Kamusal Öteki Yaratma  Çabası

Eklenme Tarihi: 07.05.2020 08:17:59 - Güncellenme Tarihi: 25.05.2020 01:33:57

Yöneticiler ülke yönetmeyi bırakmış, Canan Kaftancıoğlu’nun erken seçim sorusuna  ilişkin kurduğu bir cümleyi evirip çevirip duruyor. Hükümet, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun  “Erken seçim ya da bir başka şey”den kastının darbe olduğu noktasında kesin hükme varmak istiyor. Her ne kadar CHP darbe sevici bir parti olmadığını, en çok darbelerden CHP’nin zarar gördüğünü belirtse de,  Kaftancıoğlu da “…bir başka şey”den kastının, zamanında yapılan seçim olduğunu söylese de,  hükümete söz anlatamıyor.

Devlet gölgesinden korkar hale gelmişse “…ya da başka bir şey” söz grubunda darbe iması olduğunu düşünmesi anlaşılır bir şey. Bu korku zemininde  darbeye gerek kalmaz. Çünkü   darbe doğal yollarla kendi içimizde gerçekleşmiş olur.  Yok eğer istihbaratı güçlü ve  yönetim zafiyeti  olmayan bir devlet isek,  Kaftancıoğlu’nun konuşmasıyla darbe  olmayacağını biliriz.

Darbe tarihinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından Genelkurmay Başkanlığının Milli Savunma Bakanlığına, jandarmanın da İçişleri Bakanlığına bağlanması ile ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin içindeki başta  FETÖ  olmak üzere hainlerden  temizlenmesi ile kapanmış olduğunu aklı selim herkes bilir. Darbe konusunu gündemde tutmaya çalışan yöneticiler de T.C. Devleti tarihinde darbeler devrinin kapanmış olduğunu herkesten  iyi biliyordur.

Yöneticilerin   gündem saptırmak için  konu olarak ‘darbe’yi belirledikleri açık. Pandemi ile mücadelede arzu  edilen başarıyı gösteremeyen yöneticiler, ekonomik daralmanın hız kazandığı günümüzde, başarısızlıklarını  gündem değiştirerek perdelemeyi  tercih etmişlerdir.

Son zamanlarda hükümetin her attığı adım başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Gerek maske dağıtmak  noktasındaki beceriksizlik; gerek sanayici, işçi, çiftçi, memuru memnun etmek noktasındaki yanlışlar;  infaz düzenlemesindeki tarafgirlik; gerekse dış ilişkilerde kullanılan diplomatik dil yerine  ahbap çavuş ilişkisine dayalı ilişki  mahsurlarını   elimine etme isteği, hükümete gündem değişikliğini şart koşmuştur.

Bir kere siyaset  çarkı geriye dönmeye başladı mı, hakimiyet sağlamaya çalışmak sadece yorulmakla sınırlı kalır. AKP’de bunu gözlemlemek mümkün.  Bir zamanlar çaba sarf etmeden her şey lehine olan hükümet, bugün normal şartlarda lehine olması gereken  kimi şeyler de aleyhine  işlemektedir. Bu hükümetin misyonunu tamamladığını gösterir.  “Aya yol yapacağız desek bu millet bize inanır.” güveninden,  darbe sözcüğünü gündemde tutarak   daralmış siyasal alanını büyütme çabasına girmiş  bir  hükümete dönüşmek üzücü.  Ülkeyi yönetemediklerini nasıl  gizleyecek, ya da kötü gidişatı nasıl perdeleyecekler?  İşte böyle  gündemi değiştirmeye çalışarak.

Gündem pandemi, açlık, yolsuzluk iken  birden darbe oluveriyor. Herkes kovit 19’u, Kanal İstanbul ihalesini, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak amaçlı toplanan yardım paralarının amacına uygun kullanılmadığını  unutarak,  “darbe olabilirmiş”i konuşmaya başlıyor.

İşin aslına bakılırsa  Kaftancıoğlu darbeyi konuşturmuyor. Darbeyi konuşturan    hükümetin  otoriterleşmeye  bağlı olarak yönetim  acziyeti  göstermiş olması,  sözcükler üstünden oluşturduğu çağrışımlarla cambaza baktırmanın  kendi yararına olacağını düşünmesiyle alakalıdır.

İktidarın 15 Temmuz benzeri bir darbe girişimini dört gözle beklediğini biliyoruz.  2016’da dinamizmini kaybeden hükümet 15 Temmuz darbe girişimi sayesinde  ömrünü  4 yıl daha uzatmıştır . Şimdi de  biten ömrüne ilaveler yapmak isteyen hükümet;  dinin, dilin, ırkın  ve hatta menfaatlerin dahi çoğu kere bir araya getiremediği  insan kitlesini bir araya getirmeyi hedeflemektedir.  Bunu gerçekleştirmek için kamusal öteki yaratmak zorunludur. Ya da  Carl Schmitt’e göre gündemde olan saldıran ve saldırma potansiyeli olan kamusal ötekini hatırlatmaktadır.  Bu düşman bireysel bir düşman değildir  ve içimizde değil dışımızda bir yerde konumlanmış “hostıs”tır. Bir nevi siyasal varoluşu yok etme biçimidir.  Ortak düşmanın en belirgin özelliği kamusal alanı yok etmeye yönelmesidir; ürkütücü olan da budur. Siyasal kuramda  “ınımucus”  dediğimiz bireysel düşmanla  barış imkanı olduğu halde  kamusal düşman ile uzlaşı imkanı yoktur.

Zaman içinde düşman değişebilir. Bu devlet aklının yön değiştirmesi ile ilgilidir. Bir zamanlar FETÖ ile kol kola giren devletin sonradan  FETÖ’yü düşman görmesi, çıkar ilişkilerine göre devlet aklının  yön değiştirmesidir.

FETÖ'nün ortak düşmanlığının  miadının buraya kadar olduğunu gören hükümet, yeni düşman ilanına ihtiyaç duymuştur. Schmitt  “Ortak birlik, ortak düşman algısı ile sağlanır.” der. İyi siyasetçileri de biz tanımlayalım.  İyi siyasetçiler: “Ortak düşman yaratma becerisi olanlardır.”  Darbe sözcüğü etrafında günlerdir kıvranıp durmak, ortak düşman yaratmak gayretinin  izharıdır.  Çünkü halkı kuran şeyler bireyler arasındaki dostluk değil, düşmana karşı alınan ortak tavırdır.

Siyasal karar alıcılar düşmanın kim olduğuna karar vermiştir. Düşman ne batık ekonomidir; ne yolsuzluk -yoksulluk ve yasaklardır; ne adaletsizlik- hukuksuzluktur; ne de özgürlük alanlarının genişletilemeyişidir.(!) Ortak düşman  “darbe  sözcüğü”dür(!)

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3986/kamusal-oteki-yaratma-cabasi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar