Göç Eden Vicdanlarımız

Eklenme Tarihi: 04.03.2020 14:55:06 - Güncellenme Tarihi: 29.05.2020 06:03:07

Suriye’de 2011 yılından beri insanlık dramı yaşanmaktadır. Bu süre içerisinde zalim diktatör ve terör örgütlerinden kaçan sivil halkın birçoğu Türkiye’ye sığındı. Resmi rakamlara göre 3.5 milyon gayri resmi rakamlara göre ise 5 milyona yakın Suriyeliye Türkiye ev sahipliği yaptı. Yaklaşık 9 yıldır Türkiye bu insanların barınma, eğitim sosyal gibi tüm ihtiyaçlarını tek başına hiçbir ülkeden destek almadan yapmaktadır.

Ben ülkemde tüm insanlar ile gurur duyuyorum, ben tarihimden ve atalarından gurur duyuyorum, topraklarımızda kurduğumuz devletlerimiz tarih boyunca zalimlerden kaçanların sığındığı tek ülke oldu elhamdülillah; Teşekkürler TÜRKİYE. Öyleki Afganlısı, Pakistanlısı, Türki Cumhuriyetlerindeki kardeşlerimiz, Kürtler, Araplar, Farslar, Gürcüler, Kafkaslar, Makedonlar, Boşnaklar, Arnavutlar, Bulgaristan göçmenleri, Afrikalılar ve birçok Müslüman ülke vatandaşının sığındığı tek ülke. Binlerce yıldır bu toprakların sahipleri bizler bu çeşitliliğe kucak açıp onları kendi içimizde barındırarak Türkiye’yi oluşturduk.

Halepçe Katliamından kaçan yüz binlerce KÜRT kardeşimize yıllarca ev sahipliği yaptık ve akrabalıklarımızı pekiştirdik. Bulgaristan’da zulme maruz kalan kardeşlerimize kucak açtık ve hepsine toprak, aş ve iş verdik; akrabalıklarımızı pekiştirdik.

Suriye’de bizim akrabalarımız eşimiz dostumuz var, Suriye bize Osmanlı’dan miras kalan topraklar ve insanlar, 910 km ile en uzun sınırımızın olduğu komşumuz. Geçmişte Suriye Devleti bize terör konusunda yeterince destek oldu mu? – Hayır, ya Irak oldu mu? – Hayır, ya İran oldu mu? – Hayır; Ermenistan, Yunanistan, Bulgaristan? – hayır hayır hayır… Sorun sadece terör tehdidi olsaydı o zaman da Suriye’ye müdahale edilirdi.

Suriye’de ne işimiz var? diyenlere. Haykırarak! Elbette çok işimiz var demeliyiz. Sorun sadece sınırlarımızı koruma sorunu değildir. Sorun insanlık onuruna destek sorunudur. Eğer gerçekten gerekçemiz İNSANLIK ONURU ise o zaman oradan bize sığınanlara bu gerekçe ile asla pazarlık konusu yapmamalıyız. Diğer kıtadan komşumun topraklarını işgal edenlerin ne işi var Suriye’de. Onlar petrol ve sömürü derdindeler. Bizler ise mazlumların yaşaması derdindeyiz. Bu bir milli meseledir ve bu siyasetin üstündedir ancak atılacak her adımın da muhalefet ile birlikte hemfikir bir şekilde atılması elzemdir. Eğer birileri bu tür zamanda birliktelikten bahsedecek ise kimse tek başına karar almamalıdır. Her şehidimiz hepimizin ortak şehididir, akıl akıldan üstündür ve tüm fikirlere açık olmalı birlikte kararlar alınmalıdır.

Hiçbir siyasetçi şehit cenazeleri üzerinden fikir beyan etmemelidir.

Mehmetçiğimiz şu an sınır dışında ALLAH onların yar ve yardımcısı olsun dualarımız onlar ile elbette. Bir canımızı dahi bundan sonra vermemeliyiz. Dış politikaya ilişkin en önemli adım askerlerimizin güvenliğidir. ABD ve Fransa nasıl ki askerlerini koruyarak bir mücadele yürütüyor ise biz de o dili kullanarak tek bir askerimiz şehit olmadan adımlarımızı atmalıyız. Ben askerliğimi 1997 yılında ÇEKİÇ Harekatına katılarak Kuzey Irak’ta yaptım ve sadece kendi taburumuzda 30 şehidimiz oldu, akşam görüştüğümüz arkadaşımızın sabah cenazesini kendi ellerimiz ile kaldırdık. Bazılarımız için uzaktan atıp tutmak kolay, kimseye bir lafın yok ancak derdini çekmeden acısını hissetmeden herkesin rahat rahat konuşması doğru değil. Şehitlerimiz ve ülkemizi ilgilendiren en önemli meselelerde vali düzeyinde değil hükümetin en yetkilisi tarafından bilgilendirilmek bizim temel hakkımızdır. Bugüne kadar Suriye’de şehit olan asker sayımız 200’ü geçti, yüzlerce de yaralımız var, Allah şehitlerimizin şefaatine bizleri nail etsin ve yaralılara şifalar versin. Peki “2015 yılından beri Suriye’yi işgal eden yabancı devletlerin İran, Rusya, ABD, AB vs kaç askeri öldü?” adımlarımızın doğru olup olmadığına bir de bu açıdan bakalım.

Suriye’de attığımız her adımın geri dönüşünün olmayacağını bilerek stratejiler belirlemeliyiz. Sınırlarımızdan bize gelen tüm tehditler ve bunun dışında göç dalgalarını yönetmenin en ideal yolu sınırımızın dışında bir güvenlik bölgesi oluşturulmasıdır. Türkiye, bunu bir nebze yapmaya çalışmaktadır ancak farklı bilgiler ve olası gelebilecek kirli istihbarat bilgileri ile uluslararası anlaşmaları birilerinin bahane etmesine paye verilmemesi gerekir. Biz Suriye’yi ilhak ya da işgal etmeye gitmiyoruz, bizim başka topraklarda gözümüz yok, defalarca bu söylendi “Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız” dolayısı ile yarın çekileceğimiz topraklar için en ağır bedel olan canlarımızı vermeden bir yaklaşım sergilemek zorundayız.

Elbette VATANIMIZ SAĞ olsun, elbette ÇOCUKLARIMIZ sağ olsun, vatan toprağı olan her bir karış için şehit olalım ve VATANIMIZ SAĞOLSUN.

Suriye’ye ilişkin yapılması gerekenler ile ilgili GELECEK PARTİSİ Genel Başkanı Prof. Ahmet DAVUTOĞLU’nun bir eylem planı, basın ile paylaşıldı bu eylem planı çerçevesinde hareket edilmesi ülkemizi daha güçlü hale getirecektir. Kimse de bu söylemim ile SURİYE politikasını Genel Başkana mal etmeye kalkmasın. Yaklaşık 4 yıldır Genel Başkan aktif siyasetin içinde, resmi hiçbir görevi yok eğer geçmiş bir hata ise bu 4 yılda bunları düzeltselerdi.

Ayrıca bugün birileri dış işleri bakanının sözünü dinleyerek adım atıyorsa o halde buyursunlar bu 4 yılın da hesabını birlikte kamuoyuna versinler.

Başından beri Suriye’den gelenlerin istedikleri ülkeye gitmelerinin engellenmesini doğru ve etik bulmamıştım ve defalarca zikretmiştim. Türkiye, Avrupa’ya gitmek isteyen mültecileri hep engelledi oysaki bu zaten başından beri yanlıştı. Avrupa’ya gitmek isteyenler gider, sınırlarımız açılır bundan onlar da nasibini alır gitmek istemeyen ise bizde kalır ve başımızın üstünde yeri olurdu. Düne kadar boğulan çocukların görüntüleri ile insanlığımızdan utanmadık mı? Bu resimleri dünya ya göstererek onları azarlamadık mı? 33 şehidimizden sonra bunun faturasını sivil Suriyeli göçmenlere kesip hadi ne haliniz varsa görün ve gidin demek veya bunu pazarlık konusu yapmak bize yakıştı mı? Peki yarın AB istediğimiz parayı verince bunların gitmesini tekrar mı engelleyeceğiz? Biz para için mi bu insanlığı yapıyoruz hani tarihimiz?

Hayır biz bu değiliz.

VİCDANLARIMIZI GÖÇ ETTİRMEMELİYİZ. Göç eden her vicdan kıyametin habercisidir.

Mülteciler ilk geldikleri yıllarda içlerinde akademik kariyeri ve farklı yetenekleri olanları birçok Avrupa ülkesi hemen alıp kendi vatandaşlık verirken bizler bunlara seyirci kaldık. Şimdi de 250.000 dolar veren herkesi TÜRKİYE CUMHURİYETİ vatandaşı yapıyoruz. Bu doğru bir adım mı? Yani parası olan tekrar yaşasın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak bu kadar ucuz olmamalıydı. Dün de bugün de buna karşı olan biriyim. Başından beri SURİYELİ kardeşlerimizin modern yapılmış ekonomik ve sosyal-kültürel yaşamlarını devam ettirecekleri büyük kamplarda yaşamaları doğruydu ama bu da yapılmadı. Özellikle bir anlayış toplum ile entegreli bir yaşam şeklinin oluşmasını sağladı, peki neden? Evlilikler olsun, çocuklar doğsun, uluslararası anlaşmalar gereği vatandaşlık kapısı açılarak milyonlarca Suriyelinin vatandaş olmasını sağlamak için mi?

Rusya, Suriye ve İran müttefik ülkelerdir. Başından beri de Suriye rejimini her anlamda desteklemektedirler. Türkiye bu durumu net bilmesine rağmen RUSYA ile olan ilişkileri düşündürücüdür. ABD ve AB de rejimi arka planda desteklemekte ve rejim ile bir çatışmaya girmemektedir. Rejim ile tek çatışan ülke Türkiye’dir bu da tüm dünyayı aslında karşımıza aldığımızın net fotoğrafıdır dolayısı ile daha ileri boyuta taşınacak her adım bizi çıkmaza sokacaktır.

Türkiye’nin hava savunma sistemi hala yoktur. Patriot’lar NATO’nun, S 400’ler ise Rusya’nındır. Her ikisi de son durum itibariyle Türkiye’ye bu silahları vermek istemeyeceklerdir.

Suriye hava sahası Türkiye’ye kapalıdır. On binlerce askerimizin olduğu bir operasyonda SAVAÇ UÇAKLARI desteği olmaması asla kabul edilemez. İHA ve SİHA’ların destekleri meşru ve yasal hale gelmeli, askerlerimizi her saat koruma altında tutmalıdır.

Özet ile bize yakışan;

-Suriyelileri misafir ederek Suriye’de huzur sağlandığında onları güvenli bir şekilde evlerine vatanlarına yollamalıyız.

-Ülkemizde kalmak istemeyen her mülteciye gitmesi için kapımızı açık tutmalıyız açık tutulan bu kapıların insanlık dramına dönüşmesine, çocukların ve kadınların zarar görmesine engel olacak şekilde formül bulmalıyız.

-Dün denizden boğulmaktan kurtardıklarımızı bugün denize boğulmaya terk edemeyiz.

-Sınırlarımızın güvenliği için ağır silahların yerden atılan füzelerin mesafesine kadar Suriye’den içeriye girip bu bölgelerde güvenlikli bir bölge oluşturma dışında ilerlemekten vazgeçmeliyiz.

-Yarın geri adım atacağımız her adım bize ulusal anlamda ciddi maliyetler oluşturacağını bilmeli ve ona göre adım atmalıyız.

-Diğer ülkeler kendi askerlerinin can güvenliğini nasıl sağlıyor ise Türkiye’nin de aynı yolları kullanması gerekmektedir.

-Askerlerimizi şehit eden Rusya’dır. Buna tepki koymalı gerekli diplomatik adımlar atılmalı ve RUSYA ile iş birliğinden vazgeçilmelidir.

-Hızlı bir şekilde hava savunma sistemi kurulmalıdır.

Aydınlık bir Gelecek dileklerimle…

 

 

 

 

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3783/goc-eden-vicdanlarimiz

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar