Külkedisi, asgari standartlarda geçinmeye çalışır, yarı aç yarı tok bir hayat sürer, kışı çok sevmez odun paralarından ötürü. Öyle senin benim gibi bir insanoğludur. Neyse, bir gün bir fırsat denk gelir, eğlenecektir, müzikler, danslar falan. Bizim Külkedisi kaptırmış kendini eğlenceye ve zamanın nasıl geçtiğini anlamamış. Saat gece yarısını bir geçe Külkedisi şok olmuş. Etrafında eğlenenlerin hepsi polise dönüşmüş. Sahnede şarkı söyleyen sanatçının elindeki mikrofon da megafona dönüşmüş ve megafonu tutan görevli Külkedisine yasağa muhalefetten işlem yapılacağını söylemiş…

İşte sevgili okurlar, bundan elli sene sonra masal kitaplarında Külkedisi hikâyesi bizim memlekette böyle anlatılacaktır. Gerçekliğine inanılmayacak kadar ağır olayların döndüğü ve kararların alındığı bir dönemden geçiyoruz. Gece saat on iki itibariyle müzik yasağı konulması, kısıtlamaların kaldırılması açıklamasında araya sıkıştırıldı. Eskiden gündem değiştirmek için doğalgaz falan bulurduk. Şimdi toplumsal hassasiyetleri kaşıyarak gündem değiştirme gayretine girişiyoruz. Yasaklarla gündem değişir mi bilmem ama her yasak birer ikişer puan oyları düşürür iyi bilirim.

Yasakla ilgili sorumu sorup, uyarımı yapıp konuyu geçiyorum: Gece onikiden sonra turizm yerlerindeki malûm oteller zincirinde müzik yasağı uygulanacak mı? -Ruslar da uçuş yasağını kaldırmışken- Neyse cevabını vereyim: HAYIR. Hem bizim ne haddimize değil mi turistin eğlencesini sorgulamak?

Kesinlikle sokağa çıkmıyoruz. Tamamen masum bir şekilde sizi “saat on ikide şurada gitar çalmaya bekliyorum, toplanın” diyen olursa ona “yok kardeş benim sandıkla randevum var, ona hazırlanıyorum” deyin.

***

            Pazar günü babalar günüydü. Babalar gününde ise konumuz HDP İzmir il başkanlığına yapılan saldırıda hayatını kaybeden Deniz Poyraz’ın babasının saçma sapan açıklamalarıydı. Kızını kaybetmiş bir babanın acısı diyeceğim ama kızını kaybetmiş bir baba kendini parçalamak ister; vatanı değil. Deniz Poyraz’a rahmet, HDP’ye geçmiş olsun diliyor; o babayı da esefle kınıyorum.

            Dün bu konuya çok güzel bir şekilde değinmiş olan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Selçuk Özdağ’ı aradım. Kendisine HDP’ye açılan kapatma davası ile ilgili görüşlerini sordum. Sayın Özdağ, HDP’nin kapatılmasına karşı olduğunu fakat HDP içinde bu vatanı bölme girişimine dâhil olanların en ağır şekilde cezalandırılması için derhal yasa değişikliğine gidilmesi gerektiğini söyledi. Sayın Özdağ bu konuda oldukça hassas bir yapıya sahip. Sözlerinin devamında net örnekler vererek “Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını Kürdistan yahut başka bir bölücü nitelemeyle tanımlayan kişilerin on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasıyla cezalandırılması gerektiğini” ifade ederek HDP’ye kapatma davası ile ilgili aslında, demokrasiye inanmış ve vatanperverlikten ödün vermeyenlerin temennilerini dile getirmiştir.

***

Bizim futbolcuların oyunculuğuna kimsenin laf söylemeye hakkı yok. Adamlar gayet güzel oynadılar. Bütün reklamlarını izledim. Turnuva öncesi milli takımı Avrupa Şampiyonası var diye kimse bilgilendirmemiş ki. Reklam filmleri çekeceğiz demişler, çocuklar da ona motive olmuşlar. Ha, yüz milyon Türk Lirası prim dağıtılınca da tatile gidecekleri esnada “yahu nereye turnuva var” demişler fakat iş işten geçmiş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.