google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Montrö'nün tartışmaya açılması ve Meclis Başkanı Şentop'un sözleri üzerine 103 emekli Amiral bir bildiri yayınladı.

Bildiride Montrö'nün Lozan'ın tamamlayıcısı olduğunun altı çizilerek, Boğazların bu antlaşma ile Türkiye'nin hakimiyetine geçtiği vurgulanıyor.

Askerlerin bu hassasiyetine katılıyorum. Türkiye'yi var eden her şeyin böyle tartışılmaya açılması, üzerinde şüpheler uyandırılması doğru değil. Montrö'yü, Lozan'ı beğenmeyenler, Yunan'ın işgal ettiği 19 adayı seyretmekle iktifa ettiler. AKP'nin iktidar tarihinde bu milletin yüzünü ağartacak tek bir uluslararası antlaşma yok. Montrö'yü eleştiren daha iyisinin ne olduğunu da söylemelidir.Stalin döneminde Sovyetler Birliği Montrö'nün tadilini talep etmiş, Türkiye kabul etmemişti.

Askerlerin Montrö hassasiyetine katılmam bunun bir bildiri ile yayınlanmasına katılmam anlamına gelmiyor. AKP, yıllarca toplumu din ve mağduriyet üzerinden iğfal etti. Bu tip çıkışları fırsata çevirerek  dağılan tabanın toparlamakta kullandı. Bu defa da öyle oldu, iktidar çevreleri bildiriye balıklama atladılar. Bunu bir darbe denemesi olarak sunmakta gecikmediler. Cumhuriyet Başsavcılığı durumdan vazife çıkararak soruşturma başlattı. Amaç mümkün olduğu kadar bu meselenin konuşulmasını sağlayarak dağılan tabanı yeniden kazanmak.

Bildirinin ikinci bölümü ise bir Generalin makam aracı ile bir tarikat evine  giderek sarıklı cübbeli resim çekmesine gösterilen tepkiden oluşuyor. Bu tür açıklamaların vatandaşın kafasında oluşturacağı tepkilerin hesap edilmesi gerekir. İktidar bunu direk din düşmanlığı olarak kodlayacak, vatandaş da, demek ki AKP giderse dini hayat tekrar baskı altına alınacak diye düşünecektir. Ayrıca şunu da söylemekte fayda var: sarık -cübbe İslam'ın remzi değildir, sünnet de değildir. Arap kıyafetidir, merak edenler Diyanet işleri eski başkanı Ali Bardakoğlu'nun -İslam'ın Işığında Müslümanlığımızla Yüzleşme- isimli kitabına bakabilirler.

Tarikatlar bu ülkenin gerçeğidir. Sosyolojik ve kültürel olanı tasfiye etmek kolay değildir. Hele din ile ilgili ise hiç kolay değildir. Kaldı ki, laiklik din ve vicdan hürriyetidir, işine karıştırmadığı, yahut işini bir tarikat-cemaat organizasyonunun emrine vermediği müddetçe kimse tercihlerinden dolayı suçlanamaz. Lakin bugün tarikatların ne kadar tarikat, ne kadar siyaset olduğu tartışmalıdır. Denetimsizlik bir çoğunu birer aile şirketine çevirmiştir.

Açıklamanın bu kısmıyla ilgili farklı düşünsem de, bildiriye imza atanları linç etmeye yönelik aşırı tepkileri doğru bulmuyorum. Daha bir kaç gün önce Ayasofya imamı bir din adamı olarak asla konuşmaması gereken siyasi konularda açıklamalar  yapmış, bu ölçüde tepki görmemişti. Emekli asker olmak bir susma, konuşmama gerekçesi olamaz. Herkes düşüncesini hiç bir korkuya kapılmadan açıklayabilmeli, siyaset kurumu da bunu olgunlukla karşılamalıdır. Bu bildiriden  bir darbe hikayesi çıkmaz, ama kurmay zekasının da bunun nasıl istismar edileceğini bilerek hareket etmesi gerekirdi.AKP istiyor ki, biri bizi dövsün de ağlayalım. Bu tip çıkışlar, iktidardan başka kimseye yaramaz, bırakalım siyasi rekabeti partiler yapsın, bu herkes için daha iyi olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.