İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?

Eklenme Tarihi: 25.10.2016 15:00:06 - Güncellenme Tarihi: 06.07.2020 08:18:53

Daha dumanı üzerinde duran, ?Adalet olmadan yeniden yapılanma olmaz? başlıklı çok yeni bir yazımızda (www.kulturgundemi.com) demiştik ki, ?eğer şu hainlerin darbe girişimine benzer kalkışmalar bir daha yaşanmasın diyorsak, devlet acilen yeniden yapılanmalı; bunun temel ayaklarından biri de ?adalet? olmalı??

Bir de örnek vermiştik. Meşhur birinin oğlu, ?rüzgâr? gibi kullandığı arabasıyla bir polisin ölümüne, birinin de yaralanmasına sebebiyet vermişti de, hiçbir şey olmamış gibi serbest kalmıştı hani. İçimiz ezilmiş, vicdanımız sızlamış, ?Allah, kahretsin?, ?olmaz olsun böyle adalet? vb. cümlelerle isyanımızı kusmuştuk sosyal medyanın kulvarlarına?

?Neyse, Türkiye değişiyor; yeni Türkiye?de bunların hiçbirisi olmayacak? diyerek sakinleşmeye çalışıyorduk ki, birtakım devlet görevlilerinin, sattıkları atıştırmalık gıdalarla üç kuruş kazanmaya çalışan garibanlara sille tokat daldığı olaylara şahit olmaya başladık. Aynı kulvarlarda ve klasik medyanın parlak ekranlarında.

?..

Önce ?Tatlıcı Ali Abi? namıyla bilinen ve 15 Temmuz gazisi olduğu ifade edilen garibanın iç yakan görüntüleri düştü sosyal medyaya?

Garibim, saldırıya uğradığında nasıl canı yandı, nasıl gözü döndüyse, bir elinde bastonu diğerinde tatlı kestiği bıçak olduğu halde, zabıtalara karşı arabasını korumaya çalışıyordu canhıraş bir şekilde. Bir yandan da, ?beş çocuk benim elime bakıyor? diyerek adeta yalvarıyordu. Tabii, saldırma ve etkisiz hale getirme konusunda uzmanlaşmış bir ekibe karşı başarılı olamayarak, kanlar içinde pes etti sonunda.

Sosyal medyada yoğun bir ilgi gösterilmesi ve konunun kamuoyuna duyurulmasıyla, herkes bir yerlerden ses vermeye ve yapılanın yanlışlığını vurgulamaya çalıştı. Öyle ki, olayı yurt dışında duyan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Tatlıcı Ali Abi?yi arayarak, hem konuyla ilgileneceğini söyledi, hem de özür dileyip helâllik istedi.

Peki, televizyon ekranlarından dürüstçe 15 Temmuz gazisi olmadığını söyleyen Tatlıcı Ali Abi?nin derdiyle bizzat belediye başkanının ilgilenecek olmasıyla problem çözüldü, adalet sağlandı mı?

Ne gezer? Keşke sağlanabilseydi? Belki sadece onun problemi ve üstelik geçici olarak. Yeni bir saldırıya kadar?

Olayın hemen ardından, bu türden olaylar, medyanın kıvraklığıyla gündem oluşturarak kamuoyuna boca edilmeye başlandı.

Örneklerden birinde, küçük bir simitçi çocuğun simitlerine zabıta tarafından el konulmak isteniyordu. Ve zavallı çocuk, iki gözü iki çeşme haldeydi.

İşte konuyla ilgili Twitter mesajlarından biri; ?..... bir zabıta, evine ekmek götürmek için simit satan çocuğun simitlerine el koyarsa, o çocuk uyuşturucu satmaya başlar. Yapmayın!? Hafiften bir isyan ve açık bir adalet çağrısı? Elbette, anlayana, vicdanı olanlara? Üstelik epeyce de doğruluk payı var.

Bir başka örnekte de, pilav tezgâhını aldıkları gariban satıcıyı, adeta bir kanun kaçağını, bir caniyi, ya da vatan hainini yakalamışçasına dört beş zabıta yere yatırıp eziyordu.

Zabıtaların, garibanın üzerine çullandığını gören bir hanım, ?yapmayın? diye feryat ediyor ve ?polisi arıyorum? diye de korkutarak caydırmaya çalışıyordu. Zavallı adamı zabıtaların elinden kurtarmaya çalışan orta yaşlı beylere destek olarak?

?..

Örnekleri çoğaltmak mümkün olsa da, gerek yok. Eminim her gün birkaç tanesine sizler de şahit oluyorsunuz. Adalet duygunuz yerle bir olarak? İsyan duyguları eşliğinde?

Şunu teslim edelim. 15 Temmuz gazisi olsun ya da olmasın, ?bu insanlara daha iyi şartlarda çalışma imkânı verildi de, çalışmadılar mı? diye sormak zorundayız. Sorulmalı? O ünlü türkücünün, ?Oxford vardı da, ben mi okumadım? dediği durum yani.

Yazın sıcağında, kışın soğuğunda, toz toprak içinde, egzoz dumanlarına maruz kala kala, sabahtan akşama kadar para kazanmayı hangi normal insan kendiliğinden ister Allah aşkına? Bir gün değil, beş gün değil? Hırsızıyla, gaspçısıyla ayrı ayrı uğraşarak?

Dolayısıyla, bu garibanların üç kuruş kazanmak için verdiği mücadeleye ancak ve sadece saygı gösterilir. On kişiyle kovalayıp, saldırıp, üzerine çullanıp, ekmek teknesini kırıp, yere yatırıp sopalarla darp etme ayıbı şöyle dursun?

Gücünüz yetiyorsa, İstanbul?un o güzelim görüntüsünü bozan ve selatin camilerinin tepesine yükselen binaları tıraşlayın. Büyükşehirlerde, kaldırımlara, önce sigara alanı diye çadır şeklinde açılan, sonra daha sağlam malzemelerle ana bölüme eklemlenen, dolayısıyla kaldırımları daraltan ?çıkmaları? dağıtın. Sıkıyorsa, yani yiyorsa?

Yemiyor değil mi? Bir telefonla her yere ulaşabilecek olan göbekleri çok katlı, boyunları kravatlı, yaşamları şatafatlı kodamanların kanun hukuk tanımaz işlerine ?dur? demeye yetmiyor, o acımasız gücünüz.

Varsa yoksa, evine üç kuruş çorba parası götürmek ve ?çocuklarınızı okutun? diye zorunlu eğitim düzenlemesi yapan devletin çağrısına kulak vererek çocuğunu okula göndermek için çırpınan garibanın simit tezgâhını, nohut-pilav arabasını tekmelemek, tatlı arabasını kırmak, alıp götürmek... (Ey okur! ?Yuh olsun size! Ve lanet olsun böyle düzene!? şeklindeki vicdanlı haykırışını gönlümün derininde duyuyorum, bilesin.)

Toparlayalım?

Her ne kadar vicdanıma ağır gelse de, bu kişilerin vergi vermeksizin gelir sağladıkları gibi bir resmi itiraz olabilir.

Sağlık açısından yaklaşarak, sunulan gıda ürünlerinin hijyenik sakıncalarının bulunabileceği, dolayısıyla sosyal devlet olmanın gereği olarak, halkın sağlığının düşünülmesinin zorunluluğundan da söz edilebilir.

Ve benzeri?

O halde, bu insanları üretimin içerisine, hem de en hijyenik koşullarda dâhil etmek de devlete düşmez mi? Belli bir gelir düzeyine ulaşmalarının ardından vergilendirilir, sağlık açısından da kontrole tâbi tutulabilirler. Bunu yapmak, hiç de zor olmasa gerek.

Ancak, hiçbir hal ve şartta, bu insanları, hırsızlık yapmış, adam öldürmüş veya vergi kaçırmış birilerini yakalamış da kaçırmamaya çalışıyormuş gibi, uluorta, gündüz gözüne ve onlarca insanın içinde dövmeye hiç kimsenin hakkı olamaz.

Unutulmasın ki, bu insanlar, ölümleri pahasına bir çağrıyla, bir işaretle sokaklara dökülüp, tankların altına yatıp, kurşunlara göğüs gerdiler. Gözlerini kırpmadan hainlere ?dur? dediler. Allah korusun, yine olsa yine tereddüt etmezler.

Dolayısıyla, bu türden olaylarda ve başka konularda millete karşı adil olmak, vicdanlı olmak ve dahi merhametli olmak zorunluluğu akıllardan çıkarılmamalı ve ona göre muamele yapılmalıdır.

Her konuda ve her zaman! 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/507/is-verdiniz-de-calismadilar-mi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.08.2019 Fenerbahçe, Kahır Sezonu ve Ötesi
12.07.2019 Önce İnsan, Sonra Doktor
09.06.2019 Fransa?yı üzdük Hakan!
27.05.2019 İnsan Tercihlerinin Ürünüdür
06.05.2019 Şehir Kimliği ve Halk Kütüphanesi
17.04.2019 Kütüphaneler ve İnsan İsrafı
25.03.2019 Kütüphanecisi olan kütüphaneler?
04.03.2019 Fenerbahçe?nin yakın geleceği?
12.02.2019 Mevzu futbol ise, insanlık teferruat mıdır?
07.02.2019 Kadın erkek el ele, hedef daha güçlü Türkiye!
26.01.2019 Fenerbahçe?yi yazamamak!
04.01.2019 Kütüphaneciler, kütüphanelerin ve arşivlerin kalbidir!
25.12.2018 Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?
18.12.2018 Her şeyi bilenler çağı!
29.10.2018 Koku'ttu gitti!
21.10.2018 Fenerbahçe?den tarihi başarı: 9'da 9
09.10.2018 Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!
27.09.2018 Aynen aynen, sıkıntı yok!
21.09.2018 Fener sönüyor!
07.09.2018 Kütüphaneciler olmadan asla!
20.08.2018 Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü
18.07.2018 Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla
14.07.2018 Tebrikler Belçika
03.07.2018 Japonya'ya saygı gecesi
01.07.2018 Arjantin efsanesi ve Messi feneri
25.06.2018 ?Yeni Türkiye Dersi? başlıyor!
19.06.2018 Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç
04.06.2018 Fenerbahçe?de bir dönemin sonu!
27.05.2018 Ramazan: Müslüman için tefekkür zamanı
16.05.2018 6. Ulusal Yayın Kongresi'nin ardından
29.03.2018 Kütüphaneler, arşivler ve işi ehline vermek
18.03.2018 Yeni bir derbi ve yine bir kandırmaca!
21.02.2018 Terim Etkisi Değil Terin Etkisi Esas Olmalı
31.01.2018 Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?
27.12.2017 İNTERNET İCAT EDİLDİ, EDEBİYAT "BOZULDU"
12.12.2017 İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!
21.11.2017 ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI
14.11.2017 KÜTÜPHANECİ YETİŞTİRİLMESİN O HALDE!
31.10.2017 KİTAPLAR, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUK CIVILTILARI
17.10.2017 ZAFERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ!
10.10.2017 AMPUTE DEĞİL CESUR YÜREK MİLLİ TAKIMI
07.10.2017 MİLLİ TAKIM: EL ELDE BAŞ BAŞTA
24.09.2017 TÜRK FUTBOLU KAYBETTİ
14.09.2017 BEŞİKTAŞ'I İZLEMEYE DEVAM
12.09.2017 KÜLTÜREL MİRAS, KÜTÜPHANELER VE BURSA
03.09.2017 LUCESCU?NUN YANLIŞ İLİKLENMİŞ DÜĞMELERİ VE MİLLİ TAKIM
28.08.2017 FENERBAHÇE GÜNÜ KURTARDI
25.08.2017 FENERBAHÇE NEREYE?
22.08.2017 BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!
15.08.2017 SON AĞAÇ KURUDUĞUNDA
08.08.2017 YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ
01.08.2017 ÖLÜNCE BÖYLE ÖLMELİ İNSAN
18.07.2017 VATANINI EN ÇOK SEVEN?
15.07.2017 METİN DOĞAN GAZİDİR
05.07.2017 GÂVURLUK YAPMAK!
05.06.2017 GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG?DE!
30.05.2017 BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON
19.05.2017 LİYAKAT OLMADAN GELİŞME OLMAZ!
02.05.2017 SEVERKEN ÖLDÜRMEK
25.04.2017 FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ
11.04.2017 BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?
07.04.2017 BAĞCILAR?DA HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
14.03.2017 EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE
08.03.2017 III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK
22.02.2017 NAM-I DİĞER ATOM KARINCA
14.02.2017 BİR ÂLİM ÖLDÜ DİYELER?
08.02.2017 ALKIŞLAR MEDİPOL BAŞAKŞEHİR?E
30.01.2017 KÜTÜPHANELERDE GEÇEN KIYMETLİ ÖMÜRLER
18.01.2017 FETÖ'CÜLER VE KUL HAKKI
12.01.2017 ÇILDIRIYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
03.01.2017 TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ
28.12.2016 KRONİK KÖTÜMSERLİK SENDROMU
21.12.2016 ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR
13.12.2016 VATANA AİDİYET BİLİNCİ
06.12.2016 DEVLETTE ?TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA
28.11.2016 DIRK ADVOCAAT KANARYAYI KANATLANDIRIRKEN?
22.11.2016 YAN AMERİKA YAN!
13.11.2016 MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ
08.11.2016 DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR
01.11.2016 MÜLTECİ DEĞİL MUHACİR!
25.10.2016 İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?
18.10.2016 KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE
11.10.2016 HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
04.10.2016 LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA
27.09.2016 15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI
20.09.2016 BİR FENERBAHÇE YAZISI
06.09.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE KALMAK
16.08.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK
09.08.2016 MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK
02.08.2016 BİZ KİMİZ SORUSU ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK
26.07.2016 YENİDEN ÇANAKKALE RUHU
19.07.2016 YENİDEN YAPILANMA ZAMANI
12.07.2016 FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
05.07.2016 BAYRAMI GÖSTERMEYEN MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZ
28.06.2016 TÜRK USULÜ FUTBOLLA BURAYA KADAR
21.06.2016 BU KARNE KİMİN?
14.06.2016 HADİ ASLANIM HADİ KOÇUM!
07.06.2016 ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET