Tarım Arazileri Yağmalanmasın

Eklenme Tarihi: 16.05.2020 08:19:59 - Güncellenme Tarihi: 04.06.2020 11:39:40

Ülkemizin uzun zamandır yaşadığı problemlerin başında verimli tarım arazilerinin imara açılması meselesi gelmektedir. Tarım arazileri imara açıldıkça tarım alanları daralmakta, tarım alanlarının daralması ise üretimi düşürmektedir. Nitekim 2002-2018 yılları arasında yaklaşık 3,5 milyon hektarlık tarım alanı ekim yapılamaz hale gelmiştir. Bu güne kadar tarım üretiminde, dünya ülkeleri arasında kendi kendine yeten sayılı ülkeler arasındayız diyerek gurur duyarken, son dönemlerde buğday, arpa, pirinç, kuru fasulye, nohut, incir, soya, ayçiçeği, ve sair temel tarım ürünlerini ithal eder hale gelmemiz son derece düşündürücüdür. Oysa binlerce yıllık tarım geleneğine sahip ülkemiz, tarihi tecrübelerinden ve uygulaya geldiği tarım sistemlerinden yararlanıp, onları çağın gereklerine göre geliştirebilseydi, durum çok daha farklı olabilirdi. Nitekim tarihte şehirlerimizin kuruluşunu incelediğimizde; şehirlerin daha çok dağlık, tepelik ve taşlık alanlarda, yani tarım için pek elverişli olmayan yerlerde kurulduğunu görürüz. Bunun üç önemli sebebi vardı. Birincisi,şehri daha kolay savunma, ikincisi şehrizeminin sağlam olduğu bölgede kurarak depremden daha az etkilenme, üçüncüsü ise tarım arazilerini koruma gayesiydi. Bu sebeple Osmanlı Döneminde tarım arazileri üzerinde kolay kolay yapılaşmaya izin verilmiyordu. Tarım arazilerinde yapılaşma deprem riski, ürün ve vergi kaybı demekti. O dönemde devlet, elde edilen ürünün %10’nu çiftçiden öşür vergisi olarak almaktaydı. Ancak ihtiyaçtan dolayı zorunlu bir yapılaşma söz konusu olacak olursa devlet, binanın yapılacağı alanda daha önce üretilen ürünün %10’nu yani öşrünü her yıl almaya devam etmek koşuluyla inşaata izin veriyordu. Yani çiftçi bir dönümlük yere bina yaptıysa, daha önce söz konusu bir dönümde bir ton buğday üretiyorsa, bu bir tonun %10’unu devlete vermeye devam ediyordu.Bu şekilde hem vergi kaybı hem de tarım arazilerinde yapılaşmabüyük ölçüde önlenmiş, aynı zamanda tarım arazileri korunmuş oluyordu.  Maalesef bu anlayışı geliştirip tarım arazilerini koruma yerine, ülkemizin en verimli toprakları üzerinde yapılaşmayı sürdürmeyi devam ediyoruz. Edirne’den Sakarya’ya kadar olan güzergaha veya Antalya ve civarına bakıldığında, ne demek istediğimiz çok daha iyi anlaşılır. Nitekim yılda en az birkaç kez ürün alınacak yumuşak zeminli, aynı zamanda depremden zarar görme riski büyük verimlitarım arazileri, tamamen yüksek katlı binalarla dolmuş vaziyette. Bunun ceremesini 1999 depreminde, Kocaeli ve Sakarya bölgesinde binlerce binanın yıkılması ve binlerce insanımızın ölümüyle ödememize rağmen hala ders aldığımız söylenemez. Koronavirüs bize gıda maddelerinin ne kadar kritik bir madde olduğunu bir kez daha hatırlattı. Dünya, Allah göstermesin başka büyük bir felaket yaşarsa, paranızla dahi yeterli gıda maddesi bulmak mümkün olmayabilir. Bunun örneğini şu günlerde görerek yaşıyoruz. Birçok ülke ihraç yasakları nedeniyle sağlık malzemeleri ithalatında ciddi sıkıntılar yaşıyor. O nedenle, tarımda kendi kendine yeterli olmak çok önemli. Bunun için verimli tarım arazilerimizi koruyalım. Üç beş kuruşluk rant için evlatlarımızın geleceğini karartmayalım.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/4023/tarim-arazileri-yagmalanmasin

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar