Dr. Mehmet Güneş'in kaleminden; 3 Mayıs 1944 Türkçülük Günü

Eklenme Tarihi: 03.05.2020 23:52:52 - Güncellenme Tarihi: 31.05.2020 12:24:06

MİLLÎ ŞUURUN ŞÂHİKALAŞTIĞI GÜN: “3 MAYIS 1944”

3 Mayıs, millî değerlerin yıkılmak istendiği, Türk Dünyası’yla alâkalı görüş bildirmenin suç sayıldığı, Türk isminin Marksist bir bataklıkta çürütülmeğe çalışıldığı bir dönemde “dâhili ve hârici bedhâhların” tezgâhladığı oyunlara karşı; millî bir refleks olan Türk Milliyetçiliğinin ivme kazanarak, öze dönüş hareketinin şâhikalaştığı önemli bir gündür.

3 Mayıs 1944; tek parti zihniyetinin karanlık devri olan Şeflik Dönemi’nde uygulanan dikta rejimine, komünist faaliyetlere, devrin “gaflet, dalâlet ve hatta hıyânet” içindeki idârecilerine karşı; bir avuç insan tarafından gerçekleştirilen; bir millî kıyâmın, bir ideâlist direnişin ve bir şahsiyetli duruşun başladığı tarihtir.

3 Mayıs; vatansever Türk aydınlarına ve milliyetçi Türk gençliğine karşı zindanların, tabutlukların revâ görüldüğü, bu baskı ve yıldırma metotlarına mukâbil diriliş ve şahlanış muştularının gönülden gönüle yayılarak volkanlaştığı bir gündür.

3 Mayıs 1944; şeflik diktatörlüğü ile ekonomik yoksulluk arasına sıkışmış bir milletin millî ve mânevî değer yargılarını hiçe sayan jakoben anlayışa ve oligarşik yapıya ideolojik bir kimlikle karşı çıkan Türk milliyetçilerinin destanlaşan mücâdelesinin bayraklaştığı tarihtir.

3 Mayıs; sisteme karşı sivil bir inisiyatif ortaya koyan ideâlistlerin, inançları uğruna her türlü çileyi göze alarak Türk milliyetçiliğini bir aksiyon hâline getirdiği, millî şuurun ve ideâlizmin kıyam günüdür.

“3 Mayıs”; Şeflik Dönemi’nin gayri millî uygulamalarına, MEB tarafından himaye edilen Marksist eğitim faaliyetlerine, komünist kadrolaşmaya, milleti millet yapan millî ve mânevî değerlerin tahrip edilmesine karşı sabrı tükenen Türk milliyetçisi aydınların, vatanperver gençlerin; sâdece elin değil, yüreğini taşın altına koyduğu tarihtir.

“3 Mayıs 1944”; Başbuğ Alparslan Türkeş’in dediği gibi; “Türk milliyetçilerinin, Türk milletinin varlık dâvâsında çektikleri ızdırâbın, elemin, gözyaşının ifâdesi ”olan, büyük çileler çekilen ve Türk milliyetçiliğine yapılan saldırıların karşısında  Türk gençliğinin mâşerî vicdanında millî bir refleks olarak harekete geçen şanlı bir direnişin yaşandığı gündür.

  “3 Mayıs 1944”, Türk milliyetçilerinin haksızlığa, zulme, sömürü zihniyetine başkaldırışının ve zaferlere yürüyüşünün destanıdır.

“3 Mayıs 1944”; sistem tarafından “kontrol altında tutulabilir” bir toplum ihdas edip, “milletin devleti” yerine, “devletin milletini” inşâ etme faaliyetlerine “Dur!” denildiği gündür.

“3 Mayıs 1944”; “Ölümden öteye köy kurulamayacağı” gerçeğine inanan Ülkü Devlerinin, zulme karşı seslerini en üst perdeden yükselttiği tarihtir.

“3 Mayıs 1944”; “Boğazdaki Aşiret”e, çağdaş deniyete, zorbacı zihniyete şeflik oligarşisine, “azgın azınlığın” Marksist dayatmalarına karşı ortaya çıkan protestoların susturulamayacağının bütün cihâna gösterildiği gündür.

“3 Mayıs 1944”; hayatı, makamı, parayı, şöhreti ve serveti umursamayan, gayri milli her türlü uygulamaya ve zulme karşı çıkan, “günün adamı” olma yerine “tarihin ve milletin hayırla yâdettiği insan” olma cehti ve azmini gösteren Türk milliyetçilerinin sel olup bendinden taştığı tarihtir.

“3 Mayıs 1944”; kül altında kalmış kor halindeki milliyetçilik şuurunun bir volkan şeklinde karşımıza çıktığı gün olup, çağımızın reddi mümkün olmayan “millet” ve “milliyetçilik” gerçeğini “tebdil ve ilgâya” kalkışan zihniyete karşı Türk milliyetçilerinin şahlanış gündür.

“3 Mayıs 1944”; “Gönülleri birleşen, uzaklarda dertleşen” “Yaslı yaralı Türklerin”  derdine derman olmak, kurtuluşuna ferman bulmak için yarım asır öncesinden 1990’lı yılları gören, esir Türk illerinin hürriyet mücadelesini ülkülerine tuğ yapan insanların mücadele bayrağını 1944’lerde göklere yükselttiği tarihtir.

“3 Mayıs 1944”; Türk tarihine, inancına, örfüne, şerefli geçmişine duyulan saygı ve sadakat anlayışının ve “halka rağmen halkçı olanlara, millete rağmen milliyet düşmanlığını vazife bilenlere” karşı erkekçe bir duruşun en yüksek perdeden ifâde edildiği gündür.

“3 Mayıs 1944”; Turan fikrini Turancılık idealine dönüştüren Ülkü Devlerinin susturulmak istendiği, ancak aslâ ve kat’a susturulamadığı tarihtir.

İşte bu tarihî günü hafızasına nakşetmiş bulunan ve Türk-İslâm Ülküsü’nün müntesibi olan bizler; “3 Mayıs Türkçülük Bayramı”nı,  ‘her türlü baskıya karşı millî şuurun şâhikalaştığı gün’ olarak idrâk ediyoruz.

“3 Mayıs”ı, Türk kültürünün yaşatılıp geliştirilmesi, Türk milliyetçiliğinin fikri temellerinin tahkim edilmesi, yeni nesillere “millî hars”ın verilmesi, bizi “Biz” yapan vasıflarımızın, millî şuurun ve Türk kimliğinin yeniden ihyâsı olarak görüyoruz. Bir başka ifâdeyle söyleyecek olursak; “3 Mayıs”ı; ırkçılığı bir bayram bahanesi adı altında topluma sunmak ya da kavmiyetçiliği bir başka şekilde târif etmek olarak aslâ görmüyoruz.

“3 Mayıs”; sâdece bir bayram değil, aynı zamanda bir dirilişin, bir derlenişin, bir şahlanışın destânıdır. İdealist irâdenin gerçek heybeti “3 Mayıs 1944”te yeniden filizlenmiş, yeni bir azim, millî bir çıkış ve Kürşadvâri bir refleksle yeniden ayağa kalkmıştır.

“3 Mayıs”; bir birikimin taşma noktası, geleceğin geçiş kapısı, gaflet ve uyuşukluğun hitâma ermesidir. Bu itibarla “3 Mayıs”lar 3 Mayısa sığmadığı; zamana, mekâna ve Türk insanın rûhuna hitap ettiği takdirde gerçek anlamını kazanır.

“3 Mayıs 1944”te Ankara Garı’ndaki kara trenin getirdiği bu turkuaz müjdeyi anlamak demek; günümüz ülkücü gençliğinin; dâvâyı hakkıyla bilme, dayatmalara karşı çıkma, kendini yenileme, ahlâkî duruş ve inançlarını hayata geçirme, yeniden birlik ve beraberlik rûhuyla hareket etme, millî kültürün ihyasını sağlama, medeniyet iddiasından ayrılmama, ilimde, teknikte, felsefede, sanat ve edebiyatta kendisini geliştirme ve böylece “her şeyin sâdece vekâlet elde etmeye bağlı pespâye bir siyâset olmadığını, aslolanın ideâlizm, Turan sevdâsı, Türk-İslâm Dâvâsı, kâmil şahsiyet, zâyi edilmeyen izzet, fikrî asâlet, ahlâk ve fazîlet olduğunu” idrâk etme noktasında irtifâ kazanmak ve münevver, kararlı, donanımlı, mücâdele ruhuyla mücehhez ve gerçek birer ideâlist olmak demektir.    

“3 Mayıs 1944” yılında masum, mazlum ve mağdur olan, ama asla mey’us olmayan Turancılık davâsı; bugün gökyüzünde dalgalanan “7 Türk devletinin bayrağıyla” gurur duymakta ve muzafferiyetini de bütün cihana göstermektedir.

“3 Mayıs”; destanını yazan Ülkü Devlerinin; âbide şahsiyetleri, idealist zihniyetleri, mücadele azimleri, zulme direnişleri, kuvvetlinin değil hakkın yanında yer almaları, dünyevi menfaatler için eğilmemeleri, dâvâlarına yapılan saldırıyı en büyük hakaret olarak kabul etmeleri, inançlarından asla taviz vermemeleri, esir Türkler konusunda en olumsuz şartlarda bile geri adım atmamaları herkese örnek olmalıdır. O dâvâ adamları; çizgilerindeki tutarlılık, fikirlerindeki netlik, tavırlarındaki cesâret, duruşlarındaki asâlet,  ülkülerindeki şahâmet sebebiyle gönüllerimizde taht kurmuşlardır.  Onlar ki,“lâf ile dünyaya nizamat” vermemişler, “hânelerinde bin türlü teseyyüp”  bulundurmamışlar; yılmaz bir dâvâ adamı, çizgisinde kırıklık bulunmayan gerçek bir ülkücü ve part time değil, full time Türk milliyetçisi olduklarını herkese göstermişlerdir. O büyük insanları, bugün her zamankinden çok daha fazla hürmetle anıyor,  hasretle arıyoruz…

Türk Milliyetçilerin yazdığı destanın 76. yıldönümünde; “3 Mayıs 1944” günü gerçekleştirilen, en şedit baskı ve zulümler karşısında bile her türlü neticeyi göze alarak yapılan bu ideâlist kıyamın; “dâvâ adamlığı” noktasında hepimize ve herkese örnek olması gerektiğini bir kere daha belirtiyor, inançları uğruna hayatlarını vakfedip fâni dünyadan bâki âleme göçen bu yiğit insanlara Cenâb-ı Hakk’tan rahmet ve mağfiret diliyor, “3 Mayıs”ın millî şuur ve ideâlizmin yeniden şâhikalaşmasına vesîle olmasını bütün yüreğimle temennî ediyorum.

                                      Dr. Mehmet GÜNEŞ

 

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3973/dr-mehmet-gunesin-kaleminden-3-mayis-1944-turkculuk-gunu

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

26.05.2020 20. Asrın “Çile” Harmanı Necip Fazıl’ı Anıyoruz
25.05.2020 Dr. Mehmet Güneş'in kaleminden 'Bayram Duası'
24.05.2020 Akit TV’den Ahmet Davutoğlu’na Salvolar…
15.05.2020 'En iyi' hatta 'İyi' olmanıza hiç gerek yoktur!...
14.05.2020 Türk Dil Bayramı ve Hançerlenen Türkçemiz
10.05.2020 Anneler Gününde Bir Kadının Hezeyanları!
10.05.2020 Dr. Mehmet Güneş’in Kaleminden: Annelerimiz
06.05.2020 Bu Günlerde Türkiye Nasıl Bir Sınav Veriyor?
03.05.2020 Dr. Mehmet Güneş'in kaleminden; 3 Mayıs 1944 Türkçülük Günü
30.04.2020 Kûtü'l- Amâre Zaferimizin 104. Yıldönümü Kutlu Olsun...
29.04.2020 Bu virüs, Korona’dan daha tehlikeli!
28.04.2020 Dr. Mehmet Güneş ve Makalesi; “Türk Kimdir, Türk Olmak Nedir?”
25.04.2020 Bir Büyük Âlim, Gerçek Bir Mütefekkir ve “Altın Beyinli” Bir Millî Mürşid
18.04.2020 Yaşat Ermeni’yi, Öldürsün Türk’ü
03.04.2020 “Biz bize yeteriz” mi, “Biz size yeteriz” mi olmalıydı?
25.03.2020 Şehadetinin 11'inci yılında, arkadaş seçtiklerini görsen ağlardın!...
19.03.2020 Yârdan geçilir, serden geçilir ancak Çanakkale’den geçilmez!
16.03.2020 “Ülkü Denen Nazlı Gelin”e Sevdâlı Bir Güzel İnsan: Hüseyin Aras
14.03.2020 Rütbesiz Bir Mareşal: Gâlip Erdem
13.03.2020 Bir efsaneyi anarken… O, başka korona virüslerle mücadele etti
23.02.2020 Ülkücü katili Büyükelçi atandı, ağlamak istiyorum!...
21.02.2020 Havada savaş kokusu var…
10.02.2020 Sen Kimsin ya… Derhal istifa et; Rumların, Amerika’nın yetiştirmesi…
31.01.2020 Gelecek Partisinin geleceği!...
31.12.2019 Muhsin Yazıcıoğlu’nun doğum günü birkaç güzel anı, birkaç satır yılbaşı…
30.11.2019 Bir Ülkü Çınarını daha yolcu ederken?
21.11.2019 Muhteşem iki Röportaj?
10.11.2019 81?nci Yılında Atatürk?ü Anarken Saldırılar?
13.10.2019 Aykırı seslerin değil, Dua ve Birliğin zamanı
19.09.2019 Diyarbakır?da Tiyatro?
12.09.2019 Kanla olgunlaştırılan Darbe: 12 Eylül
06.08.2019 Köprüler, otoyollar millete zulüm!...
17.07.2019 Ankara?nın gündemi: Yeni partiler ve erken seçim
14.07.2019 15 Temmuz, Öncesi ve Sonrası
09.07.2019 'İnsanı Düzeltmeden Yargıyı Düzeltemezmişiz' Gaflet?
01.07.2019 AKP ve ?Tek Adam Rejiminin? Sonu mu?
19.06.2019 Savaş Kapımızda, Orduyu Terhis mi Ediyorsunuz?
03.06.2019 Bayramlar Anlamını Yitirdi?
28.05.2019 Tayyip Erdoğan?ın Ülkesinde?
15.05.2019 Benim Tarafım Belli, Ya Siz Kimden Yanasınız?
07.05.2019 YSK ve Akıl Tutulması?
23.04.2019 Yeni Parti-Partiler yolda, AKP yolun sonu mu?
21.04.2019 Mansur Yavaş?a Açık Mektup?
07.04.2019 Zenginleşen belediye başkanı istemiyoruz!...
02.04.2019 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerini kim kazandı?
26.03.2019 Muhsin Başkan?la ilgili çok ilginç bir anı
18.03.2019 Türkiye?de yeni bir partiye ihtiyaç var mıdır?
10.03.2019 'Varlık-yokluk kuyruğu? tartışmaları ve asıl sorun?'
04.03.2019 Ankara?nın kurtuluşu Mansur Yavaş
25.02.2019 Bu konuda Erdoğan haklı, ancak?
21.02.2019 Yurdun ozanı susturulursa, ezanı da susturulur?
15.02.2019 Kendini unutan adam Ozan Arif?
05.02.2019 "Evet, Türkiye?nin bir ?Beka Sorunu? var!...