Dini Sembollerle  Siyasi Saflara Uzanış

Eklenme Tarihi: 19.05.2020 08:32:32 - Güncellenme Tarihi: 25.05.2020 04:16:59

Din, belirli bir yere kadar safları sıklaştırmada kuvvetli bir etkendir. Yalnız, dinin içinin  boşaltıldığı dönemlerde  baskın ya da erken seçim  ile gideceği gündeme gelen  politik figürlerin, dini sembollerle mesaj vermesi, sayısal çoğunluğu sağlamak için  başvurulan  bilindik bir metottur.  Bir nevi  milleti uyutmaya devam etmek istediğinin belirtisidir.

Toplum için önemli olan, kişinin okuduğu Kur’an’ın, kıldığı namazın, tuttuğu orucun, gittiği  haccın ve diğer ibadetlerinin,  insanlarla olan  münasebetlerine olumlu yönde ne kadar yansıdığıdır. Çalışanının  alın terinin karşılığını vermeyen iş veren, bilerek kusurlu malını satan esnaf, en küçük sarsıntıda yıkılan yapının  malzeme hırsızı müteahhit 25. Cüz’e gelse de hiçbir şey ifade etmez. Maalesef Kur’an okumakla  güvenilir insan olunmuyor; iş ki okuduklarımızı yaşayabilseydik, yaşayan Kur’an olabilseydik.

Yöneticilerin, ülkeyi iyi yönettiğini belirtir karelerle gündeme gelmesi gerekirken,  cüz okumakla gündeme gelmiş olması,  sorumluluğunu aldığı insanlara karşı vazifesini aksatıyor olabileceğini düşündürüyor.  İçimizden  birilerinin “cüz okumasın mı?” dediğini duyar gibi oluyorum.  Tabi ki okusun; ama  bunca acı, zulüm, figan, salgın hastalık, başka ülkelerin merkez bankaları önünde kuyruğa girmişlik varken  cüz okumakla gündeme gelmek,  ‘devlet yönetmeyi bıraktı da cüz okumaya mı başladı?’ sorusu ile  halkı kaygılandırıyor.  Burada eylemin yanlış ya da doğruluğunu tartışıyor değiliz.  Hem ramazanda hem de sair zamanlarda  dini vecibelerini yerine getirmeye çabalayan, mukaddes kitabını okuyup anlamaya çalışan bir milletin evlatlarıyız.  Söylemek istediğimiz, herkesin  bir tane  en iyi şekilde  yapması gereken asli görevi var iken,  şovmenlerin  bu asli görevinin ülke yönetmek mi yoksa cüz yarıştırmak mı olduğuna dikkat çekmektir.

Madem ki   ramazan  günü okuduğumuz  adalet, devlet idaresi, doğruluk, gasp etmemenin – çalmamanın gerekliliği, iktisat, mal ve evlatların imtihan aracı olduğu, kardeşlik,  iyiliklerin  kişilerden değil ancak ve ancak Allah’tan olduğunu belirten   şu  ayetleri de idrak ederek  kitap yüklü merkepler olmaktan kurtulabildik mi acaba?  “ İnsanlar arasında adil şekilde hüküm veresin4/105/…ölçüyü ve tartıyı tam yapın!...söz söylediğiniz zaman ise, akraba bile olsa, artık adaletli olun!6/152/ …adaleti tatbik ederler.7/181 / … (hakkında vahiy gelmeyen bir) iş hususunda onlarla istişare et!3/159/ …doğru kimselerle beraber olun! 9/119/ …mallarınızı aranızda haram yollarla yemeyin! 4/29/ …hem hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadın yok mu…5/38/  Hem onlar ki harcadıkları zaman ne israf ederler ne de cimrilik ederler, (harcamaları) bu (ikisi)nin arasında orta bir yolda olur. 25/67/  Mallarınız ve çocuklarınız ancak bir imtihandır.64/15/…parçalanmayın…kardeşler oldunuz… 3/103/  …her iyilik Allah’tandır…4/79”   Okuduklarımızdan faydalandıysak  Türkiye’de  pek çok haksızlığın, adaletsizliğin, hukuksuzluğun giderilmesini bekleyebiliriz.

Yaşadığımız kısa hayat tecrübesi kişinin ne kadar dindar ya da seküler olduğuyla   ilgilenmek yerine, beşeri münasebetlerimize insanlığının ne kadar yansıdığı ile alakadar olmayı gerekli kıldı. Geldiğimiz   nokta itibarı ile siyasi dindarların pek çoğu “emin” sıfatını yitirdi. Artık “dindar  insan, sorumlu olduğu  vatandaşlarına  karşı şunları şunları yapamaz” diyemez olduk. Her şeyi yapabileceğini hep beraber deneyimledik.  Mevcut iktidarın  dini siyasete alet etmeyeceği noktasında bir emare bulunmamaktadır.

Ülke insanı yaşadıklarından veya  yakınlarının yaşadıklarından  hareketle bir kanaate varmıştır. Bunca açlık, sefalet diz boyu iken, yöneticilerin cüz yarıştırmaları onları   millet nezdinde  temize çıkarmayacaktır.

FETÖ, önce ülkemiz insanları ile sonra da dünya ile entegre olmak isterken; dini, bir uyuşturucu olarak kullanmıştı. Benzer şekilde ülkemizde politikacıların dini semboller üstünden   verdiği mesajla,  kayan tabanı tutmaya çalışması aynı metodun  aynı zeminde farklı aktörler tarafından   uygulanmaya  devam ettiği kanaatini uyandırıyor. Politik uyuşturucuların  koruması altında FETÖ  40 sene  ülke insanına dini uyuşturucu vermemiş olsaydı, 15 Temmuz  darbe girişimini  büyük bir ihtimalle yaşamayacaktık. Ayık ve uyanık olacaktık; gelmekte olan darbeyi fark edecektik.

Şov dönemi kapandı.  Vakit Kur’an’ı yaşama vaktidir. Elimize Kur’an alıp 25. ya da 30. Cüz’de olduğumuzu söylemenin ya da Kur’anlı poz vermenin  toplumsal karşılığı yoktur.

Okuduğu  ayetlerin  okuyanın  yaşantısında huzuru, güveni, tesis eden kaynağa  dönüştüğünü  göremeyen halk, dini sembollü figürlere  itibar etmeyecektir.

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/4037/dini-sembollerle-siyasi-saflara-uzanis

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar