Göç Filmi

Eklenme Tarihi: 11.03.2020 08:15:52 - Güncellenme Tarihi: 25.05.2020 21:45:20

Savaş sıralarında ve müteakip zamanlarda taraflara ait nüfus, yalnız ölmek suretiyle azalmıyor. Aynı zamanda   sert muameleler de bir kısım halkı başka diyarlara göç etmeye mecbur ediyor. Göç yaygın kanaatin aksine,  bir sorun değil, var olan bir sorunun çözümüne yönelik olan bir adım olarak değerlendirilebilir. Hatta bu adım, bazıları için hayatlarını olumlu yönde değiştirirken, bazıları için ise daha kötü olan bir sonun başlangıcı da olabilmektedir. Ancak göçmenlerin ortak hayali, daha iyi bir gelecek hayalidir.

Geçmişten günümüze bir yolculuk yaparsak, hakim olduğu topraklarda, tek bir devlet, tek bir din siyasetinin tatbik edilmesini amaç edinen Rusya,  işgal ettiği Kırım topraklarında 1783 yılından itibaren camileri kiliseye çevirmiş veya yıkmış, Türk şehir ve köylerinde kiliseler, manastırlar yapmış, ilim adamlarını sürmüş,  vakıf topraklarını gasp etmiştir. Bu baskı ve haksızlıklara dayanamayan Müslüman Türk ahali çareyi göç etmekte bulmuştur. Türk göçmenlerinin boşalttığı yerlere diğer yerlerden getirilen   Ruslar  ya da Ruslaştırılma potansiyeline sahip  kişiler yerleştirilmiştir.

93 Harbi sonrasında Rusya’nın uyguladığı  göç  politikalarının  merkezinde  Ortadoks olmayan  kadim ahaliyi  sıkıştırarak oradan uzaklaştırmak yatmaktaydı.   Rusya,  her ne kadar  sıcak denizlere inme iştiyakı ile yansa da, Suriye’de    Rejim güçleriyle elde ettiği topraklarda  kendini daha da güvende hissedebilmek için, çok sayıda Hristiyan ahaliyi  yerleştirmekten imtina etmeyecektir.   

Rusya, I. Petro’nun vasiyeti olarak yakıştırılan,  coğrafî konumu gereği önce Karadeniz'in kuzeyini ele geçirmek, sonra da Kafkaslara, Boğazlara ve Balkanlara hakim olarak Osmanlı topraklarından güneye inmek siyasetini takip etmiştir. Ancak  bu projenin  tamamının gerçekleşmesi  mümkün olamayınca, Boğazlardan Güneye inmek yerine  Esad’ın davetiyle  daha kısa zamanda netice almak amaçlı havadan Ortadoğu’ya inmek ve yerli ahaliyi göçe mecbur bırakarak    Ruslara  Ortadoğu’da yer açmak,  en kestirme yol olarak benimsenmiştir.  Buna bağlı olarak   Rusya, Suriye topraklarında  meskun Müslümanları  göç etmeye zorlamıştır.  Çünkü buradaki Müslüman  ve Türk topluluklarını kısa bir süre içinde eritip Ruslaştırması mümkün değildir.

 

2011’de  Suriye’de başlayan iç savaşla birlikte   kitlelerin   Avrupa’ya akın etmek için harekete geçmesi, gerek Esad’ın kendi halkına karşı, gerekse de Rusya ve ABD’nin  yerli işbirlikçileriyle  birlikte Suriye halkına karşı  tek taraflı kıyıma bağlı  gerçekleştirdikleri zora dayalı nedenlerle oluşmuştur. Suriye ‘den başlayan göç,  Avrupa Birliği’nin  belirlenen ortak mülteci  kararlarına uymaması nedeniyle, transit ülke olması gereken Türkiye’yi  sınır kapılarını açana kadar ev sahibi ülke konumuna itmiştir.  En fazla Suriyeliyi ağırlayan ülke ise Türkiye olmuştur.

2. Dünya Savaşından bu yana en ağır mülteci  krizinin yaşandığı  günümüzde, o yıllarda vatandaşları şiddet ve  çatışmalardan kaçıp diğer ülkelere sığınan  Avrupa ülkeleri bu kez kendileri ev sahibi konumundadır. Ancak hiç de iyi bir  ev sahipliği  sınavı veremedikleri   sıktıkları gaz bombaları, kullandıkları ateşli silahlar, batırdıkları  sığınmacı botlarından  yeterince  anlaşılıyor.

Rusya’nın,  Suriye-İdlib’de yaşayan halkı, savaş korkusu ile   başka ülkelere (Türkiye’ye) sürerek işbirlikçileri ile beraber kendine alan açması Çarlık Rusyası’ndan kalan yayılmacı  politikanın devam ettiğinin  belirtir niteliktedir.

Kafkasyalıları, Osmanlı topraklarına göçe mecbur etmek için  onların kendi topraklarında hayat sürdürmelerini imkansız hale getirecek olan, köyleri talan etme, yakıp- yıkma, ve  hayatın devamı için gerekli her şeyin halkın elinden alınması gibi Rusların benimsediği yöntem, daha sonra Kafkasya’da ve Balkanlar’da tekrar tekrar uygulanacaktır.  Ortadoğu’yu işgal ederek  ölmekten ya da kaçmaktan  başka seçenek bırakmayarak göçe zorlamanın klasik  yöntemini  bu  gün Suriye’de uygulayanlar, geçmişte  Kırım’ı  işgal edip  kadim halkını Anadolu’ya sürenlerle aynı güçlerdir.

Velhasıl film aynı filmdir.

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3800/goc-filmi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar