Paralel Olmak

Eklenme Tarihi: 22.04.2020 08:44:32 - Güncellenme Tarihi: 31.05.2020 06:28:14

Nereden Nereye Geldi Türkiye?

Sürekli evde olduğumuz şu günlerde her ne kadar işlerle uğraşsam da hayatın normal seyrettiği günleri düşündükçe müthiş bir boşluğun hasıl olduğunu söylemem mümkün. Enteresan bir illüzyonun içine hapsolmuş gibi hissediyorum, kendimi bilgisayarımın başında yazı yazarken, kahvaltı ederken, akşam yemeği yerken, programımı sunarken ve uyumak üzereyken buluyorum sürekli. Her sahne, her detay, her kişi, her olay, her gün, her saat ve her dakika öncekinin ucuz bir kopyası gibi geliyor bana. Dikkatimi yoğunlaştırma konusunda da sorun yaşıyorum, her ne yapmaya çalışırsam çalışayım bu boşluğu tam anlamıyla doldurmayı başaramıyorum. Bu öyle bir hissiyat ki bu sanki vücudunuzdan bir parça koparılmış da onun yokluğunu kabullenmeye çalışıyorsunuz gibi, uzmanların buna getirdiği açıklama da sosyal yönü ağır basan insanların izolasyon sürecinde içedönük bireylere göre ekstra zorluk çekeceği yönünde. Kısacası yaşadığım durumun bilimsel izahı, sosyal zekalı bir birey olmanın laneti olarak tanımlanabilir. Bu boşluğu doldurmaya çalışırken Türk siyasetine dair eski kupürleri, haberleri, yazıları gözden geçirmeye çalışıyor ve eski liderlerin duruşunu tahlil etmeye çalışıyorum. Eskileri gördükçe bu boşluk, ağzımdan içeriye girmiş kocaman bir ahtapotun kollarını uzatabildiği her yere uzatıyormuşçasına hissetmeme neden olan gerçeküstü belgesel sahnesine dönüşüyor ve dünle bugünün karşılaştırmasını yaptıkça canım daha da sıkılıyor. Süleyman Demirel, Turgut Özal, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Erdal İnönü ve daha nicesini gördükçe canım daha da sıkılıyor. Hepsinin hataları vardı, başarıları vardı bu ayrı bir tartışma konusu ama hepsi taşıdıkları statünün hakkını veriyordu. Toplumsal statüler insanlara belli sorumluluklar yükler, siyasi liderler de hele hele belli bir kitlenin desteğine mazhar olmayı başarmış siyasi partilerin liderleri de statüleri gereği toplumun önde gelen bireyleri konumuna geçerler. Bu statüyle birlikte önde gelen bireyler artık oturmalarıyla, kalkmalarıyla, konuşmalarıyla ve icraatlarıyla topluma rol model olarak mâl olmuş demektir. Hani bir seçim şarkısı diyordu ya ‘’Nereden nereye geldi Türkiye !’’ diye, ben de gamla soruyorum şimdi hakikaten yahu nereden nereye geldi Türkiye ?

Yumuşakça olarak yaşamaya devam mı ?

Bahsettiğim siyasiler öyle bir dönemde arenadaydı ki %0,2 oyla tüm aritmetiğin değiştiği, 5-10 milletvekilinin kimin hükümeti kuracağını belirlediği dönemde bu ulusa hizmet etmeye gayret ettiler. Bu ateşli rekabete rağmen, siyasetin çekişmede dorukları gördüğü anlara rağmen bir araya gelip istişare yapmaktan, ulusun sorunlarına ortak çözümler aramaktan ve nezaketsizliğe aman bırakmamaktan imtina etmediler. Ben onların birbirine ‘’Vatan haini, cuntacı, devlet içinde devlet kurmaya çalışanlar !’’ diye seslendiğini hiç görmedim. Elbette onların da ölçüyü kaçırdığı ve tasvip edilemeyecek beyanları olmuştur ama ben onların bu kadar ucuzladığını hiç görmedim. Onlar devlet insanı olmanın ne kadar değerli olduğunu biliyorlardı, onlar bu toplumun hassas noktalarını kurcalamanın faturasının ne kadar acı olacağını kestirebiliyorlardı. Bugünlerde Sayın Cumhurbaşkanı’nın henüz AKP lideri olmadan önce yaptığı kimi konuşmalarının kayıtları sosyal medyada dolanıyor biliyorsunuz. O kayıtlara denk gelip dinleme şansı bulduysanız inanın hayretler içinde kalırsınız. Sanki bugün belediyeleri terörist olmakla itham ederek, belediyeler halka hizmet etmesin diye elinden geleni ardına koymayan AKP iktidarının lideri Recep Tayyip Erdoğan o videodaki adam değil. Yazılarımın çoğunda değindiğim bir hususa yerine gelmişken bir kez daha değinmeden edemiyorum. 3 Sene önce, 16 Nisan 2017’de o karanlık halk oylamasına giderken bu hilkat garibesi sisteme karşı çıkanlar olarak kimi noktalara özellikle dikkat çekmiştik. "Bu sistemle devlet için parti değil de parti için devlet anlayışının önü açılıyor bu mantalite meşruiyet kazanırsa ve yargının siyasallaşması halk nezdinde olur da onanırsa işlerine gelmeyen herkesi terörist ilan edecekler, terör tanımını ve algısını kafalarına göre kurcalayacaklar ve bunun sonunda da yargının bağımsızlığı yerle bir olacak." demiştik ve bu ifadelerin aynısı benim 3 sene önce oylamaya giderken kaleme aldığım yazıların birinde aynen yer alıyor. Hadi AKP’liler hayal ettikleri, neticesini hiç düşünmedikleri kara sevdalarının peşinden giderek Recep Tayyip Erdoğan’ı bu ülkenin tek yetkili makamı yapmayı bir şekilde başardılar. Ya şakşakçılar ? Ya saray beslemeleri ? Ya bile bile sırf menfaatleri için dün masum insanları yalanlarla kandırmaktan utanmayan bugün de sokağa çıkma yasağı kararı yüzünden meydana gelen yığılma neticesinde aynı masum insanlara hakaretler eden rezil tetikçiler ? Merak içerisindeyim o gün milyonlarca insan siyasetçisinden lise öğrencisine, lise öğrencisinden fabrika işçisine kadar milyonlarca insan bunları anlatmaya gayret ederken onları bu ulusun ilerlemesinin önüne taş koymakla suçlamaya kalkan sivri zekalı derin analizci yüzleri kararmış kiralık aydınlar bugün ne düşünüyor acaba ? Şimdi de oturup analiz kasıyorlar mı acaba ? Şimdi de kendilerine epey ehemmiyet gösteren iktidara dahiyane fikirler vermeye çalışıyorlar mı acaba ?  Şimdi hala daha vücutlarında halihazırda bulunan omurgalarını birazcık olsun dikleştirmeyi akıllarına getirmeden yumuşakça sınıfında kalmayı tercih edip radulaları ile saray tellallığından paylarına düşenleri kemirmekle mi meşgullerdir ?

Ne zamandan beri vatandaşa hizmet etmek suç oldu?

Bir kriz yönetimi sürdürülürken toplumun bütünü ele alınmalı ve tüm toplumsal aktörler sürece dahil edilmelidir. Bu, başarılı kriz yönetiminin olmazsa olmaz gerekliliklerinden bir tanesidir. Gelin görün ki güya lidere herkesi kucaklama imkanını vereceği vaatleriyle yangından mal kaçırır gibi uygulamaya konulan bu sistem 3.senesinde bu topluma yazık etmekten başka hiçbir iş göremiyor. Parlamenter sistem bize zaman kaybettiriyor, devleti hantallaştırıyor düşüncesiyle bu kepaze sistemi savunanlar bir sokağa çıkma yasağı kararını dahi alıp bunu düzgünce uygulamayı başaramıyorlar. Parlamenter sistem vatandaşa hizmet konusunda bize ayak bağı oluyor düşüncesiyle bu kepaze sistemi savunanlar bu krizin ortasında vatandaşa belediyelerden önce yardım götürmeyi başaramıyorlar. İşte tam da buradan patlak veriyor tüm bu kavga gürültü biliyor musunuz ? Başarısız olduklarını biliyorlar, vatandaşlarda tepkinin ayak seslerini duyuyorlar ve bu yüzden hemen her zaman yaptıkları gibi saldırıya geçiyorlar. Saldırıya geçiyorlar ve bir süredir kullanmadıkları ‘’vatan, millet, beka, tek devlet’’ gibi akıldışı söylemleri dillerine doluyorlar. Eğer bu sözcüklerin çekmeceden çıkarıldığını görüyorsanız bilin ki ya ufukta seçim vardır ya da kamuoyu araştırmaları beklentileri karşılamıyordur. Aralık 2019’da Sayın Cumhurbaşkanı bir yayına konuk oldu ve bu yayında muhalefetin sözde muhalefette kalmasından yakındı. Muhalefetin kuru lafı bırakıp ellerindeki imkanları hizmet için kullanması gerektiğinden bahsetti ve eğer doğru fikirler varsa bunları AKP’ye iletebileceklerini, iktidarın bunları gerçekleştirebileceğini söyledi. Bu yorum yapıldıktan sadece 5 ay sonra küresel bir krizin ortasındayken vatandaşlara yardım dağıtan belediyelere yasak getirildi. Bu yasağın gerekçesi olarak da paralel yapılanma, devlet içinde devlet olmak gibi ipe sapa gelmez sebepler gösterildi. Her şeyi bir kenara bırakın da insanlar açken, susuzken, yardıma muhtaçken, bir el uzatılmasını beklerken hizmeti bizden başkası önce götürür de oy kaybederiz düşüncesini aklından geçiren idarecilerimizin olması ne kadar üzücü değil mi ? Her ahval ve şerait altında oy hesabı yapan bir iktidarın bu ülkeyi yönetiyor olması sizin de canınızı yakmıyor mu ? Bu bakış açısında sağlıksız giden bir şeyler olduğunu sizler de görmüyor musunuz ? ‘’Bu belediye halkın belediyesi değil mi ?’’ diyerek seneler önce serzenişte bulunan Sayın Erdoğan’a ben bu soruyu ben aynen kendi tonlamasıyla soruyorum. Vatandaşa gönderilen erzakla, ekmekle, yardımla paralelliğin ne alakası olabilir ? Halkın oylarıyla göreve getirilmiş Cumhurbaşkanı nasıl vatandaşa en iyi şekilde hizmet etmekle mükellefse aynı şekilde halkın oylarıyla göreve getirilmiş Belediye Başkanı da kent sakinlerine en iyi şekilde hizmet etmekle mükellef değil midir ? Belediyeler bu devletin bir parçası değil midir de devlet içinde devlet kurmaya çalışanlar var lafları ortada dolaşıyor ? Belediye Başkanları yardım bekleyen milyonlara merkezi hükümetten önce ulaşarak suç mu işlediler ki paralellikle suçlanıyorlar ? Ne zamandan beri muhtacın sırtına hırka örtüp garibe kaymak bal ikram etmek suç oldu ? Ne zamandan beri komşunun komşuya dar günde sarılması günah oldu ? Bunu da mı kararnameyle, bir oylamayla değiştirmeye kalktınız söyleyin de bari sebebini bilelim ! Üzülerek belirtmek isterim ki sebep bellidir bu çapsız sistem AKP’li idarecilerin yönetme yetkisini elde edemediği tüm kurumları vatan hainliğine mahkum ediyor. Çünkü iktidar kanadı siyaseten kendilerine rakip olan herkesi düşman olarak görüyor, çünkü iktidar muhtaç durumda olanlara kendilerinden başka hiç ama hiç kimse yardım edebilsin istemiyor.

Ama merak etmeyin efendiler ! Siz yardıma muhtaç durumda olan milyonları AKP’ye mideden kelepçeleyip onları potansiyel oy deposu olarak görürken, biz ortadan kaldırılmış yoksulluk istiyoruz. Biz Anadolu’nun bereketli nimetlerini adil bir şekilde paylaşalım, bu toprakların evlatlarından hiç kimseyi bu nimetlerden mahrum bırakmayalım diyoruz. Biz o partiymiş, bu partiymiş demeden tüm ulusu barıştıralım ve yeniden birbirimizi hoşgörüyle kucaklayalım istiyoruz. Bunları hayal etmek, bu uğurda mücadele etmek paralel olmaksa evet, biz paraleliz !

Siz de iyi biliyorsunuz ki 18 senelik sefanın sonu yakındır ! O gün gelene kadar varsın sizin deyişinizle paralel olayım, hep birlikte paralel olalım ! Kim eğri, kim doğru hesabı yakındır, kaybolmuş yılların sonu yakındır ve biliniz ki o değişim şöleni yakındır !

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3937/paralel-olmak

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

28.05.2020 Bugünlerin Yarınları Var
21.05.2020 Belahmefe: Tsitsekun
15.05.2020 Arın’a...
13.05.2020 Arınma Gecesi: Rüyadaki Darbe
06.05.2020 Yaratık Kim?
29.04.2020 Ya Gençler?
22.04.2020 Paralel Olmak
15.04.2020 Yan yana, kol kola, göz göze, el ele, diz dize
08.04.2020 Doğum sancısı
01.04.2020 Uzlaşı İttifakı
25.03.2020 Corona hakkında bir ikaz ve bir söyleşiye dair kelam
18.03.2020 Coronaya Günleri
11.03.2020 ABD Postası
04.03.2020 Bu mudur?
29.02.2020 Bundan İyisi Şam’da Kayısı !
26.02.2020 Kalbi Ağrıtan Devir
19.02.2020 İyi gidiyor mu?
14.02.2020 Sevgililer Günü Şiiri
12.02.2020 Gereğini Yapın Ziya Hocam!
05.02.2020 Şov Devam Etmeli
29.01.2020 Yeni Partiler ve Yeni Yaklaşımlar
26.01.2020 Evet, Siyaset Konuşacağız
20.01.2020 Aydın, Kültür ve Toplumsal İlerleme
13.01.2020 Yeni Türkiye’ye İnsan Gerçekten Hayret Ediyor
06.01.2020 Yeni Türkiye'de İnsanlar Ölüyor
30.12.2019 Gerçek Bir Beka Meselesi: Kanal İstanbul
23.12.2019 El Bombası
14.12.2019 Gelecek Partisi
31.10.2019 Cumhuriyetin Yaş Günü Nasıl Kutlanır?
24.10.2019 Halen Kavrayamadık
05.09.2019 ABD'de 2020 Yarı?ı ve Demokratlarda Ön Seçim Seyri
27.08.2019 Ölen Kadınların Öyküsü
20.08.2019 Kara Sevda
12.08.2019 Bayram ve Davet
05.08.2019 Daha İyileri Olmak Zorunda!
24.07.2019 Reva mıdır?
16.07.2019 15 Temmuz ve Samimiyet
10.07.2019 Akıllara Mıh Gibi Çakılsın
03.07.2019 Vakit Değişim Vaktidir
25.06.2019 23 Haziran ve Akp?de Başlayan Kritik Süreç
07.06.2019 Önce Düğüm Atmayı Öğrenelim
10.05.2019 Sandık Darbesi: 6 Mayıs 2019 YSK Kararları
02.05.2019 Şimdi Ne Yapmalı ?