Fişleniyoruz Ne Bekliyordun!

Eklenme Tarihi: 19.05.2020 08:18:00 - Güncellenme Tarihi: 25.05.2020 05:14:59

Çocuğun Kaymakamlık Sınavı'nda ilk üç'e girse de, sosyal medyada Saadet Partisi'nin çalışmasını paylaştığın için çocuğun KAYMAKAMLIK MÜLAKATINI GEÇEMEZ!

Ne bekliyordun!

Çocuğun Sağlık Bakanlığı'na personel alımlarına başvurduğu ve uygunluk esaslarına göre ilk üç'e girse de, Cem Evi'ne giden biri olduğundan çocuğun MEMUR/İŞÇİ OLAMAYACAK!  Ne bekliyordun!

Devlet bankaları kredi veriyor!!! (KGF dağıtacak!) Sen de, bu krediyi talep ediyorsun, krediye uygun şartların olsa da, CHP'yle alâkan olduğu anlaşıldığı an KREDİ ALAMAYACAKSIN!  Ne bekliyordun!

ÜLKEMİZDEKİ 4,5 MİLYON KİŞİ GİBİ işsiz olan çocuğun, İŞ-KUR üzerinden asgarî ücret (geçici) işçiliği için iş başvurusunda bulunuyor. Başvuru için sağlığı yerinde, çalışma uygunluğu var kısacası her şeyi tamam ama! Ama GELECEK PARTİLİ CUMA İÇTEN'le çektirdiğin fotoğraf yüzünden çocuğun işe alınmayacak...

Hem de utanmadan sana bunu açık açık söyleyecekler: Al sana Cuma İçten'le çekilmiş bu fotoğrafın. Gelecek Partili biriylesin.

Ne bekliyordun!

Son yıllarda etnik kimliğini saklamak zorunda kalan bir bürokrat olsan da,

sosyal hesaplarda her gün iktidar yanlısı paylaşımları öve öve bitiremesen de,

"eşim Karadenizli, kardeşim Trabzon'dan evli, gelinim Rizeli" desen de,

"Beyaz Kürt" diye ideolojik etniğinin tanımlanmasına rağmen, devletin üst makamlarında; Bakan, Bakan Yardımcısı, Genel Müdür, Daire Başkanı, İl Müdürü gibi makamlarda (o liyakata ve ehliyete sahip olsan bile) yerini alamazsın! Ancak sessiz çığlıkların ve içeriye doğru akan gözyaşların olur. Ne bekliyordun!

Şiwan Perwer'in ya da Ahmet Kaya'nın şarkılarını paylaşmışsın diye,

"Demirtaş'a özgürlük," yazmışsın diye,

"İYİ parti nasıl da çaktı," nüktesini not etmişsin diye,

"Sayın Davutoğlu mazlumların yanında," yazılı bir görsel paylaşmışsın diye,

Kanal İstanbul'a -devletin lehine ve milletin yararına- bir eleştiri yapmışsın diye, sana sosyal medyayı cehenneme çeviren hukuk sistemi için "ADALET!" diye bağıracaksın tabi!  Ne bekliyordun!

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olacaksın, dedelerin Birinci Dünya Savaşı'nda - İstiklâl Harbi'nde bu vatan için canını verecek, sen de dedelerin gibi hem vergini vereceksin hem de askerliğini yapacaksın ama bunun üstüne Rum ve Ermeni etnik köken ayrımcılığına mâruz kalacaksın! Bir Hristiyan olduğun için, demografik dağılımda da bürokratik paydada da kimse sana yer vermez. Hak ettiğin ve beklediğin görevi alamayacaksın.

Ne bekliyordun!

 

Ne mi bekliyorduk!

Çok şey bekliyorduk.

Öyle vaatlerde bulundular ki...

Önce,

"İktidarız ama muktedir değiliz!" dediler,

Sonra,

"Dış güçler bizimle uğraşıyor; ülkemizi bölmek istiyor, işgal etmek istiyorlar, beka sorunu var!" dediler,

Daha sonra,

"Bak biz olmazsak din - iman elden gider!" diyerek, 18 yıl boyunca her seferinde yeni düşmanlar üreterek bizden destek istediler. Biz de destek verdik!

Peki, sonuç?

KOSKOCA BİR HİÇ!

İnanın çok şey bekliyorduk:

Kimsenin bir diğerini ötekileştirmediği bir ülke bekliyorduk.

Kendisi gibi yaşamayan, inanmayan ya da düşünmeyen kişileri düşman görmediği bir ülke bekliyorduk.

Siyasî eğilimi olmayan her kesimin hukuk ölçülerinde temel insan hak ve özgülükleri bağlamında eşit olacağı bir ülke bekliyorduk.

Kimsenin inancından, renginden, mezhebinden, dilin etnik kökeninden dolayı ötekileştirilmediği vatandaşlık hukuka ile herkesin eşit olduğu bir ülke beliyorduk...

Peki, oldu mu?

KOSKOCA BİR HAYIR!

 

"Kimleeeerrr, kimleeerrrle beraber" olduktan sonra devir değişti. "Yeni Türkiye" düzeninde HUKUKSUZLUK, normal bir şey haline geldi. Hatta alıştık!

Daha dün...

Meydanlarda birbirlerine hakaret (öyle hakaretler ki düşmanınıza dahi söylemeyeceğiniz kötü sözleri sarf) edenler, bugün, "Yeni Türkiye’nin siyasî teslimiyetine "birlikte" yön çiziyorlar.

Siyasîler birbirleriyle görüşmeli ve ortak aidiyetlerde, birlikte hareket edebilmelidir...

Eyvallah! Bunda bir sakınca yok ancak!

Ancak, kendileri görüşünce sorun olmuyorsa, muhalifleri birbirleriyle görüşünce çıngar çıkarıyorlarsa ve "Hain!" diyorsa, vicdan ve samimiyet duyguları iflas etmiştir. Bugün düşman gördüğün siyasi anlayışlar ile masalar kurup yargıyı teröristlerin ayaklarına götürüp teröristleri TRT'ye çıkarınca ve "Yenikapı Ruhu"nda el ele tutuşunca, Öcalan’ın mektuplarını meydanlarda okutunca iyi ama muhalefet aynı masada oturunca "kötü" ve "hain" diyerek fişleyecek ve hedef göstereceksin...

Eskide kaldı onlar!

Öyle kapıları işaretlemek, insanları kılık kıyafeti ile yargılamak, farklı anlayışları yok etmek, bir alana sıkıştırıp kitleleri kontrol etmek... Artık o günler geçti!

Algılar da davranış biçimleri de değişti.

Şimdi yeni fişleme şekilleriyle yüzleşiyoruz.

Herkes taraf ya da karşıt olduğunu göstermek için SOSYAL MEDYADA BİRBİRİNİ FİŞLİYOR: Sosyal medya fenomenleri ve bilişim uzmanları yüklü paralar; troller de çay - simit parası karşılığında bunu ustalıkla yapıyor...

Garibim çocuklar ve gençler de buna alet ediliyor. Apolitik olan gençler bile, bir şekilde politize edilip bir kanala sürükleniyor: "Hedefe ulaşmak için her yol mübah," mantığı, o gençlerimizi HER DEVRİN ADAMI YAPARAK, gençlerimizi silik bir karakter haline getiriyor.

"Dindar Nesil" ya da "Kindar Nesil" dedikleri şey bu muydu yoksa!!!

Oysa...

Ortak değerlerimiz ve aidiyetlerimiz her siyasi görüş ve inanç için aynıdır, aynı olmalıdır: "Yenikapı Ruhu" yerine Ay yıldızlı Bayrak için, vatan için, milletimiz için, namusumuz için canını veren Hristiyanlar, Kürtler, Araplar, Çerkezler ve farklı mezhep mensupları gibi "TEK VÜCUT" olsaydık böyle olmayacaktı.

O zaman millî idik.  Ya şimdi?

Şimdi,

millî olmak gücü elinde tutmak demek!!!

Şimdi,

millî olmak iktidar yanlısı olmak demek!!!

Kimin "millî" kimin "hain" olduğuna bir kişinin iki dudağının arasından çıkan sözler karar veriyor! "Dünya Beş'ten Büyüktür," eyvallah da, "Türkiye Bir'den Büyüktür," diyemiyor kimse! Vah! Vah ki ne vah!

Artık dil, din, mezhep ve etnik köken ayrımı da yok; BENİM PARTİMDEN DEĞİLSEN HAİNSİN, DÜŞMANSIN ya da en iyi haliyle MİLLÎ DEĞİLSİN diyen bir anlayış var! Hatta "Yeşil Top" bıraktın mı sosyal medya hesaplarına tamamdır!!! Millî oğlu millîsin demek!!!

Onların millîlik anlayışı fosilleşmiş!

Ya da kendinden olmayan herkesi düşman görecek kadar şizofrenileşmiş bir yönetim anlayışı var!

Kamera karşısında ölüm listeleri yayınlayanlar, "Çocuklarını bile keserim," diyenler, "Depolarım silah dolu lan," diye ahkâm kesenler, silah ve mermi fotoğrafları paylaşıp "Karınızı da çocuklarınızı da öldüreceğiz," diye altına not düşenler...

Tehditler, küfürler daha neler neler...

İşte millîlik anlayışı BİR KİŞİ'nin ağzına göre belirlenirse, o ağızlardan da böyle sözler çıkar.

Sağlıklı ve adîl bir yönetim olsaydı, hak ve hukuk olsaydı bu tipler kamuoyunun önünde alçakça RACON keserler miydi?..

Sahi nerden çıktı bu racon kesmeler, kafa koparmalar! Ne oldu bize!

Biz böyle değildik...

Kim bizleri bu hale getirdi?..

 

Başını örten bacılarımız/sakal bırakan kardeşlerimiz ne zamandan beridir "Allah, Kitap, Peygamber" deyip racon keser oldu?..

Hizmetleri kime?

Dine mi!

Devlete mi!

İktidara mı!

Millete mi!

Benim bildiğim, Allah'ın İLÂH OLDUĞU YERDE KİMSE RACON KESEMEZ! (Allah'tan başka ilâh edilenler varsa da, o ilâh edenlerin cehaletidir!) En baştakinden gençlik kollarına kadar... Hepsi bağırarak, parmak sallayarak konuşursa, insanlar da cazgırlaşır ve güzelim ülkemizi tımarhaneye çevirir.

Sahip olduğunuz güç makam ve mevkiden dolayı, insanları şekilci olmaya ve sizlere benzemeyi başarabilirsiniz, listeleri birilerine yaptırıp fişlemelere devam edebilirsiniz... Ancak unutmayın: insanları gücünüzle tarafınız olmaya ittiğiniz sürece kaybeden siz olacaksınız.

 

Aydınlık bir gelecek dileklerimle...

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/4035/fisleniyoruz-ne-bekliyordun

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar