaklar yaratarak sağlanamaz. Milliyetçi bir lider toplumun tutkalı olmaya çalışır, doğru veya yanlış her bilgiyi herkesle paylaşmaz.

Kamuoyu araştırmalarında kendini milliyetçi olarak tanımlayanların oranı her zaman yüzde 30-40'ların üzerinde çıkıyor. Ama milliyetçi siyaset hiç bir zaman bu oranı yakalayamadı. Niye, çünkü milliyetçiyi bile milliyetçi siyasete ikna edemeyen agresif, dağıtıcı bir dil kullanılıyor. Milliyetçileri bile ayrıştıran bir dil, Türk milletini bütünleştirebilir mi?

Türk milliyetçilerinin ağır bedeller ödeyerek kazandığı itibar  ve gönül kaleleri böyle böyle heba edildi. Sabah akşam bu ülkeye darul harp diye küfür edenler bu boşluktan sıyrılıp iktidar oldular. Bir partinin iktidar olmamak üzere siyaset yapmasını anlarım, ama bir partinin  duygusal yarılmalara neden olacak bir dil ve siyaset yürütmesini anlayamam.Kimsenin milliyetçiliğini ölçmek kimsenin haddi veya hakkı değildir.Ben de kimsenin milliyetçiliğini tartmıyorum. Lakin milliyetçilik toplumu bütünleştirecek bir akıl diliyle konuşmayı gerektirir. Kuran ne der: "Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir."(İbrahim/24)

Bir lider sözünün akislerini hesap ederek tıpkı bir satranç ustası gibi gelecek hamleleri düşünerek konuşmalıdır.Ölüyü tekmelemek başkalarına yakışsa da Türk milliyetçilerine yakışmaz.Sayın Bahçeli, konuşmalarını hazırlayan danışmanlarına dikkat etmeli, bu söylem biçimi sadece milliyetçiliğe zarar vermiyor, toplumun bir kısmını daha da radikalleştirdiği için Türkiye'ye de zarar veriyor. Oysa milliyetçilik bu vatan coğrafyasındaki her ferdi ortak değerler etrafında buluşturmayı hedefler. Bu dil bütünleştirmiyor,parçalıyor.Anlayın artık!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.