ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA

Eklenme Tarihi: 07.11.2016 09:42:53 - Güncellenme Tarihi: 13.07.2020 09:09:17

    İbn-i Sina;  930 yılında Buhârâ yakınlarında Efşene kasabasında doğdu. Sonrasında ailesiyle birlikte Buhârâ?ya yerleşmiştir. Kuşkusuz onun yetişmesinde ilk basamak babasıdır.  İkinci basamak ise kendi otobiyografisinde yazdığı kadarıyla Natilî ve İsmail Zahit adlı iki hocadan başkası değil elbet. İlginçtir Ebu Abdullah el- Natilî talebesi İbn-i Sina?nın mantık ilminde ulaştığı mertebeye bakıp bir deha karşısında olduğunu fark ettiğinde ona ders vermekten vazgeçmiş bile. Şu da var ki böyle bir dehanın dikkat çeken yönü sadece pozitif bilim dallarıyla sınırlı değil elbet,  buna metafizik gibi ilimlerde dâhildir.  Tabii metafiziğe aşına olması bir şekilde eline geçen Farabi?nin eseri sayesindedir. Hakeza Ebubekir Razi?de etkilendiği bir isim. Böylece Farabi?de akılcılık, Ebubekir Razi?den ise deneyciliği almıştır.  Yetmedi bu arada Batı düşünürlerinden Aristoteles?in metafizik kitabın etkisinde kalıp aşina olmasına yetecektir. Besbelli ki onun ilim yolunda ilerlemesinde daha çok kendi şahsi gayretlerinin birinci derecede çok büyük payı vardır. Hani derler ya ?azmin elinden bir şey kurtarmaz? diye,  gerçektende öyle olmuş,  bu müthiş azim ve gayretin neticesinde hekimlerin piri, filozofların üstadı bir mertebeye erişmiş de.  Derken ulaştığı mertebe itibariyle halk arasında daha çok Ebu Ali el Hüseyin ibni Abdullah ibn-i Sina el Belhi olarak, batıda ise Avicenna diye anılır hep.

          Evet, o öyle bir engin deryadır ki, on yaşında Kur'an'ı hatmedecek, on altı yaşına ayak bastığında ise Tıp ilmine merak salıp bu alanda adından söz ettirecektir.  İyi ki de Tıp ilmine merak salmış, ilerisinde Saman oğullarından Buhârâ emiri Mansur?un oğlu Nuh bin Mansur?un yakalandığı amansız hastalığa çare olur bile. O çare olurda karşılıksız kalır mı, elbette kalmaz. Malum,  Buhara kütüphanesinin kapıları ardına kadar açılarak ilmi çalışmalarına destek babından karşılık bulur. Artık bundan böyle İbn-i Sina?yı tut tutabilirsen,  hizmetine sunulan kütüphane adeta onun için ilim yolunda sıçrama tahtası olur. Gerçekten de on sekiz yaşına geldiğinde din, edebiyat, geometri, matematik, fizik, mantık ve felsefe hemen her bilim dalına vakıf olabilecek bir bilge şahsiyet olarak karşımıza çıkar. Öyle bir zaman gelmiş İbn-i Sina'ya artık o kütüphanede ufkunu aşmak açısından dar gelecektir. Nasıl dar gelmesin ki elli yedi senelik hayatı boyunca hangi hal ve şartlar altında olursa olsun ilim yolunda azminden ve gayretinden zerre miskal taviz vermeyecek bir mizaca sahip kişiliktir. İşte ilim yolunda doymak bilmeyen bu haleti ruhiye içerisinde bir zaman gelmiş;  altından çıkamadığı konularla da karşılaşmıştır. Ama dedik ya o azim ve gayret onda olduktan sonra evvel Allah bir şekilde üstesinden gelmesini bilecektir. Olmadı kafasını zonklayacak meseleler karşısında abdest alıp iki rekât kıldığı istihare namazının ardından Allah?a hacette bulunmayı ihmal etmeyecektir. Zaten her ilim adamı ?Gayret bizden Tevfik Allah?tan? diye yola koyulur ya,  aynen öyle de o da bunca gayretin içerisinde zihin yorgunluğuyla uykuya daldığında rüya yoluyla nice çözülmez sanılan meselelerin çözüldüğünün sevinciyle uyanacaktır. Hatta bir ara yolu mahpushaneye düştüğünde mahpushane ona Medrese-i Yusufiye olacaktır. Fırsat bu ya, burada eser ortaya koymaktan geri durmayacaktır. Kendisinde öyle bir ilim hırsı vardı ki at sırtında eser yazmaktan yüksünmediği günlerde olurdu. Bu demektir ki; ilim yolunda ?Durmak yok,  yola devam?  düsturu esastır. Dile kolay; 456 Arapça, 23 adet Farsça olmak üzere toplam 479 eseri bir ömre sığdırmış bir deha olarak yola devam etmiştir.  Hiç kuşkusuz sir ömre sığdırdığı bu eserler arasında en dikkat çekeni ?El-Kanun Fi?t-Tıbb? adlı eserdir. Tamamen ansiklopedik tarzda yazılmış bu eser hakkında batıda Hipokrat?tan sonra en dikkat çeken eser dersek yeridir.  Eserin birinci cildine baktığımızda daha çok Tıbbi kavram tanımlamaları göze çarpar. İkinci cildin sayfalarını çevirdiğimizde takriben yetmiş dokuz ilacın sistematik bir şekilde indeks dizilişiyle karşılaşırız.  Üçüncü ciltte hastalığa sebep olan etkenler ve bu hastalıkları tedavisi etmenin yöntemleri dikkatimize sunulur, dördüncü ciltte umumu hastalıklar üzerinde durulur, en nihayetinde beşinci ciltte ise Tıbbi formüller üzerinde pek çok ayrıntılı bilgilerin ortaya konulduğunu gözlemleriz.

            Peki, İbn-i Sina sadece ortaya koyduğu eserlerle mi dikkat çeker?  Hiç kuşkusuz hükümdarlarında dikkatini çeken bir dehadır o.  İşte bu dikkat çekmedir ki,  kendisi Buhara da bulunduğu yıllarda Gazneli Mahmud?un teklifiyle 1001 yılında Harzem?in başşehri Gürgenç?e gidecektir. Ve burada pek çok ünlü ilim sahipleriyle dostluklar kurduktan sonra Cürcan?a geçip o meşhur El-Kanun Fi?t Tıbb eserini yazmaya koyulacaktır. Bundan sonraki durak ise Rey ve Hamedan?dır.  Hatta Hamedanda hasta olan Şemsüddevle?yi tedavi ettiğinde ona vezir olur da. Ayrıca burada o meşhur bildik ?El Şifa? adlı eseri yazmayı da ihmal etmez. Ancak ne var ki bunca koşuşturma içerisinde Şemsüddevle?nin vefat etmesinin akabinde yerine geçen oğlu onu vezirlikten azledecektir.  Neyse ki İbn-i Sina oradan firar edip bir dostunun evinde saklandığında daha önce kaleme aldığı ?El Şifa? eserini en nihayet tamamlama fırsatı bulacaktır.  İşte Hamedan?da ele aldığı ve on yıl sonra İsfehan?da tamamlandığı bu eser sayesinde bir anda doğudan batıya uzanan bir bilge deha konuma gelir. Zaten bu konumunu çoktan hak etti bile. Fakat ne yazık ki onu İsfahan Emiri Alaüddevle?ye yazdığı mektup ele verecektir. Böylece gizlendiği evde yakalanıp hapse atılır.  Yukarıda dedik ya, önemi yok hapishane onun için Medrese-i Yusufiye?dir.  Nitekim mahpus kaldığı dört ay içerisinde ?Hayy bin Yakzan? ve ?el-Hidaye? isimli kitapları neşretme fırsatı elde edecektir. Bu arada Alaüddevle ve Şemsüddevle arasında geçen savaşın Alaüddevle lehine tecelli ettiğinde özgürlüğüne kavuşup oradan İsfehan?a hicret eder. Malum,  İsfehan?da da boş durmaz,  derhal o dönemin şartlarına özgü rasathane kurduğunda bu kez gök cisimlerini inceleyecektir. Ve bu incelemeler kısa zamanda meyvesini verip astronomi alanıyla ilgili Dâniş-nâme-i Âlâî'yi yazdığı gibi bu arada  ?Lisan-ul Arab? adlı eseri de tamamlar. 

          İbn-i Sina kelimenin tam anlamıyla dur durak bilmeyen çalışmalarıyla göz doldurup İslam?ın batıya açılan penceresi olmuştur. Her ne kadar kendisine yöneltilen bir takım eleştiriler olsa da, şu bir gerçek; o İslam felsefe tarihini sistematik bir şekilde en ince ayrıntılarına kadar ortaya koyabilecek bir feylesofumuzdur. Tabii bitmedi,  bu arada Tıpta adından söz ettiren çağdaşı Birûni ile mektuplaşarak, aralarında karşılıklı söz düellosuna benzer bir metotla fikir alışverişinde bulunmuşta. Öyle ki bir keresinde İbni Sina,  Birûni?ye gönderme yaparaktan; ?Parçalarda oyalanman, yani tekçi analizler üzerinde durman bütünü görmeye mani teşkil eder? eleştirisinde bulunmuş, ama ?Hakikatin parçalarda (ayrıntılarda) ve teklerde olduğunu? cevabına muhatap kalmıştır. Sanki Birûni verdiği bu cevapla İbni Sina?ya ?Allah birdir, bir?i sever? mesajını hatırlatmak istemiştir. Malum, âlimler arasında bu tip anlam yüklü ince göndermeler birbirine sataşmak için değil elbet, bilakis fikir zenginliğine işarettir.

           Ona değer katan bir diğer hususta fiziğin temelini oluşturan hareketle ilgili ölçümlerden yola çıkarak elde ettiği bilgileri buluş olarak ilk dillendirme cesareti gösteren bilge zat olmasıdır. Dolayısıyla İbn-i Sina bu noktada Descartes, Huygens, Leibniz, Thomson, Kirchhoff gibi fizik bilginlerin öncüsü olmuştur. Yetmedi başta Tıp olma üzere birçok karışık zihni yorucu konuların isbatını yapıp anlaşılır kılmıştır. Hatta kaynar su dolu bir kazanın üzerine bir pamuk sargısı (katmanı) koyup buharlaşan suyun emilimini sağlamış ve ardından pamuğu sıkarak damıtık su elde etmeyi başarmış bile.  Böylece damıtık suyun sırrını çözer hale getirmiştir.

      Velhasıl; o doğu ve batı medeniyetine ışık kaynağı olmuş bilge dehamızdır.

      Vesselam.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/540/seyhur-reis-ibn-i-sina

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

09.07.2020 Vahy'in Soluğu
02.07.2020 Esma-ül Hüsna
25.06.2020 Kader-i İlahi
18.06.2020 İmtihan Hayatın Bir Gerçeği
11.06.2020 İçi Başka Dışı Başka
04.06.2020 Gel Kardeşim Bir Olalım
28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM