Tekalif-i Milliye ve Döviz

Eklenme Tarihi: 10.04.2020 10:46:50 - Güncellenme Tarihi: 03.06.2020 12:57:17

Tekalif-i Milliye de neymiş acaba demeye kalmadan uygulanmaya başlandı bile. Yaa, deyip şaşırmayın. Banka hesaplarınızda küçük miktarda döviziniz varsa eğer hemen  bankayı arayıp çekme talebinizi iletebilirsiniz.  Dövizinizi alamadığınızı göreceksiniz. Doğrusu ben test amaçlı aradım ve dolarımı çekmek istediğimi belirttim. İş Bankasından aldığım cevap "Bu sabah Merkez Bankasının talimatı ile dolar ödemelerini durdurduk. Haftaya bir daha arayın, talebinizi yeniden alıp Merkez Bankasına iletelim. Dolar olarak ödeyebilirsiniz derlerse öderiz, yoksa ödeyemeyiz." oldu.

Vatandaş olarak paramı bankaya yatırırken cinsi ne ise, bankadan çekerken de aynı cinsten olmasını istiyorum. Bu benim en doğal hakkım. Hem de istediğim zaman paramı çekebilmeli değil miyim. Vatandaş parasını bankaya yatırırken  güvenli bir yere ihtiyaç duyduğu için bankayı tercih etti. Şu an itibariyle felaket tellallığı yapmak istemiyorum; ama bankanın güvenli bir yer olmadığını düşünmeye başladım bile.

Adım adım geliyor. Bugün döviz cinsinden mevduat sahiplerine ödeme yok, yarın da belki Türk Lirası  cinsinden ödeme olmayacak. Vatandaşa kendi parasını kullandırmamak devlete yakışmıyor.  Kendi rızası ile veren vatandaş verir, buna kimse engel olmaz. Hele ki millet,  devlet bütçesini  lüksle,  israfla,   gösterişle çarçur eden bir hükümetin bankadaki milletin parasına el koymasına müsaade etmez.   

Devlet, bir anlamda serbest piyasada mekanizmanın düzgün işlediğinden emin olmak için, döviz hesabı olanların hesaplarına daimi ya da geçici olarak el koydu ise de bu kabul edilebilir bir durum değildir. Yatırım, üretim, pazar dengesi kurulmadan el koyma yöntemi ile ülke nereye kadar yönetilecek.

TL karşısında her gün yükselen  doların  yeterince kullanılamadığı  bir ortamda,   finansal özgürlüğü kısıtlanan halk için özgürlük temelli önceliği olan siyasi partilere olan ihtiyaç daha da belirginleşiyor. Bankadaki dövizin TL cinsinden ödenmesi  dövize  el konması demektir. Bu gidişle ihtiyaç akçesini  ilkel dönemlerde olduğu gibi taşa toprağa  saklama dönemi yeniden gelecek galiba.

Perşembenin gelişi çarşambadan belli olurmuş ya. Yatırdığım döviz cinsinden paramı alamayışıma çok da şaşırmadım doğrusu. Çoktandır üniversitelere vakıflara o ya da bu gerekçelerle el koyan hükümet, sıranın sade vatandaşa geleceğini  de hissettiriyordu.  işte dövizimizi bankadan alamayışımız da  bu  el koymanın  uzantısıdır.  "Aman! el koysun,  zaten kaç kuruşumuz var ki." diyenimiz  çok olacak  içimizde. Az ya da çok devletin buna tenezzülü zuldür. Hem her biri ortalama 500 milyon dolar değerindeki on adetten  fazla uçak, Ahlat'ta Bodrum'da yapılan saraylar satılmadan bankadaki körlük kefenlik dolarlara el koymak devlete yakışmadı. Umarım yanılmış olurum. Önümüzdeki hafta yeniden arayacağım ve dolarların akıbetini bir daha soracağım.

Ekonomik olarak her ne kadar 2008 yılındaki küresel ekonomik krizi atlattı isek de, sonraki dönemlerde sadece kağıt üstünde olan iyileşmeler ve büyümeler yaşandı. Rasyonellikten uzaklaşan yöneticilerin ehliyet- liyakatın yerine itaat ve sadakati ikame etmesi ile ehil ve layık olmayanların  iş başına getirilmesi, en son coronavirüs tedbirleri bağlamında toplanan bağışlar ve döviz hesaplarına el koymalar  ekonomiyi dolaylı olarak güvensizleştirdi. Ekonomi rasyoneldir. Hesaba kitaba dayanır. Ekonomi rasyonaliteden uzaklaşarak, algılarla ancak buraya kadar getirilebilir.

Krizler birbirini tetikler. Koronavirüs kaynaklı sağlıkta yaşanan kriz  nasıl ekonomik krize dönüşüyorsa, ekonomik kriz de kısa bir süre sonra siyasi krize dönüşecektir. Bunu bilen hükümet kimi tedbirlerle beraber TMSF'yi de yanına alarak  ekonomik krizi önlemeye çalışıyor. Bir kaç gün önce  "en çok sorulan sorular" başlığı altında TMSF'nin  mevduat hesapları ile ilgili  yapmış olduğu kimi açıklamalar var. Burada döviz hesaplarının TL cinsinden 150 bin TL'ye kadar olan kısmının  sigortalı olduğunu, bunun da ödenirken TL  cinsinden de olsa ödeneceğini belirtmesi  panik havasını  bir miktar azaltıyor. Bu konuyla ilgili başka maddeleri de burada  bulmak mümkün.

Kimi siyasi partileri, kendinden olmayan belediyeleri iterek  "milli ruh" oluşmasına   engel olan iktidar,  "Tekalif-i Milliye" ezberi ile  milleti  " Tekalif-i Milliye"  benzeri bir uygulamaya  icbar  ederek, birlik beraberlik ruhunu oluşturamaz. Tam aksine icbar edici tüm davranışlar gibi döviz  odaklı cebir de, kin ve nefrete açılan kapılardır.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3900/tekalif-i-milliye-ve-doviz

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar