TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...

Eklenme Tarihi: 22.01.2017 13:10:20 - Güncellenme Tarihi: 04.07.2020 01:21:47

Ülkemizde yaşanan tartışmalar, bulunduğumuz seviyeye işaret etmesi bakımından hangi seviyede olursa olsun insan seviyemizin ne olduğunu gözler önüne seriyor.

Erkek milletvekilleri kavga eder de kadın vekillerimiz bundan ayrı mı kalır? Onlar da saç saça, baş başa kavga etmesini bildiklerini ve erkeklerden hiç de ayrı kalır taraflarının olmadığını ne de güzel gösterdiler. Oysa herhangi bir kurumda kadınlar varsa orada erkekler daha medenî ve kibar davranırlar diye düşünürdüm. Çünkü kadınların olduğu yerde kabalıktan ziyade nezaketin daha fazla olabileceği kanaatine sahiptim. Oysa kadınların da ne kadar kabalaşabileceklerini, şiddet ile aralarındaki mesafenin hiç de sanıldığı kadar açık olmadığını görmek de varmış.

Toplum, bileşik kaplar misalidir. Bu kapların su seviyeleri arasında uçurum yoktur. Genelde birbirlerine yakın seviyede bulunurlar. Toplumlar da böyledir: İlkokulda çocuklar kavga ediyorlarsa üniversitede de kavga ederler. İlkokulda yalan söyleniyorsa, orada öğretmen işinden kaytarıyorsa üniversitede de yalan söylerler; orada da hocalar işinden kaytarırlar. Ateisti ile dindarı, fakiri ile zengini, sağcısı ile solcusu, topçusu ile popçusu, erkeği ile kadını, genci ile yaşlısı, çocuğu ile ergini arasında da pek fark yoktur. Sağlıklı bir toplumsal yapı da zaten bundan pek farklı değildir.

Her konuda sonuç alıcı bir rekabetin yaşandığı ülkemizde sonuca gidici süreçlerin önemsizleşmesi ile birlikte değerlerin alt-üst olduğu gün gibi ortada. Nezaket ve kibarlık, yerini kabalık ve şiddete; hakikat yerini yalan ve yanlışa; fikir ve tartışma, yerini inat ve yobazlığa; estetik, yerini gösterişe; hak, yerini güç ve kuvvete; özgürlük, yerini itaate; sorumluluk, yerini nemelazımcılığa; düşünce, yerini dogmatikliğe; sevgi, yerini nefrete; saygı, yerini düşmanlığa bırakmış gibi görünüyor.

Geldiğimiz bu durumdan, hiç kimse kendisini muaf tutamaz. Hepimiz suçluyuz ve hepimiz bu gidişata prim veren ve katkıda bulunan bir konumda bulunuyoruz. Hepimiz suçlu ve elbette hepimiz günahkârız. Hepimizin suçlarıyla ve günahlarıyla yüzleşme zamanı geldi de geçiyor bile.

Unuttuklarımızı hatırlama ve kaybettiklerimize yeniden sahip olma gibi bir derdimiz olmalı. Bizim şahsiyetimizi kuran ve bizi geleceğe taşıyacak olan tarihsel ve kültürel birikimi heba etmekten artık vaz geçmeye, Anadolu?nun sahip olduğu irfan geleneği ile tekrar tanışmaktan yana çabaya ihtiyacımız var.

Tahammülsüzlük, can sıkıntısının ve kendine güvensizliğin temel işareti olduğu gibi güce sahip olmanın da temel işaretlerinden birisidir. Dayandığımız zeminin ne derece kaypak olduğunun da ayrı bir göstergesidir. Oysa Anadolu toprağı, dayandığımız zemindir ve bu zemin her hâliyle güçlü bir dayanaktır. Bu, insanımızın dayandığı zeminin kayması anlamına geliyor.

Tarihin ideal bir sonundan bahseden her fikir eksiktir, yanlıştır ve insanlığın önündeki en büyük engeldir. Geldiğimiz hiçbir nokta, geleceğimiz son nokta değildir. Geldiğimiz hiçbir nokta, sahip olduğumuz sorunları bütünüyle ortadan kaldıracak ve dünyada cenneti kuracak olan bir nokta da değildir. Tarihte ilerlemeler olduğu gibi duraklamalar ve gerilemeler de olur. Kısmî bir tarih görüşü, hangi noktaların ilerleme, hangilerinin duraklama ve gerileme olduğu konusunda hüküm veremez. Tarihe toplu ve bütüncül bir bakış, bize tarihin manası hakkında fikir verebilir. Her dönem kendisini yüceltir ve bu yüceltme içerisinde bir konformizm inşa eder. Konformizmin ortaya çıkardığı can sıkıntısı, tarihi yeniden başlatır. Tarih, durmuş gibi görünse de durmaz ve yeniden başlamalarla yoluna devam eder. Bu yolculukta yeniden başlamayı başaramayanlar, tarihin dışında kalırlar.

Biz, tarihe ait olarak tarihte kalmayı ve her defasında yeniden başlamayı başarmış bir milletiz. İnançla, fikirle, bilimle, sanatla, felsefe ile başarmak gibi bir görevimiz var. Umutsuzluk, tarihin dışına atar ve öldürür?

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/776/tarihin-sonunda-degiliz

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
30.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
15.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
09.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
26.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI