Şehadetinin 11'inci yılında, arkadaş seçtiklerini görsen ağlardın!...

Eklenme Tarihi: 25.03.2020 08:41:55 - Güncellenme Tarihi: 03.06.2020 02:19:44

 

        Maveradan yükselen bir ses,
       Yesevi’den bir nefestin.
       Akif’in Asım’ından öte,
       Bir büyük Alperen’din. (Mustafa Toygar)

 

Yaşasaydın Türkiye böyle olmazdı, bunu niçin söylüyorum ki, seni şehit edenler de bunu biliyordu.

Sen; “vatanıyla, bayrağıyla, devletiyle, ezanıyla Yüce Türk Milleti” diyordun. Şimdikiler ise, “TÜRK” kelimesini ağzına almaktan dahi imtina ediyorlar, hatta Türk’ün Yurdunda “TÜRK” demeyi yasaklayacaklar neredeyse…

Hâlbuki sen “bir hayalim var; Kürt, Türkmen, Alevi, Sünni ayrımı olmadan.

Zengin, fakir, yoksul ayrıcalığı gözetmeden imtiyazsız, sınırsız kaynaşmış bir TÜRKİYE istiyorum.

Kısacası Balkanlardan Çin seddine kadar kaynaşmış güçlü bir TÜRK dünyası hayal ediyorum.”

Ve diyordun ki;

“BEN TÜRK'ÜM!

TÜRK ESİR OLMAZ!

BEN TÜRK'ÜM!

TÜRK DEVLETSİZ OLMAZ!

BEN TÜRK'ÜM!

TÜRK BAYRAKSIZ OLMAZ!

BEN TÜRK'ÜM!

TÜRK EZANSIZ OLMAZ!

BEN TÜRK'ÜM!

TÜRK HÜRRİYETSİZ OLMAZ! OLAMAZ!"

Sana düzenlenen suikasttan bir hafta öncesiydi;

"Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir hayat için, bir dünya için bu kadar fırıldak olmaya gerek yok!

Düz duracağız, Düz olacağız, Dik duracağız, Doğru gideceğiz!..." diyordun.

Bugüne geldiğimizde, “Arkadaşlarımız” dediklerin arasında ne fırıldaklar çıktı, ne eğri-büğrü yamuk adamlar çıktı. Yaşasaydın da görseydin diyeceğim ama göremezdin ki…

Göremezdin, çünkü o sefillere müsaade etmezdin, onlar hangi fare deliğine kaçacaklarını şaşırırlardı.

Yiğit Başkanım, hani sana 5 sayfalık bir rapor yazmıştım, orada biraz da edep sınırlarını aşarak; “adam seçmesini bilmiyorsunuz” demiştim. O zaman bana gülümserken, kızdığınızı, bana hak vermediğinizi hissediyordum.

Bugün olanları görseniz, belki de görüyorsunuzdur, hak verirdiniz değil mi?

Türk Milletinin; Anadolu’da bin yıllık ‘Türk-İslam’ dava sancağını sahiplenen en büyük hareketinin; lideri, başkomutanı, başbuğu hainlerce kahpe bir tuzakla şehit ediliyor ve üzerinden 11 yıl geçiyor, seçtiği arkadaşları post kavgasına düşüyor. Bu savrulmanın izah edilir tarafı yoktur elbette.

Zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dahi olayın üzerine gidiyor, Devlet Denetleme Kurulunu harekete geçiriyor. Aleni bir suikastın adeta üstü örtülürken dava arkadaşların! ne yapıyor?

Başkanım, hani son büyük kurultaydan bir ay kadar evvelinde bana telefon etmiştiniz. “Mustafacığım seni MKYK listesine yine yazıyorum” demiştiniz.

“Başkanım 10 yıldır birlikteyiz, ben biraz dinleneyim müsaade ederseniz” demiştim.

“Pekâlâ” demiştiniz.

O vakit size birkaç isim önermiştim.

“Bu dönem, partide küçük bir kadro oluşturacağım, tüm siyasi faaliyetleri TBMM’den kendim yöneteceğim” demiştiniz.

Şimdi oluşturduğunuz o kadrodan, nice nicelerini tanıyamazsınız. Karun gibi zengin olanlar, milletvekili hatta bakan olanlar, daha nice nice koltuk kapanlar!...

Evet, nice nice susmalar, pazarlıklar…

Karşılığını mı, aldılar…

Onlar şimdi, eşya medeniyetinin girdabında-bataklığında boğulurken, göğe tırmandıklarını zannediyorlar.

Sevgili Başkanım, ben bu yazıyı yazarken sizin, gerçek - hakikatli dava arkadaşlarınızdan; Prof. Orhan Arslan ve Dr. Mehmet Güneş’in seslerini duyar gibiyim. İki muhteşem yazıyı burada paylaşmaz isem seni sevenlere haksızlık olur.

Son olarak dünyadan ve Türkiye’den bir bilgi vereyim.

Korona virüs salgını,

Tüm Dünya’da ve Türkiye’de hayat durdu, binlerce ölü var, belki milyonları bulacak. Dünyayı ve Türkiye’yi yönetenlerin ne kadar aciz ve çaresiz olduklarını görseniz şaşarsınız.

Herkes evinde hapis, paranın da koltuğun da kıymet-i harbiyesi kalmadı. "Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir hayat için, bir dünya için bu kadar Fırıldak olmaya gerek yok!” Bu sözünüz şimdi daha çok anlam kazandı.

Türkiye’de ve tüm dünyada; para için, koltuk için insanlığını, haysiyetini, şerefini satanlar; “Bu durum geçer inşallah” diye dua ediyorlar. Geçmezse en çok onlara acırım.

Biz Necip Fazıl Kısakürek gibi düşünenlerdeniz. Ne diyor üstat:

Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?
Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun!
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!?”

 

Rabbim seni Peygamber efendimize komşu eylesin.

 

ŞİMDİ İKİ MUHTEŞEM YAZI: Prof. Dr. Orhan Arslan ve Dr. Mehmet Güneş’in müsaadeleriyle…

VALLAHİ İYİ BİLİRİZ

    Prof. Dr. Orhan Arslan

Uzaktan tanıyanlar için bir efsane idi Muhsin Başkan. Ama benim gibi yakından tanıyanlar için yaşanan, hatta yaşanması gereken bir güzellik.

Hakkında söylenen ve yazılanların ortak paydası beş-on kelime ile özetlenebilir:

- Yiğit, Delikanlı, Uç Beyi, Türkmen Beyi,
- Güzel
- Dost, Güvenilir, Sözünün eri, Vefalı, Dürüst
- İstikamet ve vakar sahibi, Ahlakını yaşayan, Takva Sahibi
- Başkan
- Muhsin.

Hayatının her döneminde içinde bulunduğu bütün toplulukların ( sınıf, okul, dernek, parti vb) başkanı oldu. Başkanlık sorumluluk almak demektir.

Yani Allahın emrettiği gibi yaşamak. Takva, hidayete giden yol, takva sahibi hidayetten de önce sorumluluk ahlakını yaşayan insandır. Salih amel, sorumluluğu yerine getirme amaçlı eylem, salih kul da sorumluluğunu bihakkın yerine getiren kul.

Muhsin Başkan, bütün hayatı boyunca hep sorumlu idi. Kimden?

Herkesten sorumlu, her şeyden sorumlu. Yeryüzünden sorumlu Allah vekili. Hatta gelecekten sorumlu bir Allah görevlisi. Allah adına, Allah adıyla…

Öyle olduğu için de her ahval ve şartta doğruları söyleyebildi korkmadan çekinmeden. Açık ve düz yaşadı. Öyle olduğu için de hacmi küçük, fakat özgül ağırlığı büyük adam olarak hep saygı gördü, sevgi gördü, ciddiye alındı.

Öyle olduğu için Türkiye’de yaşayan % 70 insanın ikinci partisi oldu. Tek başına Milletini omuzlayan bir Horasan Eri oldu.

Çok okuyan, çok öğrenen, çok çalışan, çok bilen biri idi. Türk ve Dünya Meselelerine tam anlamıyla vakıf idi. Benim telefon rehberimdeki adı DK idi. Yani Dede Korkut. Bu isimle benimsemiş, yüreğime öylece koymuştum.

Çok az siyasetçiye nasip olan ahlaklı bir hayat yaşadı. Meclise ve politika arenasına onur verdi. Hiç yanlış yapmadı. Para, pul, makam ve mevkileri elinin tersiyle itiverdi. Örnek siyasetçi oldu.

Siyaset bilimi okutan fakültelerin ders kitaplarına örnek kişi olarak koyulacağına ve hakkında pek çok doktora tezleri yapılacağından hiç şüphem yok.

10 sene önce yine bu ayda, yine seçime 3 gün kala, yine bir trafik kazasında oğlum Murat’ım Allaha yürümüştü. Seçimden 3 gün sonra da toprağa vermiştik.

10 sene sonra yine bu ayda, yine seçime 3 gün kala Başkanım-Oğlum Muhsin’im sonsuzluğun sahibine kavuştu ve yine seçime 3 gün kala toprağa verdik. Ben evrende tesadüfe tesadüf edilmeyeceğini biliyorum.

Muhsin Başkanın 5 yıl Genel Başkan Yardımcılığını yapmanın şerefini ve gururunu taşıyorum. Güzelliklerini yaşıyorum.

O zamanlar; “ Bir büyük partiden aday olsaydın da bakan olsaydın” diyenlerin, şimdi telefonlarla “ne kadar isabetli bir Başkan ile siyaset yaptığımdan dolayı” tebrik etmelerini, Duha suresinde Efendimize (bize de) “sonun şimdikinden hayırlıdır” diyen Rabbimizin bir lütfu olarak görüyorum.

Hakkında söylenenlerin ve yukarıda bazılarını yazdığım sıfatların sadece birinin şerefi için can verilir.

Muhsin Başkan bunlardan sayısızca taşıdı benliğinde ve öyle de yürüdü Rabbimize. Ve bize sorarlarsa eğer Başkanımı:
“ Vallahi iyi biliriz. Çok iyi biliriz”.

Formun Üstü

Formun Altı

 

CENNETMEKÂN MUHSİN BAŞKAN

                   Dr. Mehmet GÜNEŞ

 

Bugün 25 Mart 2020; “Hâlde hâldaşımız, sinde sindaşımız, âhiret gardaşımız, tarik-i Hak’da yoldaşımız”; dinde dindaşımız, kanda kandaşımız, ahsen gönüldaşımız, kâmil ülküdaşımız, her dönemde “Başkanımız” olan, kadri “seng-i musallâ”da bilinen ve kıymeti her geçen gün daha çok anlaşılan Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun Âlem-i Cemâl’e vuslatının 11. sene-i devriyesi…

Biz 1980 öncesini yaşamış kadim ülkücüler olarak; Kıble yürekli, “Gül” gönüllü, Hilâl bakışlı, turkuaz düşünceli, Hz. Hamza (r.a.) duruşlu ve Kürşad tabiatlı bir güzel insan olan Cennetmekân Muhsin Başkan’ın; konuşmalarında ve yazılarında ifâde ettiği aşağıdaki hedef, düşünce, ölçü ve ülküleri sadece diline tespih etmeyip hayatıyla da temsil ettiğine, “kâl”iyle “hâl”i arasında en küçük bir farkın ve tenâkuzun bulunmadığına bu dünyada da, âhirette de şehâdet ederiz:

“Allah(c.c.)’ın birliği ve Yüce Peygamberimiz(s.a.v.)’in risâleti dışında hiçbir Mutlak Hakikat tanımıyoruz”

“Fikirde, fiilde, davranış ve yaşama tarzında ölçü eksiksiz olarak İslâm olmalıdır. İslâm, hayatın her safhasında ‘mutlak belirleyici’ rolünü almalı ve istikamet tâyin edici bir ibre olma vasfını kazanmalıdır.”

“Bir kar tânesi̇ olsaydım Mekke’ye düşmek isterdim.”

“Fert ve cemiyet olarak gâyemiz İ’lâ-yı Kelîmetullah için Nizâm-ı Âlem Ülküsü, hedefimizse Allah(c.c.)’ın rızâsına ulaşmaktır.”

“Kim Allah’ın rızâsına uygun hareket ediyorsa, o bizdendir; kim Allah rızâsından uzaksa bizim dışımızdadır.”

“Bir gâyeye ulaşmak isteyen insan, gâyesine uygun hareket etmek mecburiyetindedir. Dâvâ adamı, karşı olduğu düzen içinde, getirmek istediği nizâmın ölçülerini yaşayan, düzene karşı olmanın getireceği rizikoları göze alan, bu sebeple zulme uğrayacağını bilerek çileye hazır olan insandır.”

“İnanmadığım yolda milyonların önünde yürümektense, inandığı hak yolda tek başına yol almayı tercih ederim.”

“Bir elinde Kur’ân, bir elinde bilgisayar olan tam donanımlı bir gençlik hayâl ediyorum.”

“Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar güçlü, kaynaşmış ve birleşmiş bir Türk dünyası ve Türk-İslâm birliği hayâl ediyorum”

“İslâmî hassâsiyeti olmayan milliyetçiliğin içi boştur.”

“Ülkücülük; Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in vahiy ile almış olduğu değerleri hayata taşımaktır.”

“Milliyetçilik; bir milletin başka milletlerden farklı olan kültür, inanç ve medeniyet özelliklerinin korunması, geliştirilmesi ve bağımsız yaşama irâdesidir. Millî bağımsızlık yoksa milliyetçilik de yoktur.”

Bizim milliyetçiliğimiz ete, kemiğe, kana veya ırka değil, kültüre dayanır. bizim milliyetçiliğimiz ayırıcı değil birleştirici, çatışmacı değil barıştırıcıdır. Bizim milliyetçilik anlayışımızın, Batı’da örneklerini gördüğümüz biyolojik ırkçılıkla hiçbir ilgisi yoktur.”

“Kan dökmeyi seven bir millet değiliz, ancak söz konusu vatansa dünyanın şah damarını keseriz.”

“Bu Bayrak öyle bir bayraktır ki; içinde vatan vardır, dökülen kan vardır, iki cihan vardır, din vardır, îman vardır.”

“Biz, Türk’üm demenin potansiyel suç, Müslümanım demenin nostalji sayıldığı bir dünyada inadına Türk, inadına Müslümanız.”

“Türkiye’nin bir millî kimliği vardır, o da Müslüman Türk diye ifâde ettiğimiz kimliktir.”

“Biz; üniter devletten, Ay Yıldızlı bayrağımızdan, resmî dilimiz Türkçeden tâviz vermeyiz.”

“Vatan aşkı maya gibidir, sütü bozuklarda tutmaz.”

“Eğer Anadolu’da rahat oturmak istiyorsak, Türkiye; Bosna’da olmak mecburiyetindedir, Kafkaslarda olmak mecburiyetindedir, Orta Doğu’da olmak mecburiyetindedir.”

“Bu ülkede dürüst olmak başa belâdır, ama o belâ başımızın tâcıdır. Dokuz köyden kovulacağımızı bile bile doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz.”

“Bende ve arkadaşlarımda döneklikle olmaz. Biz inandığımızı yaptık, inandığımızı yapmaya devam edeceğiz. Bize baskı ve tehdit sökmez. Bizim Allah’tan başka hiç kimseden korkumuz olmaz. Ne loca, ne sermâye bizi aslâ satın alamaz.”

“Benim adım Muhsin Yazıcıoğlu; kimse bana emir, tâlimat veremez. Allah’tan başka kimseden korkum yok. Millî irâdenin üstünde beşerî güç ve odak tanımam.”

“Namlusunu millete çevirmiş tanka aslâ selâm durmam”

“Türkiye İran olmaz, Cezayir olmaz, ama Türkiye’nin Suriye yapılmasına da biz aslâ müsaade etmeyeceğiz!”

“Erkek olmak alın yazısı olsa da her kula nasip olmaz.”

“Fâtih Sultan Mehmet han kadar Türkmen, Said Nursî kadar Kürdüz; biz aynı kilimin desenleriyiz ve hep birlikte Türk milletiyiz.”

         “Türk, ata bindiğinde Alparslan’dır, Yavuz’dur; attan indiğinde ise Mevlânâ’dır, Yunus’tur.”

“Ben Türk’üm, Türk esir olmaz,
  Ben Türk’üm, Türk devletsiz olmaz,
  Ben Türk’üm, Türk bayraksız olmaz,
  Ben Türk’üm, Türk ezansız olmaz,
  Ben Türk’üm, Türk hürriyetsiz olmaz”

“Ben tertemiz ellerimi size uzatıyorum… Bu eller kire hiç bulaşmadı. Bu eller ihânete hiç ortak olmadı. Bu eller tertemiz bir mâzînin hâtıralarıyla dolu bir kuşağın bu güne uzattığı ve kutlu bir geleceğe birlikte yürümek için akitleşmek isteyenlerin elidir.”

“Bir sâniyesine bile hükmedemediğimiz bir hayat için, bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın bir anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz…”

Bu ölçü ve gâyeleri temel referans olarak alan ve ülkücülüğün numûne-i imtisâli olan şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun dâvâsı dâvâmız, kavgası kavgamız ve “Bir Güzel Ülkü”ye olan sevdâsı da sevdâmızdır; “son nefes, son nefer, son damla kana kadar!..”

Hakk’a yürümesinin on birinci yılında Cennetmekân Muhsin Başkanı; rahmet, minnet, hasret ve duâ ile yâd ediyoruz. “Lâle”ye müştak “Gül” aşkını şâhikalaştıran Muhsin Yazıcıoğlu’nun; kabri nur, rûhu şâd, mekânı Cennet, makâmı âlî olsun… Yüce Rabb’imiz; Bâkî Âlem’de onu Sevgili Peygamberimiz(s.a.v)’e,  bizleri de ona komşu eylesin…

Şehit Başkan, cümle şühedâ ve bilcümle geçmişlerimiz ruhu için el-Fâtiha…

Dr. Mehmet GÜNEŞ

 

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3850/sehadetinin-11inci-yilinda-arkadas-sectiklerini-gorsen-aglardin

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

26.05.2020 20. Asrın “Çile” Harmanı Necip Fazıl’ı Anıyoruz
25.05.2020 Dr. Mehmet Güneş'in kaleminden 'Bayram Duası'
24.05.2020 Akit TV’den Ahmet Davutoğlu’na Salvolar…
15.05.2020 'En iyi' hatta 'İyi' olmanıza hiç gerek yoktur!...
14.05.2020 Türk Dil Bayramı ve Hançerlenen Türkçemiz
10.05.2020 Anneler Gününde Bir Kadının Hezeyanları!
10.05.2020 Dr. Mehmet Güneş’in Kaleminden: Annelerimiz
06.05.2020 Bu Günlerde Türkiye Nasıl Bir Sınav Veriyor?
03.05.2020 Dr. Mehmet Güneş'in kaleminden; 3 Mayıs 1944 Türkçülük Günü
30.04.2020 Kûtü'l- Amâre Zaferimizin 104. Yıldönümü Kutlu Olsun...
29.04.2020 Bu virüs, Korona’dan daha tehlikeli!
28.04.2020 Dr. Mehmet Güneş ve Makalesi; “Türk Kimdir, Türk Olmak Nedir?”
25.04.2020 Bir Büyük Âlim, Gerçek Bir Mütefekkir ve “Altın Beyinli” Bir Millî Mürşid
18.04.2020 Yaşat Ermeni’yi, Öldürsün Türk’ü
03.04.2020 “Biz bize yeteriz” mi, “Biz size yeteriz” mi olmalıydı?
25.03.2020 Şehadetinin 11'inci yılında, arkadaş seçtiklerini görsen ağlardın!...
19.03.2020 Yârdan geçilir, serden geçilir ancak Çanakkale’den geçilmez!
16.03.2020 “Ülkü Denen Nazlı Gelin”e Sevdâlı Bir Güzel İnsan: Hüseyin Aras
14.03.2020 Rütbesiz Bir Mareşal: Gâlip Erdem
13.03.2020 Bir efsaneyi anarken… O, başka korona virüslerle mücadele etti
23.02.2020 Ülkücü katili Büyükelçi atandı, ağlamak istiyorum!...
21.02.2020 Havada savaş kokusu var…
10.02.2020 Sen Kimsin ya… Derhal istifa et; Rumların, Amerika’nın yetiştirmesi…
31.01.2020 Gelecek Partisinin geleceği!...
31.12.2019 Muhsin Yazıcıoğlu’nun doğum günü birkaç güzel anı, birkaç satır yılbaşı…
30.11.2019 Bir Ülkü Çınarını daha yolcu ederken?
21.11.2019 Muhteşem iki Röportaj?
10.11.2019 81?nci Yılında Atatürk?ü Anarken Saldırılar?
13.10.2019 Aykırı seslerin değil, Dua ve Birliğin zamanı
19.09.2019 Diyarbakır?da Tiyatro?
12.09.2019 Kanla olgunlaştırılan Darbe: 12 Eylül
06.08.2019 Köprüler, otoyollar millete zulüm!...
17.07.2019 Ankara?nın gündemi: Yeni partiler ve erken seçim
14.07.2019 15 Temmuz, Öncesi ve Sonrası
09.07.2019 'İnsanı Düzeltmeden Yargıyı Düzeltemezmişiz' Gaflet?
01.07.2019 AKP ve ?Tek Adam Rejiminin? Sonu mu?
19.06.2019 Savaş Kapımızda, Orduyu Terhis mi Ediyorsunuz?
03.06.2019 Bayramlar Anlamını Yitirdi?
28.05.2019 Tayyip Erdoğan?ın Ülkesinde?
15.05.2019 Benim Tarafım Belli, Ya Siz Kimden Yanasınız?
07.05.2019 YSK ve Akıl Tutulması?
23.04.2019 Yeni Parti-Partiler yolda, AKP yolun sonu mu?
21.04.2019 Mansur Yavaş?a Açık Mektup?
07.04.2019 Zenginleşen belediye başkanı istemiyoruz!...
02.04.2019 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerini kim kazandı?
26.03.2019 Muhsin Başkan?la ilgili çok ilginç bir anı
18.03.2019 Türkiye?de yeni bir partiye ihtiyaç var mıdır?
10.03.2019 'Varlık-yokluk kuyruğu? tartışmaları ve asıl sorun?'
04.03.2019 Ankara?nın kurtuluşu Mansur Yavaş
25.02.2019 Bu konuda Erdoğan haklı, ancak?
21.02.2019 Yurdun ozanı susturulursa, ezanı da susturulur?
15.02.2019 Kendini unutan adam Ozan Arif?
05.02.2019 "Evet, Türkiye?nin bir ?Beka Sorunu? var!...