Hz. Ebubekir'in Duruşu Günümüz Siyaset Anlayışı için Ne Anlam İfade Eder?

Eklenme Tarihi: 23.06.2020 08:31:04 - Güncellenme Tarihi: 10.07.2020 18:22:21

Bir üstadımızı dinlerken İslâm medeniyeti meselesini, şöyle bir cümle zikrettiğini hatırlıyorum; "Hz. Ebubekir, İslâm'ın ikinci kurucusudur." diye. Bu cümle ilk anda çok tuhaf ve garip hatta biraz da üstada ne diyor gibisinden bir şüphe de içermiyor değil.

Daha sonra Üstad bunun neden böyle olduğunu etraflı bir şekilde izah ettikten sonra bizleri ikna etmişti diyebilirim. Fakat burada en önemli nokta Hz. Ebubekir'in, Peygamberimizin vefatından hemen sonra takındığı tavrın ne kadar İslâmi olduğunun yanı sıra zannımca İslâm siyaset geleneğine yön vermesi gereken bir tavırdır, duruştur. Çünkü Hz. Ebubekir, Peygamberimizin vefatını öğrenen sahabenin adeta şok olmuş, dona kalmış ve nutkunun tutulmuş olduğu anda bir ilkeyi ortaya koyan duruş olmuştur. Çünkü Hz. Ömer gibi cesaretli ve adil birisi bile "Her kim ki Resulullah öldü der, kılıcımla gövdesini ikiye bölerim. O, ölmedi sadece Hz. Musa'ya da olan bir hal olmuştur ve geçicidir" deyince, zaten nutku tutulmuş; feryad u figan olan sahabe iyice şaşırmış bir hale girmiştir.

İşte Hz. Ebubekir tam o anda "Resulullah'ın da bir insan olduğunu ve bu dünyadaki hayatını tamamladığını ifade ederek; "Kim ki Muhammed'e (a.s.m.) tapıyorsa, bilsin ki, Muhammed (a.s.m.) ölmüştür. Kim ki Allah'a ibadet ve kulluk ediyorsa bilsin ki, Allah Hayy'dır, ölümsüzdür."

Sonra da şu âyet-i kerimeyi okudu:

"Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler gelip geçti. O ölür veya öldürülürse gerisin geri mi döneceksiniz? Kim geri dönerse Allah'a en küçük bir zarar vermiş olmaz. Fakat şükredenlere Allah mükâfatını verecektir."(Ali İmran 144)
İşte bu sözlerden ve okuduğu ayetten sonra sahabe kendine gelmeye başladı ve temel bir ilkeyi hatırlamış oldu. Nedir o temel ilke" Kula kulluk yapmamak, tapmamak." işte tam da bu nedenledir ki Hz. Ebubekir İslâm dininin ikinci kurucusudur.

Bunu, yani bu ilkeyi siyasi arenaya taşıdığımız zaman da; lidere tapmak, liderin hata yapmayacağını düşünmek, lideri eleştirmenin adeta dinden çıkmak gibi algılandığı bir tavır İslâm siyaset dünyasında çokça kullanılan bir argüman olmuştur. Oysaki bu tavır, ne İslâmidir ne de Hz. Ebubekir'in tavrıyla uyuşmaktadır. Ki o öyle bir ilkeden hareket eden Duruştur ki, Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberin dahi ölümlü olduğunu ve ölümsüz olanın sadece ve sadece Allah olduğunu ifade eden bir Duruş. Fakat İslâm siyasi düşünce tarihinde maalesef Hz. Ebubekir'in duruşu çok da hakkı verilen bir Duruş olmamıştır düşünceme göre. Zira öyle olsaydı bugün bile bir hastalık olarak toplum sağlığımızı etkileyen lidere tapma, liderin yanlış yapmayacağını düşünen zihni yapı varlığını kolay kolay sürdüremezdi. Zaman zaman bu lidere tapınma, onun hata yapmayacağını, birşey yapıyorsa bir bildiği vardır nevinden tavırlar, Peygamberlere bile takınılmayan bir boyuta taşınabiliyor. İşte bugün siyasi düşünce dünyamızı İslâmi ve de insani bir ilkeye ve bir örneğe dayandıracak isek, Hz. Ebubekir'in bu duruşunu tekrar tekrar hatırlamak gerekir. Ancak gel gör ki bizim gibi hafızası zayıf toplumlar bunu kolay kolay başaramazlar. Ümitsizlik için değil ancak kolay bir hadise olmadığını ifade etmek için bunu vurguluyorum... 
 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/4138/hz-ebubekirin-durusu-gunumuz-siyaset-anlayisi-icin-ne-anlam-ifade-eder

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar