“Biz bize yeteriz” mi, “Biz size yeteriz” mi olmalıydı?

Eklenme Tarihi: 03.04.2020 08:54:16 - Güncellenme Tarihi: 25.05.2020 08:30:11

Korona virüs pandemisi nedeniyle, özellikle muhalif belediyeler, mağdur olan vatandaşlara yönelik bir yardım kampanyası başlattılar. Maksat; simidini satamayan, pazara çıkamayan, dükkânını kapatan, evine erzak götüremeyen fakir-gurabaya erzak yardımı yapmaktı.

İçişleri Bakanı, bankalara yatırılmaya başlanan yardım paralarını bloke etti ve “siz yardım kampanyası düzenleyemezsiniz” dedi.

Arkasından Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Siz devlet içinde devlet misiniz, yardım kampanyası yapılacaksa biz düzenleriz. Biz bir yardım kampanyası düzenledik,  bu kampanyayı 7 aylık maaşımı bağışlayarak başlatıyorum. Belediyelerin yaptığı kanunsuzdur” açıklamasını yaptı.

Benim anlamadığım bundan 5-6 ay evvel Fenerbahçe Spor kulübünün yaptığı kampanya da kanuna aykırı mıydı? FB de devlet içinde devlet mi olmuştu? Birden aklıma geldi, Fenerbahçeliler sürekli; “Biz Fenerbahçe Cumhuriyetiyiz” diyorlar ya, doğru muydu acaba dedim!!!...

Gerçek şu ki, daha ikna edici gerekçeler ileri sürülebilirdi. Eğer kanuna aykırı ise ki sanmam, kanunu değiştirmek de bir gecelik iştir. Türkiye hukuk devletidir, kanunlar hukuka uydurulur. Eğer muhalefet kanunu değiştirmenize engel oluyorsa hesabı onlardan soralım.

82 milyon vatandaşımız can derdindeyken bu kavganın anlamı nedir acaba?

Böylesine hassas günlerde, birlik-beraberliği zedeleyen, sen-ben kavgası çıkartacak, ateşe odunu atacak olan, en son iktidar olmalı değil mi?

 

Peki, bu şartlarda Devlet Yardım Kampanyası düzenlemeli miydi?

 

Kur’an-ı Kerim’de de Allah(cc) şöyle buyuruyor; “Kâfirler de birbirlerinin dost ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz aynı şekilde birbirinize arka çıkmaz ve destek olmazsanız, yeryüzünde ne götürüp ne getireceğini kestiremeyeceğiniz büyük bir fitne, kargaşa ve büyük bir bozgunculuk patlak verir.” (Enfal/73. Ayet)

Bertha von Suttner diyor ki; “Sevmek fiilinden sonra gelen dünyanın en güzel fiili yardım etmektir.”

Walter Scott da; “İnsanlar birbirlerine yardımdan el çektikleri gün insanlık yok olur, karşılıklı dayanışma olmazsa toplumlar olmaz.”

Evet, yardımlaşma toplumları ayakta tutan, birbirine yaklaştıran çok kutsal, mübarek bir hadisedir.

Ama bunun cılkını çıkartmayın, yardımlaşma duygusunu böyle canlı tutamayız ki...

AKP dönemi icraatları sayesinde, binlerce yıllık Türk Devlet geleneği ve yapısındaki çatlamaları görüyoruz. Şimdi, Türk Milletinin bariz özelliği olan yardımlaşma duygusunu yok etmeye mi geldi sıra?

Devlet, var’a-yok’a yardım kampanyası düzenlemez. Devlet babadır, baba verendir, evladına el açan değildir. Böylesi günlerde daha çok; “Biz size yeteriz” diyendir.

Devletler bu gibi günlerde vatandaşına el-avuç açmıyor, yardım ediyor. Bakın; ABD - 1 trilyon, Fransa - 373 milyar, Almanya - 614 milyar, İspanya - 216 milyar, İngiltere - 412 milyar, Kanada - 82 milyar, Polonya - 51.3 milyar, Çekya - 40 milyar, İsveç - 29.2 milyar, Türkiye – 16,5 milyar dolar halkına destek bütçesi ayırdı.

Türkiye hariç bu devletlerin yardım kampanyası düzenlediklerini bilmiyorum.

Bu gibi durumlarda, devlet doğrudan bu işlere girmemelidir, palyatif olarak, yaraya bir merhem olacak kadar; Kızılay ve belediyeler yardım toplayabilir.

Görünen de o değil mi? Devletin yardım kampanyasında toplanan para; 76 milyon Avro (552 milyon lira). Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin şanına yakışıyor mu?

Bir spor kulübü olan Fenerbahçe; “borçlarım var sıkıntıdayım” demiş, yardım kampanyası yapmış, 35 milyon Avro toplamış. Sen de bunun iki katını toplamışsın. Bu para hangi derde derman olur ki?

Bir de üstelik burada bir kutuplaştırma görüyorum.

Bugüne kadar, sık sık ve toplum kutuplaştırılarak, vara-yoğa yapılan yardım kampanyaları, üstelik toplanan yardımların isabetli yerini bulmaması, toplumun yardımlaşma duygusunu dumura uğratmıyor mu?

Öyle olmasaydı, son yardım kampanyasına toplumun her kesimi sahip çıkardı ve milyarlarca Avro yardım toplanırdı, toplanmalıydı.

Lütfen yardımlaşma duygusunu anlamsızlaştırmayın, yok etmeyin.  Son yıllarda bir yardım kampanyası furyasıdır gidiyor. Bir de bana garip gelen, her Cuma namazından sonra camilerde toplanan yardımlar. Bizim mahallenin camisinin cemaati belli, yani aynı kişiler, Cuma vergisi gibi her hafta para toplamanın mantığını bir türlü anlayamıyorum. Hiç olmazsa şunu ayda bire çıkartın!!!...

Başta söylediğimiz gibi yardımlaşma kutsaldır. Bir Hadis-i Şerifte Peygamberimiz; “Yüce Allah şöyle buyurmuştur: ‘Ey âdemoğlu, sen infak et, ben de sana infak edeyim!’ (Buhari, Nafakât,1)” buyuruyor. Ama bunu yerli yerince yapın seriye bağlamayın.

 

Devletin yardım kampanyasına kimler katılıyor, kimler katılmalı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Milli Dayanışma Kampanyasına, bir kısmı devlet olan çok az sayıda kurum katılmış.

Aşağıda sıralayacağım 17 kurumun yaptığı bağış toplamı zaten 343 milyon lira ediyor. Bunları çıkartırsak toplanan yardım neredeyse FB’nin topladığı yardım kadardır.

Ziraat Bankası: 62 milyon 300 bin TL

Vakıfbank: 50 milyon TL

Halkbank: 50 milyon TL

Türk Telekom: 40 milyon TL

Eti Bakır: 24 milyon TL

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu: 20 milyon TL

Türkiye İhracatçılar Meclisi: 15 milyon TL

Cihan Kamer: 13 milyon TL

QNB Finansbank: 10 milyon TL

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği: 10 milyon TL

MAPA: 10 milyon

Doğan Holding: 9 milyon TL

Rönesans Holding: 8 milyon TL

BİM: 7 milyon TL

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi: 5 milyon 200 bin TL

İstanbul Ticaret Odası: 5 milyon TL

Tosyalı Holding: 5 milyon TL

 

Bu kurumların da ne maksatla bağış yaptığını biliyoruz, toplum da, herkes de biliyor. Bu konuda fazla yorum yapmaya gerek duymuyorum.

Samuel Smiles diyor ki; Gerçek yardımsever insan parasını değil kendisini adayan insandır. Parasını bağışlayan insan gösterişten kaçınmamışsa zamanla unutulur ancak zamanını gücünü ve gönlünü bağışlayan bir insan insanlığın sevgi ve saygısını kazanır unutulmaz.

Hâlbuki bu yardım kampanyasının önüne,  Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ismini koymuşken milyarlarca Avro toplanmalıydı. Ancak toplanan meblağa bakınca biraz fiyasko gibi gözüküyor. Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değdi mi?

Bu kampanyaya kimler katılabilirdi, hazır Diyanet İşleri Başkanından da “zekât olarak verebilirsiniz” açıklaması gelmişken.

Mesela boğazlarda; köprü, alt geçit, üst geçit ihalelerini alanlar, yine şehir hastaneleri, otoban ihalelerini alanlar ve diğer AKP dönemi zenginleri servetlerinin kırkta biri olan zekâtlarını verseler,

En azından, AKP ve MHP eski ve mevcut milletvekilleri (diğerleri de verse ama sanmam), Cumhurbaşkanı gibi bir yiğitlik yapıp 5 er aylık maaşlarını verseler,

Sümeyye Erdoğan’ın Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), Bilal Erdoğan’ın Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) ile Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) ve AKP’ye yakınlığıyla bilinen diğer vakıf ve dernekler, zamanında AKP’li belediyelerden aldıkları paraların bir kısmını verseler,

İddialara göre, Ensar Vakfı ve TÜRGEV’in ortaklaşa kurduğu Türken Fundation’ın ABD’nin New York kentinde yaptırdığı 21 katlı yurt binasını satışa çıkartıp parasını bu kampanyaya verseler,

Yine mangalda kül bırakmayan düzinelerce cemaat, tarikat var, onlar parayı çok severler biliyoruz ama az da olsa onlar da verseler,

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan 7 maaşını vereceğine bir süre lüks saltanatından vazgeçip saraya tasarruf tedbirleri uygulasa, mesela hangardan bir iki uçağı satışa çıkartsa, tasarruf edilen paraları bu kampanyaya verse,

Benim ilk etapta aklıma gelen bunlar, biraz daha düşünürsek daha neler neler buluruz.

O zaman, milyarlarca Dolar birikmez miydi yardım sandığında?

Yardımlaşma kutsaldır dedik, bakın yine Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyuruyor; "Kulların sabaha eriştiği her gün (yeryüzüne) iki melek iner. Bu iki melekten biri, 'Allah'ım, malını hayır yolunda harcayan kişiye (harcadığı malın yerine) yenisini ver.' der. Diğeri de, 'Allah'ım, malını (hayır yollarında harcamayarak) elinde tutan (cimrilik eden) kişinin malını telef et.'der.” (Buhari,Zekat,27)

Bizim arzu ettiğimiz, toplumun her kesiminin, ayırt etmeden bu yardım kampanyasına katılmasıdır. Ancak bugüne kadarki uygulamalar, yapılan yardımların amacına uygun kullanılmadığı yönünde olunca vatandaş, yardımlaşmaya şüphe ile ve çekingen yaklaşıyor. 150 yıllık Kızılay’ımızda olup bitenler dahi vatandaşı haklı kılmaya yetiyor.

İşte bir örnek:

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan  sosyal medya hesabından yaptığı paylaşıma göre, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada ; “2016 yılında Kurban Bayramı için hedeflenen kurban sayısı 52 bin hisse iken 70 bin hisse topluyor kurum, Kızılay’ın Sayın Genel Başkanı, bu 70 bin hissenin 52 binini kestiği için 18 binini ne yapıyor, biliyor musunuz? Götürüyor, Yeryüzü Doktorlarına, Diyanet Vakfına, Suriye Türkleri Eğitim ve Yardımlaşma Derneği’ne, Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfına, Gift of Givers gibi dernek, vakıf ve organizasyonlara nakit olarak harcıyor” 

Tabi, Kızılay ile ilgili iddialar sadece bunlar olsa…

Son sözümüz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti; “Biz size yeteriz” demeliydi. Türk Devleti güçlüdür, Suriyeli kaçkınlara 40 milyar Dolar harcıyorsa, vergisini veren Türk Halkına da muhtaç olduğunda o kadar yardımı, desteği sağlamalıdır.

Yardım kampanyası işlerini de Kızılay ve belediyelere bırakmalıydı.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3881/biz-bize-yeteriz-mi-biz-size-yeteriz-mi-olmaliydi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

24.05.2020 Akit TV’den Ahmet Davutoğlu’na Salvolar…
15.05.2020 'En iyi' hatta 'İyi' olmanıza hiç gerek yoktur!...
14.05.2020 Türk Dil Bayramı ve Hançerlenen Türkçemiz
10.05.2020 Anneler Gününde Bir Kadının Hezeyanları!
10.05.2020 Dr. Mehmet Güneş’in Kaleminden: Annelerimiz
06.05.2020 Bu Günlerde Türkiye Nasıl Bir Sınav Veriyor?
03.05.2020 Dr. Mehmet Güneş'in kaleminden; 3 Mayıs 1944 Türkçülük Günü
30.04.2020 Kûtü'l- Amâre Zaferimizin 104. Yıldönümü Kutlu Olsun...
29.04.2020 Bu virüs, Korona’dan daha tehlikeli!
28.04.2020 Dr. Mehmet Güneş ve Makalesi; “Türk Kimdir, Türk Olmak Nedir?”
25.04.2020 Bir Büyük Âlim, Gerçek Bir Mütefekkir ve “Altın Beyinli” Bir Millî Mürşid
18.04.2020 Yaşat Ermeni’yi, Öldürsün Türk’ü
03.04.2020 “Biz bize yeteriz” mi, “Biz size yeteriz” mi olmalıydı?
25.03.2020 Şehadetinin 11'inci yılında, arkadaş seçtiklerini görsen ağlardın!...
19.03.2020 Yârdan geçilir, serden geçilir ancak Çanakkale’den geçilmez!
16.03.2020 “Ülkü Denen Nazlı Gelin”e Sevdâlı Bir Güzel İnsan: Hüseyin Aras
14.03.2020 Rütbesiz Bir Mareşal: Gâlip Erdem
13.03.2020 Bir efsaneyi anarken… O, başka korona virüslerle mücadele etti
23.02.2020 Ülkücü katili Büyükelçi atandı, ağlamak istiyorum!...
21.02.2020 Havada savaş kokusu var…
10.02.2020 Sen Kimsin ya… Derhal istifa et; Rumların, Amerika’nın yetiştirmesi…
31.01.2020 Gelecek Partisinin geleceği!...
31.12.2019 Muhsin Yazıcıoğlu’nun doğum günü birkaç güzel anı, birkaç satır yılbaşı…
30.11.2019 Bir Ülkü Çınarını daha yolcu ederken?
21.11.2019 Muhteşem iki Röportaj?
10.11.2019 81?nci Yılında Atatürk?ü Anarken Saldırılar?
13.10.2019 Aykırı seslerin değil, Dua ve Birliğin zamanı
19.09.2019 Diyarbakır?da Tiyatro?
12.09.2019 Kanla olgunlaştırılan Darbe: 12 Eylül
06.08.2019 Köprüler, otoyollar millete zulüm!...
17.07.2019 Ankara?nın gündemi: Yeni partiler ve erken seçim
14.07.2019 15 Temmuz, Öncesi ve Sonrası
09.07.2019 'İnsanı Düzeltmeden Yargıyı Düzeltemezmişiz' Gaflet?
01.07.2019 AKP ve ?Tek Adam Rejiminin? Sonu mu?
19.06.2019 Savaş Kapımızda, Orduyu Terhis mi Ediyorsunuz?
03.06.2019 Bayramlar Anlamını Yitirdi?
28.05.2019 Tayyip Erdoğan?ın Ülkesinde?
15.05.2019 Benim Tarafım Belli, Ya Siz Kimden Yanasınız?
07.05.2019 YSK ve Akıl Tutulması?
23.04.2019 Yeni Parti-Partiler yolda, AKP yolun sonu mu?
21.04.2019 Mansur Yavaş?a Açık Mektup?
07.04.2019 Zenginleşen belediye başkanı istemiyoruz!...
02.04.2019 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerini kim kazandı?
26.03.2019 Muhsin Başkan?la ilgili çok ilginç bir anı
18.03.2019 Türkiye?de yeni bir partiye ihtiyaç var mıdır?
10.03.2019 'Varlık-yokluk kuyruğu? tartışmaları ve asıl sorun?'
04.03.2019 Ankara?nın kurtuluşu Mansur Yavaş
25.02.2019 Bu konuda Erdoğan haklı, ancak?
21.02.2019 Yurdun ozanı susturulursa, ezanı da susturulur?
15.02.2019 Kendini unutan adam Ozan Arif?
05.02.2019 "Evet, Türkiye?nin bir ?Beka Sorunu? var!...