Davutoğlu’ndan Uygulamalı Edep Dersi

Eklenme Tarihi: 23.05.2020 08:20:58 - Güncellenme Tarihi: 28.05.2020 14:29:14

Hani şu Afrika ormanlarında aslanların, kaplanların, kobra yılanlarının, timsahların; o zarif ceylan ve zürafaları,  tavşanları yemeleri var ya. Hep içimi acıtmıştır.  Müdahale etmek, engel olmak istemişimdir.  Dünkü TV programında da benzer hisler beni yokladı durdu.
Dün gece Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu Akit TV’nin program konuğuydu. Bu programı izleyen vicdan sahibi her kim olursa olsun, içeriğine bakma gereği dahi duymadan safını Davutoğlu tarafında tutacaktır.  Gelecek Partisi lideri Davutoğlu’na yönelik çirkin, edep dışı suçlayıcı sözlü saldırı girişimini tasvip etmeyecektir. 
Bugüne kadar devlet destekli yayın yapan hiçbir medyada konuşma imkanı bulamayan  Davutoğlu’na,  sitemi üstüne  Akit  TV birkaç saatliğine ekranını açtı.  Bu sevincimiz programın başlaması ve Ali İhsan Karahasanoğlu’nun soğuk duş etkisi yapan yargılar nitelikteki cümleleriyle mutluluğumuz yerini öfkeye bıraktı. Saldırgan tutum, Davutoğlu’nu konuşması için değil de dayak atmak amaçlı çağrıldığını anlatıyordu.  Mahkeme kurulmuş, ve bu mahkemeye bağımsız olamayan 4 tane yargıç atanmış,  sanık sandalyesinde oturtulan ise  Davutoğlu’ydu.  Sanki TV programı değildi de mahkeme salonuydu.  Bir an Yassı Ada  Mahkemesi’ne aklım gitti; İçim ürperdi.  Belli ki bu gazeteci yargıçlar, rahmetli Adnan Menderes’e  haksız - hukuksuz şekilde yapılan suçlama ve yargılama girişiminin  benzerini Davutoğlu’na yapıyorlardı. 
Bu sözde gazetecilerin sorduğu sorulardan, Davutoğlu’nun Aralık 2019 tarihinden bu yana  yaptığı gerek Şehir Üniversitesi, gerek Suriye Politikaları, gerekse de  İstanbul Sözleşmesi  ile ilgili açıklamaları  hiç dinlemedikleri saldırgan tutumlarından  ve sordukları  sorulardan belliydi.  Her üç konunun da kişisel bazda ele alınamayacak kadar kapsayıcı özellik taşıdığını görmezden gelmek işlerine geliyordu.  Kısaca gazeteci kimliğinden çok uzaktılar; hem gündemi takip etme bakımından, hem nezaket dilini kullanma, hem de olaylara vukufiyet bakımından.  Akit TV’nin sahibi olmak, şahsiyet fukaraları gibi birilerinin  tetikçisi  olmayı  gerektirmiyor.  Varsın hükümetten aldığınız 3-5 banka reklamı eksik olsun.  Ama şahsiyetinizi koruyun lütfen.
Karahasanoğlu,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından çıkan  “ Oranın (Şehir Üniversitesi) tahsisini yapan benim” dediğini işitmemişe benziyor. Tahsisin Danıştay tarafından iptali  ile gerçekleşen doğrudan devir işlemlerinden -Erdoğan’dan habersiz yaprak kıpırdamayan bir ülkede- Erdoğan’ın habersiz olması  düşünülebilir mi?
Bütün bunların intikam saiki ile yapıldığının açıklaması, 2013 yılında başlayan olayın 2019 yılında “ dolandırıcılık”  adı altında gündeme getirilmesinden anlaşılıyor.  Yönetimin dümeninde olanların düne kadar susması, ancak Gelecek Partisi kurulunca, önce meşru olan işlerin birden bire gayrı meşru görüntüye büründürülmesini iyi okumak gerekir.
Velevki, Şehir Üniversitesi konusunda bir yanlışlık olsa bile, halk, önce 6 sene bu yanlışlığa göz yuman, “beytü’l- mal”ın bekçisi olmayan iktidarın hesabını görmekle işe başlayacaktır. 
  Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, benzer şekilde Suriye politikaları ve İstanbul Sözleşmesi  ile ilgili  tatmin edici cevaplarını bir kez daha sağır gazeteci kulakları için yeniledi.  Gazeteci diyorum, çünkü, tabanda seçmen kitlesinin bahsi geçen konularda  Davutoğlu’nun eylemleri hakkında en ufak bir tereddüdü yok;  onun hak etmediği şekilde suçlandığını çok iyi  okuyor. Davutoğlu’nun başdanışman, dış işleri bakanı, başbakan olduğu dönemlerde yapılabilecek en iyi şey neyse onu yaptığını biliyor ve ona yürekten inanıyor. Ve halkımız bu meselelerin Davutoğlu meselesi olmaktan çok, iktidarın solo şarkı söylemeye devam etmek istediğini düşünüyor.  Hazine ve Maliye Bakanı, o dönemin Kadın Aile Sosyal Politikalar Bakanı, Genel Kurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı…nerede? diye de soruyor. 
Davutoğlu’na kurulan en büyük tuzak,  geçmişi konuşturarak oyalamak, geleceği  bir türlü  konuşturmamaktır. Gelecek Partisinin bu aşamadan sonra geçmişe dönük sorulara  bir cümleden fazla cevap vermemesi  kurulan tuzaklara daha fazla düşmesini önleyecektir.  Gazeteci kılıklı  trollerin geçmişi konuşturmalarının diğer  nedeni ise  “şu an”ı (kötü giden ekonomiyi, yolsuzluğu, yoksulluğu, yasakları, işsizliği, hukuksuzluğu…) konuşturmamaktır.  “Gelecek Partisi”yetersiz gazetecilerin sorularına mahkum olmadan “Halkın adamı” olduğunu göstermelidir. 
 Vakit “Gelecek” vaktidir.  Son dört yılda oluşturdukları bataklığa, boğmak istedikleri yeni kurulan siyasi partileri çekmek isteyeceklerdir.  Bize düşen, onların bataklıklarında onlarla düello yapmak  yerine, kendi temiz siyasetimizi ortaya koymaktır. 
Dün akşam programda gazeteci  trollere sabır ve nezaketle karşı  koyan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, anlama kapasitesi olanlar için iyi bir  “ahlak dersi”  verdi. 
 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/4048/davutoglundan-uygulamali-edep-dersi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar