ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR

Eklenme Tarihi: 21.12.2016 16:52:35 - Güncellenme Tarihi: 06.07.2020 08:16:24

Aziz Milletim!

Sana bu mektubu, 10 Aralık cumartesi günü İstanbul-Beşiktaş?ta gerçekleşen terör saldırısında şehit olan çocuklarından biri olarak yazıyorum.

Adımın ne olduğu önemli değil. Dedim ya, ?şehit? artık benim adım. Benimle birlikte rahmet-i Rahman?a kavuşan kardeşlerim gibi. Çanakkale?de yatan ceddim gibi? Yüzlerce yıldır vatan ve millet için toprağa düşmüş kardeşlerim gibi?

Rütbem de önemli değil. Zira peygamberlikten sonraki en büyük rütbeyi, ?şehadet? rütbesini almışım ben; gayrısını neyleyim.

Nereli olduğumun bir kıymeti var mı? Ankaralı, Yozgatlı, Mardinli, İstanbullu, Manisalı, Rizeli olmam ne ifade eder ki senin yüreğinde Türkiyeli olarak yer aldıktan sonra?

Şimdi, görevini lâyıkıyla yapmış olmanın huzuru içinde, Rabbimizin cennet müjdesinin korunağı altında, hayattayken hasret kaldığımız istirahati yaşıyoruz.

Aramızda yeni evliler var; nişanlılar var. Ve bencileyin, gönlündeki sevda ateşini henüz dile dökememiş olanlar. Eşlerini Allah?a emanet ederek o günkü maç görevine geldi bazı abilerim. Annesini babasını tekrar tekrar öpüp, ?dua edin? diyerek göreve koştu kimileri. Göreve yetişeyim diye sofraya oturmayıp, yolda aldığı bir simitle koşturdu nöbete bazılarımız. İki aylık ikizlerinin ağızlarını, boyunlarını koklayıp gelen ve ilk gördüğü arkadaşlarına, ?Abi, bir güzel kokuyorlar ki? İçime, daha içime çekiyor, bir türlü doyamıyorum koklamaya.? diye, ballandıra ballandıra anlatan şehadet kardeşim. Ve diğerleri? Hep birlikteyiz, yan yana; dünyadayken olduğu gibi, omuz omuza?

Ama biliyorum ki sizler acılısınız. En çok da ailelerimiz. Yürekleri kavruluyor. Şehadetimizden gurur duysalar da bu acı ayrılığı, gönüllerine sığdıramıyorlar. Duruyor, dinleniyor ağlıyorlar. Yatağımıza bakıyor ağlıyor, elbisemize dokunup ağlıyor, yastığımızı koklayıp ağlıyorlar. Bizden kalan ne varsa sonsuza kadar saklayacaklarına söz veriyor, yemin ediyorlar.

Bakın, daha bizim acımız yüreklerinizi dağlarken, Kayseri?de asker kardeşlerimizi hedef aldı, hain ve kalleş teröristler. Kim bilir ne kadar şen şakrak çıkmışlardı çarşı iznine. Otobüste yaptıkları özçekimlerde, ne de güzel gülümsüyorlardı can kardeşlerim. Onlarla dağda baş edemeyen alçaklar, şehirde sinsice ulaştılar kirli emellerine.

Özçekim dedim de aklıma geldi?

Şehadet yolculuğuna bizimle çıkan bir tıp fakültesi öğrencisi var. Adı, Berkay? Ben de çok gencim ama o daha minnacık bir çocuk gibi... Babasını gördüm televizyonlarda. ?O daha 19 yaşında bir çocuk; doktor olup, böyle gelip hastalara yaralılara yardım edecekti.? diye ağlıyordu. Fenerbahçe formasıyla çekilmiş bir fotoğrafı paylaşılmış gazetelerde. Ne kadar mutlu görünüyor, ne güzel gülüyordu. Ne annesi koklamaya doymuştur, ne de yıkılmış babası sarılmaya?

Pek Kıymetli Milletim,

Şehadete yürüdüğümüz olayla ilgili yapılan haberler sonrasında, biraz dertleşmek istiyorum seninle. Biz göçtük ama kalan sizler, cennet vatanımızda huzur, barış ve kardeşlik içinde yaşayabilin diye dile getirmek istediğim düşüncelerim var.

Ne kadar üzüldük bir bilseniz. Ah, bir hissedebilseniz yüreklerimizi? Hepimizin içini yaktı kavurdu; babasının bir siyasi partideki görevi üzerinden, sadece Berkay?ın ölümünü haber yapan gazeteler ve onun üzerinden yapılan yanlı yorumlar.

Oysa bizler, hiçbir zaman koruduğumuz insanların kimliğine, siyasi görüşüne, giyimine kuşamına, inancına ya da inançsızlığına bakmadık. Bunları dikkate almak şöyle dursun, aklımıza bile getirmeden koruduk, kolladık tüm milletimizi; bu bakışla yaptık görevimizi.

O gün maça gelenlerin çoğunluğu Beşiktaşlıydı. Oysa ben Fenerbahçeliydim. Aramızda Galatasaraylılar, Trabzonsporlular vardı. Ve memleketinin takımını tutanlar. Hiçbirimizin bir an olsun aklına gelmedi, o maçta hangi takımın taraftarlarının olduğu.

Farklı farklı inanç düzeylerine sahiptik bizler, aziz milletim?

Bazılarımız beş vakit namaz kılar, kimimiz sadece Cuma namazına gider, bazılarımız ise hiç namaz kılmazdı. Oruç tutanımız da vardı, tutmayanımız da? Yani biz arkadaşlığımızı, kaderdaşlık olarak gördük. Bir simidi beşe bölerken de bir tek meyveyi tek başımıza yiyemezken de inancımızı, dünya görüşümüzü, siyasî düşüncemizi aklımıza getirmedik.

Hiçbir gün siyasî görüşümüz üzerinden yaklaşmadık birbirimize. Bekâr evlerinde üç kişi, beş kişi kalırken, bu görüşleri aklımıza getirsek, kardeşliğimize halel gelebileceğini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmadık. Silah arkadaşıydık biz, kaderdaştık, kardeştik...

Güvenli bir şekilde mutlu mesut gezebilmeniz; evlerinizde, işyerlerinizde yaşayabilmeniz; her gün, her saat keyifle eğlenebilmeniz için gözümüzü kırpmadan gece gündüz hizmet verirken, hiçbirinizin siyasî görüşünü aklımıza getirmedik. Asla böyle bir şey yapmayacağımızın sözünü, her defasında vicdanımıza vermeyi ihmâl etmedik.

Bizler, ?vatan? denildiğinde, ?Türkiye? denildiğinde, gerisinin teferruat olduğuna; vatanın, daima ve mutlaka, her şeyden ve herkesten önde geldiğine inandık. Bu inancın somut göstergesi olarak da canımız pahasına yaptık görevlerimizi.

Gece-gündüz demedik; yaz-kış, sıcak-soğuk demedik; şehir demedik, kasaba demedik, köy demedik; dağ, bayır, ova demedik? Sadece vatan ve milletin güvenliği için verilen emri duyduk. Kâh doğuda görevlendirildik, kâh batıda? Yeri geldi maçlarda görevlendirildik, yeri geldi dağlara yürüdük. Gönüllerin görebileceği her yerdeydik.

Terör belasının ve teröristin, hırsızın, arsızın, tecavüzcünün, katilin, kısacası suçun ve suçlunun olduğu her yerde, milletin bir ferdine, dolayısıyla millete zarar gelmesin diye gözümüzü kırpmadan yürüdük üstlerine.

Bizler, polisler ve askerler; vatan bir olsun, güçlü olsun, dimdik ayakta dursun diye canlarımızdan geçip, hain saldırılar sonrası patır patır toprağa düşerken bazı kesimlerin ve kimi grupların, çok basit şeyler için birbirini kırdığını, yaraladığını, böylelikle vatanı parçalamak isteyenlerin ekmeğine yağ sürdüğünü üzülerek görüyoruz şimdi.

Biz Çanakkale Ruhu ile bedenimizi mermiden, bombadan sakınmayıp; gözümüzü kırpmadan düşmanla, teröristle çarpışırken, sadece vatanı düşünerek şehadete yürüdük. Yedi düvelin aziz vatanımıza saldırdığı şu zor dönemde, lütfen sizler de kardeşçe tartışarak, ülkeyi her gün biraz daha nasıl güçlendirebiliriz, nasıl daha yükseklere çıkarabiliriz diye mücadele edin. Tıpkı bizim gibi, omuz omuza. Böyle davranmak yerine, tam da gâvurları sevindirecek şekilde, kırıcı sözlerle birbirinize saldırdığınızı gördükçe tekrar tekrar ölüyoruz inanın.

Aranızdan ayrılalı daha on beş gün bile olmadı. Annelerimizin, babalarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin gözlerinin yaşı kurumadı daha. Kan çanağına dönmüş gözlerle, bizden kalan en küçük hatırayı gördükçe hüngür hüngür ağlıyorlar. Şehadetlerimizi hatırlayarak teselli bulmaya çalışıyor ama görüyoruz ki hâlâ kavruluyorlar.

Aziz Milletim!

Yalvarıyorum? Üzerinizde biraz olsun hakkımız olduğunu düşünüyor ve bizlere biraz olsun kıymet veriyorsanız, üzmeyin bizi. Nasıl ki bizler, parti, görüş ve inanç ayrımı yapmaksızın sizleri koruduk ve huzurunuz için canımızdan geçtiysek; siz de tıpkı kurtuluş savaşındaki gibi, ?önce vatan? düsturunda bir araya gelerek, bulunduğunuz her yerde, her görevde vatan savunması için çalışın. Allah rızası için? Yalvarıyorum?

Aksi halde bizler için gözyaşı dökmeniz, tören düzenlemeniz hiçbir anlam ifade etmeyecek. Tam tersine, bizim üzerimizden bile ayrımcılık yapıp, parçalayıcı mesajlar verdiğinizde ve her olay sonrasında gâvuru, teröristi, işbirlikçiyi değil de birbirinizi suçladığınızda, gördüklerimiz bizleri tekrar tekrar vuruyor, bir daha bir daha öldürüyor, bilesiniz.

Böyle davranmaya ve birbirinize kıymaya devam ettikçe, ne tören yapmanızı istiyor, ne de övücü sözler bekliyoruz sizlerden. Bizi burada, kardeşliğimizle ve vatanseverliğimizle rahat bırakın yeter.

Vatanımı ve seni, önce Allah?a, sonra sana emanet ediyorum.

Vatan sağ olsun!

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/668/sehidinizden-mektup-var

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.08.2019 Fenerbahçe, Kahır Sezonu ve Ötesi
12.07.2019 Önce İnsan, Sonra Doktor
09.06.2019 Fransa?yı üzdük Hakan!
27.05.2019 İnsan Tercihlerinin Ürünüdür
06.05.2019 Şehir Kimliği ve Halk Kütüphanesi
17.04.2019 Kütüphaneler ve İnsan İsrafı
25.03.2019 Kütüphanecisi olan kütüphaneler?
04.03.2019 Fenerbahçe?nin yakın geleceği?
12.02.2019 Mevzu futbol ise, insanlık teferruat mıdır?
07.02.2019 Kadın erkek el ele, hedef daha güçlü Türkiye!
26.01.2019 Fenerbahçe?yi yazamamak!
04.01.2019 Kütüphaneciler, kütüphanelerin ve arşivlerin kalbidir!
25.12.2018 Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?
18.12.2018 Her şeyi bilenler çağı!
29.10.2018 Koku'ttu gitti!
21.10.2018 Fenerbahçe?den tarihi başarı: 9'da 9
09.10.2018 Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!
27.09.2018 Aynen aynen, sıkıntı yok!
21.09.2018 Fener sönüyor!
07.09.2018 Kütüphaneciler olmadan asla!
20.08.2018 Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü
18.07.2018 Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla
14.07.2018 Tebrikler Belçika
03.07.2018 Japonya'ya saygı gecesi
01.07.2018 Arjantin efsanesi ve Messi feneri
25.06.2018 ?Yeni Türkiye Dersi? başlıyor!
19.06.2018 Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç
04.06.2018 Fenerbahçe?de bir dönemin sonu!
27.05.2018 Ramazan: Müslüman için tefekkür zamanı
16.05.2018 6. Ulusal Yayın Kongresi'nin ardından
29.03.2018 Kütüphaneler, arşivler ve işi ehline vermek
18.03.2018 Yeni bir derbi ve yine bir kandırmaca!
21.02.2018 Terim Etkisi Değil Terin Etkisi Esas Olmalı
31.01.2018 Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?
27.12.2017 İNTERNET İCAT EDİLDİ, EDEBİYAT "BOZULDU"
12.12.2017 İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!
21.11.2017 ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI
14.11.2017 KÜTÜPHANECİ YETİŞTİRİLMESİN O HALDE!
31.10.2017 KİTAPLAR, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUK CIVILTILARI
17.10.2017 ZAFERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ!
10.10.2017 AMPUTE DEĞİL CESUR YÜREK MİLLİ TAKIMI
07.10.2017 MİLLİ TAKIM: EL ELDE BAŞ BAŞTA
24.09.2017 TÜRK FUTBOLU KAYBETTİ
14.09.2017 BEŞİKTAŞ'I İZLEMEYE DEVAM
12.09.2017 KÜLTÜREL MİRAS, KÜTÜPHANELER VE BURSA
03.09.2017 LUCESCU?NUN YANLIŞ İLİKLENMİŞ DÜĞMELERİ VE MİLLİ TAKIM
28.08.2017 FENERBAHÇE GÜNÜ KURTARDI
25.08.2017 FENERBAHÇE NEREYE?
22.08.2017 BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!
15.08.2017 SON AĞAÇ KURUDUĞUNDA
08.08.2017 YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ
01.08.2017 ÖLÜNCE BÖYLE ÖLMELİ İNSAN
18.07.2017 VATANINI EN ÇOK SEVEN?
15.07.2017 METİN DOĞAN GAZİDİR
05.07.2017 GÂVURLUK YAPMAK!
05.06.2017 GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG?DE!
30.05.2017 BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON
19.05.2017 LİYAKAT OLMADAN GELİŞME OLMAZ!
02.05.2017 SEVERKEN ÖLDÜRMEK
25.04.2017 FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ
11.04.2017 BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?
07.04.2017 BAĞCILAR?DA HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
14.03.2017 EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE
08.03.2017 III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK
22.02.2017 NAM-I DİĞER ATOM KARINCA
14.02.2017 BİR ÂLİM ÖLDÜ DİYELER?
08.02.2017 ALKIŞLAR MEDİPOL BAŞAKŞEHİR?E
30.01.2017 KÜTÜPHANELERDE GEÇEN KIYMETLİ ÖMÜRLER
18.01.2017 FETÖ'CÜLER VE KUL HAKKI
12.01.2017 ÇILDIRIYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
03.01.2017 TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ
28.12.2016 KRONİK KÖTÜMSERLİK SENDROMU
21.12.2016 ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR
13.12.2016 VATANA AİDİYET BİLİNCİ
06.12.2016 DEVLETTE ?TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA
28.11.2016 DIRK ADVOCAAT KANARYAYI KANATLANDIRIRKEN?
22.11.2016 YAN AMERİKA YAN!
13.11.2016 MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ
08.11.2016 DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR
01.11.2016 MÜLTECİ DEĞİL MUHACİR!
25.10.2016 İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?
18.10.2016 KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE
11.10.2016 HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
04.10.2016 LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA
27.09.2016 15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI
20.09.2016 BİR FENERBAHÇE YAZISI
06.09.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE KALMAK
16.08.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK
09.08.2016 MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK
02.08.2016 BİZ KİMİZ SORUSU ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK
26.07.2016 YENİDEN ÇANAKKALE RUHU
19.07.2016 YENİDEN YAPILANMA ZAMANI
12.07.2016 FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
05.07.2016 BAYRAMI GÖSTERMEYEN MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZ
28.06.2016 TÜRK USULÜ FUTBOLLA BURAYA KADAR
21.06.2016 BU KARNE KİMİN?
14.06.2016 HADİ ASLANIM HADİ KOÇUM!
07.06.2016 ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET