KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1

Eklenme Tarihi: 25.12.2016 15:18:38 - Güncellenme Tarihi: 09.08.2020 01:52:01

Türkiye?nin bugünkü durumunu ve içinde bulunduğu şartları, ?Akvaryumun suyu hiç bu kadar berrak olmamıştı!? diyerek anlatmak yanlış olmaz. Bulanık suda balık avlamayı alışkanlık hâline getirmiş hatta marifet bilen ve her türlü manipülasyonu kendi çıkarları için mubah gören bir grup hain (daha önceleri de farklı şekillerde olduğu gibi yine,  başarılı olacakları zannıyla 15 Temmuz?da, bin yıllık devlet ve millet olma geleneğine sahip bir milleti tahakküm altına sokmak, egemenliğini ve devletini elinden almak üzere pervasızca saldırdılar. 

15 Temmuz?da millet iradesine yapılan söze konu hain saldırı bir darbe kalkışmasının çok ötesinde, milleti esaret altına almaya dönük devletin varlığını hedef alan bir ?yıkım girişimi?, akla zarar sapkın bir ihanet hareketi olarak tarihin karanlık sayfasında yerini aldı. Bu kadar pervasız ve düşmanca saldırıyı anlamak ve kavramak, saldırıya uğrayan masumlar tarafından kolay olamazdı; nitekim öyle de oldu. Bununla birlikte saldırıya birkaç on yıldan beri hazırlandığı anlaşılan Fetö/PDY terör örgütü içinse bu hain girişime karşı milletin canı pahasına karşı koyuşu da anlaşılamazdı ve nitekim anlayamadılar da?

?Kaderin üstünde bir kader? olduğunu idrak edememiş, yaptıkları karanlık hesap ve planın kime hizmet ettiğini sorgulamaya bile fırsat bulamadan maskeleri düşen saldırganlar, milletin iradesine zincir vurmak ve milleti boğmak üzere 15 Temmuz gecesinin karanlığında metal bir fırtına estirerek harekete geçtiler. Sinsice ve yavaş yavaş uygulamaya konulan bu planlı kanlı hareketin uzun süren bir hazırlığın ardından ortaya konulduğu anlaşılıyordu. Öyle ki saldırı azgın bir şizofren atak gibiydi ve etkisi her yönüyle yakıcı, sarsıcı, yorucu, dramatik ve travmatikti!

Milletin özgül ağırlığı!

Millet olmak; ortak değerlerde buluşmak, iyi ve kötü zamanlarda birlikte yaşamış olmak, birlikte güne ve geleceğe sahip çıkmak şeklinde ifade edilebilir. Böyle bir durum ise bir özgül ağırlığı gerektirmektedir. Dolayısıyla millet olmak yüksek özgül ağırlığa sahip olmak anlamına gelmektedir. Durum böyle olunca saldırganlar tahmin edemeyecekleri bir direnişle ve milletin tek vücut halinde kararlı karşı hareketiyle karşılaştılar. Öyle ki milletin bizatihi kendisi Dünya Demokrasi Tarihi?ne geçen asil bir karşı duruşla ve karşı koyuşla tüm hain planları alt üst etti. Özgürlüğüne âşık ve demokrasiyi içselleştirmiş olan Türk Milleti, her şeyin ve olup bitenin çoktan farkında olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan?ın tarihî bir sorumluluk ve liderlik örneği göstererek kararlılık içinde, ?Biz bu kalkışmaya, darbe girişimine canımız pahasına karşı koyacağız. Halktan daha büyük bir güç tanımıyorum; milletimizi meydanlara davet ediyorum.? çağrısına topyekûn uyarak tanklara, savaş uçaklarına göğsünü siper etti ve tarihin görebileceği en hain yıkım hareketi bertaraf edilmiş oldu. Bu yıkım ve işgâl girişimine tanıklık eden 15 Temmuz karanlığı, 16 Temmuz gününün ilk ışıklarıyla birlikte ?kadim bir millettin geleceğine sahip çıkmasına, adeta yeniden doğuşuna, karanlıktan aydınlığa çıkışına, dirilişine? tanıklık etti.

Hayatın doğal akışına inat!

Böylesine hayasız bir saldırının olabileceğine ihtimâl vermek mümkün değildi. Gerçi fantastik kurgu romanlarında 24 saatte ele geçirilen devletlerden, sesi soluğu çıkmadan eline ayağına prangalar takılan toplumlardan bahsedilirdi, ama esasen onlar sadece romandı ve romanın kahramanları ve piyonları sadece hayal ürünüydü.  Ancak 15 Temmuz kalkışması, söze konu irrasyonel olduğu düşünülen fantastik kurguların gerçek olabileceğini, hatta tam olarak hayat bulabileceğini yaşayarak öğrenmeye yol açtı.

Tabi ki ?hayatın doğal akışı? esas alınarak yazılmış senaryoların, hayatın doğal akışına göre çalışmadığı bu coğrafyada bu asil millet tarafından hep gösterilmiştir. Hele hele akıl ve ferasetiyle, irfanıyla geçmişten bugüne inisiyatif geliştiren ve karar alan milletimiz üzerinde hayatın doğal akışının hiç bir etkisi olmadığı (çok defa olduğu gibi) bir kez daha tecrübe edilmiş oldu.

Bu okuma ve kadim anlayış, aklî tavır ve feraset ürünü irade, yani ?millet iradesi?, zor zamanlarda hep bir pusula gibi milletimizi doğruya sevk etmişti. Bu defa da böyle oldu ve milletimiz, derin sezgi ve öngörüsüyle bu ağır tablodan, bu ağır sınavdan özgüvenini tazeleyerek, daha güçlü bir şekilde ayağa kalkarak, tehdidi bertaraf ederek, hatta tehdidi fırsata çevirerek ve bir demokrasi tarihi yazarak alnının akıyla çıktı.

İnisiyatifi ele almak!

Kolay değildir, tehdidi fırsata çevirmek. Varlığı tehdit altına girdiğinde inisiyatifi ele almak, varlığına yönelen saldırıyı çıplak elleriyle ortadan kaldırmak ve süreci lehine çevirmek tarihte çokça yaşanmış, hatta hiç yaşanmamış nitelikte ve yazılmış olaylardan değildi. Ama şairin dediği gibi, ?iman dolu bir göğse sahip olmak, başlı başına kaderin üstünde kaderin varlığının da habercisiydi.?

Milletin birlik ve beraberlik içinde tek vücut olarak eş zamanlı ve doğaçlama geliştirdiği bu inisiyatif hem yurtta ve hem de dünyada ders alması gerekenlere en büyük ders oldu. Öyle ki bu ders, milletin kendisini yönetme yetki ve sorumluluğu verdiği yöneticilere ve yönetici adaylarına da çok önemli bir uyarıydı ve hem de çok özel bir mana içeriyordu. Millet, geleceğini emanet ettiği yöneticilere iktidara ve muhalefete sergilediği kahramanca duruşuyla yapılması gerekenler konusunda bir bakıma izlenecek bir yol haritası sunuyor ve bunun eşliğinde yetki veriyordu.

(Devamı var..)

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/685/karanliktan-dirilise-1

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

14.06.2020 BM ve Temel İnsani Haklar! (6)
13.06.2020 BM’nin Gücü Açlıkla Sınanıyor! (5)
12.06.2020 Kovid-19 BM’de Değişimin Habercisi mi? (4)
11.06.2020 "Kovid-19 BM’de Değişiminin Habercisi mi?” (3)
08.06.2020 BM’nin Gücü Sağlıkla Sınanıyor! (2)
07.06.2020 Kovid-19, BM’de Değişimin Habercisi mi? (1)
27.04.2020 Buğday Üzerinden Yorumlar (3)
26.04.2020 Buğday Raporu ve Arz Güvenliği (2)
25.04.2020 Beklediğim “Buğday Raporu” Geldi! (1)
17.04.2020 Prof.Dr. Niddersan Acoh’un Salgın Hastalık Analizi! (1)
13.04.2020 Koranavirüs Tarım Sektörü için Tehdit mi?
06.04.2020 Tarımsal  Mafya (2)
05.04.2020 Tarımsal Mafya (1)
24.03.2020 Kötünün kötüsü korona mı?
15.03.2020 Bilgelik Çağı
09.03.2020 Gençlerin Tarım İlgisi!
28.02.2020 Üçüncü Tarım Orman Şûrası
21.02.2020 İkinci Tarım Şurası ile AB Müzakere Süreci
20.02.2020 İkinci Tarım Şurası
12.02.2020 Birinci Tarım Şurası ve Öncesi
20.01.2020 Bir yenilgi biçimi: 'Daha iyisini yapamam!'
16.01.2020 Uluslararası Antalya Kongresi
14.01.2020 Dijital Dönüşüm Süreci ve Yükseköğretim
22.12.2019 Dünya Tarım Gazetecileri ve Antalya Forumu
07.11.2019 Çelik Metreli Belediye Başkanı - 5
06.11.2019 Trafikte görmezden gelinen gerçekler - 4
16.10.2019 Trafikte kural tanımazlığın anatomisi -3
25.09.2019 'Ben trafiğe karşıyım!' Trafikte insan, kurum ve mevzuat -2
10.09.2019 Trafikte insan, kurum ve mevzuat -1-
21.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
08.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
31.07.2019 Kaplıca Kültürü ve Termal Turizm Ekonomisi
14.07.2019 Bilge Ülke Türkiye
04.07.2019 'Gelin Kardeş Olalım!'
25.06.2019 AB?de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
23.06.2019 Altın Susam?in Markalaşma Potansiyeli
10.06.2019 Samimiyet Testi ve Toplumsal Refah!
25.05.2019 Osmanlı?nın Afrika?da Kadim İzleri
05.05.2019 Türkiye?nin Alternatif Turizm Şansı
13.04.2019 Antalya'nın Dördüncü T'si Teknoloji
10.04.2019 Sanayi ve Tarım Politikalarında eş güdüm ihtiyacı
07.04.2019 On beş mart 2019?a dair?
27.03.2019 Halkın feraseti ve beka meselesi!
11.03.2019 İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!
26.02.2019 Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!
17.02.2019 Markalaşma ve bir başarı hikayesi!
09.02.2019 Türkiye markası ve zihinsel eşik!
31.01.2019 Eyvah! Saman ithal ediyoruz, tarım sektörü battı
18.01.2019 Rauf Denktaş Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
29.12.2018 Akıllı teknolojiler ve tarım 4.0
15.12.2018 Türkiye'nin marka şehir vizyonu
11.12.2018 Türkiye?nin turizm stratejisi ve sosyal politika işlevi
05.12.2018 Türkiye su zengini mi?
30.11.2018 2019 Türkiye ve dünyada Çorum yılı!
11.11.2018 Ulusal ekonomiler ve küresel şirketler
29.10.2018 Türkiye Gemisi 29 Ekimde limanda!
26.10.2018 Araştıma ve Geliştirme Politikaları
13.10.2018 Astronot yada çiftçi olmak!
03.10.2018 Halep?te bilim, savaş, medeniyet!
26.09.2018 İnsan ömrü 280 yıl!
19.09.2018 Pakdemirli ve tarım üzerine
11.09.2018 Kötüyü bertaraf etme reçetesi
06.09.2018 Küresel ısınma insanlık için tehdit mi??
31.08.2018 Dünya Peynir Şampiyonlar Ligi
27.08.2018 Süt sektörü ve peynir vizyonu
16.08.2018 Kaos tellalları!
10.08.2018 Bedirhan bebek!
04.08.2018 Uzman Bilgi ve Tarım Danışmanlığı ?
19.07.2018 Niyet Halis ya akibet!
12.07.2018 Acının günü!
01.07.2018 Prof.Dr. Tauf Nigzes
23.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
21.06.2018 İki seçenek var!
13.06.2018 'Komşu anneye bir kap yemek götürmek!'
12.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
30.05.2018 Gezide kaybolmak!
24.05.2018 Antalya?nın bir 'Güzel Ada'sı ?
20.05.2018 Bir Osmanlı güzeli ?Cumalıkızık?
18.05.2018 Üniversite ve yerel dinamikler-2
17.05.2018 Üniversitenin sinerjik etkisi
10.05.2018 Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!
02.05.2018 Başkanlığın götüreceği süreç!
28.04.2018 Zihin Kestiren Sistemler
19.04.2018 Kırın örtülü zenginliği
05.04.2018 Marka Olmak yada Olmamak!
28.03.2018 Yeni kuşak tatlandırıcılar - 2
27.03.2018 Şeker ve Tatlandırıcılar Sektörü
15.03.2018 Hakikaten ?Ne işimiz var Afrin?de!?
05.03.2018 Müttefiğe Zeytin Dalı!
30.12.2017 BİLİMİN IŞIK ETKİSİ!
24.12.2017 KENDİNE YABANCI!
20.11.2017 BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ
27.09.2017 DİL BAYRAMI; MİLLÎ EĞİTİM ve ENGRİ BÖRDS
17.09.2017 ÜNİVERSİTENİN TOPLUMSAL ROLÜ !
11.09.2017 İYİLERİN ZİRVE ÇAĞI
30.08.2017 30 AĞUSTOS: ?BİR OLMAK, VAR OLMAK !?
27.08.2017 TARIM CİDDİ BİR İŞTİR, ROMANTİZMİ KALDIRMAZ
12.08.2017 MEDYA'NIN MEDYASI! Ya da MEDYA?NIN MEDYAN?I OLMAK!
01.08.2017 ÂKİL İNSAN OLMAK!
23.07.2017 Türkiye Haklı !
28.06.2017 DUYGUSAL TEKNOLOJİ!
23.05.2017 HER YÜZYILDA YENİ BİR ENERJİ!
26.01.2017 BAŞKANLIĞA GÖTÜREN SÜREÇ!
28.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-2
25.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1