Dinin Geleceği

Eklenme Tarihi: 29.06.2020 08:14:52 - Güncellenme Tarihi: 06.07.2020 10:39:10

“Tanrı’nın Tarihi” kitabının temel tezlerinin birisinden mülhem şu tespit ile başlayalım: Bir zamanlar Dünyamıza Mısır’ın Güneş Tanrısı Ra hükmederdi. Zamanla İran’ın Hürmüz’ü, Yunan’ın Zeus’u ve Afrodit’i, Sümerler’in İnanna’sı, Filistin’in Anat’ı ve El’i, Beni İsrail’in Yehova’sı, Hıristiyanların İsa’sı ve Müslümanların Allah’ı hükmetti. 
Karen Armstrong’un bıraktığı yerden devam edelim. Bugün Dünyaya hükmeden tanrı hangisi? Yarın hangisi olacak? Buradaki hükmetme, inananlarının hakimiyeti ile ilgilidir.
Her dinin mümini bu soruya, tartışmasız kendi tanrısının ismini söyleyerek cevap verecektir. Ama bu tanrının, tarihin eski zamanlarında neden hükümferma olmadığı sorusu cevaplanmadan orada öylece kalakalacaktır. Ne yazık ki bu öznel cevapların ilmi ve felsefi hiçbir değeri olmayacaktır. Burada,tanrı ve din inancının bilimsel ve felsefi tutarlılık gerektirmediğini belirtelim.  Bir dinin başarısının tarihsel ve felsefi açıdan kanıtlanabilir olmaktan çok etkinliğinin yani siyasi becerisinin yüksek oluşuyla ilgili olduğunu da ekleyelim. 
Tekrar yukarıdaki sorulara dönecek olursak, Aydınlanma sonrası yani modern dönemde sadece Hıristiyanlığın gerilemediğini, tüm dinlerin ona paralel bir kan kaybediş içinde olduğunu belirtmemiz gerekir. İnsanlık tarihi boyunca marjinal kalan dinsizlik (ateizm) modern dönemde kendisine ciddi dayanaklar buldu. Ve modern sonrası dönemde (post modern) ise bir buçuk milyara yaklaşan taraftar kitlesiyle Hıristiyanlık ve İslam’dan sonraki en büyük inanç(!) grubunu oluşturdu. 
Peki, bu gerçeklik bize neyi gösteriyor?
Madem her hangi bir tanrı ve din inancı ilmi, tarihsel ve felsefi tutarlılık gerektirmiyorsa modern ve sonrası dönemde niçin zayıflıyor? Teizm ile ateizm arasındaki gri bölge olan deizm niçin güçleniyor? İlahi ve doğaüstü varlıkların bilinemeyeceğini savunan agnostisizm akımı hangi sebeple bu kadar kabul görüyor?
Bir inancı etkin, aktif ve aktüel kılan amil neyse pasif hale getiren de onun yokluğudur. Yukarıda altını çizdiğimiz siyasi beceri mefhumu burada önümüze gelmektedir.Sidharta Gotama (Buda), Kun fu Tzu (Konfüçyüs), Sipitama (Zerdüşt), Hz İbrahim, Hz Musa ve Hz İsa gibi isimler daha çok birer ruhaniydi. Ama bunların öğretilerini insanlığa taşıyan yani konjonktürü iyi kullananlar hep başkaları oldu ve bu öğretiler büyük kitleler tarafından benimsendi. Hz Süleyman zamanında yeni yeni neşvünema bulmaya başlayan Yunan felsefesi yerine Yehova korkusu üzerine inşa edilmiş büyük krallık ve bilge kişilik aslında insanlığın zihinsel seyrinin metafizik algılardan fizik olgulara doğru bir yol takip ettiğini de gösterir. Bu, ‘modern dönem ve din olgusu’nu anlamamızı biraz daha kolaylaştırır. 
İbni Sina ile görünür olan, inancın yorumlanma çabası, Gazali’nin modern öncesi insanın baskın özelliği şeklinde beliren insanın tinsel bir hayvan olduğu öngörüsü doğrultusunda geliştirilen paradikma tarafından mahkum edilse de tarihbu yönde akmayacaktır. Aziz Pavlus’unfideist (imancılık) felsefesi Yeni Çağ’ın Aydınlanma akımı karşısında tutunamayıp yerini Descartes ve Kant’ın laikleşmenin önünü açan Kartezyen felsefesine terk eden ana akımı oluşturacaktır. 
Bugün gerek ülkemizde gerekse halkı Müslüman olan diğer ülkelerde dinin geleceği üzerine entelektüel düzeyde kafa yoran insan çok değil. İnsanların geçim derdi buna çok imkan da vermiyor. Tarlasında yoğun bir tempoyla çalışan çiftçinin de, fabrikada 12 saat mesai yapan işçinin de gündemi değil bu konular. Ben daha kötüsünü düşünüyorum; bu konular istisnaları bir tarafa bırakarak söylüyorum, ne bir Diyanet ne de bir ilahiyat mensubunun da gündemi! 
Bir ara sonuç ile konunun ayrıntısını daha sonraki yazılara bırakalım. Diyelim ki, zamanın öznesi olamayan din/inanç zamanın nesnesi olur ve müzedeki yerini alır.
Dinin zamanın öznesi olması ne demektir ve bu nasıl sağlanır?
Tavsiye iki kitap; Dijital Gelecekte İnsan ve Tanrı’nın Tarihi
 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/4147/dinin-gelecegi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

29.06.2020 Dinin Geleceği
11.05.2020 Neden Siyaset
30.03.2020   Hüzün Bulutları
23.03.2020     Virüs Salgını Üzerine Düşünceler
16.03.2020 “Karanlık Çağ”
09.03.2020 "Medeniyet Dönüşümü”
02.03.2020 Aktif Ahlaktan Pasif İmana
24.02.2020 Yeni Bir Yolculuk Hikâyesi
17.02.2020 Tarım Üzerine
10.02.2020 Siyah ve Beyaz Arasındaki Sonsuz Zenginlik
03.02.2020 Mesire Yerindeki Gazete Parçaları
27.01.2020 Bunu da Unuturuz
20.01.2020 Toplumsal Özeleştiri
13.01.2020 “Vicdan Zorbalığa Karşı”
06.01.2020 Kandil Şahsiyetler
30.12.2019 Kanal’a Bakan Kurt Gözleri      
23.12.2019 Gelecek’in Geleceği
16.12.2019 Gelecek Partisi ve Vizyonu
09.12.2019 Demokrasi ve İnsan Hakları Günü
02.12.2019 'Güneşin Doğduğu İnsanlığın Battığı Yer'
25.11.2019 Gücün 'Şehir'le İmtihanı
18.11.2019 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde'
11.11.2019 Arayış
04.11.2019 Din Bilim Siyaset
28.10.2019 İnsanın Dört Mevsimi
21.10.2019 Modern Bunalım
14.10.2019 Gündemlerde Kaybolmak
07.10.2019 Yeni Partiler ve Yeni Siyaset
30.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-5
23.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-4
16.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-3
09.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu -2-
02.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-1
26.08.2019 Terörize Edilebilirlik Açısından Dinler
19.08.2019 Kemalist İslamcı Kürt Alevi ? ve Mutabakat
05.08.2019 Ahlâksız Îman
29.07.2019 Eleştiri Kültürü
22.07.2019 Hoşgörü Toplumu
15.07.2019 Mental Yorgunuyuz
08.07.2019 Hayata Dair
02.07.2019 Lgbt veya Cinsel Engellilik
01.07.2019 MAÂRİF DÂVÂMIZ-4
24.06.2019 Maârif Dâvâmız-3
17.06.2019 Maârif Dâvâmız-2
10.06.2019 Maârif Dâvâmız-1
03.06.2019 ?Hoşbulduk - Güle Güle?