Demokratikleşmede İki Aktör ve İki Tutum

Eklenme Tarihi: 24.05.2020 08:43:59 - Güncellenme Tarihi: 06.07.2020 11:33:07

Ak Parti'den ayrılan sayın Davutoğlu ve Babacan’ın parti kurması siyaset dünyamızda hayli konuşulacak gibi görünüyor.
Yani siyaset yaza mevsim normallerinin üstünde girecek.
Aslında covid-19 (Coronavirüs) salgını yeni kurulan bu partiler için kısıtlayıcı oldu.
Salgınla ortaya çıkan kısıtlılığın etkisi özellikle Gelecek Partisi tarafından bir imkana dönüştürüldü, süreç çok iyi yönetildi.
İnsanların evlerinde olduğu zamanlarda sosyal medya üzerinden yapılan programlarla bilinirlik seviyesini hayli yükseltti.
Gelecek Partisi tarafından yapılan açıklamalar, salgın sürecine dair teklif ettiği öneriler ve eleştiriler kamuoyu tarafından dikkatle takip edildi ve takdir topladı.
Benzer performansı Babacan tarafından kurulan DEVA Partisinden göremedik.
DEVA Partisi açısından teşkilatlanma sürecinde de henüz ortada bir şey yok.
Yeni kurulan her iki parti, ortaya koyduğu performansa rağmen iktidar kanadında bir hayli tedirginlik oluşturmuş görünüyor.
Bunu sayın Bahçeli’nin Siyasi partiler kanununda yapılmasını istediği ve özellikle milletvekili transferlerinin engellemesine yönelik teklifinden anlıyoruz.
Aslında ortada milletvekili transferine yönelik bir çaba var mı? yok.
Böyle bir çaba içinde olmadıklarına dair Gelecek Partisinden net açıklamalar var.
Peki niye gündemde?
Kılıçdaroğlu'na sorulan bir soru sebebiyle.
Geçenlerde bir gazeteci Kılıçdaroğlu'na, "Baskın seçim olursa İYİ Partiye verdiğiniz desteği yeni kurulan partilerin grup kurmaları, seçime katılmaları için verir misiniz?" sorusuna verdiği "evet" cevabı üzerine gündeme geldi.
Hepsi bu.
Bu cevaptan rahatsız olan Bahçeli, hemen tedbir arayışına yönelmiş olacak ki, yasa değişikliğini gündeme getirdi.
Geçmişte partisi içinde ortaya çıkan muhalif seslere dinleme nezaketini dahi göstermeyen ve kongre taleplerini engelleyen, genel başkanlığını yaptığı parti de ortaya çıkan, demokratik taleplerle engel çıkaran ve partinin bölünmesine sebep olan Bahçeli, şimdi ortaya çıkan yeni konjonktürde de yasakçı anlayışını sürdürmek arzusunda ve Ak Parti ile kurdukları ittifakı koruma telaşında.

İktidarlarından emin olmayan Ak Partili yetkililerde, yapılan teklife siyasi ahlak(!)bahanesiyle bodoslama atlamaktadır.
Oysa, milletvekili transferleri "Siyasi ahlaksızlık ve sandık iradesine saygısızlık" ise, yirmi yıllık siyasi geçmişinde bu "ahlaksızlık ve sandık iradesine saygısızlık" en çok Ak Parti tarafından yapılmıştır.
İstatistikler öyle söylüyor.
Ak Partililer bu transferle övünmekten de geri durmamışlardır.
Son Yerel Seçimlerden sonra küçük belde ve ilçe belediye başkanlarını grup toplantılarında rozet takanlarda kendileri.
Bu da gösteriyor ki, seçim kanununda yapmak istedikleri değişiklik için ileri sürülen gerekçelerin ahlakla alakası yoktur.
Yapmak istedikleri seçmen iradesi üzerinde ipotek oluşturmak, engel çıkarmaktır.
Bize göre Ak Parti ve MHP yöneticileri içine düştükleri korku çukurundan “Ankara oyunlarıyla” çıkamazlar.
Önümüzdeki günlerde, içine düştükleri panik sebebiyle tamamen sağlıklı düşünme becerilerini de yitireceklerdir.
*****                                   *****
Geçtiğimiz haftanın konuşulan konularından bir diğeri seçilmiş HDP’li belediyelere atanan kayyımlardır.
HDP’nin son seçimlerde kazandığı belediyelerden 3/2’ine kayyım atandı.
Ortada mahkeme kararı var mı? Yok.
Mahkeme kararını beklemeden görevden almayı gerektirecek aciliyet durumu var mı? Yok.
İsnat edilen suçlarla alakalı suçüstü hali mevcut mu? Hayır.
Peki alınma gerekçesi nedir?
Her zamanki gibi terör örgütüne destek, iltisak, irtibat vs...vs.
Bu iddialar, iktidarın taraftarları dışındakilerce inandırıcı ve meşru bulunmamaktadır.
Böyle olmasına rağmen, HDP siyaset dünyamızın “Cüzzamlısı” durumunda.
Hiçbir siyasi parti kendileriyle ortak iş yapma riskini almak istemiyor.
Bir tarafta seçmenden yedi milyon civarında oy alan bir parti.
Diğer tarafta “seninle oynamıyoruz” diyen birlikte görünmekten korkan diğer partiler..
Peki, bu şekilde devam edebilir miyiz?
Yoksa, çözüm bulup normalleşecek miyiz?
Yasa gereği kamu maliyesinden destek gören ve mecliste grubu bulunan HDP ile bu ilişki nereye kadar böyle devam edecek? 
Yok mu bunun çözüm yolu?
Bize göre, HDP içine düştüğümüz çıkmazdan kurtulmak için inisiyatif almalı, siyasetini meşrulaştıracak söylemler geliştirmeli, demokratik siyaset için "Silahlı unsurları (PKK)" ikna etmelidir.
Evet, HDP bunu yapmak zorundadır.
Ülkede demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesini isteyenlerle siyaset yapacaksa çıkış için yol aramalı, yapılan tavsiyeleri dikkate almalı, kendinden beklenen ve yapılması gerekenler konusunda  “Silahlı Terör unsurlarını” ikna etmenin çabası içine girmelidir.
Yapılması gereken budur.
Geçmişte yaşanan ve sabote edilen “Çözüm Sürecinden” sonra devlet yeniden masaya oturmaz ve oturamaz, oturursa gerekçesini izah edemez.
İnisiyatif alma zamanı HDP'dedir.
HDP bahsettiğimiz ve varlığı aşikar olan "silahlı unsurlara (PKK)" karşı ortaya koyacağı ikna çabası ile ülke siyasetinde diğer partilerle konuşma zemini oluşturabilir, psikolojik meşruiyet sorununu aşarak normalleşmenin yolunu açar.
Evet, bütün taraflar açısından normalleşme ancak HDP’li siyasetçilerin “Silahlı Terör unsurlarını” demokratik siyasete ikna etmesinden geçecektir.
HDP bu çabayı gösterir, ortaya koyarsa iktidar dışındaki partilerle daha rahat ortak çalışma imkanı bulacaktır.
Yani, HDP içine düştüğü hapishanenin anahtarını elinde bulundurmaktadır.
HDP yöneticilerinden beklenen bu anahtarı kullanma iradesini göstermesidir.
HDP bunu yapabilirse, hem kendisi rahatlar, hem de ülke ve bölge siyaseti rahatlar.
Böylece sorunların çözümü için demokratik mekanizmalara güven artar.
Evet, HDP'liler bugün için ülkeyi yönetenlerde böyle bir çabanın karşılık bulmayacağını düşünüyor olabilir ve bunda haklıda olabilirler.
Ama yaparlarsa, önümüzdeki süreçte yaşanacak iktidar değişimiyle normalleşmenin mümkün olma ihtimalinin önü açılacaktır.
HDP bu imkanı denemelidir ki, “cüzzamlı” muamelesi görmekten kurtulmak için birşeyler yapmış olsun.
Yapması gereken, silahlı terör unsurlarını demokratik siyaset için ikna etmektir.
Çözüm Süreciyle devletin yapamadığını ve yarım kalan süreci HDP tamamlamalıdır.
Demokratik siyaset, özgür ve demokrat Türkiye için bu şarttır.
Kapıyı açacak anahtar HDP'nin ellerinde...
 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/4051/demokratiklesmede-iki-aktor-ve-iki-tutum

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar