Arınma Gecesi: Rüyadaki Darbe

Eklenme Tarihi: 13.05.2020 08:44:01 - Güncellenme Tarihi: 03.06.2020 03:53:58

Ne zaman avuçlara çiçek tutuşturmayı öğreneceğiz?

Her insan hata yapabilir ve aslında bakarsanız hatalar bir insan için değerlidir. Hatalar davranışların ve tercihlerin röntgenidir, bu röntgen çekimi hastanelerde yapılanın aksine insanın canını biraz yakıp egosunu hafif yollu zedelese de hataları bir analiz ölçeği haline getirebilirseniz tahmin edemeyeceğiniz kadar karlı çıkarsınız. İnsanların çoğu hataları bu şekilde yorumlamayı tercih etmez ve hatalardan sürekli kaçar, onları görmemeye çalışır, hatalar yokmuş gibi yapınca sorunun ortadan kalkacağına inandırır kendisini. Eğer insan bu döngüye girerse akabinde sıkıntılı bir süreç başlar, yanlışların giderek artması, insanın gözünün giderek kararması derken sonunda da kendi benliğiyle kavga eden; kendi dünüyle kavga eden, memnuniyetsiz, doyumsuz bir varlığa dönüşür insan. Halbuki insan kusurludur, insan hata yapabilir hatta insan hatalarla öğrenir; insanın evvela bu hakikati zihninde anlamlandırması gerekir. İnsan kendisini kusursuz görmeye başlarsa, insan hatalarını sahiplenmeyi başaramazsa, sevginin yerini takdir edilme ihtiyacı alırsa ve iç dünyasında kendisini kimi sebeplerden ötürü tüm bireylerin üstünde bir yere konumlandırırsa beğenilme gereksinimi fizyolojik ihtiyaçların dahi önüne geçerek kişiyi narsist olmaya kadar götürür. Hatalar, kusurlar, başarısızlıklar inanın başarılar kadar bizimdir ve bizi biz yapan bileşenlerdendir. Bu yüzdendir ki bence hata yapanlara, hatalarından ders çıkarma ve yanlışını düzeltme olanağı tanınmalıdır. Ben, eğer karşıdaki birey hassas olduğum noktalara taş atmadıysa, kötü niyetli değilse ve hatasını düzeltme noktasında samimiyse ona her zaman bunu yapma şansını tanırım. Yine hassas noktalara taş gelmediği sürece ufak tefek hatalarla canımı sıkmayı başarmış bireylere de muhakkak cevaben bir iyilik yaparım. Çünkü ben bilirim ki bazen hayatta size iğne batıran ele verilecek en anlamlı cevap o elin avucuna vakur bir çiçek tutuşturabilmektir. Üzücüdür ki bugün Türkiye’yi yönetenler ne hatalarını sahiplenebiliyor ne avuçlara çiçek tutuşturabiliyor ne de yanlışlarını telafi etmek için çaba gösteriyor. Üzücüdür ki bugün Türkiye narsistler tarafından yönetiliyor, üzücüdür ki Türkiye bugün azgın egoların çetin fırtınası içinde tutunacak dal arayan bir çocuk gibi oradan oraya savrulup duruyor. Ne zaman iktidarından muhalefetine özeleştiri yapmasını öğreneceğiz ? Ne zaman avuçlara çiçek tutuşturmayı öğreneceğiz, ne zaman çiçek kokacak bu gökyüzü ve bu bulutlar ? Ne zaman çiçeklerin ruhta mevsim döndüren şarkısını söyleyecek minik mavi kuşlar ?

 

Biz bir sohbet izlemedik, bir ayin izledik

Ne COVID-19, ne işsizlik, ne ekonomi, ne umutları bozuk para misali harcanmış gençler konuşulmuyor pek. Ama geçmişi kepazeliklerle dolu, geçmişi FETÖ’lü günlerle dolu, geçmişi Fethullah alçağına düzdüğü methiyelerle dolu olan bir hanımefendi şu sıralar herkesin diline biliyorsunuz. Sevda Noyan isimli bu hanımefendi geçtiğimiz günlerde Ülke TV’de bir diğer eski paralel yapı sevdalısı Esra Elönü’nün konuğu oldu. ‘’Türk’üm demek bana ağır geliyor, sorduklarında Türk’üm demiyorum. Fethullah Hoca’nın felsefesi çok değerli.’’ Diyen ama yerliliği milliliği kimseye bırakmayan Esra Elönü’nün konuğu oldu, evet. Kendisine yazar ve entelektüel sıfatlarını yakıştıran, bu titrlerle orada burada başı sonu belli olmayan fevkalade bozuk cümlelerle ahkam kesen bu hanımefendi o yayında: ‘’Ya bak 15 Temmuz kursağımızda kaldı. Yani yapamadık istediklerimizi. Boş bulunduk. Yani yanlış anlaşılmasın doğru anlaşılsın bizim aile şöyle bir 50 kişiyi götürür. Onu söyleyeyim. Biz çok donanımlıyız bu konuda maddi ve manevi olarak. Biz liderimizin yanındayız. Asla yedirmeyiz. Ayaklarını denk alsınlar. Bizim hala sitede var 3-5 tane maalesef. Benim listem hazır açıkçası yani.” dedi. Şimdi bu hanımefendinin eşi senelerce Samanyolu’nda program yapıp FETÖ’yü yağlayıp ballamış, kendisi eski sosyal medya paylaşımlarında FETÖ başta olmak üzere tüm cemaatleri pohpohlayıp bir araya gelip laik düzeni yıkalım çağrısı yapmış. Bu hanımefendi aklı sıra birilerine şirin gözükerek, birilerine selam çakarak paçayı kurtarmanın peşinde, affedilmenin peşinde. Hanımefendi günah çıkarıyor, günah! Biz bir sohbet izlemedik ki bir ayin izledik o yayında! ‘’Size itaat edeceğime başkasına itaat etmişim, sonra bu itaat ettiğim de terörist çıkmış, Allah onun belasını versin, benim için tek hakikat sizsiniz, ben gerekirse sizin için kan da döker insan da kurban ederim yeter ki beni affedin ve beni cezalandırmayın !’’diyor Sevda Hanım o yayında. Hanımefendi, her şeyi geçtim de yazarım diye ortalıkta fink atıyorsunuz ya lütfen bir ara kitap okumayı akıl edin ve kendinizi geliştirmek için uğraşın da bu kadar ucuz görünmeyin. Şu mevcut hal vaziyetinizle benim için iktidarın propaganda yaptırmak için şişirdiği, hiçbir donanımı olmayan, işi orada burada algı operasyonlarının ucundan tutmak olan, sahte ve bir kadar da cızırtılı, kalitesiz bir hoparlör gibisiniz. Sanki kablolarla bir yere bağlıymışsınız da merkezden iletilen propaganda bildirilerini aynen sesletiyor gibisiniz. Hanımefendi siz entelektüel falan değilsiniz, siz iç savaş çığırtkanlığı yapacak kadar şuursuz bir holigansınız. Bir entelektüel her zaman toplumunun barışması için mücadele eder asla nefret dilini kullanmaz ve asla ötekileştirmez. Bir entelektüel insan haklarından taraf olur, basın özgürlüğünden taraf olur, meşruiyetten taraf olur, bağımsız yargıdan taraf olur, hukukun üstünlüğünden taraf olur, sevgiden taraf olur, hoşgörüden taraf olur. Bir entelektüelin müsait zamanda katledilecekler listesi olmaz efendim, katiyen olmaz ! Ancak siz ve sizin gibi önceden derin anlamlar taşıyan ama günümüzde içi boşaltılmış olan sıfatları sahiplenerek tetikçiliğini sevimli göstermeye çalışan kiralık kalemlerin müsait zamanda katledilecekler listesi olur !

Bu belgesel dönerken o film tutmaz.

Söylemekten utanıyorum ama günah çıkarma ayinini tüylerimiz dikilerek seyrettiğimiz, çakma entel hanımefendinin açıkça suç teşkil eden beyanlarına henüz resmi bir işlem yapılmadı. Ne yapsak da muhalif kanalların ocağına incir ağacı diksek diye avını yumruklamaya hazırlanan mantis karidesi gibi pozisyon kollayan RTÜK, toplumu kin ve nefrete sevk etme suçunun işlendiği o kanal için henüz çıtını çıkarabilmiş değil. Neden inatla liyakat, neden inatla şeffaflık, neden inatla ciddiyet, neden inatla tarafsızlık, neden inatla özgürlük dediğimizi vaktinde anlamlandıramayan ama son günlerde Sevda Noyan’ın bu açıklamalarına tepkisiz kalamayıp neden hala işlem yapılmadığını sorgulayan muhafazakar dostlar, şimdi anladınız mı mevzuyu ? Şimdi anladınız mı bizim bu kavramları dilimizde neden aşındırdığımızı ? Size soruyorum, Allah aşkına RTÜK nerede, ne yapıyor ? RTÜK yetkilileri toplanıp papaz kaçtı oynamakla mı meşguller yoksa televizyonda muhalefeti çağrıştıracak imgeleri tespit edip yeni yasaklamalar getirmekle mi meşguller ? Allah aşkına hukukçularımız, avukatlarımız, savcılarımız nerede bizim yahu ? Savcılarımız tek tek basaraktan, bade süzerekten, inci dizerekten seksek mi oynuyorlar sosyal izolasyon günlerinde yoksa çılgın gibi Twitter hesabı kovalayıp insanlara Cumhurbaşkanı’na hakaret davası mı açıyorlar durmadan ? Rüyasında darbe ayak sesi duyduğunu iddia ederek ortalığı velveleye verenler, bu feleği şaşmış holiganların bağıra bağıra iç savaş çağrısı yaptığını göremiyorlar mı ?  Yetkililer neyi bekliyor, bu rahatsızları insanlar kıyma makinesinden geçirdikten sonra mı işin ciddiyetine vaziyet etmeyi planlıyorlar ? Geçen hafta the Thing’e atıfta bulunmuştuk memleketin halini anlatırken biliyorsunuz. Bir haftada the Thing paranoyasından, the Purge’ün dehşet dengesine geldik vahamete baksanıza.

The Purge yani Arınma Gecesi, enteresan bir filmdir ve bir distopya işlenir bu filmde. Filmde, ABD’de bir devrim olmuştur ve kurulan yeni düzende insanların içindeki kötülüklerini dışa vurup, kötülüğü serbest bırakması ‘’arınma’’ olarak adlandırılır. Senede bir kez yapılan arınma gecelerinde 12 saat boyunca her şey serbesttir, isteyen istediğini yapabilir, hiçbir devlet kuruluşu çalışmaz ve o gece olanlardan da kimse sorumlu tutulamaz. Bu gecenin sonunda devlet yeniden işbaşı yapar ve normal düzene dönülür. Tabii o gece insanlar hırsızlık yapar, arızalı komşularını öldürür, binaları havaya uçurur, sevmediklerine işkence yapar vesaire. Tanıdık geldi değil mi ? Sanki bizim çakma entellerimiz ‘’Arınma Gecesi: Rüyadaki Darbe’’ filmini çekmeye niyet etmişler de buna ufak ufak zemin hazırlıyorlar. Şu hale bir baksanıza oturduğu sitedeki komşularını öldürmeye hazırlık yapanı mı ararsınız; muhalif olanların çocuklarını öldürmeye ant içenleri mi ararsınız ne model isterseniz var da var.

Bence pekala herkes film çevirebilir ama filmi uygun zamanda ve uygun ortamda görücüye çıkarmak başarıya giden yolda en mühim noktadır.

Sevda Noyan, Fatih Tezcan ve daha nice tetikçi bilsin ki bu ulus bu filmi seyretmez, bu ulus bu filme kapalı gişe vermez.

Zira ulus iç savaş çığırtkanlıklarına kulağını tıkamış olanların çöküş belgeselini ilgiyle seyrediyor şu günlerde !

Ulus çöküşü ilgiyle izliyor, ilgiyle !

Bu belgesel dönerken o film tutmaz.

Bu belgeselin rekora koştuğu yerde, sizin film pek gişe yapmaz, bilin ve ona göre çevirin zorlama filminizi.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/4012/arinma-gecesi-ruyadaki-darbe

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

28.05.2020 Bugünlerin Yarınları Var
21.05.2020 Belahmefe: Tsitsekun
15.05.2020 Arın’a...
13.05.2020 Arınma Gecesi: Rüyadaki Darbe
06.05.2020 Yaratık Kim?
29.04.2020 Ya Gençler?
22.04.2020 Paralel Olmak
15.04.2020 Yan yana, kol kola, göz göze, el ele, diz dize
08.04.2020 Doğum sancısı
01.04.2020 Uzlaşı İttifakı
25.03.2020 Corona hakkında bir ikaz ve bir söyleşiye dair kelam
18.03.2020 Coronaya Günleri
11.03.2020 ABD Postası
04.03.2020 Bu mudur?
29.02.2020 Bundan İyisi Şam’da Kayısı !
26.02.2020 Kalbi Ağrıtan Devir
19.02.2020 İyi gidiyor mu?
14.02.2020 Sevgililer Günü Şiiri
12.02.2020 Gereğini Yapın Ziya Hocam!
05.02.2020 Şov Devam Etmeli
29.01.2020 Yeni Partiler ve Yeni Yaklaşımlar
26.01.2020 Evet, Siyaset Konuşacağız
20.01.2020 Aydın, Kültür ve Toplumsal İlerleme
13.01.2020 Yeni Türkiye’ye İnsan Gerçekten Hayret Ediyor
06.01.2020 Yeni Türkiye'de İnsanlar Ölüyor
30.12.2019 Gerçek Bir Beka Meselesi: Kanal İstanbul
23.12.2019 El Bombası
14.12.2019 Gelecek Partisi
31.10.2019 Cumhuriyetin Yaş Günü Nasıl Kutlanır?
24.10.2019 Halen Kavrayamadık
05.09.2019 ABD'de 2020 Yarı?ı ve Demokratlarda Ön Seçim Seyri
27.08.2019 Ölen Kadınların Öyküsü
20.08.2019 Kara Sevda
12.08.2019 Bayram ve Davet
05.08.2019 Daha İyileri Olmak Zorunda!
24.07.2019 Reva mıdır?
16.07.2019 15 Temmuz ve Samimiyet
10.07.2019 Akıllara Mıh Gibi Çakılsın
03.07.2019 Vakit Değişim Vaktidir
25.06.2019 23 Haziran ve Akp?de Başlayan Kritik Süreç
07.06.2019 Önce Düğüm Atmayı Öğrenelim
10.05.2019 Sandık Darbesi: 6 Mayıs 2019 YSK Kararları
02.05.2019 Şimdi Ne Yapmalı ?