Ateşle Oynamak... Ankara Barosu ve Diyanet

Eklenme Tarihi: 28.04.2020 08:49:15 - Güncellenme Tarihi: 28.05.2020 21:22:41

Din, özellikle İslam.

Irkların, ulusların, devletlerin, siyasal yönetimlerin, mezheplerin, tarikatların ve siyasi anlayışların üstündedir.

Ve öyle kalmalıdır ki, kuşatıcılığı ve kapsayıcılığı devam etsin.

Yukarıda kaba hatlarıyla saydığım ve tanımlamaya çalıştığım grup ve kesimlerden birinin veya birkaçının sözcüsü ve temsilcisi olmasın ve  öyle görülmesin.

Hiç kimse, grup ve otorite, dini, özellikle İslamı gönderiliş espirisinin dışında bir yere oturtamasın.

Bu kısa açıklamadan sonra şunu demek isterim;

Türk modernleşmesinin ve batıcılık akımının kurtarıcı gibi sarıldığı pozitivizmin etkisi altında kalan insanlarımızda oluşan yanlış din algısı ve dinsizlik anlayışına sahip vatandaşların, dini, siyasal iktidarların manivela aracı olarak görmesi nasıl sıkıntı kaynağı ise, siyasi iktidarların da din kurumunu kendi emelleri için kullanıyor görünmesi dine, dindara zarar vermektedir.

Her şeyden evvel bilmeliyiz ki, din Allah'ındır.

Dindarlar, Allah'a teslim olanlardır.

Bu yönüyle din kurumu özgür olmak durumundadır.

Dinin özgür görünmesi ise, dini müessese ve yöneticilerinin özgür olmasına bağlıdır.

Esas sorun da buradadır.

Toplumda öyle bir algı vardır ki, dini müessese ve din görevlileri iktidarlara ve devlete karşı bağımsız ve özgür değildirler.

Bu algı, dün de vardı bugün de var.

Hal böyle olunca, dinin vazettiği hükümler toplumun bir kesiminde iktidarın vazettiği hükümler olarak algılanmaktadır.

Ve bu kanaati destekleyecek karar, uygulama ve söylemlerin varlığı bir vakıadır.

Söz gelimi, Diyanet İşleri Başkanının yakın zamanda yaptığı faiz ve şans oyunlarına dair açıklamaları bu tutuma en bariz örnektir.

Bu açıklamalar toplumsal taleplere istinaden yapıldıysa eğer, aynı başkanlık hükümet tarafından çıkarılan infaz yasasının toplumda adalet ve eşitlik duygusunu zedelediğine dair de açıklama yapmalıydı.

Oysa biz böyle bir açıklama görmedik ve duymadık.

Yeryüzünde adalet sağlamak üzere gönderilmiş dinin görevlilerinin, hükümetin çıkardığı infaz yasasına duyarsız kalması doğru değildir.

Yine, Coronavirüs sebebiyle iş ve kazanç kaybına uğrayan esnaflara, devlet bankalarının faizle para satmasına dair de birşeyler söylememesinin izahı mümkün değildir.

Ama bunun yanısıra, devletin oynattığı şans oyunları ve yine devlet bankalarından alınacak konut kredilerinin faizinin meşruluğu hakkında konuşması kafalarda Diyanet İşleri Başkanlığının ve görevlilerinin özerkliği ve özgürlüğü hakkında soru işareti oluşturmaktadır.

Diyanet İşleri Kurumunu yıpratmaya ne  iktidarların ne de din görevlilerinin hakkı yoktur, olamaz da.

Dini bir kurum, her ne sebeple olursa olsun siyasetin malzemesi olmamalıdır.

Nitekim bazı hukuk kurumlarının yaptığı seviyesiz ve saldırgan üslup oluşan ayrışma ve kutuplaşma hayra alamet değildir.

Oysa, Allahın dininin insanlara, gönderdiği metinler ve belirlediği ilke ve prensipler ışığında doğru anlatılması zarureti vardır.

Bunu değiştirmeye ne devletlerin, ne de din görevlilerinin hakkı yoktur.

Evet; Allah fuhşu, zinayı ve livatayı zararlı ve haram saymıştır.

Aile müessesesini koruyucu ilkeler getirmiştir.

Toplumda ahlaksızlığı yasaklamıştır.

İnsanlığı erdeme, iyiliğe ve doğruluğa çağırmıştır.

Müslümanlara ve bütün insanlığa din konusunda kanun koyuculuğa soyunma hakkı vermemiştir.

Bir müslümanın, bu ilkeleri tartışması ve tartışılmasına zemin hazırlaması doğru değildir.

Maalesef son zamanlarda din kurumu bu yönüyle daha fazla tartışılır hale gelmiştir.

Hem de diğer müslümanlara yasak olan, ama bir şekilde yapılış, kılınış yönüyle tartışılan Cuma namazı uygulaması yapılırken okunan Cuma hutbeleriyle ve fetvalarıyla...

Diyeceğim şudur;

Diyanet İşleri Başkanı, doğru olan yasakları ve ilkeleri yanlış bir şekilde ve zeminde dile getirmektedir.

İktidarla ilişkisinde sıkıntı vardır.

Bu haliyle de, din ve dini müesseseler kuşatıcı ve kapsayıcılığını hergün biraz daha kaybetmekte, siyasal iktidarı da zora sokmakta, toplum nezdinde meşruiyeti sorgulanmakta, toplumda yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemektedir.

Kısacası; Diyanet işleri yanlış işler yapmakta ve buna itiraz edeceğim derken Ankara Barosu vb kurumlar, aziz İslam'a saldırarak ateşi harlamaktadır.

Her iki kurumun temsilcilerinin yaptığı yalıştır ve vebali büyüktür.

Birileri buradan siyasi rant hesabında ise onları da uyarıyoruz.

Bu ateş herkesi yakar.

Bizden hatırlatması.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3959/atesle-oynamak-ankara-barosu-ve-diyanet

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar