İletişim ve İntihar -2-

Eklenme Tarihi: 10.03.2020 08:09:45 - Güncellenme Tarihi: 05.06.2020 22:14:54

Bir hastanede, hastalardan biri ütü odasında intihar eder. Birkaç gün sonra, aynı mekânda bir hasta daha hayatına kendi elleriyle son verir. İlerleyen günlerde hastanenin ütü odalarında birkaç intihar daha olur.

 

Hastalar, en yakındaki kişilerle (anne, baba, eş, kardeş, arkadaş, vs) iletişime geçmek yerine intihar etmeyi tercih etmektedirler.

 

Günler ilerlerken intihar eden hasta sayısı da artmaktadır. Hastane idaresi ilk günlerde bazı tedbirler alır, lakin alınan tedbirler derde deva olmaz. Başhekim, bir çare olarak ütü odalarının kapatılması talimatını verir. Ütü odaları kapatılır; intiharlar durur.

 

***

 

Bu olay, Fransız sosyolog Emile DURKHEIM’in “İntihar” isimli kitabında anlatılır.

 

İntihar, psikolojik veya psikiyatrik bir vak’a mıdır?

 

Durkheim, yaptığı çalışmalarla intihar olaylarını anlamaya çalışır. Uzun süreli gerçek olay tahlilleri yaparak 26.000 intihar dosyasını tek tek inceler. İnceleme sonuçlarını, “İntihar” ismiyle bir kitap olarak yayınlar.

 

O’na göre intiharların pek azı psikolojik veya psikiyatrik birer vâk’adır: İnsanı intihara sürükleyen başka sebepler olmalıdır.

 

***

 

Psikolojik veya psikiyatrik bunalımlar sebebiyle intihar edenlerin oranı oldukça düşüktür. Durkheim intiharlarda, tek tek kişiler üzerindeki “toplum baskısı”na dikkat çekmektedir.

 

Toplum halinde yaşayan insan, muhtelif konularda toplumdaki ilişkiler ağının baskısına maruz kalır. Bu yüzden intiharların sebeplerini, toplumdaki iletişim mesajlarını taşıyan ilişkiler ağında aramak gerekir.

 

Toplumda her daim canlılığını sürdüren ilişkiler ağı, kişiyi toplumla yakınlaştırdığı gibi uzaklaştırabilir de …

 

***

 

Durkheim, incelediği intihar olaylarından aşağıdaki sonuçları çıkarmaktadır:

 

 

Psikolojik veya psikiyatrik rahatsızlıklar, akıl hastalıkları “toplum dışı” unsurlardır. Bunlar, intiharların sebebi olabilir ancak intiharlar ile aralarında doğrudan bir ilişki kurulamamaktadır. Başka bir ifadeyle akıl hastası veya psikolojik, psikiyatrik rahatsızlığı olan her insan intihar etmemektedir. Bir toplumda akıl hastalıkları veya psikolojik, psikiyatrik rahatsızlıklardaki artış, intiharları artırmamaktadır.

Benzer şekilde alkol bağımlılığı ile intiharlar arasında anlamlı bir bağ bulunmamaktadır.

 

İntihar oranlarının değişimiyle ırk türleri arasında da bir ilişki kurulamamaktadır. Durkheim, hangi ırk türlerinin intihara daha eğilimli olduğu veya olmadığı konusunda herhangi bir sonuç elde edememiştir.

 

Aileden tevarüs edilen genetik özellikler ile intiharların seyri farklıdır. Babası ve / veya dedesi intihar etmiş bir kişinin, sadece soy bağı dikkate alınarak intihar edeceğini söylemek mümkün değildir.

 

İntihar eğilimi, yaşlara göre farklı oranlarda görülür. Çocukluk yaşları hariç olmak üzere, diğer yaş gruplarındaki intihar eğilimi değişmekte, belirli bir yaş grubunda yığılma göstermemektedir.

 

İklim şartlarıyla mevsimlik hava sıcaklıklarının intiharlar üzerindeki etkisi değişkendir. “Hava sıcaklıkları artıp / azalınca intihar eğilimi de artar / azalır” şeklinde bir hüküm verilememektedir.

 

Sosyal gruplar, kişinin hayata tutunması açısından önem taşımaktadır. Grup üyeliği ve gruplara bağlılık, kişinin toplumla olan iletişimini artırmakta, “yalnızlaşma” veya “dışlanma” gibi davranış bozukluklarına sebep olabilecek olumsuz etkilere karşı korumaktadır. Yalnızlaşma veya dışlanma, kişi üzerindeki toplum baskısının bir sonucu olarak ortaya çıkar: Duygu olarak başlar, davranışa dönüşür. Her iki duygu-davranış biçiminde de intihar eğilimi yükseliş gösterir.

 

Yalnızlık veya dışlanma duygusu yerine, kişinin toplumla “aşırı derecede bütünleşmesi” halinde de intihar eğilimi yükselir. Özelikle toplu intiharlarda, aşırı bütünleşmenin etkisi açıkça görülebilir.

 

Kişinin, üyesi olduğu grupla “aşırı bütünleşmesi” durumunda, sosyal ilişkilerin kişi üzerindeki ağır etkisi dikkat çekicidir. Bu durumda, kişi-toplum iletişimi, tek yönlü işlemektedir. Bu tip intiharlarda kişiyi harekete geçiren kuvvet, “sosyal amaç”, başka bir ifadeyle “grup amacı”dır. Kişi, iletişim içinde bulunduğu gruba bağlılığı sebebiyle, grubun amaçları doğrultusunda intihar etmektedir.

 

Toplum içinde “sosyal rolleri”ni gereği gibi yerine getiren kişilerde intihar eğilimi düşüktür. Ailede, “baba”; okulda, “öğretmen”; işyerinde “çalışan”; … rollerini başarılı oynayan bireyin iletişimi güçlü, intihar eğilimi düşüktür.

 

***

 

İlk bakışta bireysel bir olgu gibi görünen intihar, gerçekte sosyal bir olaydır.

 

Durkheim, intiharı, “sosyal bir olay” olarak ele almakta, intiharı sosyolojik gerekçelerle açıklamaktadır. O’na göre, sosyal bir olayın sebebi ancak başka bir sosyal olaydır.   

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3797/iletisim-ve-intihar-2

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Abdüllatif
04.04.2020 20:56
SUICIDE CLUB (Jisatsu sâkuru) (2001) İsminden de anlaşılacağı üzere yok böyle bir film aslında… THE LAST RONIN (Saigo no Chûshingura) (2010) "Sözlerdeki incelik güven yaratır. Düşüncedeki incelik derinlik. Duygulardaki incelikse sevgi!" Lao Tzu İnceldiği yerden kopmayan bir film.

Diğer Yazılar