15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI

Eklenme Tarihi: 27.09.2016 14:46:21 - Güncellenme Tarihi: 06.07.2020 08:47:50

Özellikle 2000?li yılların başından beri yoğun olmak üzere, yıllardır, Türkiye Büyük Millet Meclisi?nin (TBMM) bulunduğu bölgeden geçerken veya o bölgede bulunurken, zihnimdeki ve gönlümdeki sıcak yerinden başını çıkarıp göz kırpan bir hayalim var.

Hatta zaman zaman şehirleşme, çevre, yeşil yaşam, demokrasi ve yaşam kalitesi gibi konuları düşünürken yemyeşil bir görüntü eşliğinde gönlümü süsler, ruhumu aydınlatır. Ve fakat olabileceğine dair en küçük bir işaret görmediğim için de, her defasında hüsranla sükût ederim.

O hain 15 Temmuz darbe girişiminin hemen sonrasında ve daha yakınlarda, en yetkililerden gelen açıklamaları duydukça, ?neden olmasın ki? ve ?inşallah? şeklindeki düşünceler ve dualar arasında, umutsuzluğum ilk kez umuda bıraktı yerini. Kocaman ve pırıl pırıl umut bulutlarına?

Ne mi o hayalim?

Az sonra?

Önce gözlerinizin önüne bir manzara sermek isterim. Bu bölgeyi bilenlerin gözlerinin önüne hemen gelecek bir tablo.

TBMM, Ankara?nın hemen hemen ortasında bir yerde, Bakanlıklar bölgesinde yer alır. Beş dakikalık yürüyüşle, son yıllarda giderek bir keşmekeş görüntüsüne bürünen Kızılay ?meydanı?na inilir. Yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle de, Çankaya?nın üst bölgelerine çıkılır. Çankaya bölgesine tırmanırken açık biçimde görüleceği üzere, her gün biraz daha tıklım tıkış bir görüntü hâkim olmaya başlamıştır o bölgeye de. Çok öncelerden yapılmış birkaç park olmasa, orada da adeta nefes alması mümkün değil insanların.

Yine bilenlerin hatırlayacağı gibi, TBMM?nin, Kızılay?a iniş istikametinde olmak üzere, hemen sol tarafında, Kara Harp Okulu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı ve bu hattan içeri doğru girildikçe, başka ilgili birimler ile askeri lojmanlar yer alır. Meclis?in tam karşısında ise, İçişleri Bakanlığı?na bağlı güvenlik kurumları bulunur.  

Kızılay?ın tam merkezine inene kadar da, Yargıtay, Başbakanlık, Adalet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, başka birkaç kamu kurumu ve kamuya ait lojmanlar ile o iğrenç ötesi minibüs ve otobüs durakları yer alır. Orada halkın serbest şekilde oturup nefes alabileceği tek alan ise, Güven Park?tır. Ki oranın da önemli bir bölümü, uzun bir süredir güvenlik nedeniyle, emniyet güçleri tarafından kullanılmakta. Geriye kalan alanda insanların çoğu zaman adeta diz dize oturduğunu söylemeye de gerek yok herhalde.   

Ankara?nın çeşitli bölgelerinde olduğu gibi, Çankaya bölgesinde de, çeşitli ölçütler bazında, daha homojen sosyal kesimlerin yaşadığı düşünüldüğünde, Kızılay, hemen her toplumsal kümeden insanların farklı amaçlar çerçevesinde bir araya geldiği yegâne bölgedir diyebiliriz. Çalışmak için gelenler, kamu kurumlarında iş takibi yapanlar, gezmek için gelenler, alışveriş yapanlar, bir yerden bir yere transfer olanlar vs.

Tüm bu faaliyetler, onlarca yıldır aynı hacme ve aynı ulaşım ortamına (yol, yaya vs.) sahip olan bölgenin artan nüfusa cevap verememesi de düşünüldüğünde, Kızılay ?meydanı?nı çıldırtacak bir araç ve insan yoğunluğuna maruz bırakmaktadır. İnsanlar o bölgeye geldiklerinde, adeta yürüyemez, dahası nefes alamayacak hale gelir. Manzara tam bir cinnet halidir, çoğu zaman.

?..

Şimdi bu tabloyu netleştirdiğimize göre, sıra geldi hayalimizi dile getirmeye?

Dedim ya? TBMM ve Kızılay bölgesinde bulunduğumda veya konu bir şekilde gündemime geldiğinde, ?ah? derdim, ?ne olur, Meclis?in hemen altında başlayarak, solundan ve önünden itibaren Kızılay?ın merkezine kadar, ne var ne yok hepsini bir güzel temizleyip, buraları yeşil alan yapsalar ve insanlar da, şehir de nefes alsa.?    

Böyle güzel güzel hayal etsem de, oradaki binaları, hele de askeri binaları düşündüğümde, ?yok canım, bunu hangi babayiğit askerlere önerebilecek, hatta gündeme getirebilecek? diyerek, sessizce vazgeçerdim.

Başta da söylediğim gibi, özellikle 2000?li yıllarla birlikte, sivil siyasetin güçlenmesi, dünyada ve ülkemizde bu yöndeki gelişmeler, halkın ulaştığı gelişme düzeyi vs. parametreleri bir arada değerlendirerek, ?e, artık bu bölgenin de sivilleşmesi ve askeri birimlerin kendilerine daha uygun alanlarda görev yapmalarının zamanı geldi; yıl 2000 olmuş, yirmibirinci yüzyıla girilmiş, şehrin merkezinde askeri birliklerin ve kurumların yeri olmamalı? diye kendi kendime, kısık sesle düşünürdüm.

Yaşanan o iğrenç darbe girişiminin ardından, bugün gelinen noktada şartlar son derece uygun. Gerek siyasal toplum (devlet), gerekse sivil toplum (halk) bu yönde bir bilinç düzeyine gelmiş vaziyette. Hemen herkes, bu bölgede yer alan askeri birliklerin daha uygun alanlara taşınmasının gereği ve önemi konusunda mutabık. Öyle ki, devlet, şehrin iskâna açılmış tüm bölgelerindeki (Etimesgut vs.) askeri birliklerin şehir dışında başka bölgelere taşınması konusunda karar alarak, hızla uygulamaya başladı bile.

Şimdi dillendirilmeye başlayan çok önemli, hatta hayati önemi haiz konu ise, askeri birliklerin ve kurumların ayrılmasıyla ortaya çıkacak çok geniş alanların ne şekilde değerlendirileceği? Daha açık söylenecek olursa, halk, yani ortalama insanımızın zihnindeki ve gönlündeki ortak kaygı, buraların rantiye güruhuna sunularak, yeni beton mızraklarla, devasa tüketim tapınaklarıyla (AVM) ve rezidans kod adlı çok katlı modern mezarlıklarla doldurulacağı yönünde.

Ortak dilekleri ise, böyle yapılmak yerine, halkın topluca yaşayabileceği, eğlenebileceği, sosyalleşeceği, paylaşımda bulunabileceği, dinlenebileceği, spor yapabileceği yeşil ve içinde çok büyük su merkezli kolaylıkların da yer alabileceği ?yaşam alanları?nın inşa edilmesi. Suların şırıl şırıl ahenkle aktığı, dallarında kuşların cıvıldaştığı, renk renk farklı çiçeklerin insanların yüzüne güldüğü, nefes aldıran, hayat veren çevreci alanlar.

?..

İşte böyle bir alan, öncelikle Meclis?in önünden başlatılarak Kızılay?ın merkezine kadar, hatta biraz daha aşağı inilerek Sıhhiye bölgesindeki orduevi binalarını da kapsayacak şekilde tasarımlanabilir. Kimilerinin ?yok artık, orada bir sürü iş yeri var, bunların hepsi nasıl kaldırılacak, hak sahiplerinin hakları n?olacak? dediklerini duyar gibiyim.

Telaşa gerek yok... Bilenlerin iyi bildiği gibi, belirtilen alanların hiçbir yerinde vazgeçilemeyecek değerde, uzak ve yakın tarihimize ait ?kültürel miras? kavramıyla değerlendirilebilecek bir yapı bulunmuyor. Ve elbette buradaki hak sahiplerinin hakları gerektiği şekilde, eksiksiz biçimde karşılanmalı.

Hayaliniz büyük olsun ki, erişecekleriniz de o denli kıymetli ve insana yaraşır olsun.

Bu bölgedeki bina ve araç keşmekeşinin, yer yer tacize ve zulme dönüşen yapısını göz önüne alınız lütfen. Ve bir de yeni yapıyla ortaya çıkacak güzellikleri?

Yemyeşil ağaçlarla ve rengârenk çiçeklerle bezenmiş; kuş cıvıltılarıyla ve su sesleriyle insana huzur veren çok geniş bir alan. Öyle, sadece varlıklı seçkinlerin değil, toplumun her kesiminin dinlenebileceği, gezebileceği, spor yapabileceği, kısaca nefes alabileceği bir alandan söz ediyorum.

O bölgedeki bütün trafiğin, yani Kızılay merkezde toplanan tüm trafiğin, bu alanın dış bölgelerinden sürdüğünü, hatta tamamen bu bölgenin altından aktığını bir düşünsenize? Egzoz yok, korna yok, bağırma-çağırma yok, sen geçtin ben geçtim kavgası yok, yayalarla sürücülerin yol kapma yarışı yok.   

Bunca yok?un yanında nelerin var olacağını, ana hatlarıyla anlatmaya çalıştım. Bundan fazlasını şehir plancıları, mimarlar, mühendisler, psikologlar, sanatçılar ve diğer ilgililer çalışarak üretebileceklerdir elbette. Eminim, büyük bir memnuniyetle?

Burası değil mi, koca Mimar Sinan?ın torunlarının yaşadığı memleket? Türkiye değil mi, Turgut Cansever?in yaşayıp eserler sunduğu aziz ülke? Ahmet Vefik Alp gibi, dünyaca ünlü bir mimar, bu ülke için tüm yeteneklerini, bilgi ve donanımını seferber etmek için hazır beklemiyor mudur?

?..

Dünyanın birçok ülkesinde, özellikle büyük şehirlerde böyle alanlar, üstelik yıllardır var. Asla bir lüks, kesinlikle bir lütuf olarak da değil. Son derece önemli bir insan hakkı olarak, yıllar önce sunulmuş halkına, o devletler tarafından.

Büyük ve köklü bir devlet olarak, bizim devletimiz de bunu halkına sunabilecek olgunluğa, yiğitliğe ve gönül zenginliğine sahiptir. Aziz halkımızın böylesine kıymetli ve özel bir armağanı ne kadar hak etmiş olduğu da, 15 Temmuz gecesi ve sonrası süreçteki kahramanlığı ve devletine bağlılığıyla kanıtlanmış durumda. Böyle bir kanıta gerek olmadığını herkes kabul etmiş olsa da?

Bakın bu meydanın adı bile oluşuverdi, şuncacık yazının içerisindeki anahtar kelimelerle?

15 Temmuz Demokrasi Meydanı?

Ne kadar da hoş geliyor kulağa? Sizce de öyle değil mi?

Daha güzellerini de sizlerin önerebileceğine inanıyorum. Hadi şu gönüllerimizi bir çalıştıralım bakalım.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/424/15-temmuz-demokrasi-meydani

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Durmuş sakmak
29.09.2016 15:49
Erol bey iki işçi yemek yiyorlarmış. Biri diğerine sormuş. -Çok paran olsa ne yersin? Cevap - Soğanın cücüğünü yerim. Ya sen? Cevap - Bana diyecek birşey bırakmadın ki olmuş. Siz de bize hayal edecek birşey bırkmadınız. Sağlıcakla kalın.

Diğer Yazılar

18.08.2019 Fenerbahçe, Kahır Sezonu ve Ötesi
12.07.2019 Önce İnsan, Sonra Doktor
09.06.2019 Fransa?yı üzdük Hakan!
27.05.2019 İnsan Tercihlerinin Ürünüdür
06.05.2019 Şehir Kimliği ve Halk Kütüphanesi
17.04.2019 Kütüphaneler ve İnsan İsrafı
25.03.2019 Kütüphanecisi olan kütüphaneler?
04.03.2019 Fenerbahçe?nin yakın geleceği?
12.02.2019 Mevzu futbol ise, insanlık teferruat mıdır?
07.02.2019 Kadın erkek el ele, hedef daha güçlü Türkiye!
26.01.2019 Fenerbahçe?yi yazamamak!
04.01.2019 Kütüphaneciler, kütüphanelerin ve arşivlerin kalbidir!
25.12.2018 Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?
18.12.2018 Her şeyi bilenler çağı!
29.10.2018 Koku'ttu gitti!
21.10.2018 Fenerbahçe?den tarihi başarı: 9'da 9
09.10.2018 Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!
27.09.2018 Aynen aynen, sıkıntı yok!
21.09.2018 Fener sönüyor!
07.09.2018 Kütüphaneciler olmadan asla!
20.08.2018 Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü
18.07.2018 Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla
14.07.2018 Tebrikler Belçika
03.07.2018 Japonya'ya saygı gecesi
01.07.2018 Arjantin efsanesi ve Messi feneri
25.06.2018 ?Yeni Türkiye Dersi? başlıyor!
19.06.2018 Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç
04.06.2018 Fenerbahçe?de bir dönemin sonu!
27.05.2018 Ramazan: Müslüman için tefekkür zamanı
16.05.2018 6. Ulusal Yayın Kongresi'nin ardından
29.03.2018 Kütüphaneler, arşivler ve işi ehline vermek
18.03.2018 Yeni bir derbi ve yine bir kandırmaca!
21.02.2018 Terim Etkisi Değil Terin Etkisi Esas Olmalı
31.01.2018 Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?
27.12.2017 İNTERNET İCAT EDİLDİ, EDEBİYAT "BOZULDU"
12.12.2017 İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!
21.11.2017 ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI
14.11.2017 KÜTÜPHANECİ YETİŞTİRİLMESİN O HALDE!
31.10.2017 KİTAPLAR, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUK CIVILTILARI
17.10.2017 ZAFERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ!
10.10.2017 AMPUTE DEĞİL CESUR YÜREK MİLLİ TAKIMI
07.10.2017 MİLLİ TAKIM: EL ELDE BAŞ BAŞTA
24.09.2017 TÜRK FUTBOLU KAYBETTİ
14.09.2017 BEŞİKTAŞ'I İZLEMEYE DEVAM
12.09.2017 KÜLTÜREL MİRAS, KÜTÜPHANELER VE BURSA
03.09.2017 LUCESCU?NUN YANLIŞ İLİKLENMİŞ DÜĞMELERİ VE MİLLİ TAKIM
28.08.2017 FENERBAHÇE GÜNÜ KURTARDI
25.08.2017 FENERBAHÇE NEREYE?
22.08.2017 BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!
15.08.2017 SON AĞAÇ KURUDUĞUNDA
08.08.2017 YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ
01.08.2017 ÖLÜNCE BÖYLE ÖLMELİ İNSAN
18.07.2017 VATANINI EN ÇOK SEVEN?
15.07.2017 METİN DOĞAN GAZİDİR
05.07.2017 GÂVURLUK YAPMAK!
05.06.2017 GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG?DE!
30.05.2017 BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON
19.05.2017 LİYAKAT OLMADAN GELİŞME OLMAZ!
02.05.2017 SEVERKEN ÖLDÜRMEK
25.04.2017 FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ
11.04.2017 BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?
07.04.2017 BAĞCILAR?DA HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
14.03.2017 EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE
08.03.2017 III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK
22.02.2017 NAM-I DİĞER ATOM KARINCA
14.02.2017 BİR ÂLİM ÖLDÜ DİYELER?
08.02.2017 ALKIŞLAR MEDİPOL BAŞAKŞEHİR?E
30.01.2017 KÜTÜPHANELERDE GEÇEN KIYMETLİ ÖMÜRLER
18.01.2017 FETÖ'CÜLER VE KUL HAKKI
12.01.2017 ÇILDIRIYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
03.01.2017 TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ
28.12.2016 KRONİK KÖTÜMSERLİK SENDROMU
21.12.2016 ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR
13.12.2016 VATANA AİDİYET BİLİNCİ
06.12.2016 DEVLETTE ?TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA
28.11.2016 DIRK ADVOCAAT KANARYAYI KANATLANDIRIRKEN?
22.11.2016 YAN AMERİKA YAN!
13.11.2016 MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ
08.11.2016 DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR
01.11.2016 MÜLTECİ DEĞİL MUHACİR!
25.10.2016 İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?
18.10.2016 KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE
11.10.2016 HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
04.10.2016 LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA
27.09.2016 15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI
20.09.2016 BİR FENERBAHÇE YAZISI
06.09.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE KALMAK
16.08.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK
09.08.2016 MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK
02.08.2016 BİZ KİMİZ SORUSU ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK
26.07.2016 YENİDEN ÇANAKKALE RUHU
19.07.2016 YENİDEN YAPILANMA ZAMANI
12.07.2016 FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
05.07.2016 BAYRAMI GÖSTERMEYEN MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZ
28.06.2016 TÜRK USULÜ FUTBOLLA BURAYA KADAR
21.06.2016 BU KARNE KİMİN?
14.06.2016 HADİ ASLANIM HADİ KOÇUM!
07.06.2016 ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET