Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...

Eklenme Tarihi: 29.01.2017 13:37:45 - Güncellenme Tarihi: 02.06.2020 04:31:09

?Önce Söz Vardı?: Hristiyanlık bu ifade ile başlar. İslamiyet, ?Oku? diye emreder. Okumak, yazılmış olmanın sonucudur. Okumak, yazı ile sözü bir tek eylem haline dönüştürür. Asıl olan söz gibi dursa da, okunmamış olan söz değildir. Sesi ve işareti söz haline getiren, okumaktır.

Okumanın sınırı, sadece ses ve işareti söz haline getirmek değildir. Sesin ve işaretin ötesine geçen bir alanı vardır. Ezberimizde olan bir şeyi; duayı, sureyi, ayeti, şiiri okumak da, okumaktır. Burada okumak, söze dökmekten başka bir şey değildir.

İnsanın içinden geçenleri, zihnindeki düşünceleri de okumaktan bahsedilir. Bu da, okumanın bir başka biçimidir. Burada okumak, bir bakıma anlamaya çalışmak, anlamlandırmak istemektir. Buna ne derece hakkımız olduğu tartışmalıdır.

Okunanları sınıflayacak olursak, metin okunur; ezberimizde olan dua, ayet, şiir okunur; bir başkasının içinden geçenler, onun düşünceleri, niyetleri okunur. Türlü türlü okuma biçimleri vardır ve hepsinde de esas, okumayla birlikte okunan somut hale gelir. Söz, bu somut haldir.

Söz, kelam dediğimiz şeydir; konuşma ile somut hale gelir ve nutuk ile doğrudan ilişkilidir. Ntk, Mantık?ın da köküdür. Öyleyse söz, mantıklı bir düşünce ve anlamın ses ve yazı dile dökülmüş halidir.

Mantığın gerçeklikle olan ilişkisi, sözün gerçeği ne derece dile getirmiş olduğunu da belirler. Mantık, gerçekle ilişkisini kestiğ anda da söz, gerçekten bir kopuş sergiler. Böyle bir durumda da düşünce, mantığı terkeder ve gerçekle ilişkisini ortadan kaldırır, kurmaca bir gerçeklik inşa ederek sözü, bu amacı için kullanır.

Günümüzde geçerli olan, herhangi bir şeye dayanmayan ama inşa eden sözün geçerliliğidir. Söz, gerçeklikten kaynaklanmadan kendisine göre bir gerçeklik (sanal-suni) inşa etmenin aracıdır. Bu; dünyanın, gerçeğin ritmine göre değil de, sözün ritmine göre işlemesi anlamına gelir. Felsefenin yerine edebiyatın, düz yazının yerine şiirin, akıl yürütmeye dayalı çözümleyici düşüncenin yerine aforizmalar biçiminde konuşmanın ön plana geçmesi de bundandır. Artık sözün etkisi hakikatin etkisini gölgede bırakmışa benziyor. Düşünceler değil, sözler yarışıyor. Yarışan sözlerde, gerçekle bağlantı içinde olan düşünceler aranmıyor. Hangi söz daha şiirsel, ruhlarda hangisi daha fazla heyecan uyandırıyor, hangi sözler daha çekici ve ikna edici olarak etkiler bırakıyor gibi beklentiler, sözü de bu beklentilere uygun söylemeyi gerektiriyor.

Gerçekliğin sözünden sözün gerçekliğine doğru giden bir dünyada, gerçekliğe değil de, söze bağlanan bir insanlık var artık. Gerçek olanla aramızda artık uçurum var. Dini olmayan mistikliklerin bu derece önem kazanması da, bu uçurumu her anlama gelebilecek sözlerle aşma çabasından başka bir şey değildir.

Sofizm tekrar dirildi. Mantık üzerine hiç kafa yorma ihtiyacı bile duymadan hem de. İlkçağın Sofistlerinin mantık üzerine çalışmalrı değerliydi en azından. Neden köklü fikirler ortaya çıkmıyor? Sanat neden güdükleşti? Filozoflar nereye gizlendi? Ortalıkta bir sürü kitap var. Ortalıkta, sağda-solda bir sürü konuşan var. Neden bunların hiçbirisi dünyayı değiştirecek kuvvete sahip değil? Modern Sofistlerle, gerçekten ve yaşamaktan kaçıp hayallerini süslü- püslü satmaya çalışanlarla dünyanın gideceği bir ideal olamaz.

?Edebiyat yapma? ifadesi artık anlamını yitiriyor ve herkes elinden geldiğince edebiyat yapmaya çalışıyor. Şiir, hem geleneksel felsefede hem de dinlerde küçümsenirken, herkes kendisinde şairane bir taraf bulunduğunu göstermeye çalışıyor.

Yaşamaktan ziyade hayal kurma ve kurduğu hayali en güzel şekilde ifade etme amacı, modern insanın en büyük tutkusu olup çıktı. Ortalıkta duyduklarımız artık ne bir söz, ne bir kelam! Söz?ün değeri düştüğünde ortalığa laf hâkim olur. Laf, çabuk ürer ve hemen çoğalır. Dilin fitnesidir çünkü. Sözün değerinin düşmesi, edebiyatı dedi-koduya yani lafa mahkûm etti. Diğer taraftan da, insanların ayağını yerden kesip bulutların üstüne çıkaracak net anlamlardan yoksun bir mistik edebiyatı gündeme getirdi.

Yazanların ve konuşanların çoğalmasını başka türlü nasıl izah edebiliriz ki? Çünkü söz azaldı, laf çoğaldı.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/798/gercekligin-sozunden-sozun-gercekligine

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
30.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
15.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
09.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
26.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI