Toplumsal Özeleştiri

Eklenme Tarihi: 20.01.2020 15:12:34 - Güncellenme Tarihi: 01.06.2020 04:20:44

Said Halim Paşa bundan yaklaşık yüz yıl önce Müslüman toplumun içine düştüğü bunalım halini “Buhranlarımız” kavramıyla ifade etmişti. Bu ifade toplum ile onun sahip olduğu tüm kurumları içermekteydi. Yüz yıl sonra aynı yerdeyiz. Batı dünyasında neşvünema bulan yaşam tarzı ve bunlara ait kurumlar bizim için hala aynı uzaklıkta. Batının yaşadığı premodern (modern öncesi), modern ve postmodern süreçler özellikle İslam toplumları için tam bir kaos nedeni oldu. Batı bu süreçlerle Doğunun hiç te alışık olmadığı davranış kalıplarını ve bunlara ait kurumsal yapılaşmayı ikame etti. Doğu, modernite bağlamında daha olup biteni tanımlayamadan ve buna karşı pozisyonunu net olarak ortaya koyamadan Batı bir adım daha atıp “görecelik”in temel değer olduğu postmodern sürece sıçradı. Modern dönemde Batıda üretilen teknoloji adeta Doğu toplumları için yenilginin ve teslim oluşun somut göstergesi oldu.

Sanayi Devrimi ile başlayan Batının zafer çağı “Dijital Çağ” ile yeni bir sürece giriyor. Ama bu sadece Batı için geçerli. Ali Şeriati’nin de dediği gibi, Müslümanlar takvim zamanı olarak Batı ile aynı yüzyılı yaşasa da sosyolojik olarak aynı yüzyılı yaşamıyor. Mesela Afrika’da pek çok ülkenin modern öncesi dönemi yaşadığı aynı tarihte Dünyanın başka bir yerindeki başka bir ülkesi modern dediğimiz düzeyi yaşıyor ve hatta aynı çağda başka bir ülke postmodern sürece adım atıyor. Takvim saati herkes için aynı medeniyet düzeyini işaret etmiyor.

Sadece Türkiye’ye bakıp olguyu biraz daha somutlaştıralım. Bizi yıllardır “gelişmekte olan ülke” masalı ile uyuturken Batı, kendisi gen mühendisliği, yapay zeka, blockchain, nesnelerin interneti vb. konuları hem konuşuyor hem de üretiyor. Biz, kağıttan para olur mu olmaz mı, faiz mi enflasyonu enflasyon mu faizi üretir, camilere tabure konması mı doğru konmaması mı, Kanalistanbul yapılmalı mı yapılmamalı mı, elektrikli araba gerçek mi propaganda mı, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi iyi mi kötü mü gibi ucu bucağı bulunamayan konularla vakit tüketirken Dünyanın egemenleri insanlığın geleceğini planlıyor. Ve yarın hepimiz kurgulanan bu trajedinin edilgen birer oyuncusu olmaktan öteye geçemeyeceğiz.

Peki bu cendereden bir çıkış yolu yok mu?

Tabi ki var. Bunun ilk adımı toplumsal bir özeleştiri. Yıllardır başkalarından beklediğimiz özeleştiri. Sonra kendi işimizi iyi yapmak. Üretken olmak. Özgüvenimizi artırmak. Hakikati savunmak. Küçük hesaplar uğruna büyük kayıplara razı olmamak. Adaleti, liyakati, emaneti önemseyenleri dost tutmak. Ailemize sahip çıkmak. Çocuklarımızı geleceğin dünyasına hazırlamak. Vatansever olmak. İnsanları ötekileştirmemek. Yalan, dolan, hile ve sahtekarlıktan uzak durmak. Bunları meslek edinenlerle mücadele etmek. Pasif iyi olmaktan aktif iyi olmaya geçmek. Gelecek güzel günleri geçmişin bitimsiz tartışmalarına feda etmemek…

Şimdilik slogan olan bu ifadelerin pratik tarafı nasıl tanzim edilecek?

Bireysel düzlemde özeleştiri yaparak. Bu iki türlü olur; ya zorâki ya da irâdi. Savaş, işgal, sürgün ve kitlesel katliamlar toplumları ister istemez dinamikleştirir. Cebre(zorlamaya) maruz kalan bu toplumlar önce özeleştiri yaparak dinamizm kazanır. Unutmayalım ki iradi değişimi sağlayamayan toplumlar zoraki değişime mecbur bırakılır. Aslında her yeni atılım bir özeleştiri ile başlar. Batıdaki Reform ve Rönesans gibi. Doğu toplumlarından beklenen ya da yapmaları gereken her ne kadar dini reforme etmek ve sosyal hayatı rönesansa tabi kılmak değilse de en azından ciddi bir özeleştiriye girişmektir. Zaten Sezai Karakoç’un dediği gibi, Rönesans, İslam’a karşı Hıristiyanlığın antikiteyi yani eski Batı medeniyetini imdada çağırmasıdır. İslam’a karşı bir reaksiyon olan rönesansın bizim toplumumuz açısından bir kıymeti harbiyesi olamaz. Özeleştiri bizim kültürümüzde bir istiğfardır. Tövbedir yani. Tövbe ise dönüştür, gidilen istikametten dönmek.

Toynbee’nin “durdurulan medeniyet” dediği yani İslam Medeniyetinin dağılmış, mazlum ve mustazaflar haline getirilmiş çocuklarına üç yüzyıllık rezilet yeter de artar. Artık lider mi toplumu toplum mu lideri dönüştürür paradoksundan kurtulup bireysel alanda ve en kısa zamanda alışkanlıklarımızı bir tarafa bırakıp uyanma, dirilme ve silkelenme mecburiyetindeyiz. Mehdivâri karizmatik liderlerin bizi kurtaracağı ütopyasından kurtulup kendi ayaklarımız üstünde durmayı ve yarınları kuracak bilgi, birikim ve kurumsallaşmayı bir an önce gerçekleştirmeyi başarmalıyız. Toplumun ve liderin negatif dönüştürücü etkisini fark etmeliyiz. Bilgiyi rehber, hakikati gaye, çalışmayı ilke edinip azim ve kararlılıkla yola çıkma vaktidir. Bu yürüyüşte Ali Şeriatilere, Aliya İzzetbegoviçlere, Sezai Karakoçlara, Cemil Meriçlere sahip olan bir toplum için ümitvar olmaktan başka yol yoktur.

 

 

https://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3694/toplumsal-ozelestiri

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

11.05.2020 Neden Siyaset
30.03.2020   Hüzün Bulutları
23.03.2020     Virüs Salgını Üzerine Düşünceler
16.03.2020 “Karanlık Çağ”
09.03.2020 "Medeniyet Dönüşümü”
02.03.2020 Aktif Ahlaktan Pasif İmana
24.02.2020 Yeni Bir Yolculuk Hikâyesi
17.02.2020 Tarım Üzerine
10.02.2020 Siyah ve Beyaz Arasındaki Sonsuz Zenginlik
03.02.2020 Mesire Yerindeki Gazete Parçaları
27.01.2020 Bunu da Unuturuz
20.01.2020 Toplumsal Özeleştiri
13.01.2020 “Vicdan Zorbalığa Karşı”
06.01.2020 Kandil Şahsiyetler
30.12.2019 Kanal’a Bakan Kurt Gözleri      
23.12.2019 Gelecek’in Geleceği
16.12.2019 Gelecek Partisi ve Vizyonu
09.12.2019 Demokrasi ve İnsan Hakları Günü
02.12.2019 'Güneşin Doğduğu İnsanlığın Battığı Yer'
25.11.2019 Gücün 'Şehir'le İmtihanı
18.11.2019 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde'
11.11.2019 Arayış
04.11.2019 Din Bilim Siyaset
28.10.2019 İnsanın Dört Mevsimi
21.10.2019 Modern Bunalım
14.10.2019 Gündemlerde Kaybolmak
07.10.2019 Yeni Partiler ve Yeni Siyaset
30.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-5
23.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-4
16.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-3
09.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu -2-
02.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-1
26.08.2019 Terörize Edilebilirlik Açısından Dinler
19.08.2019 Kemalist İslamcı Kürt Alevi ? ve Mutabakat
05.08.2019 Ahlâksız Îman
29.07.2019 Eleştiri Kültürü
22.07.2019 Hoşgörü Toplumu
15.07.2019 Mental Yorgunuyuz
08.07.2019 Hayata Dair
02.07.2019 Lgbt veya Cinsel Engellilik
01.07.2019 MAÂRİF DÂVÂMIZ-4
24.06.2019 Maârif Dâvâmız-3
17.06.2019 Maârif Dâvâmız-2
10.06.2019 Maârif Dâvâmız-1
03.06.2019 ?Hoşbulduk - Güle Güle?