İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR

Eklenme Tarihi: 12.02.2017 03:36:48 - Güncellenme Tarihi: 02.06.2020 04:36:28

Sağduyusunu kaybetmiş, ölçü ile ilişkisini kesmiş, kilitlendiği hedef dışında başka bir dünyanın doğruluk, iyilik, güzellik taşımadığı konusunda kesin bir inanç sahibi olmuş insanların inanma biçimlerinin problemli, inançlı insanların imanlarına da zarar verecek ve onları kullanacak tarzda tehlikeli olduğunu görmemek mümkün değildir.

Bir refarandumda bile ?evet? ve ?hayır? meselesini kafirlik meselesi haline getiren bir zihniyetin Allah tasavvuru sakat, din anlayışı da son derece yanlıştır.

Böyle bir düşünme biçimi siyaseti din gibi görmekte ve siyasi kararların aynı zamanda dini kararlar olması gerektiğini ima etmektedir. Diğer taraftan dini de, bütün aşkınlığını yok edip ve metafizik gerçeklikten tamamen kopararak bir siyaset meselesi, hatta siyasetin emrinde bir araç olarak görebilecek sakat düşünme ve yorumlama biçimlerinden birisi olarak görülmelidir.

Böyle bir zihniyet sahibi; düşünme mahrumudur, hakikat düşmanıdır, iman sahibi insanların imanlarıyla alay eden birisidir.

Siyaset, din meselesi olmadığı gibi din de siyaset meselesi değildir. Siyasi tercihlerin insanları kafir ya da mümin kıldığına dair söylenen her söz, din meselesini ahlak meselesi olmaktan çıkarıp siyaset meselesi haline getirme girişimidir. Bu girişimin karşısında durmak, ahlak ve adalet sahibi herkesin görevidir.

Hakikat, doğruluk, iyilik, güzellik hiçkimsenin tekelinde değildir. Hiçbir tercih, hakikati bütünüyle temsil edemez. Her tercih, içinde eksiklikler barındıran bir görüş olduğu için evrensel, zorunlu ve son olarak kabul edilemez. Her tercih, zaman içerisinde tecrübelerle, bilgi birikimiyle, ufkumuzun genişlemesiyle değiştirilmeye, düzeltilmeye hatta ortadan kaldırılmaya adaydır.

Tarihin sonunda olmadığımız ve tarih daha hızlı bir biçimde yoluna devam ettiği için gelinen nokta ne tamamen varoluşumuzun garantisi ne de yok oluşumuzun belgesi olarak görülemez. Ne enseyi karatmak ne de dünya gezeni kurtuldu diye naralar atmak boşunadır. Çünkü insanlık henüz dünya işlerini düzene koymak, insanları en adil bir biçimde bir arada tutacak herhangi bir siyaset sistemi bulmuş değildir.

Bu açıdan geçmiş, şimdi ve geleceğin bütün sorunlarını çözme iddiasında bulunan her söylem biçimi, içinde yanlış ve yalan barındırır; hakikati, oyun sahasına indirmek gibi bir durumu yaşatır. ?Hakikat oyunları? ise sadece ve sadece oynayanlara kazandırır, seyirciler ise sadece eğlenir. Bu eğlencenin sonunda kaybeden eğlenenler olur.

Evet ve Hayır tartışmalarında gördüğüm husus; tarafların geçmişleri, dünya görüşlerive ittifakları açısından yapılmaktadır. Oysa oylanacak olan, metindir. Metin üzerinden herhangi bir tartışma sürdürülmemesi oldukça gariptir.

Ara sıra metnin niyeti üzerinden tartışmalara rastlasak bile bu tartışmaların da; iddiaları temellendirmeye yönelik bilgi zemininden kaynaklanan mantıksal tutarlılığı olan tartışmalardan uzak olduklarını görmek son derece gariptir.

Tarafların kendilerini takdim etme biçimleri ve akıl yürütme tarzları arasında pek bir fark da yok gibi görünüyor. Zira bir taraf, evet kazanırsa bittik-tükendik, diğer taraf da hayır kazanırsa işin içinden çıkılmaz dertlerle boğuşacağız ve ülke üzerindeki tehditler daha da şiddetli hale gelip bizi bölecekler, devlet tehlikede, diyor. İki tavır arasında pek de bir fark yok gibi görünüyor. Önemli olan, artık inandırıcı olmaktır. İnandırıcı ve ikna edici olan kazanır. Bugüne kadar olduğu gibi...

Her evet, içinde bir hayır taşır. Her hayır da bir evet?e karşılık gelir. Hayır diyenlerin, evet dedikleri şeyin ne olduğu belli değildir. Bundan dolayı da onların hayır?ında tehlikeli bir taraf vardır: Hiçbir değeri olumlamayan bir hayır ya da mevcut değerler sistemini oladuğu gibi devam ettirmek isteyen bir hayır. Her iki durum da sıkıntılıdır.

Hayır cephesi, bu sıkıntısının ne kadar farkındadır? Bunu elbette bilemiyorum ama tahmin ediyorum ki, teklif ettiği bir ?evet? yoktur. Evet cephesi ise en azından şunu ifade etmektedir: Biz ?evet? derken aslında mevcut duruma ?hayır? diyoruz. Çünkü mevcut durum, hiç de kabul edilebilecek gibi değildir.

Bu noktada da tartışma; yeni durumun mevcut durumdan daha kötü olduğu iddiasını gündeme getirmekte ancak daha iyi olması için hiçbir teklif öne sürülmemektedir.

Gelinen nokta, siyasi kültür ve olgunluk bakımından olumlu gibi görünmemekte ve ?hakikat oyunu? oynayan oyuncular, onları izleyenlerden daha geride bulunmaktadırlar.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/844/iki-dunya-evet-hayir

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
30.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
15.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
09.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
26.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI