MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU

Eklenme Tarihi: 24.03.2017 21:37:17 - Güncellenme Tarihi: 29.05.2020 15:21:50

         O?nu anlatmak kolay değil elbet, bilmem kelimeler kifayet eder mi? Zaten onu ne kelimelerle, ne yağmur damlasıyla, ne toprak kokusuyla, ne baharda açan çiçekle,  ne geceye bağlanan gündüzle, ne de Mecnunun Leyla?sıyla izah edemeyiz, her şey bembeyaz soğukta Mevla?sıyla vuslata erdiren Şeb-i Aruzda gizli. Tahmin etmişsinizdir kimden söz ettiğimizi.

         Adı Kur?an?da geçen ismiyle müsemma Muhsin,

         Soyadı; Yazıcıoğlu, sefer der vatanın narına nuruna kurban yiğit evlat.

         Sonsuzluğa ulaşmak istiyorum diyen Koca Yürek Reis; adını denizde uçan martılara, gök kubbede yıldızlara ve Kahramanmaraş?ın o beyaz örtü kaplı dağlara bir çırpıda yazdı da.

         12 Eylül öncesi o alaca karanlık günlerinde her tarafı sis kaplamıştı, herkesin birbirinden kaçıştığı o günlerde hem sesimiz hem de soluğumuzdu. 12 Eylül sonrası Türkiye üzerinde sis perdeleri kalkınca, o bundan böyle yediden yetmişe herkesin Peygamber Çiçeği Gül Reisidir.

        Artık aramızda gülümüz yok. O şimdi çok sevdiği Peygamber, Ashabı Güzin ve Saadat-ı Kiramın yanında bizi selamlamakta. Zaten o ölümle sevgililere kavuşulacağını biliyordu. Nasıl bilmesin ki, vuslatla anlaşılır sevgilinin kokusu, şayet gönüllerde taht kurduysan bunu anlamayacak ne var ki.  Nitekim biz buna şahidiz, hiçbir gönlü incitmediğine.

          2009 Mart ayı soğuk yüzünü iyiden iyiye göstermişti. Büyüklerin ?Mart bacadan baktırır kazma kürek yaktırır? dediği demler gelip çatmıştı. Fırtınadan önce bir sessizlik vardı sanki. O Koca Reis son yolculuğa çıkacağını bilircesine sevenlerine ölümden bahsediyor, hiç kimsenin bir saniye öncesi ve sonrası garantisinin olmadığına vurgu yapıyordu. O seçim çalışmalarını genellikle kara yoluyla yapıyordu, bu kez helikoptere binmeye kararlıydı. Belli ki; ötelerden ona gel deniliyordu. Nefesler tutuldu, o da gereğini yapıp kartal misali kar beyaz dağların uç noktasına uçuverdi. O sevgilinin yolunda pervane olan bir yıldızdır şimdi.  Zaten öylede oldu.

          Vakit yaklaştıkça Kahramanmaraş dağları içten içe hazırlık yapıyordu. Bir onurlu misafirini ağırlayacaktı. Sanki Abdurrahman Karakoç?un mana yüklü şiirini hatırlatan içten içe beşinci mevsim için gizemli bir faaliyet vardı. Zira Musa?nın Tur-i Sina?sından esen yel, tipi ve kar eşliğinde beyaz gelinliğe bürünür de. Niye beyaza bürünmesin ki. Çünkü ölüm kar beyazdı. Derken karlı dağlar onurlu konuğunu sevgililerin sevgilisine kavuşturmak için beyaz gelinlik giydirip bağrına basar da.

          İşte o an gelip çatmıştı, sevgili uğruna pervane olan helikopter gizemli bir şekilde düşmüştü. Neyse ki düştüğü yerde ebediyet vardı. Sonsuzluğa kar beyaz kefenini giyerek adım attı.

          Kefen ona yabancı değildi. Bakın 12 Eylül darbesinin mağduru düştüğü Mamak Yusufiye?sin de sonsuzluğu nasıl dile getiriyordu:

Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır

Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum

Gözlerim perde perde taş duvarlarda

Açılıyor hayal pencerelerim

Hafif bir rüzgâr gibi, süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşarak

Bir çeşme başı arıyorum

Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp

Mis gibi nane kokuları arasında

Ruhumu dinlemek istiyorum

Zikre dalmış her şey

Güne gülümserken papatyalar

Dualar gibi yükselir ümitlerim

Güneşle kol kola kırlarda koşarak

Siz peygamber çiçekleri toplarken

Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim

Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum.

    Evet, beton çok soğuk, hem de çok soğuktu.  Dile kolay türlü işkencelere tabii tutulduğu 2,5 m²?lik daracık hücre bumbuzdu. Ancak bu seferki üşüme Mamak zindanındakinden çok farklı olacaktı. Nasıl ki; izinden yürüdüğü Allah Resulü günler günleri kovalarken bir seher vakti şimdiye kadar hiç görmediği bir varlık karşısına çıkıvermişti. Cebrail?in adı güzel kendi güzel Muhammed?e; 

    ? İkra!  Oku! Ayetini ruhuna nakşedip nur dağından hane-i saadetine döndüğünde:

          ?Ya Hatice! Üzerimi ört, der. Annemiz de hemen örtüverdi üzerini. Anlaşılan ilk gelen ayetin tesirini henüz daha üzerinden atamamıştı. Ki; tüm bedeni zıngır zıngır titriyordu. Tabiî ki bu hal vahyin üzerindeki ağırlığından dolayıdır. Aynen öylede Muhsin Başkan sonsuzluğa doğru uçarken ister istemez karla kaplı dağların o mahşeri hatırlatan fırtına, tipi ve sis sahrası içini ürpertiyordu. Korktuğundan değil elbet, karlı dağlardan gelen davete icabette acaba kusur eyler miyim düşüncesinden ötürüdür. Fakat yinede bu çağrıya icabet etmek gerekirdi, edildi de.

         Topraktan geldik toprağa gideceğiz deriz ya hep. Evet!  Etraf kar, fırtına olsa da kara toprak bağrını açıp onu sevgililerin sevgilisine ulaştırmanın mutluluğunu içten içe keyfini yaşıyordu. Şimdi o kar taneleri eşliğinde gül bahçesine dönüştüğü kabrinde gördüğü güller üşüyen ruhunu ısıtmaya yetmişti bile.

         Kahramanmaraş?ın karla kaplı dağları onu beyaz gelinliğe bürünmüş halde sonsuzluğa uçururken bizden de ötelere selam götürün deyip öyle uğurladılar. Biz ise öksüz kaldık onsuz.

          Mevlana ölüme Şeb-i Aruz demişti. Muhsin Başkan için Martın son cemresi artık düğün gecesiydi. O şimdi son cemre ile birlikte sevgilinin tahtına uğurlanır da. Zira her yağan kar tanelerinin içinde gül demet bir sır gizlidir.

          Karlar arasında bizleri bırakıp gittin, ama bu gidiş farklı gidişti. Sadece gökten inen yere serpilen kar tanelerine izini bırakıp gitmedin, izini yüreğimize kazıdın da. İyi ki de yüreğimize derman olmuşsun. Yiğit duruşunla,  bir o kadar da cesaretinle hayatın boyunca milletin önüne set çekilen kaleleri yıkıp doğruları yerleştirme çabanı yediden yetmişe herkes anlamış oldu. Ey Yürekli Koca Reis, seni unutmayacağız. Bizler için üşüdün, ama kalplerimizde sana okuyacağımız sıcacık Fatiha?mız var,  madem öyle başın eğilmesin Ey Koca Reis.

           O artık Ankara?nın Altındağ ilçesinin Taceddin dergâhında Mehmet Akif?in İstiklal marşının yazıldığı evin yanında medfun. Ey Sevgili hoşça kal. Malumun olsun, sende sevda yüklü gülü, ülkemi, bayrağı sevdim. Bil ki; açılan gülündedir cennet kokusu. Off off, hem de ne off. Meğer ayrılık ne yaman aşk ateşmiş.

           Velhasıl; içimiz sızlasa da ölüm kar beyazdır.

           Ruhun şad olsun.

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/996/muhsin-baskanin-sonsuzluga-yolculugu

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Haşim Akten
25.03.2017 23:34
Yazınızda dolayı Rabbim razı olsun
Selim Gürbüzer.
26.03.2017 16:13
Ecmain. Haşim Abi Yüreğine sağlık.

Diğer Yazılar

28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM