Demokrasiye hazır mıyız?

Eklenme Tarihi: 11.06.2020 17:56:37 - Güncellenme Tarihi: 05.07.2020 18:32:30

Birbirimize yalan söylemeye gerek yok

Son günlerde iktidar partisi yöneticilerinin demokrasi konusunda nutuk atmalarını hayretle izliyorum. Öncelikle AKP TBMM grubu yöneticileri, şimdi de Adalet Bakanı, siyasi partiler ve seçim kanunu üzerinde çalışma yapılması gerektiğini iddia ediyor ve bu iddiasının gerekçesini ‘’demokrasiyi pekiştirmek’’ olarak belirtiyor. Birbirimize yalan söylemeye gerek yok, herkes kimin ne olduğunu ve kimin amacının ne olduğunu iyi biliyor. AKP ve Tayyip Erdoğan’ın oylarındaki düşüş anketler üzerinde görülmeye başlandı ve bu düşüşler birilerinin tadını fena halde kaçırdı. Adına Cumhurbaşkanlığı Sistemi dedikleri, memleketi sonu gözükmeyen bir uçurumdan aşağı atan ve bizi istikametsiz, devasa bir boşlukta çırpınır bir halde bırakan kepazeliği de sözde memlekette demokrasiyi pekiştirmek için getiriyorlardı. Açıkça ifade etmeliyim ki demokrasi kaygısı, ulusun yüzüne baka baka söyledikleri ucuz bir yalandan ibarettir. Tüm bu açıklamalar ‘’Ne yapsak da Recep Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı seçtirsek, ne yapsak da AKP’yi birinci parti çıkarsak ?’’ hesaplarının yansımasından fazlası değildir. Çözüm bekleyen milyonlarca sorunumuz varken, iktidar partisi ve onun minik promosyon hediyesi her zaman olduğu gibi oturdukları koltuğu sağlamlaştırmanın peşinde. Samimiysek, demokrasiyi cidden perçinlemek istiyorsak eğri oturup doğru konuşalım o halde.

Türk ulusunun durumu makustur

Türk ulusunun demokratik olgunluğu hakkında kabaca bir değerlendirme yapmak icap ederse ve diğer ulusların demokrasiye yaklaşımlarıyla bizimkini tipolojik olarak kıyas etmek gerekirse demokrasi kültürümüzde sıkıntılar olduğu ortaya çıkar.  Lakin bu ciddi sıkıntıların varlığı, çözüme ulaşmanın imkansız olduğu anlamına da gelmez. Bugün dünya gücü olan ABD ve Rusya’nın demokrasi anlayışına bakarsak onların da 4x4’lük olmadığını pekala göreceğiz. Özellikle ABD’de iki partinin canlı ve faal kalmasına sebebiyet veren ‘’Winner Takes All’’ sisteminin bugün tartışmalara konu olduğu gözlemlenebilir. Massachusetts Senatörü Elizabeth Warren, Dişişleri Eski Bakanı Hillary Clinton ve Demokrat Parti içinde azımsanamayacak bir kitle ABD’nin seçim sisteminde köklü bir revizyona gitmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle de Seçiciler Kurulu’nun kaldırılması gerektiğini ve ülkede daha çok oyu almanın seçimin kazananı belirlemekte tek ölçüt olması gerektiği vurgulanıyor, aracıları ortadan kaldıralım düşüncesi güçleniyor.  Birleşik Krallık’a baktığımızda iki asra dayanmış Dar Bölge Seçim Sistemi’nin tartışıldığı görülüyor, son seçimlerde %12,8 oy alan Liberal Demokrat Parti’nin 600 kişilik kamaraya sadece ve sadece 11 temsilci gönderebilmesi Dar Bölge Sistemi’ne dair eleştirileri ayyuka çıkararak senelerdir sessizce yapılan tartışmaları yeni bir boyuta taşıyor. Hasılı pek çok ulusun demokratik olgunluk konusunda problemleri olduğu konusunda şüphe yoktur. Fakat Türk ulusunun durumu problemlerle yüzleşmekten daha derin ve daha makustur. 21.Asırda, Uzay Çağı’nda 17 Nisan’daki halkoylamasında dayatılan anayasa değişikliği ile tüm teamül ve usullerini terk edip demokratik hafızasını kendi eliyle çöpe atan başka bir ulus sanıyorum ki yoktur.

Lider sultası bitmeli, parti-içi demokrasi hakim kılınmalı

Ülkemizde insanı merkeze alarak, samimiyetle insan için siyaset yapmaya ant içmiş partilerin tümünün dilinde daha demokratik bir Türkiye türküsü olmalıdır. Daha demokratik bir Türkiye’nin yolunu açmanın olmazsa olmaz adımı da yeni bir anayasadır. Bu yeni anayasada evvela bu ne olduğu belli olmayan hilkat garibesi sistem bir an evvel ilga edilmeli daha sonra da güçlendirilmiş, aksaklıkları giderilmiş, revize edilmiş bir parlamenter sistem için adımlar atılmalıdır. Parlamenter sistemin kanayan yarası lider sultasıdır dolayısıyla yazılacak yeni anayasada seçim kanununda belli konularda kıstaslar getirilmesi yerinde olacaktır. Seçim barajının kaldırıldığı, bugünkü seçim çevrelerinin korunduğu ama bununla birlikte partilerdeki tüm yetkilileri üyelerin oy kullanarak seçeceği önseçim anlayışını benimsememiz hayatidir. Delege dediğimiz aracılar ortadan kaldırılarak partiye mensubiyeti resmiyet kazanmış tüm üyelere en başta ilçe ve il teşkilatlarının idarecilerini seçme hakkı tanımalıdır. Daha sonra bu üyeler seçim dönemlerinde milletvekili listelerini belirlemek için önseçime gitmeli, teşkilat kendisini temsil edecek adayları tayin etmelidir. Örneğin 13 milletvekili çıkaran Kocaeli’de partinin milletvekili listesi üyelerin oy kullanacağı seçimlerin ardından şekillenmelidir. Bu adımların atılması durumunda D’Hondt sistemindeki en temel sorunlar ortadan kaldırılmış olacaktır. Bu önseçim uygulaması sadece seçimden seçime değil parti yetkili organlarının oluşturulmasında da etkin kılınmalıdır. Bildiğiniz gibi partiler tüm illerden temsilcilerin katıldığı kurullarla yönetilmektedir. Bu kurullara kimi partiler Genel İdare Kurulu, kimi partiler Merkez Karar Yürütme Kurulu, kimi partiler Parti Yönetim Kurulu ismini verse de tümünün görev ve sorumlulukları hemen hemen yektir bu sorumluluk da partinin en yetkili yönetim organı olmaktır. İşte bu kurulun oluşturulmasında tek kriter genel başkanın inisiyatifi olmamalıdır. Bu kararı verecek tek yetkili genel başkan olduğunda neler olduğunu AKP grup toplantılarında hep birlikte görmüyor muyuz ? Sanki AKP grup toplantısı gerçekleştirilmiyor da Sayın Erdoğan’ın arkadaş ve dostları arasında haftalık bir buluşma tertip ediliyor izlenimini hep birlikte almıyor muyuz ? Genel merkez yönetiminin oluşturulma sürecinde de üyelerin oylarına işte bu yüzden başvurulmalıdır. Üyelerin oylarının konuştuğu yerde partiye emek vermeyen bir kimse, partideki üyelerin elini sıkmayan bir kimse, partinin ceremesini çekmemiş bir kimse veya partisindeki örgüt arkadaşlarına üstten bakma gafletine düşen bir kimsenin üyelerin oylarıyla oluşturulacak bir listede kendine yer bulması mümkün olmayacaktır.

Kızılay’da tek boynuzlu at beklemek

Can acıtıcıdır ki şu anda pek çok partide bu saydığım örnekleri bulabilirsiniz. CHP’de de liderin eteğine tutunmanın ekmeğini yiyenler var, HDP’de de liderin eteğine tutunmanın ekmeğini yiyenler var, İYİ Parti’de de liderin eteğine tutunmanın ekmeğini yiyenler ziyadesiyle var. AKP ve MHP’de de liderin eteğine tutunmanın ekmeğini yiyenler var diyeceğim ama diyemiyorum bunun yerine AKP ve MHP’de liderin eteğine tutunmadan yükselebilen var mıdır diye aklımdan geçiriyorum. Genel merkez yönetimi için ortaya çıkacak 80 kişilik bir liste için genel başkana 10 kişilik bir kontenjan hakkı tanınmalı listenin geri kalan kısmını tayin etme hakkı üyelerin hür iradesine emanet edilmelidir. Ülkemizdeki demokrasi geleneğine yol aldırabilmek, ülkemizin kaderini tek bir kişinin iki dudağı arasından kurtarabilmek için önce partileri tek bir kişinin iki dudağı arasından kurtarmak zorundayız. Genel merkeze emek ve çabalarıyla gelenleri tenzih ederek vurgulamak istiyorum; genel merkezler karda, kışta, yağmurda, elleri donarak bayrak asan gençlerin terli sırtlarının üzerine basa basa liderin egosunu okşaya okşaya varılabilecek bir yer midir ? Yoksa genel merkezler, partileri için emek harcayan hem fikir hem de beden işçiliği yapan ve örgütü tarafından teveccüh görmüş makul idarecilerin partiye yön vermek için bulunması gereken bir yer midir ? İçim kan ağlayarak belirtmeliyim ki bugün Türkiye’de ikinci önermemin hakkını veren hiçbir parti yoktur. Parti-içi demokrasi olgusunun varlığı da işte tam burada kendini hissettiriyor ya, partilerin kendi içinde demokrasi işletilmiyorsa, bu partilerin iktidar olması durumunda memlekete demokrasi getirmesi mümkün müdür ? Parti-içi demokrasiyi perçinleyememiş bir partinin Türkiye’ye demokrasi getireceğini ummak Kızılay’da tek boynuzlu at beklemek gibi değil midir ?

Ya D’Hondt ya da İki Turlu Dar Bölge

Yeni anayasa ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi vurgusu doğal olarak ardından da seçim sisteminde revizyona gerek var mı tartışmasını getiriyor. Eğer yurt dışında farklı ülkelerde yaşayan insanlarla hasbihal olmaya kalkarsanız, sohbeti ilerletir de politika konusunda laflamaya başlarsanız ülkemize dair fikirlerini de size çıtlattıklarını görürsünüz. Ülkemizi dışarıdan izleyenlerin çoğunluğu tabii ki Sayın Erdoğan’ı totaliter bir İslamcı olarak yorumluyor. Bu çoğunluk iktidarımızın pek çok icraatını da eleştiriyor. Ama bir yönden epey şanslı olduğumuzu söylüyorlar biliyor musunuz ? Farklı farklı ülkelerdeki bireylerin Türkiye’deki seçim sistemine bakışı beklediğinizden çok daha pozitiftir iddia ediyorum.  Dünyadaki pek çok birey D’Hondt sisteminin en hakkaniyetli sistemlerden biri olduğunu savunuyor, savunuyor ve Türkiye’de bu sistemin uygulanıyor olmasına şaşırarak bakıyor. Kendilerinin bu fikirlerine katıldığımı da memnuniyetle söylemeliyim. Seçim sistemimiz genel hatlarıyla muhafaza edilmesini edilmeyecekse de alternatif olarak Dar Bölge Usulü sistemde muhakkak iki turlu genel seçimlerin yapılması gerektiğini öneriyorum. Dar Bölge Sisteminde eğer seçimleri tek turda tamamlamaya kalkarsanız, yani daraltılmış bir seçim bölgesinde örneğin Ankara’nın Çankaya seçim bölgesinden çıkacak bir milletvekilinin seçilebilmesi için %50+1 şartını aramazsanız bu sistemde alınan oylarla, parlamentoya yansıyan temsil arasındaki uçurumu katiyen kapatamazsınız. İlk turda bölgesinde %50+1 oyu almayı başaran adaylar milletvekili seçilirken, %50+1 bulunamayan seçim bölgelerinde en çok oyu alan iki veya üç aday arasında %50+1’in aranacağı ikinci tur seçimleri yapılmalıdır. Bu demokrasiyi perçinleyecektir. Seçim kanununda yapılacak değişikliklerle daha şeffaf, daha olgun ve daha güçlü hale getirilmelidir.

 

Cidden demokrasiyi perçinleme kaygısı taşıyor muyuz ?

Ülkelerin yönetim ve seçim sistemleri uzun bir sürecin ardından şekillenir, ulusun tarihinden izler taşıyarak belirginleşir. Ülkemizin yönetim sistemi geleneği de hiç şüphe bırakmaksızın Parlamenter Sistemi işaret eder, Türkiye’nin demokrasi tarihini inceleyen tarihçilerimizin ciddi bölümü zaten Meşruti Monarşiyle birlikte parlamenter sitemin doğuşunu önemli bir milat olarak kabul eder. Bu gelenek Osmanlı’nın son yıllarından emanet alınarak, Cumhuriyet döneminde güçlendirilmeye çalışılmıştır. Demokratikleşmek, tıkanıkları açmak bu 120 senelik hafızayı söküp attıktan sonra yerine çalakalem yazılmış suni sistemleri monte etmekle mümkün olamaz. Bu yüzden fantezilere kapılıp ve bu ülkeye şahsi ikballer zaman kaybettirmek bize nelere mal oldu herkes anlamıştır diye düşünüyorum. Türk ulusunun bu garabet sistemden kurtarılması, güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme acilen ulaştırılması gerekiyor. Bu güçlendirme işlemi de D’Hondt modeliyle yahut 2 Turlu Dar Bölge modeliyle darbeden kalma antidemokratik kalıntıların ortadan kaldırılmasıyla ve saydığım birkaç uygulamanın yasalara dökülmesiyle zaten kendiliğinden mümkün olacak. Tabii burada asıl soru şu bence, gerçekten ülkeyi yönetenlerin hatta muhalefet yapanların -zira benim önerilerimde parti-içi demokrasiyle birlikte otoriter parti lideri profili tamamen reddediliyor- cidden demokrasiyi perçinlemek kaygısı var mı ?

Biz sadece iktidarı değil, iktidarıyla, muhalefetiyle, mecliste temsil elde eden partileriyle, edemeyen partileriyle demokrasiyi içselleştirmeye hazır mıyız ?

Biz tam manasıyla demokrat olmaya hazır mıyız ?

Demokrasinin gereklerini yerine getirip, çürümüş siyaset anlayışını bir kenara atmaya hazır mıyız ?

Asıl soru işte bu,

Demokrasiye hazır mıyız ?

Hazır mıyız ?

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/4101/demokrasiye-hazir-miyiz

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

02.07.2020 The Boss Fight: Türk Gençliği
25.06.2020 Bu Son Olsun
18.06.2020 Kırmayın Aynaları
11.06.2020 Demokrasiye hazır mıyız?
04.06.2020 Yeni Normal
28.05.2020 Bugünlerin Yarınları Var
21.05.2020 Belahmefe: Tsitsekun
15.05.2020 Arın’a...
13.05.2020 Arınma Gecesi: Rüyadaki Darbe
06.05.2020 Yaratık Kim?
29.04.2020 Ya Gençler?
22.04.2020 Paralel Olmak
15.04.2020 Yan yana, kol kola, göz göze, el ele, diz dize
08.04.2020 Doğum sancısı
01.04.2020 Uzlaşı İttifakı
25.03.2020 Corona hakkında bir ikaz ve bir söyleşiye dair kelam
18.03.2020 Coronaya Günleri
11.03.2020 ABD Postası
04.03.2020 Bu mudur?
29.02.2020 Bundan İyisi Şam’da Kayısı !
26.02.2020 Kalbi Ağrıtan Devir
19.02.2020 İyi gidiyor mu?
14.02.2020 Sevgililer Günü Şiiri
12.02.2020 Gereğini Yapın Ziya Hocam!
05.02.2020 Şov Devam Etmeli
29.01.2020 Yeni Partiler ve Yeni Yaklaşımlar
26.01.2020 Evet, Siyaset Konuşacağız
20.01.2020 Aydın, Kültür ve Toplumsal İlerleme
13.01.2020 Yeni Türkiye’ye İnsan Gerçekten Hayret Ediyor
06.01.2020 Yeni Türkiye'de İnsanlar Ölüyor
30.12.2019 Gerçek Bir Beka Meselesi: Kanal İstanbul
23.12.2019 El Bombası
14.12.2019 Gelecek Partisi
31.10.2019 Cumhuriyetin Yaş Günü Nasıl Kutlanır?
24.10.2019 Halen Kavrayamadık
05.09.2019 ABD'de 2020 Yarı?ı ve Demokratlarda Ön Seçim Seyri
27.08.2019 Ölen Kadınların Öyküsü
20.08.2019 Kara Sevda
12.08.2019 Bayram ve Davet
05.08.2019 Daha İyileri Olmak Zorunda!
24.07.2019 Reva mıdır?
16.07.2019 15 Temmuz ve Samimiyet
10.07.2019 Akıllara Mıh Gibi Çakılsın
03.07.2019 Vakit Değişim Vaktidir
25.06.2019 23 Haziran ve Akp?de Başlayan Kritik Süreç
07.06.2019 Önce Düğüm Atmayı Öğrenelim
10.05.2019 Sandık Darbesi: 6 Mayıs 2019 YSK Kararları
02.05.2019 Şimdi Ne Yapmalı ?