BİRÛNİ

Eklenme Tarihi: 14.11.2016 09:50:19 - Güncellenme Tarihi: 03.06.2020 21:57:24

El-Birûni; Harezm bölgesinin başşehri Kath?ın yakınlarında dünyaya geldi. Onun en belirgin özelliği hayatı boyunca karşılaştığı hükümdarlara birbirinden ayrı ilmi eserler takdim etmesidir. Hiç kuşkusuz kendisinin yetişmesinde dönemin cebir ve fen bilimleri hocası Emir Ebu Nasr Mansur bin Ali bin Irak?ın ve birçok bilge insanın çok büyük payı vardır. Hatta bu arada hocalarının rehberliği doğrultusunda astronomi alanında bir zaman batıya rehber olmuş Batlamyus?un eserlerini okuma şansıda elde etmiştir. Yetmemiş Abbasi Halifelerinin tercüme faaliyetlerine hız verdiği dönemden kalan eserlerde ona ufuk açmıştır.  Ve kendini bir anda eski Yunancadan ve Süryaniceden yapılan tercümeler faaliyetleri içerisinde bulacaktır. Böylece söz konusu eserleri tercüme edip yorumlamakla İslam?ın batıya açılan pencere dehamız olur. Belki de o müthiş tercüme faaliyetleri olmasaydı İslam âlemi bu denli batıya açılamazdı. İyi ki de bu tür faaliyetlere girişilmiş, bu sayede batıyla olan karşılıklı bilgi alışverişlerinde batının kültürüne vakıf olmuşuz da. İşte Birûni bu bilinçten hareketle edindiği bilgiler ışığında İspanya hariç tüm Müslüman ülkelere çıkarma yaptığında kültür ve medeniyet bakımdan çok önemli katkıda bulunmuştur.

          Birûni aynı zamanda çağdaşı Tıpta adından söz ettiren İbni Sina ile olan mektuplaşmalarında karşılıklı söz düellosuna benzer fikir alışverişinde bulunmayı da ihmal etmez. Hatta bir keresinde;  İbni Sina?nın parçalarda oyalanman, yani tekçi analizler üzerinde duruşun bütünü görmeye mani olacağı eleştirisine maruz kalır bile. Ama verdiği cevapla; hakikatin ayrıntı parça ve teklerde olduğunu beyanıyla ince bir gönderme yapmıştır. Yani bu ince göndermeyle ?Allah birdir, bir?i sever? mesajını vermek istemiştir.

        Hiç kuşkusuz ona değer katan bir başka özelliği ise adeta medeniyetlerin kronolojisini ortaya koyacak çalışmalara imza atmasının yanı sıra astronomi trigonometri gibi ilim dallarından elde ettiği derlemeleriyle batı ve İslam âlemine soluk aldırmış olmasıdır.  Hakeza jeoloji alalında da öyledir. Böylece jeolojiye olan alakasının neticesinde nerede kıymet değer bir taş, nerede bir maden varsa pek çok materyalin özgül ağırlığının belirlenmesinde yaptığı analitik çalışmalarla anlam kazanır da. Malum olduğu üzere her ilim adamımızın ilkleri olduğu gibi onunda kendine has ilkleri var elbet. Bilhassa yirmi yedi yaşına ayak bastığında insanlığın geçirdiği devirleri doğru bir şekilde aktarması bakımdan çok önem arz eden ?Asar-ül-Bakiye? adlı çalışma ilk dikkat çeken şahika eserdir. Gerçektende bu ilk eserine baktığımızda zerreden küreye her ne madde varsa zamanının şartları elverdiği ölçülerde özgül ağırlık, karekök ve geometrik gibi pek çok karışık zihni yorucu konuları anlaşılır kılacak bir çalışma ortaya koymuştur. Hatta bulunduğu dönem itibariyle matematiğin dilini konuşturarak birleşik kaplar teoreminden hareketle kaynak suların ve artezyen kaynakların oluşumuyla alakalı sis perdelerini aralayacak çalışmalarda ortaya koyar. Tabii tüm çalışmaları yer altı kaynaklarla sınırlı değil, yerüstü de ilgi alanı kapsamındadır. Nitekim yine matematiğin dilini konuşturaraktan son derece basit formüllerle dünyanın çevresini ölçmenin yanı sıra dünyanın güneş etrafında dönme ihtimali öngörüsünde bulunacak bir çalışmaya imza atacaktır.  Nasıl mı? İşte Orta Asya?da ilk küre çizimi gerçekleştirmesi bunun teyididir zaten. Böylece bu öngörüsüyle bilim tarihine not düşmüştür. İlginçtir bunca yer altı ve yer üstü çalışmaları arasından bir fırsatını bulup felsefeye de zaman ayırıp adından söz ettirmesini bilmiştir. Üstelik felsefenin o akıl girdabı döngüsüne kapılmadan bu işin üstesinden gelecektir.  Felsefe alanında bilhassa akıl zincirinde boğulmak yerine Allah?ın razı olacağı bir yol üzere hareket edecektir.  Öyle ki aklın sınırını zorlayacak hususlarda Allah?tan dua ve niyazda bulunmayı ihmal etmez de.

                 İşte görüyorsunuz,  El-Birûni iyi ki de ilk eğitimini Harzemşahların sarayında almış,  böylece saraya yakın bir köyde on yedi yaşında ilk rasad inşa etme imkânına kavuşur.  İnşa edilen rasathaneyle birlikte yarım derecelik parçalara ayrılmış bir çemberle güneşin yüksekliğini ölçüp yaşadığı Kath şehrin enlem derecesini ortaya çıkarır. Ama bir zaman sonra doğup büyüdüğü topraklarda iç karışıkların yaşanması sebebiyle buradaki ilmi çalışmalar sekteye uğramasıyla birlikte Rey şehrinden göç etmek zorunda kalır. Olsun, dünyanın sonu değil ya. Gün gelir Büveyhid sülalesinin sarayında ilmi çalışmalarını yürüttükten sonra şartlar yerli yerine oturduğunda tekrar Kas?a (Kath) dönüş yapacaktır. Gerçekten de gidişi suskun dönüşü muhteşem olur. Döndüğünde kendinden otuz üç yaş büyük Ebu?l Vefa el Buzcani?yle buluştuğunda ilmi tecrübelerinden istifade edip gökyüzünde ay tutulmasını gözlemler de. Böylece üzerindeki sıla hasreti yorgunluğu alınmış olur. Zaten her buluş ve her ilmi faaliyet yeniden doğmak gibidir. Bu öyle bir doğuştur ki; bu kez Samani hükümdarın daveti üzerine Buhara yollarına düşecektir, Buradan da Cürcan?da ikinci kez tahta geçen Kâbus bin Yaşgir?in sarayına konuk olur. Her ne kadar konuk olduğu sarayın sultanından pek hoşnut olmasa da işin içinde ilim aralarında hiçbir soğukluk yokmuş gibi davranıp çalışmalarından geri durmayacaktır. Hatta sevmediğini belli etmediği hükümdara  ?el-Asaru?l Bakiye? eserini ithaf edip takdim etmişte. Ama nereye kadar belli etmeyebilirdi ki. Nitekim sabrın son noktası diyebileceğimiz bir anda Gürgenç?te Eb?ul Hasan Ali b. Me?mun?un daveti hükümdarla bağını koparmaya yetecektir. Derken bu davete icabet etmekle artık bundan böyle davet edildiği mekânda ilmi faaliyetlerini sürdürecektir. Eb?ul Hasan Ali b. Me?mun öldüğünde ise yerine geçen kardeşi Harizmşah Ebu?l Abbas Me?mun?la yola devam edecektir. Ancak Gazneli Mahmud?un ordusu Harizm ülkesini fethettiğinde nezaret altında tutulacaktır. Neyse ki, Gazneli Mahmut nezaret altına aldığı zatın sıradan bir zat olmadığını fark ettiğinde o bizim en değerli hazinemizdir deyip sarayında baş tacı edecektir.

            Peki ya Gazneli Mahmut sonrası? Gazneli Mahmud?un oğlu Mesut döneminde de ilmi çalışmaları hızından bir şey kaybetmez. Bilakis ilmi çalışmalar sınır ötesine taşınacaktır. Bu kez ilim uğruna Hindistan?a uzandığında Sanskritçe diline vakıf olacaktır. Sadece buralarda dile aşina olmak mı var, hiç kuşkusuz Hindistan?ın o zengin medeniyetine de vakıf olur. Böylece bu medeniyetin engin birikiminden istifade amaçla ufuk turuna çıktığı bu topraklar da bir süre trigonometrik bilgiler aldıktan sonra astronomik alanda mührünü vurur konuma gelir. İşte mührünü vurduğunda buralarda pek çok rasathanenin inşasına vesile olur da. Derken Hindistan?daki ilmi çalışmalarını Sultan Mesud?a ithafen yazdığı ?el-Kanunu eseriyle? taçlandırıp bu şahika eseri takdim etmeyi ihmal etmezde. Bu eseri kıymetli kılan en önemli yanı trigonometri ile astronomi ilmi arasında ki ayırımı yapmış olmasıdır. İşte bu ayırımı esere baktığımızda pek çok İslam ülkelerin enlem ve boylam konumlarının tablo halde verilişinde ve kıble tayini saptamalarında net bir şekilde görmek mümkün.

             Birûni,  seksen küsur yaşın üstünde yaşadığı hayat boyunca hangi hükümdar olursa olsun hepsine ışık olmuş ve hiçbirini boş geçmemiştir. Mutlaka her devrin sultanına ışık saçacak ilmi bir eser takdim etmişte.  En nihayetinde Sultan Mesut?tan sonra yerine geçen Mevdu?un payına ise bitki, hayvan ve madenlerin en ince ayrıntılarına yer verecek bilgilerden tutunda şifalı otların alfabetik sıralamasının yer aldığı ?Kitab-ül-Saydala fi?t-tıb? adlı eser düşecektir. Bu eserin adından da anlaşıldığı üzere diğerlerinden farkı tıp ve eczacılık konularını içermesidir. Bilhassa bu çalışmasında şifalı bitkilerden elde ettiği ilacın Arapça ve de diğer dillere karşılık gelen isim ve özelliklerini ortaya koyması da kayda değerdir. Böylece bu çalışmasıyla bilim dünyasına çok büyük katkı sunmuş olur.

              Hâsılı kelam Birûni için Gazne deyince doymak bilmeyen bir azmin açılımı bir mekân akla gelir. Gerçekten bu ruha uygun davranıp doğup büyüdüğü Harizm?den sonra ikinci vatanım dediği bu topraklarda hayata veda edecektir.  Artık bundan böyle o doğu-batı medeniyetini en iyi yorumlayan bilge deha olarak gönüllerde yaşayacaktır.

            Vesselam.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/556/biruni

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Mustafa
14.11.2016 12:53
Toplum olarak köklerimizin ne kadar derin ve aydınlık olduğunu görüp,yeni Biruni ler çıkarabilmek dileğiyle.

Diğer Yazılar

28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM