"Himmet"ten "Kampanya"ya

Eklenme Tarihi: 02.04.2020 08:11:27 - Güncellenme Tarihi: 03.06.2020 12:56:08

Millet olarak ihtiyaç içinde olanlara yardım etmek genlerimizde var. Hepimiz yardımımızı gücümüz ölçüsünde ihtiyacı olanlara ulaştırırız. Biz inanırız ki  yardım ettiğiniz kişi de belki bu yardımı kullanmadan daha çok ihtiyaç içinde olduğunu bildiği bir başkasına bu yardımı kullandırır. Sonuçta domino taşı etkisi ile en kılcal damarlara kadar yardım ulaşır. Toplu yaşamanın gereği de olan dayanışma millet olma şuurunu da geliştirir.

Cumhurbaşkanı'mızın başlatmış olduğu kampanyayı, millet olarak bir ve bütün olduğumuzu hatırlatması bakımından anlamlı buluyorum. Yalnız düne kadar hazineyi sıfırlayanlar, eş- dost, akraba kayırmacılığı ile aynı kişinin üç yerden maaş almasını ona hak olarak görenler, serveti  gümüş yüzükten tonlarca altına ulaşanlar, kolunda bilmem kaç bin Euro'luk saat ve çanta taşıyanlar, zor günlerin olduğunu neden düşünmediler de bugün devleti maddi olarak kurtarmak için halkı göreve çağırdılar. Hem de ekran önünde 5-7 maaşlarını bağışlayarak,  özendirme metodunu kullanarak. Milletin karnı bu tür müşteri kızıştırma işlerine tok. Dini duyguları yıllardır istismar edilen halk gözünü açmış ve sömürüye müsait olmayan başka bir şekle evrilmiştir.

Bu kampanya corona virüsten korunmak amaçlı evden çıkamayan ihtiyaç sahipleri için yapılmaktadır. Pusulanın bilim ve bilimsellik olması gerekirken dönüp dolaşıp insanların din ve vicdanlarından bir şeyler koparmaya ya da çalmaya çalışmak, ülkede rasyonel bir şeyin kalmadığını yeterince göstermektedir.

Geçmişte fetö himmet diye mahalle mahalle, apartman apartman, ev ev soyup soğana çeviriyordu. İnsanlar en ulvi duyguları ile neyi var neyi yok veriyordu. Bu hal 40 yıl devam etti. Sonuç malum. Gerçi pek çok insan o büyük finale gelmeden çeşitli şekillerde fetö virüsüne karşı kendi savunmasını başlatmıştı; bu ayrı bir mesele.

Şimdi ise himmet  gitti; fakat 15 Temmuz şehit yakınları ve gazileri için, depremzedeler için toplanan paraların ve Kızılay'a yapılan yardımların  amacına uygun kullanılmadığına millet şahitken bugün itibarı ile "Milli dayanışma kampanyası"na katılmak istemeyecektir.O gün adı "himmet"ti bugün "kampanya". Himmet gitti; kampanya geldi.Sonuçta  değişen ne?

Devlet ve dilenmek kelimesini bir arada kullanmak istemesem de, malum durumun adı halk arasında "dilenmek olduğundan kullanmak zorundayım. Güçlü devletler vatandaşlarına  yardım edebilmek için ülke insanından para dilenmezler. Devlet, "veren el" olmak zorundadır. Devlet, başlıbaşına güçtür; güçlüdür; babadır; vericidir; kucaklayıcıdır; koruyucudur. Zor zamanda aylarca halkına bakacak kadar hazinesi doludur, ya da dolu olmalıdır.

Bu kampanyaya çoğu hastanelerde doktorların ulaşamadığı, test kitlerini evde kendisine uygulayıp korona olup olmadığını kontrol eden godamanların, devleti soyup soğana çevirenlerin katılması daha doğru olur.

Her çeşit  vergisini ödeyen millet, yöneticilerin beceriksizliği yüzünden zor durumda kalınca, devletin millete vermesi gereken parayı yine halktan istemesi kadar onur kırıcı bir şey olamaz.

Bu virüsün  Türkiye'ye de geleceği aylar öncesinden bilinirken  sağlık çalışanları için koruyucu ekipman hazırlığı yapılmadı. Üstelik  talya, İspanya gibi ülkelere uçak ve gemi dolusu giden sağlık aparatları bir tarafta dururken; Korona virüsle mücadele eden doktorlar N95 maskesine, koruyucu gözlüğe, yüz siperliğine , tuluma ulaşamıyor.  Bunları geçtim basit eldiven ve cerrahi maske bile sınırlı sayıda veriliyor.   Suriyeliler için bol olan para, benim vatandaşımın sağlığı söz konusu olunca bir anda  yok oluyor.Bağışsız iş yapamaz bir hükümet ortaya çıkıveriyor.

Devlet, her 50 metrede kestiği trafik cezaları ile ülke yönetmeye çalışırsa olacak olan şu anki içinde bulunduğumuz çaresizliktir. Bir şeyi temenni etmez. Gerekli tedbirleri alır, düzen kurar, sorun çözer, tesis eder.

Millet, birilerinin  7 maaşını istemiyor. Şu ana kadar akıttığı alın terinin, harcadığı emeğinin ve ödediği vergilerinin karşılığını istiyor. Devlet, bağış toplama muhtaçlığına düşmez. Ancak vergi toplar; bu da devletin hakkıdır. Kimseye avuç açmaz. Avuç açanlara, avuç açmasa dahi muhtaç durumda olanlara  incitmeden yardım eder. Devlet bağış toplama garabetine bir an önce  son verip asli görevine dönmelidir.

Yardımın hükümet eli ile tekelleştirilmeye çalışıldığı günümüzde, çatışan çıkarlara sahip olduğunu düşündüğü ana muhalefet partisinin Ankara ve İstanbul büyükşehir belediyelerinin başlattığı dayanışma kampanyasına hükümet tarafından ipotek konması, zorbalıktır. Yardımın dinlisi dinsizi de mi olurmuş?  Olurmuş herhalde.Kampanya ile dini ve milli hisleri yeniden uyandırıp bundan çıkar ummak, dini yeniden siyasete alet etmeye çalışmanın adıdır.

Kişi yardım edecekse eğer konu komşusu ihtiyaç içinde akrabası var. Önce bunları gözetir. Din de bunu emreder.

Devletin OHAL ilan etmeden yardım kampanyasına girişmesi, alacağını bilen ancak borcunu bilmeyen müflis tüccar derecesine düşmesine neden olmuştur.

Allah herkese akıl fikir versin ama yöneticilere iki kere versin!

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3877/himmetten-kampanyaya

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar