DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III

Eklenme Tarihi: 17.10.2016 10:01:14 - Güncellenme Tarihi: 03.06.2020 22:04:07

Tarihte Türk birliği

    Türkler tarih boyunca var olma ve yok olmama mücadele süreci içerisinde nice devletler kurmuşlar, yetmedi aralarında cihangir devlet olabilecek düzeye gelenler var.  Daha da yetmedi Nizam-ı âlem?e kanatlanan var.  Derken Türkler kendine has bir dizi sosyolojik süreçlerden geçip Yabguluk Tudunluk, Hakanlık ve İmparatorluk evrelerimizle birlikte en nihayet Osmanlı?nın kuruluş ruhuyla Nizam-ı âlem ülküsüyle taçlanmışız da.  

           Bilhassa sosyolojik evreler içerisinde hakanlık evresine baktığımızda Türklerin hem dini yönden hem de jeopolitik yönden parçalanmışlığını pek göremeyiz. Keza Tudunluğun başlangıç evresi ve daha sonraki evrelerimizde öyledir,  yani Eski Hunlar, Sümerler, İskitler, Eftotlitler, Yüeçiler dönemlerinde de bölünmelerimiz yoktu. Ta ki M.S. V. ve VII. arası asırlar gelip çattı, işte bu dönemler Türkler için birlikteliğin sarsıldığı, bölünmelerin zuhur ettiği dönemler olarak gün yüzüne çıkar. İşte gün yüzüne çıkan bu bölünmeler eşliğinde Budizm?i tercih eden Türkler Uzak Doğuya, Yahuda dinine girenler ise Hazar civarına kayıp Hazarlar diye ad alır.  İslâm?la buluşan Türkler de ilerisinde cihangir bir imparatorluğun doğuşuna maya olacak şekilde bir araya gelirler. Derken bu göçler, bu dağılışlarla birlikte Türkler arasında gerek dil, gerek etnik, gerekse din yönünden farklı alanlar oluşacaktır. Her ne kadar farklı alanlara kaymış olsak da sonuçta bunca çeşitlilik içerisinde göç ettiğimiz coğrafyalar üzerinde XIV. Asırdan itibaren dünyanın en güçlü şu üç saltanatını kurabilmişiz ya, bu yetmez mi? Elbette yeter, hani her zorluğun ardından pembe şafaklar doğar derler ya, aynen öylede pembe şafak diyebileceğimiz devletler olarak:

 ? ?Osmanlı Devleti,

  ?Tacikistan ve Horasan Hükümdarlığı,  

  ?Altın Ordu Devleti? doğa gelir de.

     Tabii bu doğuşlar Türk dünyası için kayda değer önemli gelişmelerdir, fakat bu tür doğuşlar kendi içinde rekabet hırsını da beraberinde getirecektir. Zira XIV. asrın Hükümdarları olarak Yıldırım Bayezid, Emir Timur ve Toktamış tarihe mührünü vurmuşlar ama bir bakıyorsun bu önemli şahsiyetler Büyük Birlik davasının aksine yol takip edip, adeta birbirlerinin kuyusunu kazan siyaset izlemişlerdir.  

        Türkler arasındaki savaşlar
       

 Evet,  Türklerin birbirleri arasındaki savaşlar ciddi manada parçalanmışlıkları da beraberinde getirmiştir. Tabiatıyla hal vaziyet böyle olunca önce Timurlular daha sonrasında Şeybaniler tarih sahnesinden çekilmiş oldular. Neyse ki Şeybani hâkimiyeti sona erse de, Rus istilasından kaçan Astrahanlıların Buhara?ya sığındıklarında Şeybanilerden gelin (kız) almasıyla birlikte akraba olmanın kapısı aralanır. İyi ki de bu kapı aralanmış,  Şeybaniler ve Canoğulları (Astrahanlılar) arasında kurulan bu akrabalık sayesinde Buhara?da kurulan Hanlıklar varlıklarını sürdürür hale gelmişlerdir.  Nasıl mı? İşte kurulan bu yakınlığın meyvesi olarak dünyaya gelen Baki Muhammed, Astrahan Hanlığının misyonunu üstlendiği gibi o dönemin en gözde lider devlet konumda olan Al-i Osmanlı Devletiyle son derece iyi münasebetler kurmayı ihmal etmez de.   

             Malum, Altın Ordu Devleti de tamamen her şeye hâkim, egemen güç olmasa da Kırım, Astrahan, Kazan, Tumen ve Sibirya Hanlıkları adı altında varlığını sürdürmesini bilecektir. Hele ki oluşan bu Hanlıklar vasıtasıyla Timur?dan devr alınan o büyük tarihi miras bir süre korunmuş olurda. Ne var ki bir noktadan sonra mevcut Hanlıklar da Çarlık Rusya?sının istilasına uğradıklarında kendilerinde direnecek güç kalmadığından peyderpey varlıklarını yitireceklerdir. Nasıl varlıklarını yitirmesinler ki,  Osmanlı?nın XVI. asırdan XX. asra kadar ki gerileme sürecinden hem Rusya hem Çin adeta fırsat bu fırsat deyip Türk coğrafyasına milyonlarca Sloven ve Çin halklarını yerleştirerek istila ettiklerinde Türkler kendi öz yurtlarında parya duruma düşeceklerdir. Örnek mi?  İşte bunu 1918 yılında Sovyet-Rusya önce Buhara?yı işgal edip ardından 6 Ekim 1920?de son Buhara Emiri Âlim Han iktidardan düşürüldüklerinde bunu pekâlâ görebiliyoruz. Ve Buhara Hanlığına son verilir de. Keza XIX. asrın ortalarına gelindiğinde Rusların Türkistan?ı zapt ettiklerinde de Türk Dünyası büyük ağır bir yara almış olur.  İşte bu ve buna benzer hadiseler eşliğinde o çok övündüğümüz Volga boyları, Tanrı dağları, Hazar Denizi ve Altay civarları bir bir elimizden çıkıverir. Her şeye rağmen yine de başkalarının boyunduruğu altında da olsa kaybettiğimiz bu topraklarda irili ufaklı topluluklar halde yaşıyor olmamız tek teselli kaynağımız sayılır. Ama yinede sonuçta şu bir gerçek Tatarlar, Çuvaşlar, Başkırtlar, Dolganlar, Tuvalılar, Altaylar vs. o dönemlerden bugüne kalan içimizi burkan iz düşümler olarak yüreğimizi yakmaya devam ettikçe bu tür tesellilerde bizi teskin etmeyecek.  Nasıl teskin etsin ki,  adına ister kardeş topluluklar diyelim, ister muhtar devletler diyelim yıllarca kendi öz yurtlarında halen öksüz yaşamaktalar. 

Kırım

    Ukrayna devleti civarında yaşayan Kırımlılarda aynı akıbetin kurbanı soydaşlarımızdır. Gel de teskin ol, ne mümkün. İşte şairin kendi öz yurdunda garipsin dediği bu süreç 1443?den 1783?e kadar hüküm süren Kırım Hanlığı, II. Katerina eliyle fesh edilmesiyle start alır bile.  Daha sonrasında malum Bolşevik ihtilali gerçekleştiğinde Stalin?in direktifleri ile Kırım-Tatar halkı göçe zorlanacaktır. Derken 18 Ekim 1921 yılında Kırım Muhtar Cumhuriyetine son verilmiş olur. Neyse ki tarihler 1987 yılını gösterdiğinde Mihail Gorbaçev?in Glasnost ve Perestroyka politikaları Kırım Tatarları için yeni bir umut kapısı olacaktır,  ama bir şartla.  Yani Ukrayna?ya verilen o güzelim adaya karşılık elbet.  Nitekim şartlar oluştuğunda 300 bin civarındaki Kırımlı soydaşımız vatanlarına yeniden dönüş yapacaktır. Ancak ne var ki vatana kavuşmuşluk Kırım halkını parya durumdan kurtarmaya yetmeyecektir. Çünkü yönetim tamamen Rusların kontrolü altına geçecektir. Yine de Kırım Tatarları için ümit kalesi diyebileceğimiz devlet teşkilatlarını kurmaya mani bir durum ortaya çıkmaz. Teselli babından da olsa en azından şimdilik Âli Devlet organı dedikleri Âli Şûraları mevcuttur.  Ve bu organ tam yetkilerle donatılmışlık yapılanma olmasa da hiç yoktan ilk adım olması bakımından önemli bir gelişme olarak görmek mümkün. 

    Dünya coğrafyasında Türkler
   

Türkler, bugün gelinen noktada dünya karalar kesitinin 1/6?ini yurt edinmişlerdir. Zaten Avrasya kıtası dediğimiz alanda aşağı yukarı bu dilimi kapsar. Böylece bu dilime dağılan Türkler şu isimler altında anılır:    

          ? Anadolu Türkleri, Azerbaycan Türkleri,
    ? Türkmenler, Kırgızlar, Kazaklar, Uygurlar,
    ? Tatarlar, Yakutlar gibi.

 

  Zaten bu isimler anıldıkça Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar, İran civarı, Asya ve Afganistan?ın kuzey kısımları, Yayık nehri boyun çevresi, Ural önleri, Doğu Türkistan, Merkezi Asya, Volga boyu ve Sibirya gibi coğrafi alanlara bir başka gözle bakarız. Çünkü buralar Türklerin mekân tuttuğu coğrafyalar olarak biliriz hep. Hiç kuşkusuz buralara yayılışımız dışarıdan göç ettirilerek yayılmışlık değil, bilakis doğup var olduğumuz yayılmışlıktır bu. İşte bu var oluştur ki Türklerin büyük çoğunluğu Avrasya kıtasında yaşar durumdalar. Ancak bu alanda sadece yedisi devlet olmayı başarabilmişiz.  Malum,  bunlar:

      ?Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan,

      ?Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan,

      ?Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diye tasnif edilir.    

(Devam edecek)

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/486/dilde-fikirde-iste-birlik-iii

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM