Kırmayın Aynaları

Eklenme Tarihi: 18.06.2020 08:51:55 - Güncellenme Tarihi: 10.07.2020 18:24:55

Korkmam, aşarım, ilişirim, damlarım ve dökülürüm ben

İnsan ilginç bir varlık, insanın dünyada olup bitenleri belli psikolojik işlemlerden geçirip anlamlandırması ve nefes alıp verdiği süre boyunca gözlemlediklerini hayat olarak algılaması da ilginç bir hadise. Hasbihal etmeyi, insanları tanımayı, insanlarla hemhal olmayı, insanlarla yaşadıklarımızı paylaşmayı seven modellerdenim ben. Kendimi bildim bileli böyle oldum, kendimi bildim bileli de etrafımdaki insanların beni böyle tanımladığını hatırlıyorum. Buna rağmen geride bıraktığımız şu üç senelik zamanı hayretle tahlil ederken buluyorum kendimi. Siyaset denilen aleme adım atmak, bu durumun doğal bir sonucu olarak çevremin oldukça genişlemesi, çevremin genişlemesinin doğal bir sonucu olarak da yüzlerce yeni insanı gözlemleme imkanı elde etmem; tüm bunlara baktığımda insanın ilginç bir varlık olduğu yönündeki fikrim vücut bularak zihnimde dolanıyor. Şimdi anlıyorum ki insanın kalbi en çok ‘’Bu benimdir, seveyim.’’ demeye başladığında acıyor. Halbuki gördüğümüz, yaşadığımız, sahip olduğumuz her şey gelip geçici. Klavyesindeki tuşa bastığımız bilgisayar gelip geçici, başımızı yasladığımız yastık gelip geçici, elde ettiğimiz statüler gelip geçici hatta ve hatta gönlü yakıp kavuran tüm duygular da gelip geçici. Statülerin, ıvır zıvırların geçiciliğini kabul etmekte zorlanmadım da şu kalbime bu kadar çabuk sevmemem, bu kadar çabuk sahiplenmemem ve bu kadar bağlanmamam gerektiğini anlatamadım ben. Anlatmaktan ziyade bu modayı sevemedim ben; antikalığım tutmasa olmadı –tutmasaydı belki daha kolay olurdu-. Bence duygular ölmez ki ! Tüm izler silinse, beden devrilip gitse dahi damarlara kazınmış duygular o kalbin izlerini taşıyan tüm şiirler unutulmadıkça ölmez, ölemez. O kalbin masalını anlatan tüm şarkılar sağır olana kadar ölmez duygular, ölemez. Modaya uyup sürüdeki kalabalığa teslim olmayı sevmedim hiç şimdiye kadar, bu modaya da uymayacağım mazur görün. Koruyacağım duygularımı, diri tutacağım onları ve içimdeki ormanların vahşi güllerinin koynuna gizleyeceğim. Aşıp kaburgalarımı bulanolursa ruhumu koklar, olmazsa da dikenler batar kalbe. Batsın, battı, hep battı. Battıkça dikenler, kanadıkça kemikler olgunlaşır insan. Olgunlaştıkça bedeni aşar insan. Bir kelebeğin kanadının altına ilişir topraklardan topraklara konar, bir gözyaşınadamlayıp göllere dökülür antik denizlerle koklaşır inan. Hiç korkmam, aşarım, ilişirim, damlarım ve dökülürüm ben.
Emre Cemil Ayvalı Bey’e can-ı gönülden teşekkür ediyorum 
Gerçekçi olursak çoğu kimsenin gündeminde duyguların kalpteki yeri veya kalıcılığı yok, bunun tartışması bizim gibi şairane tiplerin payına düşüyor. Çoğu kimsenin gündeminde isimlerin başına eklenen unvanların ömrünü uzatma kaygısı var. Mesela Sayın Cumhurbaşkanımızı düşünelim, 18 senedir memleketin en tepesinde ve şu anda seçim kanununun değiştirilmesi konusundaki görüşmelere yön vermeye devam ediyor. Ne için, bedeni aşmak ve denizlere dökülmek için mi ? Tabii ki hayır efendim, oy pusulalarının ucuna tutunup saraylardan evlere intikal etmemek için. Geçen hafta bugün ben ‘’Demokrasiye hazır mıyız ?’’ sorusunu sorduğum yazımı yolladıktan sonra aynı gün üçlü baraj formülünün masada olduğu kulisleri basına yansıdı. Hakikaten ibretle takip ettim ne yapsak da muhalefet partilerinin mecliste en düşük oranla temsil edilmesini sağlasak diye mesai yapan bir iktidar var. En iyisi seçim kanununa ismi Recep Tayyip Erdoğan olmayan vatandaşlar cumhurbaşkanı adayı olamaz ve ismi AKP olmayan partiler de genel seçimlere katılma hakkı kazanamaz ibaresini eklesinler toptan rahat edelim. Niyeti açık açık ifade etmek her zaman daha şıktır fakat AKP hiçbir zaman niyeti açık etmekten hoşnut olmaz. Kapalı kapılar ardında siyaset yapmak hatta devleti kapalı kapılar ardında iki üç kişiyle yönlendirmek onların has adetlerindendir. AKP’de niyeti açıkça belli eden, dosdoğru konuşan bir beyefendi çıkmıştı ki onu da istifa ettirdiler. Bu beyefendinin memlekete mühim bir hizmeti de olmuştu, makamından ali bir hizmeti olmuştu. 15 Temmuz’dan beri FETÖ’yle kimin işbirliği yaptığını, FETÖ’nün siyasi ortağının kim olduğunu bulmak konusunda sürekli inek dağa kaçtı tadında atışmalar yapılıyordu kürsülerde. AKP’nin Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı olan Emre Cemil Ayvalı adlı beyefendi katıldığı programda ‘’Evet, Kemalist cuntayı ortadan kaldırmak için FETÖ ile ittifak yaptık !’’ dedi. Buradan ülke gündemini lüzumsuz işgal eden bu kör tartışmaya nokta koyduğu için kendisine can-ı gönülden teşekkür ediyorum. Ağzınıza sağlık, sizin sayenizde Türk ulusu kimin FETÖ ile ittifak yaptığını öğrenmiş oldu. Malumun ilanı oldu ama bu konuya üst düzey bir AKP’li yöneticinin nokta koyması beni fevkalade memnun etti. Bundan sonra rica ediyorum ‘’AKP, FETÖ’nün güçlenmesine vesile oldu eğer AKP menfaatleri için FETÖ ile flört etmeseydi, onları ikaz edenleri dinleseydi başımıza 15 Temmuz felaketi gelmeyecekti !’’ değerlendirmesinde bulunduğumuzda kimse bizi vatan haini ilan etmeye kalkmasın, kimse bu hadsizliği yapmasın, kimse kabahatlerini başkalarını yaftalayarak gizleyebileceğini zannetmesin. Samimiyseniz oturun muhasebenizi yapın ve önce sizi eleştirdiği için vatan haini damgası vurduğunuz bireylerden daha sonra da devletini hain bir cemaatin ele geçirmesine vesile olduğunuz için topyekun bu ulustan özür dileyin !
Muhalefet partilerinin üzerine düşenler 
Biliyorsunuz liyakatsizlik ve nepotizm ülkemizin tadını kaçıran sorunları arasında yerini alıyor. Türkiye’de iktidarın devleti partisinin bir teşkilatıymışçasına kullanıyor olması her görüşten vatandaşın tadını kaçırıyor. En son Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyesi olarak milli güreşçimiz Hamza Yerlikaya atanmıştı. Hamza Bey, uluslararası arenada ülkemizi layığıyla temsil ederek herkesin takdirini kazanmayı başarmış bir sporcumuz, toplumumuzun bir değeri o. Hamza Bey eğer sporla alakası olan bir alanda yetkilendirilseydi kimsenin buna ses çıkarmayacağına eminim. Lakin Hamza Bey, iktidarla kurduğu samimi ilişkilerin ödülünü alır gibi bir bankanın yönetim kurulu üyeliğine getirildi. Şimdi iktidar kanadı ‘’Hamza’dan rahatsız olan varsa, vatanseverliğini sorgulasın !’’ açıklamaları yapıyor. Vatanseverliğimizi sorgulamak kimseye düşmedi, siz bizi bir salın da kimlerle oturup kalktığınıza dikkat edin. Bu devleti kurtarmak için yine vatandaşın temiz duygularına başvurmak zorunda kalmayın; vatandaşa devletini tankların namlusundan toplatmayın. Liyakatsizliğe dönecek olursak siyasette muhalefet partilerinin topluma sunacağı en somut vaat kendi partilerinin içinde gerçekleşen uygulamalardır. Eğer bir muhalefet partisi iktidardaki liyakatsizliği eleştiriyorsa, iç bünyesindeki atamaları, görevlendirmeleri ve adımlarıyla topluma liyakatli yönetimin nasıl olacağını göstermek zorundadır. Eğer bir muhalefet partisi iktidarın kullandığı dili eleştiriyorsa, iç bünyesindeki üslupla, kararlarıyla ve açıklamalarıyla topluma yönetimde doğru dilin nasıl olacağını göstermek zorundadır. Muhalefet partileri ısrarla eleştiri yaptıkları konularda eğer toplumun önüne mevcuda alternatif olacak yöntemler sunamazlarsa ekranlarda veya sosyal medyada ne kadar caka satarlarsa satsınlar elle tutulur başarı elde edemezler. Türkiye’de değişim tahmin edildiğinden olası, Türkiye’de değişim tahmin edildiğinden yakın bir yerde duruyor o ipin ucunu tutup çekmek gerekiyor sadece. Ama unutmamalıyız o ip ki kıl kadar incedir, o ip ki narindir ve o ip ki eğer icap eden usulle kavranmazsa kopar gider; kapının eşiğinde belirmiş değişim dağlıklara yuvarlanır gider. Muhalefet partilerinin o ipi usulüne göre çekebilmesi için eleştirdikleri uygulamaların esemesini içlerinde okumamaları gerekiyor. Demokrasi istiyoruz, eşitlik istiyoruz, özgürlük istiyoruz, liyakat istiyoruz ve adalet istiyoruz, biat kültürünü tarihe gömmek istiyoruz biz. Türkiye bunlara muhtaç, bunlara hasret !
O halde tüm muhalefet partileri vatan sathında adaleti hakim kılmadan önce kendi içlerinde adaleti hakim kılmak zorundalar. 
O halde tüm muhalefet partileri vatan sathında liyakati hakim kılmadan önce kendi içlerinde liyakati hakim kılmak zorundalar. 
O halde tüm muhalefet partileri vatan sathında demokrasiyi hakim kılmadan önce kendi içlerinde demokrasiyi hakim kılmak zorundalar. 
O halde tüm muhalefet partileri vatan sathında özgürlüğü hakim kılmadan önce kendi içlerinde özgürlüğü hakim kılmak zorundalar.
O halde tüm muhalefet partileri vatan sathında biat kültürünü ilga etmeden önce kendi içlerinde biat kültürünü tüketmek zorundalar.
Aksi takdirde tüm muhalefet partileri seçim gecesi sosyal medyada paylaşmak için Ömer Hayyam ve Aziz Nesin sözlerini şimdiden hazır etmek zorundalar. 
Kırmayın aynaları, kaçmayın hatalardan….
 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/4123/kirmayin-aynalari

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Ayşegül Karayel
19.06.2020 02:14
Sayın Soykan, Özellikle yazınızın sonlarına doğru yaptığınız tespitte muhalefetin işin ehliyetine sahip olmayanlar ülke yönetmeye talip olmasın vede eleştirmesinler tarzındaki serzenişinize katılmakla beraber, yurdum insanının çoğunun bitirdiği okulun mesleğini yapmadığını biliyoruz. Insanlarin sevdiği ve bildigi işi yapma lüksü artık kutuplara taşındı. Doktorlar bile gitar çalıyor, musiki cemiyetinde hicazkar makamda şarkılar okuyorlar. Hukukçular da tv sunuculuğu yapıyorlar. Eh gazeteciler de hapiste olmadığı sürede eline kalemi alıp haber yazabiliyorsa.. Sanırım meramımı azda olsa anlatabilmişimdir diye umuyorum gecenin bu saatinde. Selamlar

Diğer Yazılar

09.07.2020 Energizer olmak yada olmamak
02.07.2020 The Boss Fight: Türk Gençliği
25.06.2020 Bu Son Olsun
18.06.2020 Kırmayın Aynaları
11.06.2020 Demokrasiye hazır mıyız?
04.06.2020 Yeni Normal
28.05.2020 Bugünlerin Yarınları Var
21.05.2020 Belahmefe: Tsitsekun
15.05.2020 Arın’a...
13.05.2020 Arınma Gecesi: Rüyadaki Darbe
06.05.2020 Yaratık Kim?
29.04.2020 Ya Gençler?
22.04.2020 Paralel Olmak
15.04.2020 Yan yana, kol kola, göz göze, el ele, diz dize
08.04.2020 Doğum sancısı
01.04.2020 Uzlaşı İttifakı
25.03.2020 Corona hakkında bir ikaz ve bir söyleşiye dair kelam
18.03.2020 Coronaya Günleri
11.03.2020 ABD Postası
04.03.2020 Bu mudur?
29.02.2020 Bundan İyisi Şam’da Kayısı !
26.02.2020 Kalbi Ağrıtan Devir
19.02.2020 İyi gidiyor mu?
14.02.2020 Sevgililer Günü Şiiri
12.02.2020 Gereğini Yapın Ziya Hocam!
05.02.2020 Şov Devam Etmeli
29.01.2020 Yeni Partiler ve Yeni Yaklaşımlar
26.01.2020 Evet, Siyaset Konuşacağız
20.01.2020 Aydın, Kültür ve Toplumsal İlerleme
13.01.2020 Yeni Türkiye’ye İnsan Gerçekten Hayret Ediyor
06.01.2020 Yeni Türkiye'de İnsanlar Ölüyor
30.12.2019 Gerçek Bir Beka Meselesi: Kanal İstanbul
23.12.2019 El Bombası
14.12.2019 Gelecek Partisi
31.10.2019 Cumhuriyetin Yaş Günü Nasıl Kutlanır?
24.10.2019 Halen Kavrayamadık
05.09.2019 ABD'de 2020 Yarı?ı ve Demokratlarda Ön Seçim Seyri
27.08.2019 Ölen Kadınların Öyküsü
20.08.2019 Kara Sevda
12.08.2019 Bayram ve Davet
05.08.2019 Daha İyileri Olmak Zorunda!
24.07.2019 Reva mıdır?
16.07.2019 15 Temmuz ve Samimiyet
10.07.2019 Akıllara Mıh Gibi Çakılsın
03.07.2019 Vakit Değişim Vaktidir
25.06.2019 23 Haziran ve Akp?de Başlayan Kritik Süreç
07.06.2019 Önce Düğüm Atmayı Öğrenelim
10.05.2019 Sandık Darbesi: 6 Mayıs 2019 YSK Kararları
02.05.2019 Şimdi Ne Yapmalı ?