EBU NASR FARABİ

Eklenme Tarihi: 20.11.2016 22:29:12 - Güncellenme Tarihi: 29.05.2020 16:21:46

Farabi?yi kaleme alırken, asıl idrak etmemiz gereken hakikat şu olmalı:

       O, doymak bilmeyen bir ilim aşkıyla hem batı hem doğu dünyasında adından söz ettirmiş bir bilge dehadır. Malum asıl adı Ebu Nasr Muhammed bin Tarhan bin Uzlug olmakla birlikte kendisi batıda ?Alpharabius? adıyla bilinir. Şu da var ki,  hangi ad ve isimle bilinirse bilinsin, sonuçta o,  ilmin ehemmiyetini insanların yüreğine işleyip nakşetti ya, bu yetmez mi? Üstelik insanlığa sunacağı bilgileri ansiklopedi haline getirmişte. Nasıl mı? İşte söz konusu ansiklopedik kaynaklardan kendine has üslubuyla kaleme aldığı İstanbul?da Kılıç Ali Paşa kütüphanesinde muhafaza edilen  ?Kitab?ül muûsîkat?l-Kebîr?  adlı eseri bunun en bariz göstergesi. Yine Paris ve Escorial kütüphanelerinde pek çok batı bilim adamının başvurduğu kaynak eserler arasından bilhassa mantıkla ilgili İbranice tercümeleri de öyledir. Nitekim Fransız Bergson bu kaynak eserler sayesinde felsefenin esaslarını ortaya koymuş ta. Keza yine İngiliz düşünürlerinden Thomas Hobbes?in Toplum teorisi,  Spencer?in sosyolojik kuralları Farabi?den mülhem eserler olarak karşımıza çıkar.  Tabii bitmedi,  dahası var; Alman filozofu Nıcolas?ın Sezgici bilgi teorisi ve J.J.Rousseau?nun Sosyal sözleşme teorileri Farabi?den esinlenmiştir.  Nasıl esinlenmesin ki,  Farabi, Paracelsus?tan çok öncesinden ?Mikro âlem? ve ?Makro âlem?den söz etmiş düşünürümüzdür. Anlaşılan o ki; Farabi?nin ortaya koyduğu bilgiler yenilir yutulur sıradan bilgiler değil, bilakis batı insanını hayretler içerisinde bırakacak son derece derunî bilgilerdir. Üstelik bu bilgiler nasıl derlenip nasıl toparlanıp ve nasıl sistematik bir şekilde kaynak olarak sunulacağını gösteren bilgilerde.

          Malumunuz tarihler 870 senesini gösterdiğinde Buhara?nın Farab şehrinde dünyaya gelmiştir. Bir başka ifadeyle Sır-derya?ya dökülen Aras nehrinin kıyısı Farab şehrinde doğmuştur. Doğduğu şehir eğitim yönünden zor şartların hüküm sürdüğü yıllara denk gelmiştir. Ki; o bunca meşakkat ve zorluklar içerisinde eğitiminden taviz vermeksizin ilim uğruna önce İran, sonrasında Bağdat?a gidip öğrenimini öyle tamamlayacaktır. O her şeyden öte aynı tip kıyafet giymekle alçak gönüllüğü hiçbir zaman elden bırakmayan bir davranış sergilemekle de aslında kendi içinde yalnız bilge adamdır. Sanki o bu mütevazı haliyle: "Benim boş ve faydasız işlerden keyfim gelmiyor" anlamına gelebilecek hayat tarzını metot edinmiş bir kişiliktir.

          Bağdat?a gitmesi elbette ki babasının tavsiyesi üzerine bir gidiştir. İşte bu tavsiyenin gereğini yapıp fıkıh tahsili için Bağdat yoluna koyulur. Böylece Bağdat onun için zahir ve batın ilmiyle ilerledikleri ilk durak olur. Bu durakta Arapçayı hıfzettikten sonra memleketine döndüğünde kadılık görevi üstlenecektir. Fakat kadılık görevi bir süre sonra onu sıkmaya başladığında tekrar Bağdat yoluna revan olur. Burada felsefeye olan merakını Hıristiyan Filozof Ebu Bişr Mettâ bin Yûnus?un kitaplarının gölgesinde gidermekle birlikte bu arada Ebu Bekr Serrac?ın yanında gramer ve mantık derslerini tahsil etmeyi de ihmal etmez.

           İyi ki de Bağdat?a gelmiş, çünkü Bağdat ilim ve feyiz kaynağı olan bir mekândır. Öyle ki; burası Aristo?nun doğuya ait eserlerinin yanı sıra bütün tercüme ve şerhlerini tamamlayıp felsefe alanında epey bir yol kat etmesine vesile olan bir şehridir. Evet,  Aristo?nun kitabını anlaşılır hale gelme fırsatını bu topraklarda elde edecektir. Hatta ilim yönünden bereket fışkıran Bağdat onu yeşertip ikinci üstad olarak adından söz ettirecektir. Zaten onun ene dikkat çeken yanı dersleri çabucak kavramasıdır. Öyle ki hocaları hızına yetişemeyip ona hocalık yapmaktan çok ondan istifade etmeyi yeğlemişlerdir.  Bir gün gelmiş kabına sığmayıp Bağdat?tan Haran?a gitmiş ve orada Sabit bin Kurra?nın Wabi-Sabi felsefesine vakıf olmuş, derken artık bu konularda eser yazacak hale gelmiş bile. Yetmedi burada aldığı eğitimle Tıp tahsilini de başarıyla bitirir. Keza Matematik alanında da öyledir.  Hele yaşı ilerleyip olgunlaştıkça Türkçeden başka Arapça, Farsça ve Süryanice dillerin de hakkından gelir.

           Farabi, Samani hükümdarı Nuh bin Saman?ın daveti üzerine bir ara Buhara?ya çağrılmış, hükümdarın isteği üzerine adına  ?Et-Talim-üs Sani? verdiği bütün ilimleri bünyesinde taşıyan ansiklopedik eserini tamamlamak nasip olur.  Davetin gereğini yapmanın gönül hoşnutluğuyla tekrar Bağdat?a dönüş yapar. Fakat burada da birtakım siyasi karışıklıklardan dolayı yerinde durmayıp Hemedani Hükümdarı Seyfüddevle?nin çağrısına icabet etmiş. Böylece Halep?e hicret etmiş olur. Burada şair ve bilginlere önem vermesiyle tanınan Hemedani hükümdarının; ?O bizim sarayımızın süsüdür? demesi onun ne büyük bir deha sahibi olduğunu göstermeye yeter artar da.

        Hayatının son dönemlerini Halep?te geçirdikten sonra seksen yaşına geldiğinde ardından insanlığa ışık tutan yetmiş civarında eserini miras bırakıp 950 yılında Şam?da hayata veda eder. O artık ardından bıraktığı eserleriyle yaşıyor aramızda. Özellikle onun ?İhsan-ül-ulüm-(ilimlerin tasnifi)? eseri ilimleri beş başlık altında kategorize etmesi onu unutulmaz kılmıştır.  Derken arkasından asırlar geçse de kendini unutturmayacak makam diyebileceğimiz gönül tahtına oturur.  Nasıl gönül tahtına oturmasın ki, ortaya koyduğu tasnifler sayesinde belagat (güzel konuşma ve yazma), metafizik, mantık, tabii ilimler (matematik, astronomi, geometri vs.) ve medeni ilimler (ahlak, siyaset, ekonomi) anlam kazanmıştır. Her şeyden öte o Allah?a giden yolda eserden müessire ve vacib-ül vücud yoluyla ulaşılabileceğini vurgulamıştır. Bir anlamda kâinatta her ne varsa mutlak ilmin eserin tezahürü olduğunu, yani var olan her şey ya vaciptir, ya da mümkündür tarzında bütün varoluş kaynağının Allah olduğunu dile getirmiştir. Dolayısıyla kâinatta sebep netice ilişkisinde varılacak kaynağın sahibi ve hiç kimseye muhtaç olmayan Yüce Allah?tan başkası olmadığını idrak ederiz. İşte bu fikirleri serd ederken de kullandığı metot bilinenlerden hareketle bilinmeyenlere ulaşmak diye tabir edilen dedüksiyon metodu olmuştur. Böylece İslami konular insanlığın idrakinde anlaşılır hale gelir de. Dahası mantık çalışmalarını mukaddime, burhan (hakkı batıldan ayıran delil hüccet) ve netice ekseninde ele almıştır.  Mesela burhan kurgusunu önce tarif (tasavvur yöntemi), sonra kabul (tasdik),  en nihayet ispat esası üzerine dayandırmıştır.

       Farabi?nin tasavvuf konusunda görüşleri de ilginçtir. Ruhun pirupak olabilmesi için evvela nefsi emmarenin başının ezilmesi gerektiğini ve bunun yok edilmesiyle birlikte nefsi levvameye geçilip basamak basamak diğer tüm nefis mertebelerinin de aşılacağını, en nihayetinde Allah?a vuslatın gerçekleşeceği anlaşılır. Ve öyle inanıyoruz ki, bu güzel düşüncelerle sevgililerin sevgilisine çoktan kavuştu bile.

       Ruhu şad olsun.

       Vesselam.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/573/ebu-nasr-farabi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM