Kim Kimlere Borçlu?

Eklenme Tarihi: 08.06.2020 05:17:25 - Güncellenme Tarihi: 08.08.2020 17:08:00

Tarih 27 Mart 1994 yerel seçimleri ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde Refah Partisi Büyükşehir Belediye Başkan adayımız şuanki Cumhurbaşkanımız, ben ise İstanbul Kadıköy Refah Partisi Gençlik kolları yönetiminde 20 yaşlarda harıl harıl çalışıyoruz.

Aslında Rahmetli Erbakan Hocamızın Sayın Cumhurbaşkanımızı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapmak istemediğini biliyorduk ancak ilçe başkanları ve teşkilat, öncesinde gençlik kolları başkanlığı ve il başkanlığı yapmış birinin orda olması yönünde irade koydular hatta birçok ilçe başkanından istifa dilekçesini sayın Erdoğan’ın aldığını bundan da Rahmetli Erbakan Hoca’nın bilgisi olduğunun haberini aldık.

Sonuç itibari ile adayımız Sayın Cumhurbaşkanı oldu ve seçim kampanyası başladı.

İktidar her yerde bizlere baskı yapıyor, ana akım medya bizleri görmüyor körleri ve sağırları oynuyor yada adaylarımız ve partimiz hakkında iftiralar atıyorlardı.

Kampanya süresince her ilçe kendi imkânları ile bütçe oluşturmuş ve görevli kimi arkadaş kendi rızkından keserek kimisi birikimlerini kimisi eşinin altınlarını bozdurarak kampanyaya destek oldu. Eşim o yıllarda 9 yaşındayken kendi elindeki altın bileziği Sayın Cumhurbaşkanına verdiğini rahmetli kayınpederim düne kadar anlatır dururdu. Ben işveren olarak tırnağım ile kaza kaza geldiğim iş dünyasında iş yerlerimi bazen kapatarak kampanyaya fiili olarak destek verirdim.

Hiçbir siyasi beklentimiz yoktu sadece inandığımız temel ilkelerin iktidar olmasını istiyorduk. Hem üstüne para harcıyorduk hem ticaretimizi boşluyorduk hem de de sabahlara kadar afişler asıp kapı kapı dolaşarak adayımızı, partimizi anlatıyorduk.

Tüm engellemelere rağmen samimiyetle hedefe kilitlendik ve sonuç itibari ile az bir fark ile % 25 oy alarak Büyükşehir Belediyesini gözyaşları içerisinde kazanmıştık. Başkanlığı (dün gibi hatırlıyorum) sevinç gözyaşları ile Sayın Nurettin Sözen’den devir aldık. O gün Sözen, hiçbir itirazda bulunmadan rahmetli Erbakan’ın yanında oturarak devir teslimi yapmış ve Erbakan Hoca Sayın Erdoğan’ın sağına Sözen’i soluna alarak ikisini de kutlamış ve her ikisinin de elini havaya kaldırmıştı.

O gün bizim tüm Türkiye’ye vermek istediğimiz mesaj şuydu “GÖNÜLLERİ FEThETMEYE GELİYORUZ” “bizden korkmanıza gerek yok” “biz siz değiliz, her vatandaşımız hangi düşünceye sahip olursa olsun bizler için kıymetlidir”. Bu anlayışla da siyasete devam ettik.

1997’de okul kitaplarında olan bir şiiri Siirt’te okudu diye 10 ay hapis yattığında yine yanındaydık, hapisten çıktıktan sonra da yanında olmaya devam ettik. Erbakan Hoca’nın siyasi anlayışı tüm insanlarımızı kucaklamaya, işin içine çekmeye yeterli olmayınca YENİLİKÇİLER adımlar atmış, parti içinde bu akıma sert tepkiler konulmuş, 2001 kongresinde sonuç alınamayınca ERDEMLİLER hareketi başlatılarak Fazilet Partisi’nden ayrılmış ve Ak Parti’yi kurmuştuk. Rahmetli Erbakan Hoca özgüven sahibi ve onlarca yıl bu ülkeye her alanda hizmet edecek yüzlerce lider yetiştirmişti. Bu liderler bir araya gelerek Ak Partiyi kurdular.

2001 yılında kurulan Ak Parti’ye TBMM’de birçok partiden seçilmiş milletvekilleri transfer olmuş ve Ak Parti kurulduğunda 51 milletvekili ile mecliste temsil edilmişti. Başka siyasi partilerden seçilmiş milletvekilleri seçildikleri partileri terk ederek Ak Partiye geçtiler. En büyük darbe ise Saadet Partisine vurulmuştu, toplu katılımlar en çok Saadet Partisinden olmuştu.

Sonuç itibari ile 2002 yılında % 34 oy oranı ile 365 milletvekili ile tek başına iktidara geldik. Bir sorun vardı ve Sayın Erdoğan hem genel başkan hem de başbakan olamıyordu çünkü seçilmesi anayasaya aykırıydı, ana muhalefet partisi CHP hiçbir pazarlık yapmadan tek taraflı olarak bu engelin kaldırılması için yasaların değişmesinde taraf oldu ve en büyük rakibi Sayın Erdoğan’ın tekrar seçilmesinin yolunu açtı. Yani şu an Sayın Cumhurbaşkanı siyasi genel başkan, başbakan, cumhurbaşkanı olmasını CHP’ye borçludur.

Kim kimlere borçlu? Demokrasiye borcunu ödemeyenlerin, siyaset kurumuna vefa göstermeyenlerin fazlası ile alacaklı olduğu bir ülkeye döndük.

Kısaca bir sürece değindim aslında çok detaylar var, şimdi şu soruları kendimize soralım.

  • Rahmetli Erbakan Hoca istemeseydi Sayın Cumhurbaşkanımız; Beyoğlu Gençlik Kolları Başkanı, Beyoğlu İlçe Başkanı, İstanbul Gençlik Kolları Başkanı, İstanbul İl Başkanı, Beyoğlu Belediye Başkanı, Milletvekili adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olabilir miydi? Aynı süreçten gelenler bilirler ki hocamız istemeseydi asla olamazdı. Hocamız parti içi eleştirilere açık biriydi ve kimseye kin gütmez, emek veren herkesin önünü açar, ona fırsat verirdi. Peki şimdi gücü elde tutanlar ne yapıyor? Tam tersini.
  • 1994 yılında İstanbul seçimlerini aldığımızda rahmetli Erbakan Hocamız bizzat gelerek Sayın Sözen ve Sayın Erdoğan’ın elini kaldırmış ve toplumu kucaklamıştı. Şimdi onun öğrencileri kaybettikleri ve kazandıkları belediyelere ve başkanlara süreç içerisinde nasıl bir tavır takındılar? Farklı partilerden seçilmiş belediye başkanlarına destek mi oluyorlar Köstek mi oluyorlar?
  • 14.05.2001 Fazilet Partisi kongresinde rahmetli Erbakan Hoca, Sayın Abdullah Gül’ün liste çıkarmasına müsaade etmeseydi, kongrede liste çıkarması mümkün müydü? O dönemde birlikte olduklarımız çok iyi bilirler ki, hocamız hayır deseydi kimse liste çıkartamazdı. Rahmetli, saygı gösterdi ve kendileri ayrılıp gittiler. Peki şimdi Ak Parti içinde birileri bırakın liste çıkarmayı eleştirilince dahi nasıl tavır takınıyor? Kendi genel başkanını, başbakanını bile ihraç etmeyi seçti. Diğer üyelerin vay haline.
  • Sayın Cumhurbaşkanı o dönemlerde CHP’nin desteğini alarak siyasete yeniden girmiş ve CHP desteği ile anayasa değişikliği olmuştur. CHP’nin desteği ile siyasete tekrar giren Sayın Cumhurbaşkanı şu an kendisinden farklı siyasi partilerde siyaset yapanlara hangi tavrı takınıyor? Onlara hain, terörist, dolandırıcı mı diyor? Yoksa farklı görüşlerini beyan edenlerin bir bir hapislere girip siyasi yasaklı olmasına göz mu yumuyor ?
  • Şimdi soruyorum sizlere bir şiir okudu diye hapis yatan bir lider şimdi yazı yazan şiir okuyanlara, millet iradesi ile seçilenlere, öğretim görevlilerine, öğrencilere, sanatçılara nasıl tavır takınıyor?

Şimdi yazı yazanlar düşüncelerini şiddete bulaştırmadan zikredenler içeride.

Şimdi parti içinde aykırı söylemlerde bulunanlar hain ilan edilip partiden atılıyor.

Partiyi kuran iradenin % 90’ı artık partinin karşısında yer almakta ve muhalif.

Kendilerine muhalif olanlara yaşam hakkı tanınmamaktadır.

Dün CHP siyasi partilerin önünü açarken, bugün sözde en çok demokrasi ve özgürlük isteyen Ak Parti, 20 yıllık dostlarının seçimlere girmesini engelliyor. Nerden Nereye geldik.

28 Şubat bugün iktidarda diyen Perincek “iktidarı biz yönlendiriyoruz” derken Ak Partililer bunu sadece izlemeyi tercih ediyor. İktidarın yazılı ve görsel sosyal medyası Perincek’in emrinde.

Muhalefetin bile geçmişte yapmadığı adaletsizliği, zulmü, ötekileştirmeyi bugün yapan bir iktidar var artık.

Rahmetli Erbakan Hocanın iki dudağı arasından çıkan cümleler ile makam sahibi olup pişkince bizi eleştirenler; binlerce gönüllü insanların emekleri ve paraları ile tanınanlar, yokluk siyasetinden, varlık siyasetine terfi edenler, dün gecekondularda ikamet edip bugün boğazda yalılarda puro yakanlar, dün ittikleri arabalar ile siyaset yapıp bugün hava durumuna göre farklı renklerde bindikleri milyon dolarlık araçları, şoför ve koruma orduları ile siyaset yapanlar, damatlarına gelinlerine akrabalarına ve ortaklarına devlet makamlarını ve imkanlarını parselleyenler, Spor Toto oynatarak elde edilen paraları kurdukları vakıf ve derneklere aktararak riyakârca reklam yaparak cennet vaat eden hocaları yanına alarak İslam’a dem vuranlar bilsinler ki, bu makamları imkanları varlıkları onlara sunan rabbim mazlumun duası ile onlara hem bu dünyada hem de ahirette hesabını soracaktır.

Allah’ın milleti vesile ederek hizmete yönelik nasip ettiği makamlarda oturup zulmedenler elbette Allah’a hesap vereceklerdir.

Makamlar ve imkanlar için kullara secde etmeye teşekkür etmeye minnet etmeye gerek yok. Doğru yapıldığında destek, yanlış yapıldığında ise karşı çıkılır.

Aydınlık bir gelecek dileklerimle.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/4093/kim-kimlere-borclu

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar