'EKŞİ ELMALAR've 'DAĞ II' FİLMİ

Eklenme Tarihi: 05.12.2016 17:54:36 - Güncellenme Tarihi: 01.06.2020 17:01:28

Diğer sektörler gibi Türk sineması gişe rakamların göre film üretir. Yüksek hasılatta komedi filmleri açık ara öndedir. İkinci sırada mutlu sonla biten aşk filmleri yer alır, diğerleri de bu ikisinin gerisinde sıralanırlar. Sektörün bu prangasını kırmak istediğim için bol küfürlü, sulu zırtlak komedi filmlerine asla gitmem, gidenleri de uyarırım. Romantik aşk filmlerine  ise kısmi amborga uygularım. Sezonda on aşk filmi vizyona girerse bir ya da ikisi benden ancak vize alabilir.

Sinemada benim tercihim sosyal içerikli filmlerdir. Çünkü insanım, çünkü sinema sanatını salt bir eğlence aracı olarak görmem, yaşadığım toprakların sorunlarına, acılarına, sevinçlerine fransız kalmak istemem.

?EKŞİ ELMALAR? ve YILMAZ ERDOĞAN?IN YERLİ DURUŞU

Bu sezon gittiğim ilk film Yılmaz Erdoğan?ın ?Ekşi Elmalar?ı oldu. Erdoğan duyarlı bir sanat adamı. Başarının getirdiği öz güvenle içinde gençliğini yaşadığı sosyalist ve bölücü örgütleri hiç takmıyor. Hatta yeri geldiğinde gayet sanatkârane bir şekilde eleştiri oklarını da göndermekten çekinmiyor. Ekşi Elmalar da ?Reisin kızı? ile Ankara?da ODTÜ?nin devrimci öğrencisi arasında temiz bir aşk filizlenir. Hakkari?den Ankara?ya  güllü dallı, kırmızı bir zarfla elden bir mektup gönderilir. ODTÜ kantini Marks, Lenin, Mao, Che resimleri ile donatılıdır. Devrimci kahramanımız mektubu aldığında önce omuzunun üstünden kantine derinlemesine bakar. Çünkü kimsenin o güllü dallı aşk mektubunu görmemesi gerekir, çünkü aşk burjuva duygusudur, aile burjuva kurumudur. Mektubu hızla alıp cebine koyar ve şunları söyler:

?Biz üç beş aya kadar devrim yapacağız, aşka meşke ayıracak zamanımız yok.?

Bu sözleri söyleten sosyalist öğretidir, mektbu alıp cebine koyan ise insani kimliğidir. Filmin finalinde aşk, sosyalist öğretiyi mağlup edecektir.

Yılmaz Erdoğan, çocukluğunun geçtiği Hakkari?ye objektif bir gözle yaklaşır. Konu kahramanlarının Alanya?ya göçmesi öncesinde Bölücü örgüt PKK?ya göndermede bulunur: ?Buraları yaşanmaz hale getirdiler?.

Sol görüşlü sinema eleştirmenleri Erdoğan?ı ?Tam yeri gelmişken neden bölücülük yapmadın?? diye eleştirirken, bazı saplantılı sağ kalemler de ?Erdoğan bölücüdür, bu filmde bölücülük yapmaktadır? şeklinde zırvaladıklarını gördüm.

Kısacası Ekşi Elmalar yerli bir film; sevinci, acısı, öfkesi, aşkı ile bizim insanımızın ve bu toprakların hikâyesi.

DAĞ II ve ALPER ÇAĞLAR?IN MİLLİ DURUŞU

Alper Çağlar genç bir yönetmen. Henüz 35 yaşında. İdeolojik kampların hiçbirine dahil değil, iyiki de değil... Çünkü Siyasal İslamcılar vatan, bayrak, millet, cumhuriyet kavramları başta olmak üzere her şeye muhalif, Ülkücüler slogancı, aradaki cemaat yapıları vaazcı... Edebi türler ve sinema sanaatı ise kesme şekeri çayın içinde eriterek sunmalıdır. Ama ideolojik kesimler ?Aç ağzını? der ve kocaman bir kesme çeker atarlar ya da ince belli bardaktaki tavşan kanı çaya altı tane şeker koyarak servis ederler. Alper Çağlar herhangi bir kampa dahil olmadığından sanatı sloganlaştıran bu risklerin uzağında, ?teşkilatsız milliyetçiler?in temsilcisi yani.

Dağ II filmine gitmeden önce Dağ I filmini internetten bulup seyrettim. Alper Çağlar sinemanın yerleşik kalıplarını kıracak gençliğe ve cesarete sahip ama Dağ I de sinemanın kalıplarını kırmak isterken küfür prangasını ayaklarında gördüm. Çünkü ?bol küfürlü diyaloglar gişeyi arttıran ajite bir öğedir? algısına kapılmayı bir yönetmen için özgüven eksikliği olarak görürüm ya da bir sporcunun doping hapı almasına benzetirim. Dağ II filminde küfürler hayli azaltılmış belli ki Alper Çağlar?ın özgüveni yükselmiş.

DAĞ I filmi vaazsız, slogansız bir şekilde asker ve vatan sevgisini konu odağına alırken DAĞ II?de Musul, Kerkük Türkmenleri üstünden soydaş kavramını da çok başarılı bir şekilde konu odağına yerleştirdiğini görüyoruz. Dağ II?nin ele aldığı konu ile Türk sinemasının kalıplarını kıran gişe başarısının temelinde işte bu üçleme yatmaktadır. Üstelik Alper Çağlar?ın geriye dönüşleri Türk ve Dünya sinemasında örneği görülmeyecek şekilderiye çoktur. Konu kahramanını betimlemek için, ana hikayeyi aksatacak kadar, neredeyse film süresinin yarısı geriye dönüşlere ayrılmıştır. Dağ I filmine göre ana hikaye güçlendirilmiş olmasına rağmen yine de tam kıvamını bulamamıştır.

Ahmet Haşim?in şiir için koyduğu bir kural vardır: ?Şiirde her kelimeyi çekip alarak tek tek test ediniz. Eğer bir kelimeyi çekip aldığınızda duygusundan bir şey kaybetmiyorsa atın o kelimeyi?. Bu kuralı ben yazdığım Kurt Nefesi ve Boraltan Köprüsü romlarımda sadece kelime için değil cümle, parağraf ve olay örgüsünde uyguladım... Gördüm ki geriye çok yalın bir cümle, çok saf bir üslup, çok konsantre bir olay örgüsü kalıyor.

Dağ II filmini seyrederken Ahmet Haşim hep aklımdaydı. Alper Çağlar?ın kurguladığı sahneleri Haşim?in kuralına göre tek tek test ettiğimde, filmden çıkartıldığında ana hikayenin akışının bozmayacak birçok  sahne gördüm. Üstelik bu sahneler kahraman betimlede tekrar sahneleriydi. Oğuz ve Bekir?in kankalığı neden birden fazla sahneler ile betimleniyor?.. Örneğin düğün sahnesi veya boğuşma sahnesi çekilip atılsa hem geriye dönüşler azalmış, hem de tekrardan kurtulunmuş olurdu. Tabii bunların yerine yeni karakterler, trükler konulmalıydı.

Alper Çağlar ana hikayeyi biraz daha güçlendirebilseydi, aşırı geriye dönüşlerle zayıflatmasaydı millet, vatan ve asker sevgisi gibi sağlam bir temele oturan Dağ II filmi Türk Sinemasının baş yapıtlarından olabilirdi. Şu an için 2 milyonu aşan, 3 milyonu da aşmasını temenni ettiğimiz Dağ II filminin başarısı kusursuzluğundan ziyade milli kavramları önemseyen ?teşkilatsız yeni kuşakların? Alper Çağlar?ın üçlemesine gösterilen saygı duruşudur.

Dağ II filmi 3 hatta 5 milyon gişe başarısını yakalaması için herkes sinemaya koşmalıdır. Çünkü böyle bir başarı Türk sinemasında bol küfürlü komedi filmleri dönemini kapatıp yeni bir dönemin milatını müjdeleyebilir. ?Öz yurdunda garip, öz vatanında parya? olan Sakarya?nın ayağa kalkışı da sinema sanatı ile gerçekleşebilecektir.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/611/eksi-elmalarve-dag-ii-filmi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Nuri
08.02.2017 15:55
Güzel yazi

Diğer Yazılar

21.05.2020 Başka Coğrafyaların İslamcıları ve Solcuları
13.05.2020 Önce Dilde Türkleşmeliyiz
07.05.2020 Meleklerin bacakları ve Müslüman fantezileri
29.04.2020 Yazlık Sinemada Yeşilçam Filmleri ve Ambulans Uçak Senaryosu
28.04.2020 İnsanlığın Çaresizliği
22.04.2020 Korona Üstünden Siyaset Yapmak
18.04.2020 Edirne’de İki Kahraman
06.04.2020 Emirdağlı Deli Battal'ın Hikayesi
03.04.2020 Koronadan Korkmayın
28.03.2020 Dilsiz Şeytan Olmamak için
09.03.2020 Utanıyorum
10.02.2020 İskilipli Atıf'ın Osmanlı Sicili de Bozuk
04.01.2020 Sonunda Hırsız Olacaksam...
20.12.2019 Meleklerin Bacakları
03.12.2019 Yobazlık nasıl bir şeydir?
30.11.2019 İslamcıların sahte kahramanı İskilipli Atıf
20.11.2019 Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına
13.11.2019 Yol Geçen Hanı
11.11.2019 Osmanlı'da Okuma Yazma Oranı
06.11.2019 Varoşların Ülkücüleri ve İslamcıları
31.10.2019 Nihayet Coşkulu Cumhuriyet Kutlamaları
26.10.2019 İçimizdeki PKK'lılar
22.10.2019 İslamcıların İslam Hassasiyeti
11.10.2019 Siyasal İslamın Ümmet Balonu Patladı
12.09.2019 12 Eylül'ü Dosdoğru Yazmak
27.08.2019 İslam'ı Müslümanların Zulmünden Kurtarmak
19.08.2019 Deistler ve Münafıklar
07.08.2019 Böyle Olur İmamların Düğünü
22.07.2019 Mücahit Müteahhitlerin Nükleer Tehlikesi
16.07.2019 15 Temmuz Yalanları
12.07.2019 Bilgi Çağının Cahilleri
06.07.2019 İtikatta Mursi, Amelde Sisi
27.06.2019 Bilgi Çağı Gençleri Siyaset Sahnesinde
24.06.2019 Cumhur İttifakı Niçin Kaybetti?
19.06.2019 Mısır İslam'ı, Bizimkiler ve Mursi
18.06.2019 Bu Düzen Değişmeli
15.06.2019 İmam Hatipliler Kuşağının Ruhuna El Fatiha
04.06.2019 İnsan Odaklı Siyaset ve Davutoğlu
24.04.2019 Çıbıklı Osman Dayı Destanı
20.04.2019 "Dindar İnsan"ın Güven Kaybı
14.03.2019 Galip Erdem'in yüzdesi belirsiz ortaklığı
02.01.2019 Şehirlerimize vurulan haçlı mührüne 'dur' demek
06.11.2018 Avrupa'da trafik cezası gözlemlerim
28.10.2018 Sarıkamış Şehitleri ve yalan fırtınası
22.09.2018 Türkü dünyamızın güzelleri
18.09.2018 Maria Elif'e Müslüman işkencesi
15.09.2018 Bir ülkü hamalının dramı
09.09.2018 Kitabın ortasından tespitler
30.08.2018 Çiyiltepe'de Albay Reşat Destanı
28.08.2018 Türkiye usulü özelleştirme
25.08.2018 Gel kriz gel!..
21.05.2018 Karakoç, Mahzuni ve bir şiirin hikayesi
16.05.2018 İsrail'in kurulmasında tarihin karanlık sayfaları
14.05.2018 Partiler ve liyakat
03.03.2018 Yazarlar Birliği nasıl kuruldu?
18.02.2018 Aliya'nın ufuk çizgisinde FETÖ ve PKK gerçeği
22.01.2018 DÜŞÜNCE UFKUNDA YERLİ Mİ KALMALIYIZ, MİLLİ Mİ OLMALIYIZ?
22.11.2017 YAŞAR KEMAL ÜSTÜNE DÜŞÜNCELER
16.11.2017 MERHABA İTHAL CONİLER
04.11.2017 BİR ABDULLAH ÇATLI HATIRASI
17.10.2017 ŞEHİR EFSANELERİ, DENİZ GEZMİŞ ve ÜLKÜCÜLER
09.10.2017 ERMENİ TEHCİRİ ve KERVAN 1915 FİLMİ
02.10.2017 KUTSAL TOPRAKLARDA İSLÂM DÜNYASI
06.08.2017 SAMAN TORBASINDAKİ KİTAPLAR
07.06.2017 AL GÖTÜR KABRİME KOY BU SEVDAYI
22.05.2017 OSMANLIYI İTTİHATÇILAR MI YIKTI?
17.05.2017 BATILILAŞMA İHANETİNİN YENİ BOYUTU
10.05.2017 FETBULLARIN KÜLTÜR AYAĞI
20.04.2017 AYDININ MUKADDESİ HAKİKATTIR
06.04.2017 DAVAYI SAVUNMAK
22.03.2017 NEVRUZ KİMİN BAYRAMI?
15.03.2017 AVRUPA TÜRKLÜĞÜ GÖZLEMLERİ
07.03.2017 KIYIDAKİ KÖPEKLER
25.02.2017 BEYAZ ELBİSELİ MEHDİ
19.02.2017 BOZKURT ENVER PAŞA
08.02.2017 AKREP NALAN PSİKOLOJİSİ
30.01.2017 CEMİL MERİÇ ve TÜRK SOLUNUN ?LANET ÇEMBERİ?
24.01.2017 ŞEVROLE VAKKAS VE DELİ İSMET'İN MEHTER YÜRÜYÜŞÜ
13.01.2017 İNSANA SAYGI
05.01.2017 VATANIM SENSİN?DE GÖRDÜKLERİM
03.01.2017 2017, MİLLÎ SİNEMADA HAMLE YILI OLABİLİR
05.12.2016 'EKŞİ ELMALAR've 'DAĞ II' FİLMİ
29.11.2016 OSMANLI?DA ?PARALEL DEVLET? YAPILANMASI ve FEYZULLAH EFENDİ / 3.
23.11.2016 OSMANLI?DA ?PARALEL DEVLET? YAPILANMASI ve FEYZULLAH EFENDİ / 2.
15.11.2016 OSMANLI?DA ?PARALEL DEVLET? YAPILANMASI ve FEYZULLAH EFENDİ / 1.
04.11.2016 ULU TÜRKMEN NEŞET ERTAŞ
27.10.2016 NURİ PAŞA?NIN GÖNÜL YARASI
07.10.2016 "MHP'YE SIZMAYA ÇALIŞAN FETÖCÜ" NÜN SOSYAL MEDYA SAYFASINDAN SEÇMELER