TARİHE BAKIŞ

Eklenme Tarihi: 29.12.2016 09:26:25 - Güncellenme Tarihi: 02.06.2020 04:10:53

Savaş, insanlığın kaderi mi? Tarih boyunca hiç gündemden düşmeyen savaş, hem fiili olarak hem de düşünce olarak bütün tarihi meşgul eden en önemli olayların başında geliyor. Hatta barış, savaşın kısa aralıklarla kesintiye uğramasından başka bir şey değil.

Yeryüzünde sulh ve sükûnete rastlamak, neredeyse imkânsız. Hayat mücadele, gerginlik ve çatışmadan ibaretmiş gibi görünüyor. İnsanın, hayatın ve tarihin kaderi sanki bu.

Yapmak, büyütmek ve sonra da yok etmek zamanın nasıl ki özü ise zamanın insanî boyutu olan tarihin özü de bu: Yarat, büyüt ve yok et. Sürekliliği olan hiç bir şeyin olmadığı dünyada tarih, tabiat sahnesinde sadece kendisini sürekli kılıyor. Kendisini sürekli kılan tarih, sürekliliğini kendisine hizmet eden ne varsa hepsini yok edip yerine yenilerini yaratarak hareketliliğini ve canlılığını kazanıyor. Nasıl ki tabiat her an yeniden yaratılmakta ise tarih de her an yeniden ve yeniden kendisini yaratıyor.

Tarih, belli bir amaca doğru giden bir harekete mi sahip yoksa olup bitenlerin herhangi bir amaçlılık taşımadan kendiliğinden bir hareketi mi söz konusu tarihte? Tarih, kendi kendisinin ürünü olan bir süreç değil. Tarihi insanlar yapar, insanlar tarihe yön verir ve aynı tarih tarafından da insanların geleceği belirlenir. Tarih, ne sadece kör bir hareketler zinciri ne de tamamen önceden düşünülmüş bir plana göre ilerleyen ve gerçekleştireceği ideal bir modele doğru yaklaşan hareketler silsilesi. Şimdi de geçmişe ait biriktirdiklerimizin geleceği kemirmesi gibi bir şey adeta. Bundan dolayı tarih, ne sadece geçmişe ne sadece şimdiye ne de sadece geleceğe ait. Hepsini birden kuşatan yaşananlar, yaşanmakta olanlar ve yaşanacaklardan ibaret bir bütündür tarih. Bu bütünlük içerisinde ferdîlikler, gelip geçicilikler, tekrar edilememezlikler, asıl olayları oluşturan şeylerdir.

Zamana dahil olan ne varsa her şeyin bir tarihi de vardır. Tarih, bütün varlığı kuşatır ve kendi içine çekerek varlık ve olaylar hakkında fikir sahibi olmamızı sağlar. Bu açıdan önemlidir. İnsanlık tarihi, bilim tarihi, dinler tarihi, uygarlık tarihi, hayvanlar tarihi, eğitim tarihi. Kısacası tarihi olmayan hiçbir şey yoktur.

Tarihi olmak, bir bakıma hikâyesi olmak demektir. Hikâyesi olanın, canlı olanın, hareketli olanın, yaratıcı olanın, etkili ve kalıcı fiiller sahibi olanın tarihi vardır. Çünkü bu tür insanların hikâyeleri vardır.

Ne var ki tarih, her şey demek değildir. Tarihin aşırı önemsenmesi ve kutsanması ise insanın kendisine ve tabiata yabancılaşmasına neden olur. Oysa tarihi yapan insan ve tarihin cereyan ettiği sahne ise tabiattır. Tarihin varlık şartı olan iki şeye tarih vasıtasıyla yabancılaşmak da ayrı bir garabettir. Lakin insanın elinden de pek bir şey gelmiyor. Tarih ile tabiat arasında sıkışıp kalmak, onun kaderi adeta. Tabiatı özlediği gibi tarihten de kaçamamak gibi bir zorunluluk içerisinde bulunuyor. Tarihin etkilerini üzerinde daha fazla hisseden insan, tarihin bir ürünü olarak kendisini görmeye başladığı andan itibaren de tarihe uygun davranmaya çalışıyor. İşte bu, insanın kendisi olmak bakımından ahlâkîliğini tehlikeye atan bir başlangıç da aynı zamanda.

Tarih, tarihe yön vermek isteyenlerin ürünü gibi görünüyor. Ne yazık ki bu ürün, pek de iç açıcı değil. Öyleyse tarih, tarihe yön vermek isteyenlere bırakılamayacak kadar önemli. Bunun için bütün insanlara hitap edecek evrensel mesajlara sahip bir fikir sistemine sahip idealist insanlara ihtiyacımız olduğu, gün gibi ortada. Kötülüklerle dolu bu tarih içerisinde başka türlü söz sahibi olmanın da çok zor olduğunu görmemek mümkün değil.

NOT: Pek tarzım olmamakla birlikte şu notu düşmek durumundayım: Son yazım için yorum yapan bir okuyucu, ?zavallı yazar? ifadesini kullanmış. Anlaşılan yazdıklarım kendisi için ayna vazifesi görmüş. Aynaya bakan kendisini görür çünkü. Ya da şaşı bakan, hakikati tahrif eder, bir?i iki görür. Baktığını görmez, görmediği için de anlamaz.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/696/tarihe-bakis

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
30.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
15.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
09.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
26.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI