“Karanlık Çağ”

Eklenme Tarihi: 16.03.2020 11:25:35 - Güncellenme Tarihi: 31.05.2020 01:06:03

Hintlilerin “Kali Yuga” dedikleri Karanlık Çağ ifadesini yıllar önce Rene Guenon’un “Modern Dünyanın Bunalımı” isimli kitabında görmüş ve bu ifadeyi ona ait zannetmiştim. Bu haftaki yazım Dünya olarak içine düştüğümüz belirsiz ve zor bir süreci ifade eden olaylar ve özellikle koronavirüs üzerinedir. Tabii bunun çağrıştırdığı ‘karanlık çağ’ olgusu ya da algısını merkeze alarak. Zor zamanlar geçiren toplumların düşünürleri ya özeleştiri yapar ya da kaderci bir anlayışla sürece teslim olur. Birinci Dünya Savaşı biterken meydana gelen büyük yıkım Alman Oswald Spengler’e Batının Çöküşü’nü yazdırmıştı. Guenon ise mezkur eserini 1927’de kaleme aldı. Guenon’un hayatı gerçek bir destan. Ama konu o değil. Aynı yüzyılın sonlarına doğru bir başka Fransız, Müslümanlığı seçerek Batıyı şok etmişti. O da Fransız Komünist Parti Büro Şefi ve önemli bir filozof olan Roger Garaudy idi. 1981’de Müslüman olduktan sonra kaleme aldığı ve Türkçeye “İslamın Vadettikleri” ismiyle çevrilen kitabında aynı sorunu yani Batı medeniyetinin bitişini işaret ediyordu. Yine burada, medeniyet eleştirisi noktasında çarpıcı tespitler yapan Macar asıllı Amerikalı tarihçi John Lukacs’ı ve eseri “Modern Çağın Sonu”nu zikretmeliyim.

Bu listeyi uzatmak mümkün. Ama konu o değil. Konu son yıllarda hep artan bir ivmeyle devam eden felaketler ve bunları nasıl okumamız gerektiği. İnsanlar uzun süredir neler “oluyor diye” yüksek sesle sormaya başladı. Kendi günlük meşgalesi yüzünden bunu düşünme imkanı bulamayan insanlar bile yaşananlar karşısında endişelenir oldu. Aslında yıllardır bu günlerin geleceğini hissedip çevresini haberdar eden pek çok fikir insanı umursamaz tavırlarla karşılanıyordu. Savaşlar, depremler, göçmenler, çekirge istilaları, kuraklık, kıtlık, iklim değişimi ve ennihaye virüslerin hapishaneye çevirdiği bir dünya! Son beş yıldır Dünya ölçeğinde adından çok bahsettiren İsrailli tarih profesörü Yuval Noah Harari son kitabında şöyle diyordu: “Gecekondu mahallesinde tek başına iki çocuk büyütmeye çalışan bir annenin derdi bir sonraki öğünü nasıl çıkaracağı, Akdeniz’in ortasında şişme bir botla yol alan göçmenlerin derdi karaya nasıl ulaşacakları, büyük şehirdeki kalabalık bir hastanede ölüm döşeğinde yatan adamın derdi kalan son gücüyle bir nefes daha alabilmek. Hepsinin küresel ısınmayla ya da liberal demokrasinin içine düştüğü krizden çok daha mühim sorunları var.” Fakat durum bu kadar masum değil ne yazık ki. Yine aynı yerde Harari şöyle diyor: “Siz çocukların yemesi içmesi, kılık kıyafetiyle meşgulken insanlığın geleceği karara bağlanırsa ortaya çıkan sonuçlardan ne siz muaf tutulursunuz ne de çocuklarınız. Bu hiç de adil değil ama kim demiş tarih adildir diye? (21.Yüzyıl İçin 21 Ders)

Şimdilerde insanlık Cohn Lukacs’ın, “muazzam çağın ışıkları sönerken ve yeni bir çağın kestirilemez koyu karanlığı gelirken” ifadesinde tanımını bulan belirsiz ve tahmin edilemez bir girdaba doğru yuvarlanıyor. Lukacs’ın ışıklarının söndüğünü söylediği muazzam çağ Harari’ye göre “Hümanist Dönem”dir. Zira Harari zamanı dün, bugün ve yarın bağlamında Dinler Dönemi, Hümanist Dönem ve Dataist Dönem olmak üzere üç kısımda değerlendiriyor. (Homo Deus) Bu tanımlamada süreç teosentrikten humansentrike doğru akıyor. Buradaki Dataist Dönem tanımlaması siborg ve nesnelerin interneti algoritmalarını ifade ediyor.

İnsanlığı büyük bir belirsizliğin önüne getirip bırakan medeniyete “Modern Batı Uygarlığı” gibi bir isimlendirme sorumluluğu sadece coğrafi bir bölgeye yükleme hafifliğini içinde barındırıyor. Ali Şeriati tüm medeniyetlerin bir birinin devamı olduğunu bir millete ya da bir dine münhasır kılınmasının yanlış olduğunu ifade eder. “Medeniyet Tarihi” isimli eserinde Şeriati medeniyetleri tarihsel sınıflandırmayla ifade etmenin daha isabetli olduğunu belirtir. 10.yüzyıl medeniyeti, 18.yüzyıl medeniyeti vb. gibi. Yani sonuç olarak tüm gezegen olarak geldiğimiz noktaya ait bir sorumluluktan bahsedeceksek bu tüm insanlığın aynı miktarda olmasa da ortak vebali/sorumluluğudur diyebilmeliyiz.

Tekil bir örnek olarak koronavirüs salgınında küremizde yaşananlara bakarak durumu gözden geçirebiliriz. Aşırı yorumlardan ve komplocu yaklaşımlardan ne kadar uzak durursanız durun o çıldırtıcı sorulardan kimse zihnini kurtaramıyor. 1918-1920 yılları arası yaşanmış ve sonuçları korona virüsünün milyonlarca kat üstünde (şimdilik) bir yıkıcı etkiye sahip olmuş bir örnek (İspanyol Gribi) ortada olmasına rağmen yine de şimdiki durum ondan daha vahim görünüyor. Egemenlerin Dünya nüfusunu çok buldukları artık sır değil. Yapay zeka sayesinde işçi ve savaşçıya da önceki gibi muhtaç olmadıkları da öyle. Yedi buçuk milyar insanın ortalama bir Amerikalı düzeyinde yaşam standardına sahip olabilmesi için gezegenimiz gibi üç gezegene daha muhtaç olduğumuz da malum. Obezleşmiş Batılı insanın tüketiminin Dünyanın kendileri dışındaki yüzde atmışının ve gelecek nesillerin hakkı olanı tüketmeye dönük olduğu bir dünyada ve bir çağda yaşıyoruz.

Koronavirüs olayı belki de sosyal bir deney! Tüm Dünyayı tırstıran bir kendini hissettirme. Küresel bir iktisat savaşı ve doların Bretton Woods’tanberi (1944) devam eden egemenliğini sonlandırma belki de. Elektronik paraya geçişin bir ön hazırlığı ya da. Dünyanın biyolojik bir felaket karşısında tepkisini ölçme de olabilir. Yeni ticari modelleri ve eğitim tarzlarını deneme fırsatı da var olabilir işin içinde. Bunların hiç biri değildir belki de. Yani bilinçli bir organizasyon değil ama tüm bu yazdıklarımızı ortaya koyma/gerçekleştirme imkanı  sunan bir felaket fırsatı!

Dünya bir karantinaya doğru gidiyor. Avrupa’da süreç sanki Çin’den de kötü seyredecek. Merkel, Almanya’nın yüzde atmış veya yetmişi bu hastalıktan etkilenecek diyor. Liderlerin aldıkları önlemlere baktığımızda durumun tahminlerimiz ötesinde bir ciddiyete işaret ettiği aşikar. Yetkililerin uyarına harfiyen uymak gerekir diyoruz ama yine de ara ara sergilenen toplumsal görüntüler üzücü. Bir süreliğine resmen Dünya duracak! Hayat duracak. Yarın geldiğinde bir kısmımız düne ait yazılanlara ve söylenenlere baktığında belki sadece tebessüm edecek. Hint öğretisi de diğer büyük dinler gibi Karanlık Çağ’dan sonra bir Altın Çağ’a işaret ediyor.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3815/karanlik-cag

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

11.05.2020 Neden Siyaset
30.03.2020   Hüzün Bulutları
23.03.2020     Virüs Salgını Üzerine Düşünceler
16.03.2020 “Karanlık Çağ”
09.03.2020 "Medeniyet Dönüşümü”
02.03.2020 Aktif Ahlaktan Pasif İmana
24.02.2020 Yeni Bir Yolculuk Hikâyesi
17.02.2020 Tarım Üzerine
10.02.2020 Siyah ve Beyaz Arasındaki Sonsuz Zenginlik
03.02.2020 Mesire Yerindeki Gazete Parçaları
27.01.2020 Bunu da Unuturuz
20.01.2020 Toplumsal Özeleştiri
13.01.2020 “Vicdan Zorbalığa Karşı”
06.01.2020 Kandil Şahsiyetler
30.12.2019 Kanal’a Bakan Kurt Gözleri      
23.12.2019 Gelecek’in Geleceği
16.12.2019 Gelecek Partisi ve Vizyonu
09.12.2019 Demokrasi ve İnsan Hakları Günü
02.12.2019 'Güneşin Doğduğu İnsanlığın Battığı Yer'
25.11.2019 Gücün 'Şehir'le İmtihanı
18.11.2019 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde'
11.11.2019 Arayış
04.11.2019 Din Bilim Siyaset
28.10.2019 İnsanın Dört Mevsimi
21.10.2019 Modern Bunalım
14.10.2019 Gündemlerde Kaybolmak
07.10.2019 Yeni Partiler ve Yeni Siyaset
30.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-5
23.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-4
16.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-3
09.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu -2-
02.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-1
26.08.2019 Terörize Edilebilirlik Açısından Dinler
19.08.2019 Kemalist İslamcı Kürt Alevi ? ve Mutabakat
05.08.2019 Ahlâksız Îman
29.07.2019 Eleştiri Kültürü
22.07.2019 Hoşgörü Toplumu
15.07.2019 Mental Yorgunuyuz
08.07.2019 Hayata Dair
02.07.2019 Lgbt veya Cinsel Engellilik
01.07.2019 MAÂRİF DÂVÂMIZ-4
24.06.2019 Maârif Dâvâmız-3
17.06.2019 Maârif Dâvâmız-2
10.06.2019 Maârif Dâvâmız-1
03.06.2019 ?Hoşbulduk - Güle Güle?