Maske Düştü

Eklenme Tarihi: 06.05.2020 18:53:09 - Güncellenme Tarihi: 27.05.2020 03:21:51

Artık iktidarı tanımıyoruz.

Kuruluşunda itiraz ettiği her şeyi pişkinlik ile yapan bir iktidar var artık.

Görmeyen, duymayan, dinlemeyen, anlamayan bir iktidar.

Bizim tanıdığımız Ak Parti bu mu gerçekten?

Meğer kimler ile siyaset yapmışız böyle.

Hep derdim tekrar diyeceğim Sayın Cumhurbaşkanını, Cumhurbaşkanı olduğunda kaybettik diye.

O sürece kadar yapılan doğrular yapılan yanlışlardan daha fazlaydı ve bizler gibi milyonlar destek oldu.

Cumhurbaşkanlığından sonra da yapılan yanlışlar doğrulardan çok daha fazla oldu. Milyonlar artık desteğini çekti. E doğrusu da bu değil mi? Birileri “bizim adam” diye sessiz kalıp menfaatleri gereği vicdanının dahi  kabul etmediklerine suskun kalabilir ama kimse bizden susmamızı beklemesin.

Biz rızkın sadece Allah’tan geldiğine inananlardanız.

Biz vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı, devletimizi bir kişiden daha fazla seviyoruz.

Türkiye birden büyüktür.

E kimse de “bizler gibi fikri mücadele içerisinde olanların” yanlışlıklara alkış tutmamamızı dava ve vefa sözleri ile eleştirmesin bir zahmet.

Dün sustun diyenlere;

Dün sussaydık bugün GELECEK Partisi'ni kurup zoru seçmezdik.

Dün konuştuğumuz için bizleri uzaklaştırdılar, eğer böyle değil ise hakkımızda açılan bir yolsuzluk ve ahlaksızlık davası mı var? Aksine yolsuzluk yaptığı iddia edilenlere bir bir makamlar dağıtıldı.

Biz konuşmasaydık eleştiri yapmasaydık zaten onlarca makam bizlere vaad edildi kabul ederdik.

Diyelim ki biz sustuk konuşmadık, bu onların esası ilgilendiren yanlışlıklarını örten bir durum mu olmalı? Bu onların hala yaptıkları hataları meşrulaştırır mı? Eskiden konuştun ya da şimdi konuştum o halde konuşmanın içeriği ne? Yanlış mı? İftira mı? Yalan mı? O halde konunun aslını konuşmak varken konuşulan neden ben oluyorum. Hadi diyelim konuşmadım hata yaptım peki özür diliyorum. O halde esas konuyu masaya yatırıp hesap sormaya geçelim mi?

Ben takılan maskeyi görmedim o zaman şimdi maske düştü gerçekleri gördük susmamız mı gerek?

Sayın Davutoğlu görevden alınmadı herhangi bir yolsuzluk ve ahlaksızlığa ismi karışmadı, aksine çıkarmak istediği yasalar “SİYASİ ETİK YASASI” İMAR YASASI” ve en önemlisi yolsuzluğa ismi karışanların “YÜCE DİVANDA YARGILANMASI” idi yani birilerin taktığı maskeyi düşürecek bu adımlar birilerini ciddi anlamda rahatsız etti mesela düne kadar gecekonduda yaşayanların şimdilerde boğaz manzaralı yalılarda yaşaması gibi. Kendisine parti içinde bir darbe yapıldı bunu görünce de bir “KRİZ ÇIKMASIN” DİYE alın makamları başınıza çalın dercesine sessizce kenara çekildi. Aksi bir duruş sergileseydi istifa etmiyorum deseydi sizce ne olurdu? Ben söyleyeyim yaptıkları gibi parti içi delegeler aranılarak olağan üstü kongreye gidilecekti (ben dahi arandım ve reddettim) Kongrede Ak Parti genel başkanlığından düşürülecek yerine sayın Binali Yıldırım gelecekti, sonrasında ise hükümetteki bakanları el altından istifa ettirerek iktidarı düşüreceklerdi ve ülkede her alanda krizin çıkmasına neden olacaklardı. Sayın Davutoğlu milletin zarar görmemesi için çekilmeyi daha doğru buldu, bence de en asil davranış buydu. Ne de olsa makam hırsı yok ve elinin tersi ile iterek en güçlü olduğu zaman bu oyunların bir aktörü olmadı.

Sayın Davutoğlu hükümete zarar vermek isteseydi onunla birlikte istifa edecek çok sayıda milletvekili vardı ve belki de hükmet düşecekti. Tek bir milletvekilini istifa ettirmedi. Tüm bunları bilmesine rağmen siyasi kirli oyunların bir parçası olmadı. Kendisine dolandırıcı hain diyen 30 yıllık sözde arkadaşlarına hadi hodri meydan diyerek “HEPİMİZİN MAL VARLIKLARIMIZ ARAŞTIRILSIN” dediğinde hepsi sus pus oldular. İftira attıkları üniversitenin kuruluşundan, arza devrine, kredi çıkmasından, izinlerin verilmesine kadar her aşamasında imzalarının olduklarını unuttular bir dava dahi açamadılar.

Birileri DAVA DAVA diye memleketi yiyecek, zulmedecek yolsuzluk yapacak, eş dost akraba kayıracak, yola çıktıklarını yolda buldukları ile değişecek sonra bu cümle üzerinden ters algı oluşturup, hakkı söyleyenleri dışlayacak, dini söylemler ile de milleti aldatacak ve samimi insanların da susmasını isteyecek. Dün bize küfredenler bugün en yüksek makamlarda, samimi olup elini taşın altına koyan ve başından beri birlikte olduğumuz hiç kimse de şu an olmayacak. Herkes hatalı, kusurlu tek doğru ise kendileri öyle mi?

Ne davası kardeşim DAVA mı bıraktınız?

Aksine davası yalan dolan olanlara ihanet etmemek ihanetin ta kendisidir.

Susmak, sessiz kalmak rızk endişesi ile düşüncesini bile zikretmemek ta kendisidir.

Bu ihanet sadece memlekete değil kişinin kendine ve yaratıcısına ihanetidir.

'Maske’deki gerçek yüz

Önce maske ülkede yok, sonra kurumlar, okullar, tekstilciler bir anda herkes maske yapar oldu. Sonra iktidar maske yapmayı yasakladı, maske yapanlara baskınlar yaptı, bunların hepsi vergi mükellefi, neymiş efendim benden izin alacaklarmış ne izni bu sağlık bakanlığı kime yetki verirse sadece o firmalar yaparmış.

Peki tamam bana yetki ver hayır olmaz, yeteri kadar firmalar var artık kimseye vermeyiz, dediler. Bu tarihlerde ise ÇİN hükümeti milyarlarca maskeyi her ülkeye ihraç ediyor. ÇİN ekonomisi bir anda virüs ile mücadelede gerekli malzemeler oldu, dezenfekte ürünler, her standartta maskeler, vantilatörler, sağlık ekipmanları vs.

Türkiye’de ise durum vahim her zamanki gibi gündemi iki ay geriden takip ediyor. Edirne’den Batman’a kadar binlerce firma dezenfekte ürünleri, tulum, maske, ve sağlık ürünleri yapabilirken bunlardan maske ve tulumu iç piyasaya dahi satamadılar nedenmiş YASAK.

Aylarca üretici elinde stoklu malı kaldı satmak isteyenlere baskı yapıp mallara el konuldu. Yani ticari faaliyet izni olanlar ama dayıları olmayanlar üretebildikleri malları ne devlete, ne de millete satamadılar. İhraç etmek istediler yine dayıları olmadığı için belli bir süre yine bakanlık izin vermedi. Bakanlığın izin verdiği birkaç firma yaptı onun dışında izin yok. Sonrasında herkes ihracat yapabilir ancak bir şart var denildi ihraç ettiğiniz kadar adeti devlete vereceksiniz dediler. Yani diyelim ki Almanya, firmanızdan bir milyon maske istedi, siz ayrıca bir milyon maskeyi devlete ücretsiz hibe etmek zorundasınız, tulumda da benzeri uygulama yaptılar sonuçta üreticilerin ihracat fiyatlarında maliyetler artınca kimse yurt dışına mal satamadı.

Oysaki ÇİN devleti bu tür ürünleri imal eden üreticilerden devlet olarak parasını fazlası ile ödeyip aldı ve tüm dünya ülkelerine ihraç edebilirsiniz dedi ve dünya piyasasına ÇİN hakim oldu biz hala izliyoruz işler yok diyoruz maşallah.

Alın size üreticilere verilen kıymet ve destek. Aylardan sonra şimdi de evet buyurun satış serbest herkes özgür bir talebimiz artık yok diyor.

Peki bu iş kimlere yaradı?

Artık bir anlamı var mı?

İlk günlerde izin verilen firmalar kimlerindi? Bileniniz var mı?

 

Öncesinde iktidar maskeyi para ile satalım dedi, sonrasında ücretsiz maske dağıtmaya çalıştı, yapamadı. Baktı olmuyor hadi özel sektöre  de dilerse sabit fiyat uygulaması ile maske satışını serbest bıraktı. Başından beri ihracatı destekleyip, önlerini açsalardı, şartları ağırlaştırmasaydı, dünya piyasasına şu an Türkiye hakim olurdu ve en azından ekonomimiz biraz olsun nefes alırdı. İşte maske düştü gerçekler göründü.

 

Üniversite sınavındaki düşen maske;

 

YÖK başkanı 26 Mart 2020 tarihinde kamuoyuna bir açıklama yapıyor ve bu açıklama ile COVID-19 virüsü bahane edilerek çocuklarımızın sınavdan etkilenmemesi ve daha verimli olmasına gerekçesi ile YKS sınavını bir ay erteleme kararı alarak 2 milyon 500 bin insanın farklı bir program yaparak çalışmasını tavsiye etti.

 

Bence de doğru bir karardı hatta biraz daha uzatılabilirdi çünkü hastalıktan etkilenen ve hastalığı yaşayanlar veya yakınlarını kaybedeler olacak ve bu süre içerisinde insanların çalışmasına olanak verilecekti. Peki sonrası? Sonrası daha vahim.

 

Sayın cumhurbaşkanı YÖK’ün açıklamasını yok sayarak, bir açıklama yaparak YKS sınavına 82 gün varken bunu 54 güne indirdi. Hadi buyurun buradan yakalım.

Benim kızım COVİD-19’a benim gibi yakalandı, dedesini kaybetti ve belki de aynı acıyı yaşayan on binlerce çocuklarımız gibi ve bir ay sonunda anca kendimize geldik. 90 günlük bir program yaptı kendine şimdi ise erken tarihe alındı sonuç, gençlerimizin psikolojileri bozuldu.

 

YÖK başkanı bir hoca ve örnek olması gereken biri maalesef çocuklara dürüst olma noktasında örnek olması gerekenler kurumları siyasileştirerek eğitime büyük darbeler vurdular.

 

Ne de olsa yeni gelen nesilden artık oy alamıyorlar.

 

Diyanet, Adalet, Gençlik Spor, Milli Eğitimden sonra YÖK de siyasallaşarak bugünümüz ve geleceğimizin sahibi gençleri önemsememişlerdir.

 

İktidarın eğitime bakış açısındaki MASKESİ DÜŞTÜ ve gerçekler ile milletimiz yüzleşmiştir.

 

Oysaki her alanda yaşanan sorunların temelinde EĞİTİM ve ÖĞRETİM vardır. İyi bir eğitim devlete maliyetleri düşürüp katkı sağlayan yeni bir toplumun inşası demektir. Eğitimli, analiz eden, sorgulayan insanları yönetmek elbette çok daha zordur ama kalite kazandırır.

 

İktidar covid-19 ile mücadelesinde sabah başka, akşam başka kararlar alarak kendi aldığı kararlara muhalefet ederek bir mücadele yönetmektedir.

 

Aydınlık bir Gelecek dileklerimle.

 

 

 

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3985/maske-dustu

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar